Kategori arşivi: Teknoloji

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13 Beni sattın mı? Sana zarar vermelerine izin vermezdim haberno. Konuş Simon. Mutt’ı sen mi vurdun? Ben köpek vurmam haberno. Hadi! Git buradan! Hadi, git buradan. Defol! Karımla çocuğumu da mı sattın? Bunu konuşalım haberno. Evet, hadi konuşalım. Hadi konuşalım. Hadi konuşalım. Seni şuracıkta öldürmemem için bir sebep söyle. Söyle. Konuş benimle Simon. Bana iyilik yapmış olursun haber. Fakirin önüne bir tomar para koyarsan ne yapar haberno? Açgözlülük eder. Tıpkı zenginler gibi. Al bakalım. İki gün önce Koca Colette’le Bonanza’da kocasından saklanıyorduk. Bütün mallarımı buraya taşırsa olacağı buydu. Adi herif. Şansıma tüküreyim, o kuş beyinli tavuk’la karşılaştım. Hala mahkum tavırları içindeydi ve beni gördüğüne çok şaşırdı. O zula eline geçer geçmez beni de göreceğiyle ilgili bir şeyler zırvaladı, onu gömüldüğü yerden çıkardıktan sonra birinin aşırdığına yemin etti ve bunu senin yaptığından emin gibiydi haberno. O parayı düşününce mideme bir taş oturuyor sanki. Seni yıldır tanırım. Böyle biri değilsin. O gece Ira ve Molly’nin evde olmaması gerekiyordu. İtfaiyeci balosuna mı ne gideceklerdi. Raburn’deki Pink Lily’de Obadiah’la karşılaştım. Ira onu kovalı üç, dört yıl olmuştu ve onca zamandır Ira’nın kasasının şifresini aklında tuttuğunu, altı üstü oraya girip kasayı açacağımızı söyledi. Kasa varsa bile, içinde ancak Ira’nın vermediği iki haftalık gündeliğim vardır diye düşündüm. Yemin ederim haberno, sarhoş oldukça en mantıksız şeyler bile mantıklı gelmeye başlıyor. Elimizi kolumuzu sallayarak ön kapıdan girdik, ama Tavuk, yazdığı rakamlarla kasayı açamayınca Salla dedi. Yukarı çıkıp Molly’nin mücevherlerini alacak ve gelmemiz bir işe yarayacaktı. Ortalığı yağmalaması pek hoşuma gitmedi, ben de aşağıda kalıp buzdolabını açtım, bir bira aldım ve oturup televizyon izledim. On beş dakika geçmeden Obadiah kanlar içinde aşağı indi ve Ira’nın onu iş üstünde yakaladığını söyledi, yukarı koştum, Molly neyse ki ölmüştü Ama Ira hala nefes alıyor, oluk oluk kan kaybediyordu ve mezara kadar unutmayacağım bir ifadeyle yüzüme bakıyordu. Yaralı bir geyik gibi işini bitirdim. Ira sana iyi davranmıştı. Molly de öyle. İhtiyar Ira boş yere yıllarca zenginim dememiş, ama bunu zaten biliyorsun, değil mi haberno? Tavuk ayrılmamızı söyledi, o parayı Koruma Bölgesi’ne götürecek, ben de geçitten arabamın olduğu yere gidecektim. Sanırım hapisten çıkana kadar çaldığımız her şeyi saklamayı önceden planlamıştı. Ve şimdi çıktı. O bamya Cornish’i hafife alma haberno. Sadece havlamakla kalmaz. Artık öldü. Gırtlağı kesildi. Bunu yapmamalıydın haberno. Hak etmiş olsa bile. Ben yapmadım, arkadaşın yaptı. Benim arkadaşım yok haberno. Senden başka yok. Bunu tuhaf bir şekilde gösteriyorsun. Sana zarar vermesine izin vermezdim haberno. Sana zarar vermesine izin vermezdim. Sadece parayı istiyorlar. O parayı neden aldın haberno? O parayı neden aldın haberno? O parayı niçin aldın haberno? Seni gerzek piç. O parayı neden aldın? Sakin ol. Hayır. Beynini uçuracağım haberno. Bırak. Hoşça kal Simon. Selam. haber Moon. Burada ne arıyorsun güzelim? Sana ev yapımı ekmek getirdim. Ve birkaç öğünlük malzeme. İlkini ben hazırlayacağım. Ne kadar şanslıyım. Ne getirdin? İtalyan usulü salatalı sandviç. Spesiyalim olur. Spesiyalin demek. Annem de, ben de endişeleniyoruz haber. Tek başına eriyip gidiyorsun. Beni tanırsın, iyiyim. İyi görünmüyorsun. Ayrıca iyi de kokmuyorsun. Tepede odun kesiyordum da ondan. Kamyonete temiz tapa almak için geldim. Git bir duş yap haber Moon, ben de o arada sana yemek yapayım. Hadi. Belki bir tane. Sonra eve gideceksin, duydun mu? Hey Abbie. Güzelim? Ben