Kategori arşivi: Timsah

Hayat Belgeseli Bölüm 2 Sürüngen

hayatHayat Belgeseli Bölüm 2 Sürüngen, Hayat Belgeseli Bölüm 2 Sürüngen Belgeseli, Hayat Belgeseli Bölüm 2 Sürüngen izle

Hayat Belgeseli Bölüm 2 Sürüngen Müzik Gülme efekti Cano mu giyiyor bunu? Müzik Evet. Eh siz devam edin. Ben sizi dinliyorum. Ay merhaba, bu sizden mi düştü acaba? Ne benden mi düştü? Bebek. Aa! Deli mi ne? Eskici. Eski alırım. Eskici. Ay! Ay dur bakayım. Buyur abla? Bak bakalım buna ne kadar verirsin? Neye? Bebeğe mi? Evet. Ay bozuldu bu. Sürekli ağlıyor. Belki karnı acıkmıştır. Ya kullanma kılavuzu yok ki. Nereden bileyim ben? Hem bak al bunu, iyi paraya okutursun ha! Şaka mısın be abla? Git başımdan. Tövbe tövbe! Müzik İyi günler beyefendi. İyi günler hanımefendi, buyurun. Ay buyurayım. Ay! Otur, otur. Gözde Ay bir şey diyeceğim. Benim çok acil hastaneye gitmem lazım. Annem hastalanmış. Bulaşıcı bir hastalık. Geçmiş olsun. Neymiş? Ne, neymiş? Hastalığı. Eee bulaşık hastalığı. Hah! O ne biçim hastalıkmış ya? Vallahi daha önce hiç duymadım ha. Adı üstünde işte, bulaşıcı hastalık. Hem de çok bulaşıcı. Benim hemen annemin yanına gitmem gerek. Ama bebeğimi götürmeye korkuyorum. Ya ona da bulaşırsa? Bulaşmasın, yazık. Ya işte yazık bulaşmasın. Allah korusun. Siz de yarım saatliğine bakıverseniz. Ben? Bebeğe? Gülme efekti Çok zor durumdayım. Lütfen Kapı vurma sesi Aa! Pardon bir dakika. Gülme efekti Hoş geldiniz Mine Hanım. Hoş bulduk Ece Hanım. Çok teşekkür ediyorum size gerçekten. Çok yoğunmuşsunuz. Ama inanın sizinle görüşmeye o kadar çok ihtiyacım vardı ki. Ne demek? Buyurun her zamanki yerinize. Olur, tabii. Yani size anlatacak o kadar şeyim var ki. O yüzden saatlerce sizinle konuşabilirim şu anda. Saatlerce mi? Ee! Şöyle yapalım. Bugün bir değişiklik yapalım. Gelin, siz böyle oturun bu koltuğa, ben de kanepeye geçeyim. Ha! Ece Hı hı! Iıı! Ee, olur. Ece Buyurun. Ece Oh! Şöyle çok güzel oldu. Evet! Sizi dinliyorum. Ay canım çok sıkkın Ece Hanım ya. Yani içimdeki değersizlik duygusunu bir türlü bastıramıyorum. Ya sanki kimsenin umurunda değilim. Ne annem, ne babam ne kocam. Ay hatta çocuklarım bile. Ay hiç kimse beni dinlemiyor. Horlama sesi Gülme efekti Ay rezalet! Düpedüz rezalet. Mine Hanım, gerçekten çok özür dilerim. Açıklayabilirim. Gerçekten. Ece Ya ne olursunuz? Ah! Gülme efekti Off!.. Aşkım ne oluyor? Ya ne olacak, seansın ortasında uyuyakaldım. Ne? Ya yorgunluktan işime bile konsantre olamıyorum ki. Annem bütün evi temizletti değil mi sana? Ya ütü bile yaptım. Gülme efekti Aşkım gel vazgeç şu inadından. Bak bu iş böyle olmayacak. Olmaz! Evin hâkimiyetini annene bıkamam Fırat. Yapamam ben bunu. Müzik Gülme efekti Ya hanımefendi beni tanımazsınız, etmezsiniz. Yani tanımadığınız birine bebeğinizi nasıl bırakırsınız ya? İçimden bir ses size güvenebileceğimi söylüyor. Sizin