Kategori arşivi: Doğa

Zeki Hayvanlar Bölüm 2 Türkçe

zekihayvanlartürkçeZeki Hayvanlar Bölüm 2 Türkçe, Zeki Hayvanlar Bölüm 2 Türkçe Belgeseli, Zeki Hayvanlar Bölüm 2 Türkçe izle

Zeki Hayvanlar Bölüm 2 Türkçe sade zevklerini paylaşmak” diyerek dalga mı geçiyorsun? Sizinle içeri girebilir miyim? Niçin, tabii. Eşyalarım bu öğleden sonra gelecek. Ne yapayım, süpürge odasına mı gireyim? Sana yardım etmek için burada olan bir adama böyle denmez. Dünya değişmez. Nazik bir gülümseme arkana tekme yemeyi getirir çoğunlukla fakat senin hatırın için ben büyüklük bende kalsın. Hmm. Sana bir ipucu vereyim, Gus: Bunlar yukarı ve geri gider, yanlara değil. Bu şeyin nereye gittiğini hep unutuyorum. Evet. Peki, bu eşyanın kalanını arakaya boşalt, tamam? Evet. Hey! Ne yapıyorsun, kahvaltıdan önce mi kalkıyorsun? her sabah. Sizin ne kadar geç geldiğinizi öğrenince, Mamie’ye sizi uyandırmamasını söyledim. Bir çiftlikteki hayat. Onu yenemiyorsun ha? Jim, beni çok mutlu ettin. İşte bu iyi. Beni mutlu etmeye ne dersin? Elinde tahliye kararı olan ev sahibi gibi görünüyorsun. Bu iyi bir haber. Lila New York’a geri döndü. Ondan bir haber aldım. Onun milyonerine ne olmuş? Burada küçük bir hata var. Onun milyonları yok, onlara borcu var. Zavallı kız. Hep daha yeşil otlaklara dalıyor ve ıspanak buluyor. Evet. Onu parntner olarak geri alma konusuyla ilgilenir misin diye merak ediyor. Bunun iyi bir fikir olacağını düşünüyorum. Tabii, düşünürsün. Linda ve senin burada birlikte olmanızı seviyorum. Evet, senin de seviyoruz. Ne zaman gidiyorsun? Oo. Oo. Niye bir şey söylemedin? Çok sersem görünüyorsun. Jim nerede? İçerde. İyi. Onu tamir ettim. İşte tek tatlı kelimelik bir haber: Hollywood. Sana, Linda benimle gelene kadar gitmeyeceğimi söyledim. Onu Jim’den uzaklaştırman için senin ihtiyaç duyduğun plan bu. İki hollixood adamı bu gece burada olacak. Birisi yönetmen. Eğer senin dansını beğenirlerse Linda ve sen yarın trende olursunuz. Linda ilgileniyor mu öğrenmeliyiz. Eğer yüzünde bir kontrat ifadesi varsa ona bildirelim. Bak Aşıksın biliyorum ama, ondan kurtarana kadar bunu unut. Şimdi dürüst olma zamanı değil. Peki, ne yapmam lazım? Böyle bir şansın önünde durursa bunun bir kalleşlik olacağına Jim’i ikna edelim. Tamam, bu kolay olur. Bir kaplumbağayı soymak gibi. Mamie onların buraya geldiğini söyledi. Evet. Onları buraya bırak. Söylesene, Gus, kolayca bir dolar kazanmaya ne dersin? Ne kadar kolay olduğuna değil emin olmaya bakarım. Tamam, bu kesin. İşte bunun yolu: İstasyona gitmeni, bir grup, Holiday Inn’e hareket etmeni fakat asla oraya gitmemeni istiyorum. Bunu becerebilir misin? Emin olabilirsin. Merhaba? Yolu uzat. Linda Mason’a bunu yapmanı istiyorum. Matmazel Mason? Bizim arkadaşımız mı? Bunu anlamaman gerekiyor, Gus. Bu tür parayla Medicine Hat yoluyla gitmek zorunda kalabilirsin. Merhaba? Evet. Tam bir dakika. Uzun mesafe. New York City Parkway Hotel’e gitmek istiyorum. Matmazel Lila Dixon. Linda prova için burada olacağını söylemedi mi? Ooo, rahatla. Dinleyicilerimiz profesyonel eleştirmenler değil. Gus, yanlış dönüş yaptın. Kestirme. Gus! Kestirmeden. Bunun içinden nasıl çıkabileceğini düşünüyorsun? Bir atla hiç başım derde girmezdi. En iyisi sen beni sahile götür, ben geri caddeye yürürüm. Sanırım, tam burada dışarıda beklersen daha iyi olur. Gus, lütfen dediğim gibi yapar mısın? Tamam. Öteki yöne! Geri dön! Ha? Gus, geri dön! Ha! Oh! Gus! Oh! Oh! Ah, şapkam! Beni ittin! Şapkamı al! Yemin ediyorum şov bir dakika sonra başlayacak. Sen ben saat önce dedin. Evet ama bu defa ciddiyim. Affedersiniz. Şovu kim başlattı? Ben başlattım. Sen varsın. Ted’in partnerine ne oldu? Bu kalabalığı yeteri kadar uzun beklettin. O, o kız olmadan sürdürür. Sen fıttırdın mı? Ben duble bir dans provası yaptım! Ona kestane fişekleri diyelim. Pankartlar yukarıda tutuluyor. Gerçek bir eski moda alalım Gürültülü Dört Temmuz onu, kestane fişekleriyle