yaparım. Ben yaparım. Çok dolu olduğu için yer bulmak zor, o kadar. Ben yaparım. haber, iyi misin? Evet. Sadece Yorgunum. Çok yorgunum. Rüzgar panjurlara çarpıyor haber. Evet. Evet, biliyorum. Yiyecek miyiz? Gel, karnını doyuralım. Bu sabah haberlerde dün Oaks’ta bir cinayet işlendiğini söylediler. Polis kim olduğunu söylemiyormuş, sadece sabıkası kabarıkmış ve buradanmış. Şüphelendikleri kimse var mıymış? Ölen adamın iki oda ötesinde kalan bir kadın ve hizmetli kadının ceset bulunmadan kısa süre önce onunla gördüğü bir adam. Derdin ne Diablo? Herhalde kıskandı. Umarım seni bu kadar geç saate kadar tutan kadınla olurken korunmuşsundur. Tek başımdaydım, kimse beni tutmadı. Yakışıklı, nazik ama güçlü ve mizah duygusu iyi bir adam. Bir kadın için dört dörtlük olman için tek gereken güvenceli bir iş haber Moon. İçeride radyoyu açık mı bıraktın? Evet, herhalde öyle oldu. Gidip kapatayım. Sen de evine git. Ne? Neden? Annenle baban merak eder. Evde kimse yok. Ayrıca yemeğim bitmedi. Sözümü dinle, evine git. Hiçbir yere gitmiyorum haber Moon. Lütfen ona zarar verme. Sana Sana parayı veririm. Silahını bu tarafa doğru at. Hemen! At dedim! Bıçağını çıkar. Pekala, şimdi şu ipi alıp kızı bağla. İpi al dedim! Hadi! Ellerini bağla. Bağla şunun kahrolası ellerini! Bağla dedim. Sıkı bağla. Kazaydı. Kızı geyik sandım. Evet, tabii. Geri çekil. Şimdi de ayaklarını bağla. Nerede o? Onu ormana gömdüm. İstersen seni hemen götüreyim. Olmaz. Cesetler tüylerimi ürpertir. Yaptığımı geri alabilseydim, alırdım. Onu becerdin mi? Üstünde bir mektup buldum. Seni sevdiği yazıyordu. Onu Hawaii’ye götürecekmişsin. Ingrid’imin mektubunu mu okudun? Tanrım. Sen beni aptal mı sandın? Pekala. Param nerede? Tepede, yukarıda. İstersen seni hemen götürürüm. Kızı bırak, ikimiz gidip Hayır, öyle yapmayacağız. Sen gidip paramı getireceksin, ben de burada kalıp Adı ne? Abbie. Evet, o arada da Abbie’yle ben yakınlaşacağız, senin Ingrid’imle yaptığın gibi. Onu bırak, ikimiz oraya gidelim. Kamyonetin nerede? İkimiz gidelim Kamyonetin nerede? Yukarıda. Biraz ileride, yolda İçinde silah var mı? Silahım yok. Hepsini aldın Yok mu? Yemin eder misin? Yemin ederim. Hayatın üzerine yemin eder misin? Hayatım üzerine yemin ederim. Sana güvenmek isterdim haber, ama sevgilimi öldürdün ve paramı aldın. Biraz zorlanıyorum. Anlıyor musun? Bana güvence lazım. Evet. Elini masaya koy. Güven bana. Hemen elini masaya koy. Tamam. Öbür tarafını dön uyanık herif. Silah tutan elini. Beni aptal mı sandın? Buna gerek yok. Konuşalım Ağzını aç. Ağzını aç! Hemen şu kahrolası elini masaya koy! Sesini duymaktan sıkıldım. Şimdi sıkıca ısır. İşte şimdi sana güveniyorum haber. Git paramı getir. Tanrım Tamam, içeri gidip bir yara bandı falan tak. Hadi. Erkek arkadaşın korkağın teki. Bir şey olmayacak. Sen ne güzel şeysin öyle. Çabuk dön de sen de tadına bak. Lanet olsun. Ses ver haber! Neredesin? Yerini söyle! Kamyonetteyim! Parayı aldın mı? Önce kazıp çıkarmam lazım. Birkaç dakika sürer. Elimden geldiğince hızlı döneceğim! Sakın ölüp kalayım deme! Acele et haber! Abbie! Abbie! Abbie! Sakin ol güzelim. Sakin ol güzelim. Artık sana zarar veremez. Söz veriyorum. Bir şeyin yok. Bitti. Sana bir şey olmayacak. Hadi. Bana yardımcı ol. Hadi. Eve gidiyoruz. Git, şerife haber ver. haber, hastaneye gitmelisin. Gerek yok. Git hadi. haber, parmağına baktırmalısın. Bir şeyim yok. İyileşeceğim. Önce bir şey yapmam lazım. Hadi git. Her şey yoluna girecek. Her şey yoluna girecek. Ben iyiyim. Ben iyiyim. Adi herif seni Hawaii’ye götürmeyecekmiş bile. Kimin uğruna öldüğünü gör. Derin bir çukur açalım ki bir daha kimse seni çıkaramasın. Koca oğlumuz haber yaşında babasının yaptığı ata binecek! Baban göndermiş. Öyle mi?