gibi düzgün, yakışıklı bir adamdan zarar gelmez ki. Yani tabii orası öyle ama şimdi Cüneyt Bilemedim ki ya! Hem ben sizi tanıyorum. Bu lokantada çalışıyorsunuz. Evet. Lütfen yardım edin. Baksanıza, şu masum çocuğa bulaşsın ister misiniz hastalık? İstemem tabii. Allah korusun ya! Hah! Alın o zaman. Gözde Şöyle tutun bir. Aman, aman, aman. Gözde Ben kaçtım. Nas Hanımefendi! Cüneyt Hanımefendi! Hanımefendi! Müzik Oy sana hele bak hele. Oy senin Oy canımın içisi. Böyle oturacak mıyız? Müsvette. Müsvette. Kapı açılma sesi Buyurun Ece Hanım. Hah Müsvette. Sana acil ihtiyacım var. Geç benim koltuğuma otur. Psikolog koltuğuna mı? Evet. Bugün sen ben olacaksın. Peki siz? Ben de hasta olacağım. Ha!.. Hangi hasta? Mine Hanım mı? Faruk Bey mi? Kendim olarak hasta olacağım Müsvetteciğim. Ha!.. Peki siz kendiniz olarak hasta olursanız o zaman ben nasıl siz olacağım? Ayrıca Fırat Bey ne olacak yani? Sizin eşiniz mi olacak yoksa benim eşim mi? Ay Allah aşkına uzatma Müsvette, yalvarıyorum. Ece Bak sinirlerim koptu kopacak, sana acil ihtiyacım var. Gel, otur şöyle, hıh! Ben de kanepeye geçeceğim. Sen de bana burada yazan soruları soracaksın, tamam mı? Ohh! İyi ama ne yapıyoruz? Ben hâlâ anlayamadım. Ah! Bana psikologluk yapacaksın güzel kızım. Gülme efekti Allah’ım hayallerim gerçek oluyor. Psikolog oluyorum Gülme efekti Müzik Anlaşılmayan konuşmalar Oğlum sağa pas verin. Oralar hep temiz kalmış ya! Basmadığınız yer kalmasın. Hadi kurbanım. Vur! Hahaha! İşte bu! Hop. Aldım, aldım. Sidar Vur, vur, vur. Hadi. Müzik Anne! Ey! Eşeğin sıpaları sizi. Ne yaptınız bu evi böyle? Hadi bakayım dışarı çıkın. Çabuk çabuk. Gazozlarımız nerede? Ne gazozu? Çabuk çık. Ama gazoz sözü vermiştiniz. Ya yürüyün gidin. Vallahi beni deli etmeyin. Hadi. Sidar Haydi, haydi terbiyesizler. Sidar Allah Allah. Vallahi şu şehirli bebeler de gerçekten hepsi arsız ha! Ya iki dakika kapıyı açık bıraktım, hemen içeri girmişler. Şu hale bak ya. Kız vallahi o kadar uğraştı, tertemiz yaptı, kız ne yapsın? Gülme efekti Sidar Uyy, ne yapayım? Müzik Müsvette Şimdi merdivenin son basamağından iniyorsunuz Ece Hanım. Onuncu basamağı da indiniz mi? İndim. Heh. Burası sizin ee güvenli yeriniz. Kendinizi en güvende ve en huzurlu hissettiğiniz yer. Neresi burası? Yatak. Yatak mı? Evet, çok huzurluyum. Gülme efekti O zaman burada kimse sizi yargılayamaz. Söyledikleri sözler sizi incitemez. O yüzden burada istediğinizi anlatabilirsiniz. Ee, şimdi bana söyleyin Sidar Hanım’la kavganızın sebebi nedir? Neden ona üstünlük sağlamaya çalışıyorsunuz? Gülme efekti Ece Hanım? Ece Hanım? Gülme efekti Ece Hanım? Iıh! Ayy! Ne oldu? Ah! Aa başardın Müsvette. Kendimi çok daha iyi hissediyorum. Gülme efekti Müsvette İyi ama Bildiğin aydınlandım. Ya doğru, ben neden bu kadınla cebelleşip duruyorum ki? Neticede benim kocamın