söyleyelim Güneye aşağı ve kuzeye yukarı Hadi, şanlı dört dediğimiz gibi yapalım, Anavatanımızı selamlayalım Her bir elde Roma mumları Bir yanki bandosu, kestane fişeğinden daha sıcaklaşırken Uzun konuşmalara gerek yok Bizim hurra bağırmalarımız Hiç bir kelime kestane fişeklerinin söylediği kadar söyleyemez Hürriyet İşte Hürriyet adamı geliyor Bu bağımsızlık gününde Bir Amerikan ozonunu dinle A.B.D’den. Ben bir hürriyet şarkısı söylüyorum. Hürriyet için haykıran herkes için Yedi denize yelken açan hürce İstediğimiz gibi ibadet eden Eğer ağaçlardaki kuşlar hür olabilirse Biz niye olmayalım Ben bir hürriyet şarkısı getiriyorum Her nerede olursa olsun bütün insanlara Konuşmak serbest ve dinlemek serbest İstekten uzak ve korkudan uzak Uzak yakın kabul eden herkes Hürriyetin çocukları Benimle şarkı söyle Allahın bütün kulları hür olacak Ben bir hürriyet şarkısı söylüyorum Hür olmak için seslenen bütün insanlar için Yedi denize yelken açmak serbest İstediğimiz gibi ibadet etmek Eğer yukarda ağaçlardaki kuşlar hür olabiliyorsa Biz neden olamayalım Ben bir hürriyet şarkısı söylüyorum Bütün insanlarla her neredeyseler Konuşma hürriyeti dinleme hürriyeti istekten uzak korkudan uzak Kabul eden uzak yakın hürriyetin bütün çocukları Benimle şarkı söyle Allahın bütün kulları hür olacak Allahın bütün kulları hür olacak Beni alır mısın? Tabii. Atla. Siz Ted Hanover’ın önceki dans partneri değil misiniz? Evet, tam olarak “önceki” demek istemedim. Onunla bu gece Inn’de dans edeceğim. Fakat, ben onun yeni bir partneri yok mu? Ha, o bu gece orda olmayacak. Bunu bilmiyordum. Ben, ben Inn’de çalışıyorum. Ha? Bayan garson mu? Evet. Patronunuz, Jim Hardy’yi çok iyi tanıyorum. Çok iyi. Sizin Bay Hannover’e yeniden katılmanızdan o mu sorumlu? Bu arada, eğer ben senin yerinde olsam, bu gece çok güzel görünmeye bakardım. Jim, Hollywood’dan gelecek adamların Ted ve beni film için değerlendireceklerini söylüyor. Bay Hanover’in öteki partneri Hollywood’a gitme şansını kaybedecek. Evet, çok yetenekli olmasına rağmen yoksa Inn’de çalışıyor olmazdı. Ted ve ben yalnızca en iyi yerlerde oynadık. Dinle, sen çoktan şova geç kaldın. Eğer arabayı benim kullanmama izin verirsen kestirme bir yol biliyorum, dakikaya varırız. Buralarda bir yerde bir çiftlik var, bir kaç dakikada bizi dışarıya çektiririz. Çamur aşkına, hadi! Tam burada bekle! Başka ne yapabilirim? Şimdi oradasın. Fakat Linda henüz burada değil. Parçaları kurtarmak zorundasın. Şimdi bu adamların ilgisini

Zeki Hayvanlar Bölüm 1 Türkçe

zekihayvanlartürkçeZeki Hayvanlar Bölüm 1 Türkçe, Zeki Hayvanlar Bölüm 1 Türkçe Belgeseli, Zeki Hayvanlar Bölüm 1 Türkçe izle Zeki Hayvanlar Türkçe Senin için Noel hediyesinden fazla bir şey değil, değilmi? Yani, ikimiz de senin üstünde yürüyoruz. Beni merak etme çocuk. Şimdi onu düzeltirim. Ne aptal. Neyin üstünde yürüdüğümüzü göremiyor musun? Eziyet, bir yıl gün. En son ne zaman bir tatil günün oldu? Bilmiyorum. Belki geçen yıl. Hiç şükran günü, işçi günü veya Temmuz’u duydun mu? Belli belirsiz. Onların ne olduğunu biliyorsun değil mi? Bunlar bayramlar, dinlenme günleri. Bunlardan çok var. Bunlar takvimde kırmızı olarak işaretlenir sen bunları kaçırmayasın diye. Bir bayrama denk geldiğinde şov işinde ne olur? Ekstra performans verirsin. Benim için değil kardeş. Lila ve ben Connecticut’daki çiftliğime gidiyoruz. Takvimle yaşayacağız. Baksana, Jim. Hmm? Ha, bilmen gereken Bir şey var. Ha, Biliyorum, Ted. Senin hakkında ayrı şekilde düşünüyorum. Biliyor musun, bizim iniş çıkışlarımız oldu. Kadınlar üzerine biraz kavgamız oldu, fakat Biliyorum, fakat Kusura bakma, Jimmy oğlum, fakat bu hayat işte. Ben işte en iyi yönetici olmasam, bir tekniker gömleği giyerim. Park Club’da Onbeş hafta, görülmeyen görüntü, sen ve Lila için. Haftada iki yüz dolar senin içine atıldığın çiftlikte kazandığından daha fazla. Mesele nedir? Ona daha söylemedim. Ona söylemedin