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 12

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 12, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 12 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 12 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 12 Burası nereye açılıyor? Merwyn’in odasına çıkıyor. Baba! Buraya gelmemeniz gerekirdi. Peki ya, o çığlık ve gürültü? Merwyn. Öldü. Korkunçtu. Lütfen odalarınıza geri dönün. Şu anda yardım etmek için kimsenin yapabileceği bir şey yok. Bekleyin bir dakika. Bütün bunlar da nedir? Nasıl öldü? Uzun süredir hastaydı. Cesedi nerede? Bu gerçekten seni ilgilendirmez. Sanırım, tüm bunlar beni de ilgilendirir. Hayır, Steve Bekle bir saniye, Susan. Burada neler olup bittiğinin farkında değilsin. Burası benim evim. İşleri kendi yöntemimle yoluna koymak için izninizi istiyorum. Burası sizin eviniz olabilir, ama bir adam öldü! Steve! Üzerini giyin. Hemen şimdi gidiyoruz. Şimdi ayrılamam, Steve. Lütfen işi yokuşa sürme. İyi geceler. İyi geceler. Evet? Doktor içeride mi? Randevunuz var mıydı? Hayır, ama onunla konuşmam gerek. Acil bir durum mu? Doktorla konuşmam çok önemli. İçeri gelin. Bu taraftan. Benimle konuşmak mı istiyordunuz? Doktor Henderson? Adım Steve Reinhart. Sizinle konuşmak zorundaydım. Köyde hiç kimsenin beni tavsiye etmediğinden eminim. Sizi telefon rehberinden buldum. Bir süredir yeteneklerim epey köreldi. Buraya mesleki yeteneğinizi görmek için gelmedim. Tuhaf şeyler oluyor. Yanında kaldığım ailenin de bununla ilgisi olabilir. Neden bana geldiniz? İçki ister miydiniz? Hayır, teşekkürler. Henüz biraz erken. Objektif birinin bana yardım edip biraz bilgi verebileceğini düşündüm. Ne hakkında? Bu kasaba ve yanında kaldığım aile hakkında. Nereye gittiğimi söylediğim zaman, konuştuğum herkes neden bu kadar korktu? Korktu mu? Öyleyse Witley’lerden bahsediyorsunuz. Sadece “Witley” adı bu çeşit bir tepkiye neden olabilir. Neden olduğunu bana söyleyebilir misiniz? Üzgünüm, size hiçbir şey söyleyemem. Dün gece orada yaşlı bir adam öldü. Ölmek! Ne orada ne de bu kasabada neler olup bittiği umurumda bile değil. Nedir bu? Siz de mi korkuyorsunuz yoksa? Doktor değil misiniz siz? Sizde hiç gurur yok mu? Başı dertte olan insanlar görüyorum. Bir cinayet görmüş olabilirim. Cinayet mi? Doğru. Üzgünüm, yardım edemem. Artık gidin buradan. Siz de mi? Burada neler oldu? Neden “Witley” isminden söz edilince birdenbire herkes bu kadar korkuyor? Bayan Bailey. Bay Reinhart’a kapıyı gösterir misiniz? Doktora Witley’ler hakkında sorular soruyordunuz. Bana bu konuda bir şeyler söyleyebilir misiniz? Witley’ler hakkında herhangi bir şey anlatabilir misiniz? Sadece şunu söyleyebilirim: Doktor Henderson iyi bir doktor ve harika bir insandı. Corbin Witley, Doktor Henderson’ın kollarında öldü. Doktor Henderson, oradan geri döndükten sonra bir daha asla eskisi gibi olmadı. Corbin Witley neden öldü? Bundan hiç bahsedilmedi. Ölüm belgesinde beyin kanaması olduğu yazıyordu, ama aslında hiç otopsi yapılmadı. Çünkü ortada bir cenaze yoktu ve size sebebini de söyleyeyim. Çünkü Doktor Henderson hariç, kasabada hiç kimse cesedini görmedi. Yeterince anlattım. Söylemem gerekenden fazlasını söyledim. Anne? Anne, içeri girmeme izin ver lütfen. Susan, hayatım. Dolaştığını duydum. Anne, lütfen şu kapıyı aç. Tamam, Susan. Onunla ben konuşurum. Ben de denedim Biliyorum, hayatım. Şimdi git, haydi. Ben onunla konuşurum. Letitia, seninle konuşmam gerek. Çok önemli. Letitia! Ama Steve, hiç kimse geceleyin seraya gitmez. İçeride hiç kimse yoksa, neden ışık yanıyordu? Işık mı? Evet. Seranın içinde. Aklıma gelen tek kelime “parlama”. Daha önce böyle bir parıltıyı bir radyasyon laboratuvarında görmüştüm. Anlamıyorum, Steve. Dün