annesi. Benim onunla ne gibi bir yarışım olabilir? Vallahi bravo Müsvette. Senden harika psikolog olur. Gülme efekti Nereye gidiyorsunuz? Eh, aydınlandım diyorum Müsvette, bildiğin aydınlandım. Müzik Gitar Benden iyi bir psikolog olur. Gülme efekti Vallahi de olur. Müzik Gitar Allah bağışlasın. Cüneyt! Buyur ağam? Küçük Cüneyt? O ne ki ya? Kucağında bebek var. Farkındayım ağam. E ben neyin farkında değilim peki? O bebeğin sende ne işi var oğlum? Annesi hastaneye gitti, gelecek. Annesi kim? Tanımıyorum. Tanımadığın kadından çocuk mu peydahladın? Tövbe ağam, tövbe ya. Ya çocuk benim değil ağam. Allah, ben seni ge an anlaya yok, ben ulaşamıyorum senin seviyene benim kalemimi de Oğlum bak, baştan alalım. Kucağında bir bebek var. Evet. Hiç tanımadığın bir kadın Evet. daha önce de hiç görmediğin bir kadın. Hiç. Sana bebek veriyor ve alıyorsun, öyle mi? He? Evet, ben bebeğe bakıyorum sadece ağam. Bebek de şirinmiş ha. He bak. Oyy! Hani ağası. Oyy! Ağası. Cano Garip sesler çıkartır Ana! Ana! Bu bebeğin sende ne işi var Cüneyt? Nedir bu? Ağam, vallahi ben burada böyle oturuyordum Oturuyordun? Burada böyle oturuyordun? Babanla bizim bir yerlerimizde boza pişsin, terler aksın, sen burada oturuyordun iş saatinde, öyle mi? Ama lütfen konuyu değiştirmeyelim, onu mu konuşuyorduk ya? Sen bebeği merak ediyordun ağam. Senin hakkında merak ettiğim o kadar çok şey var ki Cüneyt. Mesela anatomin. Beyin yapın, lopların. Gülme efekti Haydi bebekliğine dönelim. Eee bu bebeğe dönelim, anlat bakalım. Cüneyt He. İşte ağam dediğim gibi ben dışarıda masaları siliyorum yahu nasıl çalışıyorum, nasıl terlemişim onu kaldır, onu indir He. Ondan sonra bir tane kadın geldi. Kucağında da a bu bebek. Dedi, ya dedi annem hasta ben hastaneye gideceğim ama bebek hastalık kapmasın bırakacak kimsem de yok dedi. Siz baksanız yakışıklı bey dedi bana. Yakışıklı dedi? He. Kadın sana yakışıklı dedi? He. E oradan uyanmadın mı oğlum bunun numara olduğuna? Ya başta aslında bir şüphelendim ama sonra dedim ki Cüneyt senin de kendine göre bir albenin var dedim. Vallahi ben almam seni Cüneyt. Gülme efekti Ee Cüneyt, dinliyorum. Hani dedi bebeği dedi, hastaneye götürmesem, hastalık kapmasa. Ha yoo Cüneyt evet? Hani dedi, bebeği size bıraksam dedi. Sen de aldın? Yahu insanlık öldü mü ağam, aşk olsun. Allah aşkına ya. Ben de kadına yardımcı olmak istedim. Zaten yarım saate gelecek. Kadın gideli ne kadar oldu? Oo, vallahi bir buçuk saat oldu ya. Gülme efekti Bir buçuk? He. Bir buçuk bölü, sıfır nokta beş sıfırlarını at, sadeleştirme yap. Dört. Dur, sa yok la, üç. Yani dediğinden üç kat daha fazla zaman geçmiş, hâlâ gelmemiş. Üç vakte gelmediyse, hayatta gelmez. Gülme efekti Hayırlı olsun haydi. Niye? E oğlum nur topu gibi bir çocuğun olmuş. İnşallah kadın bebeği sana kakalamaz da bebek de sonra sana kakalamasın.