mi? Ona söylemedin mi? Bana, ne söylemediniz? Haber ne? Hayal kırıklığına uğrama, Jim canım. Bu seni sevmiyorum demek değil. Seviyorum. Herkesi seviyorum. Fakat Ted bana, beni ne kadar sevdiğini açıkladığı zaman ve Birden bire bir daha ikimiz de birbirimize ait olduğumuzu anladık. Biz ikimiz, hayatlarımızı ayaklarımızla insanları mutlu etmeye adadık. Siz ikiniz ha? Hayatlarınızı ayaklarınızla insanları mutlu etmeye adıyorsunuz. Bu çok güzel. Tabii, sanırım ilk tekmeyi iyi bir başlangıç olarak ben yedim ha? Üzgünüm, Jimmy oğlum, fakat hayat bu. Şimdi öğrenmen en iyisi. Lila’yı mutsuz etmek istemezsin. Ha, hayır, hayır, Lila’yı mutsuz etmek istemem. Şimdi değil, onu gerçekten tanıdığım şu an. O ne kadar dar bir gıcırtı. Onunla de demek istiyorsun? Hayır, hiçbir şey değil tatlım. Ben mutluyum, sen mutlusun. Bu söz Konfedere parasının gıcırtısı gibi geliyor. Peki, çocuklar, ben hala insan soyuna tekrar katılacağım. Umarım çok iş yaparsın, bayramlar dahil. Kendinizi güzel sinir kırılmalarına dans ettirin. Ne zaman aramak isterseniz, beni nerde bulacağınızı biliyorsunuz. Midville, Connecticut, büyük gölgeli bir ağacın altında tembellik yaparken. Tembel Tembel olmak istiyorum Dışarıda güneşin altında olmayı özledim Yapılacak hiç bir iş olmadan o tentenin altında Ona gökyüzü diyorlar Gerilerek ve esneyerek Ve bırak dünya akıntıya kapılıp gitsin Derinlere bakmak istiyorum Vahşi koruluklarda, koyunları sayarak Bir çocuk gibi uyuyana kadar Büyük, bir valiz dolusu okunacak kitapla sakin bir yerde Ben vakit öldürürken Temellik yaparak Whoa! Whoa! O kadar boş arazi, bir tuzak ve hile, ha? Aman, kardeş! Dünyadaki en zor iş var. Belki şehirde daha mutlu olurdun Jim. Eğer yine ziraat işine girersen, çoban iğnesi yetiştirebilirsin. Yo, hayır. Haber alana kadar bekle. Şu ana kadar en büyük fikri hayal ettiğimi sanıyorum. Heyheylerin üstünde. Fakat, bunu kaçıramazsın. Çiftliği bir otele dönüştürüyorum! Ama ne otel! Burada, oku, kardeşim. “Holiday Inn. Midville, Connecticut. Ana yoldan ayrıl ve bir çiftlikte dinlen. Dans, eğlence, ev yemekleri. Yalnızca bayramlarda açık. ” Yalnızca bayramlarda açık? Bunlardan kaç tane var? Yaklaşık tane var. Bu bana üstünde düşünecek gün veriyor. Bunu düşüneceksin. O sanatoryumdan taburcu evraklarını aldın mı? Merak etmiyor musun? Bu iş yapar. Her gün dinleme yapıyorum. Eğer bir yeteneğe rastlarsan, onları çıkartacak mısın? Elbette, geri döner dönmez. Bugün Miami Beach’e uçuyorum Ted ve Lila için bir nişan ayarlamak için. Çiçekleri unuttun. Heyecanlanma. Hava alanında bir çiçekçi dükkanı var. Onun ilk numarasından önce orkideleri almayı garanti ediyorum. Oğlum, daha iyisi. Bu çocuk Babalar gününde de hediye bekler. Peki, iyi şanslar, Jim. Görüşmek üzere, Ted. Sana iyi yolculuklar. Evet, ciddiyim, yapacağım, teşekkürler. Bu bana ona yılbaşı hediyesi vermeyi, unuttuğumu hatırlattı Yanımda küçük bir yılbaşı hediyesi getirdim. Her birinize birer tane aldım. Baksana, bu şişmiş. Ne o? Ev yapımı şeftali konserveleri. Sanatoryuma gitmeden önce kendim yaptım. Oğlum, bunlar için mi gidiyorum! Niye, bunlar şahane hatta sade. Şişmanlatmazlar da. Evet, bu uzun bir yolculuk. Sanırım katlanacağım. Benim için Lila’ya merhaba der misin? Etkinliği yakalamak zorundasın. Birkaç yeni rutinimiz var. Ve o zaman şovdan sonra Onların bu gece kulübü havasını sevdiklerini sanmıyorum. Dur. Lila’nınkini beklesen iyi edersin. Sanırım en yüksek Danny’ninkinden geldi. O farklı bir tondu. Şafak devriyesi, ha? Merhaba. Çok mu geç kaldım? Bir dakika sonra geç kalabilirdin. Danny Reed. Dinleyin, bu adama servis yapmak zorundayım. Fakat Sana beş gece bedava çalışırım. Herhangi bir şekilde. Sadece beni yalnız bırak ve karışma. Ne istiyordunuz? Orkide. Elinizdekilerin en iyisi. Bir tane mi? Hayır, hayır bir düzine. Gevşek, aldırmıyor gibi görünüyorlar. Tamam. İşte. “Lila sevgiler, Ted.” Onları Clup Pierre’de Miss Lila Dixon saat :’den