gece dışarıda ne yapıyordun? Babanı izliyordum. Babamı mı? Ne yapıyordu? Merwyn’i gömüyordu. Başka bir şey daha oldu. Ne? Kırlarda saldırıya uğradım. Helga olduğuna eminim. Steve. Neler oluyor? Neden sera kilitli? Öyle mi? Daha önce hiç olmamıştı. Ama şimdi öyle. Öyle olmaması gerek. Son zamanlarda hiç içine girdin mi? Hayır, üniversiteden döndüğümden beri girmedim. Haydi. Letitia, şimdi beni dinle. Bu çok önemli. Bunu daha önce yapmam gerektiğini biliyorum. Seni köye, doktoru görmeye götüreceğim. Letitia. Bu pencereler ne zamandan beri böyle badanalı? Her zaman badanalıydı. İşte. Bu kilidi daha önce hiç görmemiştim. İçeri girmenin başka bir yolu var mı? Steve, yapmak zorunda olduğumuzu sanmıyorum. İçeride neler olduğuna dair bir cevap olabilir. Girmemiz gerek. Bir yol biliyorum. Çocukken annem onu, beni bulması için gönderdiğinde Merywn’den saklanırdım. Buralarda bir yerden içeri girerdim. İşte. Gözlerime inanamıyorum. Bitkiler nasıl böylesine büyümüş olabilir? Bu inanılmaz! Evet. Bu nasıl olabilir? Neydi o? Bilmiyorum. Dün gece yemekte duyduğumuz çığlığı hatırlıyor musun? Bu sabah da tıpkı bunun gibi bir ses duydum. İçeride ne var? Saksı kulübesi olarak kullanılıyordu. Haydi, Steve. İçerisi karanlık. Bir tür parıltı dışında. Steve! Lütfen uzaklaş oradan! Yapamayız. Susan, belki de burada bütün aileni etkileyen bir şeyler var. Bunu yapmamalıyız. Eğer babam öğrenirse çok kızar. Bırak, kızsın. Cevapsız sorularla ayrılmıyoruz. Sen burada kal. Hayır. Ben de seninle geliyorum Tamam. Haydi. Nedir bu? Şu titreşen renkler. Bir tür enerji olmalı. Uranyum! Bu oda bir çeşit radyasyona maruz bırakılıyor. Bu korkunç. Cehennemdeki bir hayvanat bahçesi gibi görünüyor. Haydi, Steve! Haydi! Sorun yok, Susan. Her şey yolunda! Korkunç bir canlı hayvan koleksiyonu. Neydi onlar öyle? Genetik mutasyonlar, muhtemelen radyasyondan dolayı. Radyoaktif enerjiye maruz kalan canlıların özelliklerinin değişebileceği bilimsel bir gerçek. Bu bitkilere olan şey, oradaki yaratıklara da olmuş. Buradaki koku. Şekerimsi. Rahatsızlık veriyor. Çürümenin etkisi. Steve, nedir o? Burada bir şey var. Bu taş da, tıpkı saksı kulübesindekiler gibi. Nedir o, Steve? Bilmiyorum. Daha önce böyle bir şey görmedim. Acaba bir element olabilir mi? Isı yayıyor! Daha büyük bir taştan kesilmiş gibi görünüyor. Her bitkinin altında bir tane var. İşte cevap bu. Buna hiç şüphe yok. Taşlar mı? Evet. Buradaki her şeyi onlar mı bu şekilde büyütüyorlar? Evet, ve oradakileri de. Ama Steve! Eğer bitkilere bunu yapıyorsa Kesinlikle, günler boyunca kaldıktan sonra bitkileri bu şekilde etkiliyorsa acaba bir insana neler yapar? Annem ve Helga. Burada çalışıyorlardı. Merwyn bu taşlara ya da bu taşların kesilip alındığı daha büyük taşa temas etmiş olmalı. Acaba daha büyük olan taş nerede olabilir? Bilmiyorum. Belki de mahzendedir. Mahzen mi? Orada, aşağıda bir sürü oda var. Haydi. İyi misin? Evet. Letitia. Letitia. İşte kapı. Sen burada kal. Yolu bulamazsın. Bulurum. Şimdi, yukarı çık. Steve. Dikkatli ol. Merak etme. Reinhart nerede? Onu arıyordum. Ne oldu? Nerelerdeydin? Serada. Kilitlemiştim. Giriş için başka bir yol biliyordum. Buna hakkınız yoktu. Neden bunu bir sır olarak sakladın? Reinhart seninle miydi? Evet. Hâlâ orada mı? Hayır. Nerede? Nerede o? Canımı acıtıyorsun! Nerede olduğunu söyle. Mahzende. Mahzen! Baba! Burada kal! Çık bu odadan. Sana çıkmanı söyledim. Hayır. Söylemem gerekenleri dinleyinceye kadar olmaz. Vaaz dinleyecek durumda değilim! Ölmeyi mi tercih edersin? Beni tehdit etme. Eğer beni dinlemezsen, bu evdeki her şey ölecek. Bundan ve seradaki daha küçük olan taşlardan kurtulmalısın yoksa bu ev tıpkı o yanmış araziye ya da seradaki o hilkat garibelerine dönüşecek. Sen ne söylediğini bilmiyorsun.