Isırıgın Gücü Belgeseli

ısırıgıngücüIsırıgın Gücü Belgeseli, Isırıgın Gücü Belgeseli, Isırıgın Gücü Belgeseli izle

Bu adaylık, senatörleri susturup senatodan hızlıca geçirmek için yapılan sinsice bir girişimdir. Sayın Başkan, senatör, bir soru için söz hakkı verebilir mi? Çoğunluk partisi liderine ya da denetçisine söz hakkı verme niyetim yok. Leffingwell’e karşı eleştirileri engellemekten başka bir amaçları yok. Güzel dostum ve meslektaşım, seçkin ve kıdemli Illinois senatörü söz hakkını bana devredebilir mi? Bu şartlar altında ve bu konuda tamamen aynı görüşte olduğumuz için sözü, muktedir ve saygıdeğer Güney Carolina senatörüne bırakmayı bir şeref sayıyorum. Teşekkür ederim efendim. Sayın Başkan, Illinois’li seçkin meslektaşımı savunmak durumundayım. Öyle görünüyor ki dört bir tarafı öfkeyle hırlayan düşmanlarca sarılmış. Oysa ki amacı, sadece koridorun her iki tarafındaki çoğumuzun hissettiği masum bir sitemi dile getirmekti. Başkanın bize dayattığı bu adaylık karşısında içten bir tepki. Sayın Başkan, senatör, söz hakkı verebilir mi? Vermeyeceğim, ama yine de söyleyecek olduğunuz şeyi yerinize söyleyeyim: Şu an, kişisel suçlamalarda bulunma zamanı değil. Bu, senatörü tatmin eder mi? Bu, Robert A. Leffingwell adlı adamdan başkası yok muydu? Akil adam hazinemizin içi o kadar mı boş ki, ulusumuzun ve dünyanın kaderini etkileyebilecek olan bu makam için Robert A. Leffingwell’den başkası yok? Bunu, inanması güç, hatta imkansız buluyorum. Seçkin senatör söz hakkı verebilir mi? Genç, yakışıklı ve güç dolu meslektaşıma memnuniyetle söz hakkı veririm. Öyle görünüyor ki Seab, Lafe Smith’i öğle yemeği için kızartacak. Güney Carolina’lı kıdemli senatör, bu tehlikeli dönemde dışişleri bakanlığı makamı için, neye ya da kime ihtiyaç duyulduğunu başkandan daha iyi bildiğini mi düşünüyor? Evet, senatör. Rhode Island’ın kıdemsiz senatörü gibi genç ve tecrübesiz biri bile başka birini seçerdi. Bunun doğru olduğunu söylemez miydiniz? Senatör, dar görüşlülüğün ve kemikleşmiş bir önyargının göstergesi olan, hata kabul etmez bir bilgiçlik tavrı içinde. Kim, kimi yedi? Sayın Başkan işte size, Leffingwell denen adamın yaratabileceği kargaşanın bir örneği. Annelerinin dizi dibinde nezaketi öğrenen yetenekli, duyarlı genç senatörler Robert A. Leffingwell adlı bu huzur bozucu adama tutkuları yüzünden büyüklerine saldırıp onları parçalamakta. Kendimizi içine düşürdüğümüz bu gülünç durumu düşünmeleri için senatörlere yalvarıyorum. Niye? Partimizin içinde bu acı fikir ayrılığına sebep olan kim? Leffingwell. Yasamayla ilgili kurduğumuz sıcak münasebeti bozan kim? Leffingwell. Kim, bu Senato’yu, öfkeli duyguların mücadele alanına çeviriyor. Leffingwell. Bu Leffingwell denen kişiden tiksiniyorum. Bir bela. Siyasi tavizler veren bir yol izleyecek! Büyük ulusumuzun ahlaki yapısını zayıflatacak. Geleneklerimizi helak edecek. Ve sizlere yalvarıyorum sayın senatörler, onu reddedin. Reddedin! Barney, bu gece harika görünüyorsun. Teşekkür ederim Bayan Harrison. Betty, senatörle tanışıyor musunuz? Evet, tanışmıştık. Şöyle bir tur atalım mı? Selam, Lafe. Eğleniyor musunuz? Çok güzel vakit geçiriyoruz. Sağ olun. Bir