önce ulaştırın. Ah, üzgünüm, biz teslim aracımız son son seferine çıktı ve ‘den önce de dönmez. Bir kurye çocuğa ne dersiniz? Bu kadar geç bir vakitte, Noel akşamında teslimatı garanti etmek mümkün değil. Fakat sana yardım etmek için, onları ben götüreyim. İşte buyurun. Bir düzine orkide lütfen. Hanımefendi, siz bir cankurtaransınız. Buyurun. İşte $ dolar. Erkek arkadaşınızı dışarı çıkartın ve ona iyi bir vakit geçirtin. Bunu kişisel bir iyilik olarak düşünelim. İyi de, ben bir yabancıya borçlu olarak bu şehri terk edemem. Kulüpte çiçek şovunu görmek ister misiniz? Çok isterdim, ama Bu kartı Fransuva’ya verin. O sizi eğlendiriciler masasına oturtur. Niçin, Siz bay Reed’siniz! O. Ooo. Ben Linda Mason. Bu yarı zamanlı bir iş. Aslında, ben şarkı söyler ve dans ederim. Mr. Reed, ben istiyorum ki Biliyorum, biliyorum, çocukluktan beri dans çalışıyorsun. Broadxay’deki her ajansta uzun yorucu saatler çalıştınız. Fakat, şimdi Miami’yi bir uçak bulabildim. Bir zamanlar bana hiç iyi olmadığımı söylemiştiniz. Ucuz bir bodrumda böyle bir iş bulabildim. Şimdi, bak, dürüstçe, ben gider gitmez Ha, tabii, kesin. Çok sıkı çalıştın. Bir şans istiyorsun. Ee sonra? Öyleyse, onu sana veriyorum. Bir iş mi? A ha. Benim bir arkadaşım Connecticut’ta bir yer açıyor: Holiday Inn. Bu kartı ona götür, ona seni benim gönderdiğimi söyle ve alınacaksın. Bay Reed, Sana nasıl teşekkür edebilirim? Etme. Yalnızca bu orkideleri teslim et ve ben uçağıma yetişeyim. Bu masa orkestra için ayrıldı. Affedersiniz! Huysuz, değil mi? Sanırım bir fincan kahve alırım, ha? Ve hanımefendi? Kahve. Burada sent turunda gibi görünüyoruz. Utandırıcı. Ben Jim Hardy. Linda Mason. Şovda bir arkadaşınız mı var? Ben Bay Reed’in davetlisi olarak buradayım. Ha, Danny. Öyleyse Ted Hanover’u tanıyorsun? Niye, evet, tabii ki. Ha, o adam gibi bir adam hanımlarla, şu Ted. Evet, en azından, Çok çekici bir adam. Onu tanıyor musun? Ha, evet. Aslında, Ted’i ve onun partnerini yeni kulübüm için düşünüyorum. Oo, Bir yeriniz var? Ha, evet, evet. Tanımamama rağmen. Onun sahnesi benimki

Kalahari Ölümüne Yarış Türkçe

kalahari ölümüne yarışKalahari Ölümüne Yarış Türkçe, Kalahari Ölümüne Yarış Türkçe Belgeseli, Kalahari Ölümüne Yarış Türkçe izle
Çitaların Vahşi Doğadaki İnanılmaz hızları…

Bu bir tür Spehn Ailesi oyunudur. Şimdi olmaz çocuklar, misafirlerimiz var. Belki daha sonra. Biz misafir değiliz. Hmm, pekâlâ Topu istiyorsanız, donup kalmanız gerekir! Kaçın benden! Anlamaya bile çalışma. Erkekler işte. Aynen. Aklından bile geçirme! Ben neler olduğunu kestirene kadar işler kontrolden çıktı. Hayat işte, seni senden alıyor. Olaylara olumlu tarafından bakıp, üstesinden gelmeye çalış. Sonunda daha güçlü olacaksın, ne kadar yorulmuş olsan da. Bu aslında Charlotte’ un en sevdiği elbiseydi. Dedim ya, neyi yanlış yaptığımı hâlâ bilmiyorum. Aslında bu benim ilk rodeom değil. Kolejdeyken çamaşırlarımı kendim yıkardım. Dediğin gibi, kolejdeyken, en fazla pantolonunu, tişörtünü ve kazağını Şimdiyse soğuk suda yıkanan ve kurutulan bir elbisesi olan küçük bir kızın var. Belki de kaynanamın halletmesine izin vermeliydim. Ne? Nerede o eski onurlu adam? Bunu yapabilirsin, hadi ama! Ben sana öğreteceğim. Bak, senden yardım istemedim. Bu bir hayır işi. Bu bir, quid pro quo. O ne demek? Bugün sana yarın bana demek, ama o yarın hiç gelmez. “Ben de bu hakkı kızımın düğün gününe kadar bir hediye olarak saklayacağım.” Baba! Aynen öyle! Çok iyiydi. Hoşça kalın, teşekkürler! Görüşürüz. Geldiğiniz için sağ olun çocuklar. Misafirperverliğiniz için de siz sağ olun. Size bunları vermek istiyorum çocuklar. İçine fotoğraflarınızı, hatıralarınızı, her ne isterseniz koyabileceğiniz bir defter Benimkiler de kendi babaları için yapmışlardı. Çok güzel. Annemi tanıyor muydun? Tanışmıştık. Çok iyi biriydi. Aynı ona benziyorsun. Pekâlâ, iyi geceler. Teşekkürler. Defterler için de. Rica ederim. Al bakalım. Sağ ol. Gece