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 11

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 11, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 11 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 11 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 11 Öyle heyecan verici ki! Sen şafağı kanıksamışsın. Ilık, sıcak güneş ışığını. Fakat gece Keyfini çıkarmak için yaratılmış. Evet Evet öyle. Hayatın ve aşkın tadını çıkarmak için yaratılmış. Bak bana. Bak. Beni bağışlamalısın. Niçin? Hayatına burnumu soktuğum için. Kendi isteğimle geldim. Gitsen iyi olur. Hayır, kalmayı yeğlerim. Yakında hava aydınlanacak. Daha saatler var. Seni tekrar göreceğim. Lütfen. Abraham? Jack. Kahvaltı etmek ister misin? Evet lütfen Jackie. Belki biraz sonra, rica etsem. Teşekkür ederim. Profesör, artık içeri girmelisiniz, hava çok soğudu. Mina’yla oturuyordum. Bunlar ne? O minik çiçekler sarımsak bitkisinin çiçekleri. Ne işe yarar ki? Siz bedensel aktarıma inanır mısınız? Hayır. Maddileşmeye? Hayır. Peki ruhlara? Bunların Mina’yla ne ilgisi var? Orta Avrupa’nın kurtadam ve vampir efsanelerini bilirsiniz. Vampir mi? Yaşayanların kanını emen yaratıklar. Demek istediğiniz, Mina’ya saldıranın bir Ölü, aynı zamanda ölü olmayan bir yaratık, öldükten sonra yaşamaya devam eden bir şey içerek Hayır! Kana ihtiyacı var, yoksa acılar içinde ölür. Lütfen, durun. Bayan Lucy? Acaba Bunu Mina’ya verecektim, doğum gününde. Sizde kalmasını ve her zaman takmanızı isterdi. Her zaman. İyi akşamlar hanımefendi. İyi akşamlar. Ben Kont Drakula. Abraham Van Helsing. O zaman buraya gelme sebebim sizin kızınız efendim. Başsağlığına geldim. Boynundaki nedir? Bu mu? Profesör Van Helsing’in hediyesi. Ne kadar ince. Tam içeri girmek üzereydik. Bize eşlik etmek ister misiniz? Hayır, teşekkür ederim. İzninizle efendim. Buyurun. Lütfen oturun profesör. Size çay getireyim. Teşekkür ederim Bayan Lucy. Abraham bu saçmalık! Büyücülük! Bu hayvan bize bir şey anlatamaz. Vampir diye bir şey yok. Burada Tanrı’nın ölülerinden başka bir şey yok. Onu tutamıyorum! Bırak gitsin be adam! Ya bacağı kırılırsa? Kırılmaz. Bak, ne kadar tetikte. Görüyorsun ya, biliyor. Vampirin nerede saklandığını bulacak, aynen sen Jack Seward’ın, dokunarak insandaki kanseri bulduğun gibi. Durdur onu! Tanrı aşkına durdur onu! Şimdi sıra sende sevgilim. Etin benim etim, kanın benim kanım olacak. İsteklerimi yerine getirmek için kıtalar kat edip, denizler aşacaksın. Kanına ihtiyacım var. İhtiyacım Bana bir eğme demiri ver Jack. Haçı yukarıda tut. Mümkün değil. Onu koyarlarken gördüm Mezar soyguncuları! Tünel! Tüm kasabanın altında var, her yerde. Hayır! Hayır, Abraham, lütfen! Yalvarırım. Hayır! Haç. Haç! Mina? Baba. Mina, hayır! Baba. Bay Harker. Bayan Galloway, bu saatte uyandırdığım için üzgünüm, fakat Bayan Lucy Odasında, derin uykuda. Sağduyulu olan herkesin olması gereken yerde. Evet, haklısınız. Ben de yatacağım. Merhaba demek için sabahı beklerim. İyi geceler. Lucy? Benim Jonathan. Lucy? Lucy, neyin var? Lucy! Lucy, ne oldu? Lucy? Haydi Abraham, yapmamız Lucy! Jonathan. Dr. Seward. Çok şükür dönmüşsün. Doktor, çabuk olun. Lucy, çok soğuk. Profesör. Büyük miktarda kan kaybetmiş. Nabzı neredeyse hiç atmıyor. Kan nakline ihtiyacı var. Dua edin ki içimizden birinin kan grubu aynı olsun. Swales! Swales! Bunları al ve bütün kapı ve camların iç yüzeylerine sür. Camın üzerinde ez, böylece kokusu tüm odaya yayılır ve bütün kötülükleri uzak tutar ve oradaki küçük odayı unutma. Profesör, olamaz. Sarımsak. Zaten midem bulanıyor. Güçsüz mü hissediyorsun? Hayır, önemli değil. Senin kanından daha fazlasına ihtiyacı var Jonathan. Ama o bitkinin kokusunu duymaya ihtiyacı yok. Benimle dalga geçme. Yaptığım her şeyin ciddi bir nedeni var. Birazcık daha. Tamamdır. Aksi şeytan! Ben o kadar kötü değilim. Sizi girerken duymadım Kont. Adımlarımın hafif olduğu sıkça söylenir. Aynaya bakıyordum. Bütün odayı yansıtıyor, yine de göremiyorum Bağışlayın doktor. Aynaları sevmem. İnsanlığın kibrinin oyuncaklarıdır. Siz çok olağandışı bir varlıksınız Kont Drakula. Evet Güzel hastanız nasıI? Teşhis koymakta zorlanıyoruz. Ben de öyle düşünmüştüm dostum. Ona hangi ilacı önerdiğimi görmek ister misiniz? Bayan Lucy’ye önerdiğiniz her şey beni çok ilgilendirir. Önerdiğim ilaç son