içki ister misiniz? Hayır, sağ olun. Ülkemin, Bay Leffingwell konusundaki görüşünü açıkça ifade edeceğim. Bazı açılardan mükemmel biri. Ama başka açılardan o kadar mükemmel değil. Ona karşı durma eğiliminde olabileceğimiz kişilik özelliklerine rastlamadığımız sürece genel olarak, onu desteklediğimizi söyleyebilirim. Bütün olarak, ülkemin duruşu budur. Evet, aynen. Esrarengiz Doğu’nun esrarengiz davranmasına daima güvenebilirsiniz. Dans güzel mi? Senatör çok güzel dans ediyor. Bu konuda kimse Lafe’in eline su dökemez. Powell, senatör, yarın öğle yemeğine bize gelecek. Onur duyarız. Elçilikteki ilk misafirimiz olacaksınız. Çok naziksiniz. Bob, bir dakika görüşebilir miyiz? İzninizle? Seni yemekte göremedim, Fred. Yeni geldim. Öğleden sonra New York’tan aradığımda niye benimle görüşmedin? Görüşmek istemedim. Bu yeterince dürüst bir cevap oldu mu? En başından beri Brig Anderson’ı düşünüyordun, değil mi? Hayır. Ama seni de düşünmüyorduk. Takımda, değil mi? Ne takımı? Yapma bunu bana. Çalışma grubu, cemiyet, takım. Bak, Fred, beni, seni gücendirmeye mecbur ettin. Üzgünüm. Pekala. Olayı unutmaya hazırım. Leffingwell lehine çalışacağım. Peki, Fred, ama durumu daha fazla kurcalamayalım. Robert Leffingwell, savaş ile barış arasındaki fark. Onun için mücadele etmeye kararlıyım. Yalnız mı takılıyorsun, Harley? Biraz kaçıp kafa dinleyeyim dedim. Kadınlardan mı kaçtın? Sana, bir başkan yardımcısının sormaması gereken bir soru, sorabilir miyim? “Başkanın sağlığı nasıl?” gibi mi? Onu altı haftadır görmüyorum. Hiç arayıp çağırmıyor. Niyetinin seni hiçe saymak olduğunu sanmıyorum. Muhtemelen hiçe sayıyor. Ama sorma sebebim o değil. Bak, biliyorum, ben sadece Yakışıklı Harley’im, kadınların gözdesi. Sırf, iki partinin ortak başkan yardımcısı adayıyım diye burada olduğumu biliyorum. Asla başkan olmayı beklemedim ve Tanrıdan dileğim hiç olmamam, gerçekten. Ancak, ortalık, onun sağlığı ile ilgili dedikodularla çalkalanıyor. Doğruluk payları varsa, en azından bana söylenmeli. Pekala. Ama bu sadece benim kendi fikrim. Geçen yılki ameliyatın işe yaradığını düşünmüyorum. Bir zamanlar, şirket kuruluşlarından gelen gelirleri sayıp du Pont ailesiyle çay içen, mutlu Delaware valisiydim. Şimdiyse Daha bir şey olmadı. Belki de olmayacak. Başkan olmak için gereken yapıya sahip olduğumdan emin değilim Bob. Öyle biri var mı ki? Çoğu başkan, işi, işbaşında öğrenir. Ben öğrenene kadar, ülke dibi görebilir. Alçak gönüllülük, bu işe giden yolda sahip olabileceğin en kötü özellik değildir. Gerginliği ifade etmek için güzel bir kelime, “alçak gönüllülük.” Her halukarda, sen tek başkan yardımcımızsın, Anayasa öyle diyor. Leffingwell, barış için taviz vermekle kalmıyor, aynı zamanda müsrif. Hükümetin kepçeyle koyduğundan fazlasını bir çay kaşığı ile devletin hazinesinden boşaltır. Öyle tavizler verecek ki Münih onların yanında çocuk oyuncağı gibi kalacak. Dünyanın nasıl olduğunu sanıyorsunuz? Kendini bile doyuramayan, beş para etmez bir ülke yüzünden bombalanıp yok edilmemizi mi istiyorsunuz? Tamamen kendimizi düşünmeliyiz. Senatör, sözü bana bırakabilir mi acaba? Bu, bana göre gülünecek bir konu değil, Bayan Harrison.