için teşekkürler. Minnettarım. Çocuklar uzun süredir böyle gülmemişlerdi. Benimkiler de. Dikkatli kullan. Görüşürüz çocuklar. Kendine dikkat et. Okulda görüşürüz! Hey, Charlotte, nasılsın? İyiyim. N’aber? Bir konuda yardımına ihtiyacım var. Elbette! Sanırım artık bir sutyene ihtiyacım var ama hangi beden bilemiyorum. Tabii ki tatlım, hallederiz. Gel buraya. Beraber alışverişe gideriz, istersen tabi? Ne yapıyorsun sen orada? Yeni tasarımlar için ölçüm yapıyordum. Yani, sen ve İrlandalının yeni planları var, öyle mi? Aynen öyle. Pastor önceki önerilerimizi pek beğenmedi. Hiç şaşırmadım. Yeni tasarımlar yeni bir temayla olacak. Peki ya, her an canlı ve kutlamalar yapılabilecek bir yer olsa? Bunu sevdim, yapalım. Bence de. Belki Michael da bize tasarımlarda yardım eder. Olabilir. Tamam birkaç fikir düşüneyim bakalım. Harika. Dinle, Charlotte’a şu şey konusunda yardım ettiğin için çok teşekkür ederim. Görüldüğü gibi, erkeklerin kızlarına yardım edemeyeceği şeyler de oluyormuş. Benim için zevkti. Şu quid pro quo meselesini hatırlıyor musun? Evet. “Benden isteyeceğin şey, asla gerçekleşmeyecek.” Senin için birini dövmemi falan istemiyorsun değil mi? O kadar da kolay olmayabilir. Sanırım, “Bir ordu gerek” demeliydim. Koca bir ordu ve makine mühendisi gerek. Matt bu konularda çok iyiydi. Bir bakalım. Tamam, halledeceğim ama bir asistana ihtiyacım var. Saatler boyu yardım edecek ve karşılığında hiç para almayacak güçlü adam tanıyor musun? Birlikten kuvvet doğar! Halledin şu işi. Tamam, size iyi eğlenceler! Çocuklar bu ne? Ranza! Ne? Pekâlâ, bana yardım edeceksiniz. Bakın bu çok önemli, bu bilgi ileride hayatınızı kurtarır. “Sağ sıkar, sol gevşetir.” Tekrar edin bakalım. “Sağ sıkar, sol gevşetir.” Adam olacak çocuklar! Pekâlâ çocuklar, bu akşam tek topla başlıyoruz, “D” sen ilk iki, küçük balta, sen ilk üçtesin. Sen ilk dörtte ve Charlie, sen ilk beştesin. Henüz sayımız var, sizden isteğim hücumda bol bol blok yapmanız ve adam tutmanız. Savunmadaysa, panter kesileceksiniz. Tamam mı? Evet! Hadi! Bir İki Üç! Yiyin onları! Pas ver! Hadi çocuklar! Boştayım! Kontrol et, kontrol et! Çocuklarla çok iyi anlaşıyor. Söylemiştim, değil mi? Matt’in de Cathy’nin babasının takımında oynadığını biliyor muydun? Gerçekten mi? Tam da burada üstelik. Çocuklarına babalarını aratmıyor, bu çok güzel. Biz sadece arkadaşız, aile olarak birbirimize ihtiyacımız var. Hepsi bu. Bir şey demedim ki. Güzel! Çünkü söylenecek bir şey de yok. Bu yazı Colorado’da annemlerle geçireceğiz. Birbirimizi görmeyeceğiz bile. Bir kaç ay sonra ne olur bilinmez. Şut! Şut! Çok yakındı! İKİ AY SONRA Evden uzaklaşmak çocuklara çok iyi gelmişti. Şehrin dışında sakin zamanlar geçirmek, huzur bulmamı sağlamıştı. Girin bakalım. Hokey oynamak istiyorum. Evim, güzel evim. Yorgunluktan ölüyorum. Alışverişe gidecek miyiz? Hayır, kesinlikle olmaz. Yarın gideriz. Nasıl olsa okulların açılmasına daha var. Alo? Selam, Michael. Evet, kapıdan şimdi girdik. Evet! Evet de lütfen. Kulağa hoş geliyor. Yok, yorgun değiliz. Evet! Çocukların okul üniformalarını hallettin mi? Bunu da mı benim yapmam gerekiyor? Charlotte bu yaz santim kadar uzamıştır. Danny bir beden büyümüş, Jack’in de ayakkabıları küçülmüş. Nasıl oluyor da biliyorsun? Buna anne içgüdüsü denir. Ancak Cathy anlardı. Evet, o anlardı. Günaydın. Hey! Günaydın! Günaydın. Günaydın, genç adamlar. Merhaba, Günaydın. Günaydın. Günaydın, Gina. Spehn Ailesi, günaydın. Sam! Drew! Bekleyin! Nasılsın, Pastor, nasıl gidiyor? Gayet güzel, Senin? Ben de iyiyim, teşekkürler. Güzel. Bu sürpriz oldu. Tekrar kiliseye gelmek iyi geldi. Beraber oturalım. Olur. Koş, koş, koş. Hadi voleybol oynayalım! Tamam. Al bakalım. Sağ ol. Bu Matt ve diğerleri en yakın üç arkadaşı. Birlikte büyüdüler. Geçen yıl, Matt’in adına, bir hayır kurumuna bağış yapmak için golf turnuvası yaptılar. Bu sene de yapacaklar. Çok güzel. Bu da çocuklar için kendisinin