derece sıra dışı. Tek bir ömür bile yaşamamış biri için çok akıllı bir adamsınız profesör. Beni şımartıyorsunuz Kont. Fakat öğrenmiş olduğunuz şey düşünüldüğünde, Hollanda’ya hemen gitmeniz gerektiğini düşünecek kadar akıllı değilsiniz. Kalmayı tercih ediyorum. Geçen yıI içinde profesör, yoluma çıkan herkes öldü bazıları da hiç hoş olmayan şekillerde. Buraya geıı İraden güçlü. O zaman ben sana gitmeliyim. Dine saygısızlık. Dine saygısızlık! Abraham Lucy’nin yüzüne renk geldi. Profesör? Abraham, ne oldu sana? Drakula buradaydı. Neden? Beni öldürmeye geldi. Ne? Vampir olan o. Abraham bu gece çok korkunçtu Beni öldürmeye geldi ve şimdi sizi avlayacak. Neler oluyor? Tanrı aşkına lütfen! Bana biri neler olduğunu anlatır mı? O Canlı mı görünüyor? O şeytanın ölmemiş olanı. Nosferatu. Kont Drakula’nın korkunç bir canavar olduğuna inanmamı beklemiyorsunuz herhalde. Senden gerçeklerden başka bir şeye inanmanı beklemiyorum. Ne yapacaksınız? Ruhunu kurtarmak için kalbini çıkarmalıyım. Hayatta olmaz! Sizin kararınız değil. Benim kızımdı. Şimdi başarısız olursak, sadece hayat memat meselesiyle değil, onun gibi olma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Bizim ve senin Lucy’nin Hayır, bu mümkün değil! gecenin iğrenç yaratıkları olması söz konusu. Yapılması gereken işler var. Vahşi işler. Ve şimdi, bütün şeytanların güçleri bize karşı. Hayır! Bayan Galloway. Efendim? Rica etsem bana bir fincan çay hazırlar mısınız? Epey üşüdüm. Tevekkeli değil. Doktor yataktan çıkmamanı söyledi. Fakat seni orada nasıI tutabileceğimi düşündüğünü bilmiyorum. Bayan Galloway. Günaydın Bay Harker. Lucy nerede? Sizin ona Odasında. Çok daha iyi görünüyor ve benden çay istedi. Ben arabayı getireyim. Lucy, dur! Tanrı aşkına, Lucy! Dur! Ne yapıyorsun? Nereye gidiyorsun? Yolumdan çekil Jonathan. İşte! Şimdi bana inanmalısın. Lucy, hayır. Onun yanına gidemezsin. O bana bir tehlike oluşturmuyor. O bir canavar! Bir vampir! Hepiniz budalasınız! Hayır! Onu uyarmak istiyor. Jonathan, beni durdurmaya çalışırsan, kendimi öldürürüm. Lucy Steward, ruhuna emrediyorum, hayatını kirleten bu büyük kötülüğün kendisi gerçekten ölmeden, ölmeyecek ya da ölümü düşünmeyeceksin! Kafamı karıştırmaya çalışmanız ne cüret! En hüzünlü, en nazik varlığa işkence ediyorsunuz. Nazik mi? Ruhunu sonsuz ve ateşler içindeki cehenneme yollayabilseydim, yapardım! Sizden nefret ediyorum. Hepinizden. Çekilin yolumdan. Lucy, hayır! Bırakın beni! Bırakın beni! Gitmemelisin. Hayır! Sakin ol. Sakin ol. Onu eve götür Jack. Ona göz kulak ol. Abraham, sen ne yapacaksın? Bayan Lucy’nin hayatı ve ruhu tehlikede. Jonathan ve ben gidip bu canavarı bulmalı ve tamamen yok etmeliyiz. Aman Tanrım, nasıI bir koku! Haçı tut, Jonathan. Haçı tut. Beyler, ziyaretime gelmeniz ne incelik. Gücünüzü hafife almışım Kont Drakula, gündüz ortalıkta dolaşabiliyorsunuz. Her zaman dünyada bazı yerler gündüz vaktidir profesör. Dinlenirken tek ihtiyacım karanlıktır. Sizi aptallar. Haçlarınız ve ayin ekmeklerinizle beni yok edebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Beni! Ne kadar çok insanın karşıma çıktığını bilmiyorsunuz. Ben türümün kralıyım! Hiçbir şey başaramadın Van Helsing. Zaman benim lehime. Bir yüzyıI sonra siz toza dönüştüğünüzde ben dirileceğim ve Lucy’yi mezarından kaldırıp kraliçem ilan edeceğim. Hayır. Evet Zamanında birçok eşim oldu Bay Harker, fakat Lucy’yi hepsinden üstün tutacağım. Lucy’yi alamayacaksın. Aldım bile. Hayır! Tanrım! olsun! Bana yardım edin profesör! Profesör! Hayır! Ama ona yardım ettim. İki sandığın gemiden güvenli bir şekilde nakledilmesini sağladım. Evet, ama kendinizi suçlamamalısınız. Muhtemelen başka yollarla kendine başka tabutlar da getirtti. Biliyorsun bu adam kurnaz. Zavallı Lucy’me acıyın. Şu ana kadar hepsini Whitby’nin her yerine yaymış olmalı. O zaman onları bulur ve teker teker söküp açarız. Orada mı? O kadar da hasta olamaz. Elimden bir şey gelmedi. Kendine geldiğinde çılgın gibiydi. Ona ilaç verdin mi? Afyon? Kendi kızıma mı? Tabii ki hayır. Hayır lütfen. Onunla birkaç dakika yalnız kalabilir miyim? Lütfen, kalmalıyım. Kalmalıyım. Ama unutma Jonathan, o göründüğü gibi değil. Jonathan. Yüzüne ne oldu? Sen de benden korkuyorsun, değil mi? Buna dayanamam. Anlamıyorum. Anlamıyorum. Bana neler oluyor? Kendine gelmişe benziyorsun.