Tehlikeli Karşılaşmalar Timsahlar

tehlikeli karşılaşmalar timsahlarTehlikeli Karşılaşmalar Timsahlar, Tehlikeli Karşılaşmalar Timsahlar, Tehlikeli Karşılaşmalar Timsahlar Belgeseli, Tehlikeli Karşılaşmalar Timsahlar izle

Tehlikeli Karşılaşmalar Timsah Marcus üzüldüğü için ben de üzülüyorum. Will, intihar etmek gibi bir niyetim yok. Yok mu? Şu anda yok. Harika. Harika! Güzel. Seni çekici bulmuyorum, tamam mı? Sen neden söz ediyorsun? Olamaz. Sen deli misin? Tamam. Tamamen yanlış bir kelime kullandım. Ama biraz konuşmamız gereken bir konu var. Sabah ağlamaları, depresyon Şunu bir halledelim. Erkekler böyle düşünüyor, değil mi? nasıl? Cevabı bilmiyorsanız, Essex Yolunda oturan bir adam var o bunu çözer diyemiyorsanız hiç canınızı sıkmazsınız. Hayır. Şey, peki tamam. Doğru. Essex Yolundaki adamın adını bilmek isterdim çünkü bence ben işe yaramam. Will, sen işe yaramaz biri değilsin. Buradasın. Önemli olan da bu. Tamam. Şimdi İzninle Ne var? Marcus okul konserine çıkacak. Marcus şarkı mı söyleyecek? Evet. Okulda mı? Pop konseri. Çok heyecanlı. Vaktinde yetişmek istiyorum. Dur, dur. Ne söyleyecek? Usulca öldürüyor beni şarkısıyla Bütün hayatımı anlatarak Konser ne zaman başlıyor? Marcus’un şarkı söylemesinden sana ne? Hani bazen rüyanda okula pantolonsuz gittiğini ve herkesin sana güldüğünü görürsün Ne ilgisi var? Marcus’a öyle olacak, hem de gerçek hayatta. Çocukların önünde o şarkıyı söylerse üniversiteye kadar hayatı kayar. Tabii üniversiteye gidebilirse, çünkü onu lime lime edecekler. Kimsenin kendini ifade etmesine engel olamazsın. O kendini ifade etmiyor! Seni ifade ediyor, tamam mı? Tanrım. Ne var? Ulu tanrım. Haklısın. Will, ben kötü bir anne miyim? Hayır, kötü bir anne değilsin. Sadece zırdelinin tekisin. Hayır, ben kötü bir anneyim. İpin ucunu kaçırdım, hiçbir şeyin farkına varmadım. O çok özel, çok özel bir çocuk. Çok hassas bir ruhu var, bense onu yaraladım! Lütfen kes sesini. asıl benim ruhumu yaralıyorsun. Pekala, sen park et. Ne? Selam. Burada ne işin var? Oradaki Ali. Çok yetenekli. Evet, Def Penalty Kru’dan Murder Fo’ Life’ı dinlediniz. Şimdi sırada Marcus Brewer var. Roberta Flack’in sevilen şarkısı Killing Me Softly’yi söyleyecek. Teypte kendisine Simon Cosgrove eşlik edecek. Marcus, bunu yapamam. Bizi topa tutacaklar. Ama demiştin ki Kusura bakma. sterlinini geri al. Şimdi geliyorlar. Hadi Marcus, seni sersem! Dur! Afedersiniz. Burada neler oluyor? Hiçbir şey. Her şey kontrol altında. Ben onun şan hocasıyım. Burada ne işin var? Sosyal bir intihara kalkışmak üzere olduğunu duydum, o yüzden geldim. Eşlikçim beni bıraktı! Harika. Bunu yapman gerekmiyor. Vazgeçemem. Vazgeçebilirsin. Aramızda sanatsal ayrılıklar vardı de. Onunla çalışamadın. Uyuşturucu sorunu vardı. Annem söylememi istiyor. Onu mutlu edecek. Bak ahbap, yapacağın hiçbir şey anneni mutlu edemez, tamam mı? Uzun vadede edemez. Bunu kendisi başarmalı. Hemen buraya gel! Çekil başımızdan, tamam mı! En önemli şey kendi kendini mutlu etmen. Kendimi mutlu etmeyi denedim. Annem de kendini mutlu etmeyi denedi. İşe yaramıyor. Mutlu olmak için başkaları lazım. İşte sorun da burada. Başkaları seni mutlu edebiliyorsa, mutsuz da edebilir. Oradakiler seni mutlu edecek mi sanıyorsun? Dur. Bekle. Marcus, yapma. Marcus! Eyvah. Hadi Britney! Bize bir şarkı söyle. Bu annem için. Duydum ki iyi bir şarkı söylüyormuş Duydum ki bir stili