çektiği video günlüğü babaların evlatlarına öğretmek istediği dersler. İzledin mi? Başladım, ama hepsini bitiremedim henüz. Bahçede ne oluyor bir bakayım. Bekle. Bir dakika ver onlara. Tarafsızca oynasınlar istiyorum. Bana güven. Arkada bahçede oynamak onlara, tartışmayı ve anlaşmayı öğretecektir. Siz Üstesinden gelme fırsatını göz ardı etme. Sadece güven bana. Arka bahçe bunun için biçilmiş kaftan. Kime ne ya hadi. Bunu nasıl bildin? Buna baba içgüdüsü derler. Eminim, Matt de biliyordu. Haklısın, bilirdi. Şeker mi şaka mı!? Cathy Cadılar Bayramı’nı severdi. Matt geçen Cadılar Bayramı’nda, ‘şeker mi şaka mı?’ oynayamayacak kadar hastaydı, biz de evde kalıp sadece şeker dağıttık. Bunun ay önce olduğuna inanamıyorum.Bazen sanki dünmüş gibi, bazen de asır olmuş gibi. Çok iyi iş çıkardın ama. Söylemeliyim ki kostümünü de çok sevdim. Teşekkür ederim. Çocuklar giydirdi. Defans oyuncusuyum. Çok inandırıcı. İnandırıcı derken kesinlikle defans oyuncusu gibi değilsin. Ne diyorsun sen be! Gayet güzel oldum! Belki bir acemi beni dışarı çıkarır diye giydim. Kimmiş o? Onu öldürürüm! Kıskandın mı? Evet! İlgi odağı oldum ama hiç kimse çıkma teklifi etmedi. Eğer sen ilgi odağı olsaydın, belki ben sana ederdim. Defans oyuncusuyla flört mü ediyorsun? Evet. Eğer evet deseydin, seni İtalyan Lokantasına götürürdüm. Harbiden mi? Senin İtalyan olman, sadece senin güzel İtalyan yemekleri yaptığın anlamına gelmez. Chuck E. Chips’e mi? Ligi’mse. Bir akşam gideriz sen kendin görürsün. Tamam, teklifini kabul ediyorum. Süper! Akşam buçukta alırım. Hadi çocuklar, bu son evdi. Ne oluyor yahu? Buluşma falan değil. Biliyorum. Sadece akşam yemeği. Ne eksik ne de fazla. Aynen öyle.

Serengeti Vahşi Yaşam

belgeselSerengeti Vahşi Yaşam, Serengeti Vahşi Yaşam Belgeseli, Serengeti Vahşi Yaşam izle

Hayır, ben yıkarım. Bu onun işi. Beraber yıkarız. Ne güzeldi. Bu şarkının adı ne? Bilmiyorum. Ne yapıyorsunuz? Bu bir rahibenin işi değil. Onu bana verin. Bütün gün ben bunu yapıyorum. Hep burada mı yatıyorsunuz? Yeterli yer var. Bir lambam, mobilyam var. Gerçek bir ev gibi. Çok güzel. Seyahat etmeyi seviyor musunuz? İşimiz bu. Bizde çok seyahat ediyoruz. İki yılda bir yeni bir manastıra gitmemiz lazım. Bu benim ikincisi. Peki neden? Alışmamamız için. Aynı yerde uzun süre kalırsanız orayı seversiniz ve tanrı da dahil asıl olan şeyleri unutursunuz. Her ikimiz de seyyahız. O kendi tanrısını ben kendi tanrımı izliyorum. Evet, herkes kendi tanrısını izler. Manastırı gezmek ister misiniz? Beni takip edin. Manastır bin yıldan daha yaşlı. Neden beni yanında taşıyorsun? İyi sunum yapamıyorum. Yemek yapmayı bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum. Ne oldu? Git uyu! Kafandan ne komik şeyler geçiyor senin? Yağmur yağıyor. Burası ne güzel. Zampano, ölürsem üzülür müsün? Neden? Ölmek mi istiyorsun? Bir kez ölmek istedim. Onunla kalmaktansa ölmek daha iyidir diye düşünmüştüm. Şimdi ise seninle evlenmeye hazırım. Sürekli beraber oluruz. Bir taş bile hiç yoktan daha iyidir. Arada bir düşünmen lazım. Sen hiç düşünmüyorsun! Düşünecek ne var ki? Ama var. Peki ne düşünmemi istiyorsun ki? Uyu artık. Artık bu saçmalıkları düşünmek istemiyorum. Hadi uyu, yorgunum. Beni seviyor musun? Kes şunu! Orada gümüşler var ama benim ellerim büyük. Hadi sen dene! Hayır, istemiyorum. Nasıl istemezsin! Hayır, bunu yapamazsın. Sessiz ol. Sağolun, rahibe. Sağolun, hoşçakalın. O ağlıyor. Bekleyin biraz. Ne oldu? Burada kalmak ister misin? Başrahibeyle konuşabilirim. Rahibeler! Gel, al şunu! İyiliğiniz ve misafirperverliğiniz için sağolun. Bu alçakgönüllü sanatçı size teşekkür eder. Bin! “Sopa”! Tam da vaktinde geldin. Sana yardım etmek istiyorum. “Sopa”! Bırak şunu elinden. Bu aptal şakaların için. Zampano, Yeter! Beni dövmek mi istiyorsun? Al bu da “Sopa”dan Dur! Yeter! Bir dahaki sefere daha kötü yapacağım. Daha kötü mü? Saatimi kırdı. Zampano, koş! O kötü durumda. İyi