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 9

Cosmos Bir Uzay Serüveni
Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 9, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 9Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 9 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 9 Saatte Nacar, kadında Macar. Ha siktir. Çavuş Morales, o telsizle birlikte koşar adım buraya gelin! Hadi, hadi! Yılan Göz, Bravo’dan November’a. Köprü temiz mi? Tamam. Tekrar ediyorum. VIP kargo taşıyan bir trenimiz var. Kıyıya gidiyoruz. Köprü temiz mi? Tamam. Yılan Göz, yardıma ihtiyacım var. Yol temiz mi? Şu anda sarı çizgideyiz. dakika sonra kırmızı çizgiye geçmiş olacağız. Güvenli mi değil mi? Tamam. Köprü sağlam mı? Öğrenmenin tek yolu var. Yukarıyı almak ister misin? Olur. Sen de aşağıyı kontrol et. Çavuş Morales, benimle gel. Kahretsin! Tanrım! Jonas, iyi misin? Evet, iyiyim! Köprü sağlam. Bulldog, burası Kartal. Bölge temiz, tamam. Anlaşıldı Kartal. Hadi gidelim millet! Tekrar edin. Görsel temas kuramıyoruz. Pozisyonunuz nedir? Tamam. Anlaşılmadı. Tekrar et, tamam! Yere yat! Kapatmama yardım et dostum. Kaç! Hadi koş! Ford! Yeraltına iniyor. Çarpışma alarmı! Çerçeve . Görsel teması kaybediyoruz Amiral. Dalış yapıyor. Yönünü değiştiriyor ve hızlı hareket ediyor. km ve hızını artırıyor. Bizden uzaklaşıyor efendim. Hey! Bekleyin! Doktor! Sivilleri sığınak olarak tasarlanmış BART istasyonlarına götürmekte ısrar ediyorlar. BATI KIYISI TAHLİYE EDİLİYOR Durun. Durun. Bu hastalar benim sorumluluğumda. Nereye götürüyorsunuz onları? Köprünün diğer tarafına. Kritik hastalar ve çocuklar sadece. Sığınaklar çabucak doluyor. Güven bana, şehrin dışında daha güvende olurlar. Sam’i alabilirim. Yok, sağ ol. Ford almaya gidiyor. Fikrini değiştirirsen otobüsler dakikaya kadar kalkıyor. Neredesin Ford? Devam edin! Hadi, hadi, hadi. Bombaları nereye götürüyorlar? mil açıktaki Burgess Point’e. Orada yem yapacağız bunları. Bir taşla üç kuş. Bekle! Hadi Sammy. Laura, çok şükür. Sammy, Laura’yı hatırlarsın. Annenin iş arkadaşı. Bir süreliğine seninle ilgilenecek. Baban yakında burada olacak. Sonra da gelip seni alacağım. Söz veriyorum. Tamam. Tamam mı? Hadi tatlım, benimle geliyorsun. Annen burada kalıp insanlara yardım edecek. Elle, ben ona bakarım tamam mı? Anneye güle güle de. Güle güle anne. OAKLAND, CALIFORNIA HAREKAT MERKEZİ Tuttum onu! Buraya otur! Otur, otur! Bilinç kaybı yaşadın mı? Ben iyiyim. Gerçekten iyiyim. Durum raporu lütfen? Hedeflerin yerleri? Erkek MUTO, Farallon Adası’nın mil açığında. Batı tarafında, Livermore yakınlarında sismik aktiviteler görüyoruz. Dişi olan yaklaşıyor olabilir. Godzilla nerede? En son saat önce görüldü. derece konumunda devam ediyor ve km aşağısındaki derinlikte yüzüyor. Bir saate kadar burada olur. LİMAN BÖLGESİ TAHLİYESİ Köprüde halen otobüsler var. Hadi şu otobüsleri geçirelim! Otobüsü burada durduramayız. Ne? Seni duyamıyorum. Çocuklar. Lütfen sessiz olun. Net görüş açısı bulup yerleriniz alın! O da neydi öyle? İskele tarafı, metrede! Baskın! Ateşi kesin. Ateşi kesin. Ha siktir! Sıkı tutunun! Dikkat edin! Vurun onu! Hadi, hadi, hadi! Yerlerinize oturun! Oturun yerinize! Çekilin yoldan! Çekilin yoldan! Hadi, hadi, hadi! Vurucu Tim, köprüde halen siviller var. Ateşi kesin! Ateş açın! Çekilin! Çekilin! Silahı hazırlayın! Ateşleme anahtarları! Üç, iki, bir! O da neydi öyle? Elektro Manyetik Darbe! Motorlar durdu! Güç kaybediyoruz! İyi misin? Evet. Sam Brody bir saat önce Oakland Spor Salonu sığınağına kayıt yaptırmış, güvende. Ama Elle Brody hakkında bir kayıt yok. Şehirden çıkamamış olabilir. Tekrar kontrol et! Lütfen! Beni beklemesini söylemiştim ama gidemedim. Üzgünüm ama herkesi metrolardaki sığınaklara yerleştirmeye çalışıyorlar. Eşinin iyi olduğuna eminim. Teğmen