varmış Onu görmeye gittim Bir süre dinledim İşte oradaydı, bir delikanlı Hiç tanımadığım bir yabancı Berbatsın dostum! Acımı parmaklarıyla tıngırdatarak Hayatımı kendi sözleriyle anlatarak Usulca öldürüyor beni şarkısıyla Usulca öldürüyor beni Bu da kim? Hayatımı kendi sözleriyle anlatarak Usulca öldürüyor beni şarkısıyla Yüzümü ateş bastı Kalabalıktan utandım Sanki mektuplarımı bulmuştu hepsini teker teker okuyordu Bitirsin diye dua ettim Ama devam ediyordu Acımı parmaklarıyla tıngırdatarak Hayatımı kendi sözleriyle anlatarak Usulca öldürüyor Kesin şunu. Usulca öldürüyor beni şarkısıyla Hayatımı kendi sözleriyle anlatarak Usulca öldürüyor beni Şarkısıyla Sanki beni tanır gibi Will. Derin çaresizliğimi Bitti. Sonra dosdoğru bana baktı orada yokmuşum gibi Will, hadi. Will, bitirdik. İşte ben orada, usulca öldürüyordum onları şarkımla. Ya da öldürülüyordum. Üstelik hiç de usulca değil. Gözlerim kapalı şarkı söyledim. Korkuyor muydum? Dehşet içindeydim. Bu kesinlikle ada hayatı değildi. Usulca öldürüyor beni Şarkısıyla Teşekkürler Finsbury. Size grubun elemanlarını tanıtmak istiyorum. Vokal ve tefte Marcus Brewer. Ve hepsi o kadar. Çabuk gidelim. Hadi. Marcus, teşekkürler. Şarkı için. Harikaydın. Sence öyle mi? Evet. Bence bunu kutlamalıyız. Peki. McDonald’s’a ne dersin? McDonald’s mı? Evet. Sağol anne, ama gerek yok. Hayır, cidden. McDonald’s’a gitmek istiyorum. Biliyor musun, pek aç değilim. Hadi ama. Bir Big Mac katledemez misin yani? Anne! Pekala, başka zaman. Ne zaman istersen. Bir süre daha buralardayım, biliyorsun. Bir sonraki Noel’de işler normale dönmüştü. Sen gelmeden önce Her insan bir adadır. Bunda ısrarlıyım. Ama belli ki kimileri, takımadaların parçası. Okyanusun derinlerinde bir yerde birbirlerine bağlılar. Demek annemle evleneceksin. Bilmiyorum. Neden? Sence o ister mi? Benim annemle evlenmesini istiyordum. Ciddi misin? Evet. Ama o zamanlar annem depresyondaydı, ben de çaresizdim. Sağol dostum. Şu karıştırıcıyı nasıl kullanıyorsun? Kullanmıyorsun. İki kişi yetmez diyordum. Ulu tanrım. Şimdi bir sürü insan vardı. Bu harikaydı. Büyük ölçüde. Sizi tembel piç kuruları, kalkıp yardım etmeyecek misiniz? Will’i nereden tanıyorsun? Birkaç yıl önce ikimiz de Uluslararası Af Örgütü’nde gönüllüydük. Evet, doğru. Burma’da durumlar nasıl Tom? Daha iyi mi? Yani iyi mi? Derken birdenbire beni Noel yemeğine çağırdı. Ben de geldim. Sahi mi? Pekala, Ellie’yle aranızda nasıl bir ilişki var? Kız arkadaşın mı? Sen delirdin mi? O spor ayakkabıları nereden aldın? Neden? Nesi var? Hiç. Ne var? Bu arada, Rachel’la sana şans veriyorum. Tabii kullanabilirseniz. Sağol. Bir canavar yaratmıştım. Belki de o beni yaratmıştı. Will’in neye bozulduğunu anlamıyorum. Sadece çift olmakla iş bitmiyor demek istemiştim. Bundan fazlası lazım. Yedek lazım. Bence artık Will’le ben birbirimizi yedekliyorduk. Will’in bana dediği gibi, Jon Bon Jovi ne demiş Hiç kimse bir ada değildir.

crocodile

CROCODILE

crocodileCROCODILE - Timsahlar Nehirlerin ve Suların Canavarları Video Alt Yazılıdır ve  yüksek kalitedir Türkçesi Çıktığında Yayınlanacaktır… Video alt yazılı olduğu için mausa bir süre dokunmazsanız alttaki player göstergesi kaybolacaktır… Alt yazı tam ozaman görünür… Çalışmayan video olursa sayfayı yenileyin 1-2 defa çalışacaktır. Video silinmişsede yorum olarak bildirirseniz tekrar ekleriz…iyi seyirler… Okumaya devam et