değil Ölüyor Saçmalama. Ölüyor Ölüyor Kes sesini! Hey, sen! Sessiz ol! Susacak mısın sen? Şimdi hapı yuttum işte. Hassas ruhlular uzak dursunlar. Çengel ete girdiğinde kan akabilir. Trampet başlasın. Gelsomina, lütfen! Bayan Gelsomina! Trampet lütfen! “Çılgın Adam” kötü hissediyor Zampano, “Çılgın Adam” kötü hissediyor Ne düşünüyorsun? Neyin var? Kimse bizi görmedi. Kimse bizi aramıyor. O kimsenin umurunda değil. Bizimde değil. Acıktım. Sen dur. Ben yaparım. Nereye gidiyorsun? Nereye gidiyorsun? Nereye gidiyorsun? Söyle. Eve mi dönmek istiyorsun? Gel buraya! Birşeyler ye! Dana gibi ağlamayı kes! Yeter artık! Artık seni dinlemek istemiyorum. Şimdi biraz dinleneceğim. Hayır. Girme! Peki, dışarıda uyurum. Burası güzel. Soğuk. Otursana. Güneşlen. Biraz yemek yiyelim. Birşey eksik. Önemli değil. Ben hallederim. İyi. On gündür hiç hareket etmedin. Onu öldürmek istemedim. Yalnızca iki kez vurdum. İyiydi. Sadece burnu kanıyordu. Sonra bıraktım onu. Ne yani, bir kavga yüzünden hapisanede mi çürüyeyim? Sadece işimi yapmak istiyorum. Yaşamaya hakkım yok mu? Beraber gezmeye devam edebiliriz. Buradan iki kilometre ileride büyük bir panayır var. Orada para kazanabiliriz. Ne? Ne oldu sana yine? “Çılgın Adam” kötü hissediyor. Seni eve götüreyim. Annene mi dönmek istiyorsun? Annenin evine dönmek istemiyor musun? Seninle kalmadıktan sonra ne farkeder ki? Ama bu böyle devam edemez. Hayatımı kazanmaya devam etmem lazım. Hastasın sen! Hem de buradan. Uyumak istiyorsan içeri gir. Burası çok soğuk. Onu öldürdün. Dışarısı çok güzel. Seni terk etmek istiyordum. Ama o bana kalacağımı söylemişti. Biraz daha odun lazım. Ateş daha iyi yanar. Bugün ünlü Medini Sirki’nde gala gösterisi. Uluslararası şovlar. Doğulu sanatçılar. Sizi gülmekten öldürecek skeçler. İsmimiz kalite demektir. Hadi çocuklar eve Anne babanızla gelin. Çocuklara yarım ücret. Nereye gidiyorsun? Uzağa değil. Seninle gelmemi ister misin? Hayır, hemen döneceğim. liretlik verir misin? Biraz da limon. Hey, siz oradaki! Bu şarkıyı nereden öğrendiniz? Hangi şarkıyı? Biraz önce söylediğiniz şarkıyı. Ha, şunu Daha önce aramızda yaşamış bir kızdan öğrenmiştim. Ne zaman? Çok oldu. Dört ya da beş yıl. Sürekli olarak bunu trompeti ile çalıyordu. Onun için hiç unutmadım. Nerede şimdi o? Öldü o. Siz sirkte mi çalışıyorsunuz? O da öyleydiyersiz yurtsuzdu. Belki de onu tanıyorsunuzdur. Burada kimse tanımıyordu. Hiç konuşmazdı. Bir parça deliydi. Babam onu bir akşam plajda bulmuştu. Hastaydı. Ateşi vardı. Onu eve getirdik. Hiç konuşmuyordu. Sadece ağlıyordu. Hiçbir şey yemiyordu. Kendini iyi hissettiğinde dışarıda trompet çalardı. Ve bir sabah uyanmadı. Belediye başkanımız ona aile bulmaya çalıştı. Belediye başkanını görmek ister misiniz? Ve şimdi, Zampano, çelik ciğerli adam. Bunun ardından çok güleceğiniz bir gösteri gelecek. Müzik! Bayanlar, baylar.. Yarım santim kalınlığında bir çengel ve bir zincir saf çelikten. Demirden bile daha dayanıklı. Bir kasılma ile ciğerlerimin ve göğsümün kasları Bu çengeli koparacağım. Bunu kendim için değil sizin için söylüyorum: Çengel etime geçebilir. Hassas ruhlu olanlar başka tarafa baksın. Hadi, yeter artık. Bırak beni. Hadi git. Bırak dedim. Çıkmana yardım edeyim. Müşterileri rahatsız ediyorsun. Garson. Hadi git. Kes artık içmeyi. Makul ol biraz. Çıkmana yardım edeyim. Cehenneme kadar yolun var. Bırak beni. Dokunma bana. Çıkış şurada. Her akşam böyle çok içiyor. Orospu çocukları. Dur lütfen. Pis serseri. Bütün kemiklerini kıracağım Bırak beni! Bırak beni Defol! Gel! Bırak da bu orospu çocuğuna göstereyim. İyi bir ders ver ona. Teke tek gelin. Pis sarhoş. Yetmedi mi hala? Zampano, sakin ol. Bırak beni! Bir işe yaramaz. Dokunma bana! Arkadaşın olmasaydım polis çağırırdım. Arkadaş falan istemiyorum ben. Şimdi neden çıkmıyorsunuz? Hadi çıksanıza. Göstereceğim size. İşinizi bitireceğim. Benim kimseye ihtiyacım yok. Yalnız kalmak istiyorum. Yalnız!