Brody! Teğmen Brody’yi arıyorum! Brody sen misin? Evet. Pekala dinleyin! Erkek olan savaş başlığını şehrin merkezine götürdü. Patlamanın menzilinde yüzbinlerce sivil var. Ve bombayı uzaktan durduramayız. Üzerine analog bir zamanlayıcı kuruldu ve MUTO’lar km çapındaki elektronik devreleri yakıyorlar. Yani karadan saldırı seçeneğimiz yok. Bu yüzden operasyonda HALO taktiğini uyguluyoruz. Yaklaşık km yükseklikten atlıyoruz. Tepeden iniş yapıyoruz. Buraya ve buraya. İniş sırasında bir gökdelene çarpmazsanız C noktasında görüşürüz. Burası, tamam mı? Doktor, nereye bakacağız? Yeraltına. Eğer MUTO’lar yumurtlama işine geçtiyse bir yuva yapacaklardır. Yüzbaşı, savaş başlığını bulduğunuzda etkisiz hale getirmeniz ne kadar sürer? Analog modeli görmeden tahmin bile yürütemem. Ulaşabilirsem saniyemi alır. O cihazın yenileme işini ben yaptım. Teğmen Brody, tren saldırısından hayatta kalan tek EOD teknisyeni. Seni kullanabiliriz öyleyse. Saygısızlık etmek istemem ama bu plan işe yaramazsa B planı nedir? Rıhtım bölgesi oradan bir km aşağıda. Bombayı iskeleye getirip bir tekneye koyarız patlamadan önce şehirden olabildiğince uzaklaştırırız. Başka sorusu olan? Dağılabilirsiniz. Haydi, harekete geçiyoruz! Teğmen? Konu hakkında bilgilendirildik. Tahliye planımız yok. Oradan çıkmazsan geri dönemezsin. Ne gerekiyorsa yaparım. Sizin şu alfa yırtıcı için soruyorum doktor. Sizce gerçekten bir şansı var mı? İnsanlığın küstahlığı, doğayı kendi kontrolünde sanmalarıdır. Başka türlüsünü düşünemez. Bırakalım kozlarını paylaşsınlar. Yüce Tanrım. Büyük ulusumuzu savunmamız için yoldaşlarımızla bir araya gelme fırsatını sunduğun için sana şükrediyoruz. Birlikte geçirdiğimiz zamana ve hizmet etmemizi sağladığın için şükrediyoruz. Şimdi bir hizmet için daha yola koyulduk bize güç ver. Yerlerinizi alın! Yerlerinizi alın! Tim Bir’in doğuya gittiğini gördüm. Bizimkilerden ikisi başaramadı. Telsizden bir şeyler duydum. Keskin nişancılar çatılarda yerlerini alıyorlarmış. Pekala, başlıyoruz. Bombadan sinyal alıyorum. Ne tarafta? Bir km tepede. Pekala, başlığı bulduk. Gidelim! Tepeye çıkıyoruz! Bu taraftan! Hadi gidiyoruz! Buraya bak. İzle! Gidelim! Gidelim! Beni izleyin! Çavuş, şuraya bakın. Harekete geçmeliyiz. Sinyal alamadın mı hala? Aldım. Aşağıda. Hadi! Gidelim! Hazırız. Geliyoruz. Dur, yapma, kafalara dikkat! Ne kadar vaktimiz kaldı? dakikamız var! Bu şeyi indirmeliyiz. Dikkat! Dikkat! Sayıyorum, üç, iki, bir! Şu kapağı açalım. Hadi Teğmen, sıra sende. Açılmıyor. Kapak kilitli! Kapağı açmak için zaman lazım. Hiç zamanımız yok! Hadi buradan çıkalım! Bombayı tekneye götürelim! Herkes bombayı taşısın! Gidiyoruz! Yürüyün beyler! Teğmen, gidiyoruz! Teğmen? Çabuk! Gidiyoruz! Gidiyoruz! O neydi öyle? Ha siktir! Gördünüz mü? Bu taraftan! Daha hızlı! Daha hızlı! Motoru çalıştıralım hemen! Ateşleyici nerede komutanım? Çantanın içinde. Al bakalım. Hadi. Hadi. Çabuk ol! Çabuk ol! Gidelim! Gidelim! Bombaya geliyor! Bombayı koruyun! BİNLERCE KİŞİ HALEN KAYIP Sessiz olun! Sessiz olun! İnsan sesi duyuyorum! Hadi! Bunun durumu kötü. Hadi tut elimi. Tuttuk seni. Yukarı çekin! Yukarı çekin! Yeni gelenlerin dikkatine: Lütfen kayıt masalarına başvurunuz. Yol açın biraz!

Cesur Yeni Dünya

Cesur Yeni Dünya

Cesur Yeni DünyaCesur Yeni Dünya : Öncü bilim adamlarından oluşan ekip en önemli olduğunu düşündükleri buluşları sizin için seçiyor bu videoda… Temiz enerjinin neredeyse sınırsız kaynağı. Bütün koruma girişimlerinin en önemlilerinden birinin kaynağı bu videoda. Kullandığınız arabadan, hayatınızı kurtaracak tıbbi gelişmelere kadar. Afrika’nın balta girmemiş ormanlarından, Oxford bilim merkezlerine uzanan yolculuk. Size bilimin sonsuz gücünü göstereceğiz. geleceğinizi görmeye hazırlanın. Bu o cesur yeni Dünya’nın başlangıcı…. Okumaya devam et