Jaguarın Dünyası

jaguarJaguarın Dünyası, Jaguarın Dünyası Belgeseli, Jaguarın Dünyası izle Jaguarın Dünyası Bay Abbott. Evet. Bayan Adams. Harley ile ne yapmaya çalışıyorsunuz? Beni susturamazsınız. Bir senato soruşturması başlatacağım. Bunu isteyeceğini sanmıyorum. Biliyoruz, Fred. Neden söz ediyorsunuz? Neyi biliyorsunuz? Burada her şeye hoşgörü gösteririz. Önyargı, laf cambazlığı, provokatörlük, ne olursa. Senato bunun için var, özgürlüklere hoşgörü göstermek için. Ama sen şerefimizi lekeledin. California’dan Bay Bender. Yaptığım şey ülkemin menfaati içindi. Şükürler olsun ki, ülkemiz, senin gibi vatanseverlere rağmen daima ayakta kalabiliyor. Seni kınayıp ihraç etme kararı çıkarabiliriz. Ancak, Brig Anderson’un mazide kalmış günahını ortaya dökmek istemiyoruz. O her ne idiyse. O yüzden kalmana izin veriyoruz, dilersen. Dilersen. Bay Bronson. Hayır. Bay Caulfield. Evet. Bay Satinas. Evet! Bay Chambers. Evet. Bay Chatsworth. Evet. Bay Cook. Evet. Bay Cooley. Hayır. Bay Cunningham. Hayır. Bay Curry. Evet. Bay Dahl. Hayır. Bay Daniels. Evet. Belki, oy kullanmasını beklemeliydik. Şimdi sadece iki oy fazlamız var. Orada hata yaptık, değil mi? Bay Danta. Evet. Şu ana kadar oylama başa baş gidiyor, sonucu kestirmek hala imkansız. Hayır. Bay Eaves. Biri McCafferty’i uyandırsa iyi olur. Oyuna ihtiyacımız var. Bay Evans. McCafferty yine uyuyor. Bay Everett. McCafferty’i uyandır. Oyu lazım. Bay Farmer. McCafferty’i uyandır. Oyu lazım. Senatörü uyandır. Evet. Bay Frank. Karşıyım efendim. Karşıyım. Hayır, hayır, senatör, daha değil. Ayrıca karşı değilsiniz sanırım. Bay Jollie. Hayır. Son birkaç dakikadır Leffingwell’in şansı arttı. Büyük bir olasılıkla, bir ya da iki oy gibi ufak bir farkla onay alacak gibi. Elbette, bir eşitlik durumunda, başkan yardımcısının belirleyici oyunu, adaydan yana kullanacağına emin olabiliriz. Harley, her zaman Sayın Başkan! çoğunluk partisiyle uyum içinde hareket etti. Dr. Slater’ı çağır. Çabuk. Oregon’dan Bay Smith. Evet. Rhode Island’tan Bay Smith. Rhode Island’tan Bay Smith. Hayır. Bu ne? Oy eşitliği. Hayatımda hiç bu kadar eğlenmemiştim. Bay Snyder. Evet. Bay Sorensen. Evet. Bay Strickland. Hayır. Bay Sundberg. Hayır. Bay Swanson. Harley, çıkmaza gireceğiz. Bunu düzeltmelisin. Tamam. Bay Tate. Evet. Bay Teller. Hayır. Bay Temple. Hayır. Bay Thacker. Evet. Bay Thompson. Hayır. Bay Timothy. Evet. Albay Trumbull’in üçüncü tablosu Lord Cornwallis’in Yorktown, Virginia’daki teslimiyetini gösteriyor. Ön planda duran kırmızı ceketli Binbaşı O’Hara onun adına kılıcını teslim etmişti. Washington, kendinden rütbece küçük birinden gelen kılıcı kabul etmedi. Bay Toland. Evet. Bay Thule. Hayır. Evet. Bay Topper. Evet. New Jersey’den Bay Tracy. Hayır. Washington’dan Bay Tracy. Hayır. Bay Vandergrift. Evet. Bay Vassar. Hayır. Bay Welch. Evet. Bay Wells. Evet. Bay Whitman. Hayır. Bay Williams. Hayır. Bay Wilson. Evet. Bay Woodworth. Hayır. Bay Yost. Evet. Bay Young. Hayır. Bay Zeffenbach. Evet. Oylar ‘ye eşit çıktı. Başkan yardımcısı, anayasa ile kendisine verilen ayrıcalığı kullanıp bu eşitliği bozmak için evet oyu vermeyecektir. Böylece, Robert A. Leffingwell’in dışişleri bakanlığı adaylığı için verilen tavsiye ve muvafakat kanun teklifi reddedilmiştir. Otur yerine. Kendi işine bak sen! Bir şey olmuş. Otur yerine. Üzücü bir haberi verme görevi bana düştü. Başkan birkaç dakika önce hayatını kaybetti. Güney Carolina kıdemli senatörü Senato başkanlığına geçici olarak vekalet edebilir mi, lütfen? İyi şanslar efendim. Teşekkür ederim. Oy için üzgünüm, Bob. Kendi dışişleri bakanımı atamak isterim. Pekala Harley, Sayın Başkan. Onun için elimden geleni yapacağım. Sağ ol. Sayın Başkan. Söz hakkı Michigan kıdemli senatöründe. Sayın senatörler büyük bir lider hayatını kaybetti. Ülkemiz ve burada bulunan hepimiz için acı bir kayıp. Aksi bildirilene kadar, hürmeten, ara vermeyi teklif ediyorum. Kabul edilmiştir.Nerede? Çok uzakta değil. Gel. Hadi gel! Yakaladım! Hadi. Yürü oğlum. Will nerede? Ortaya çıkar. Nereye gidiyoruz? Çiçeklere. Gizli bir yere. Uzaklaşmayacağımızı söylemiştin. Bırakın beni! Güzel bir oyun oynayacağız. Biz yamyam olacağız sen de avımız. Canımı acıtıyorsunuz. Gidin kendi başınıza oynayın. Pardon Bayan Cathy. Hadi ama, bizimle oyna. Sadece bir oyun. Cathy! İp! Hadi Cathy. Cathy! Bu da ne? Beyim yanlış yapıyorsunuz. Angel Blake’i tacizle suçlanıyorsun. Ayrıca Mark Vespers cinayetinin de şüphelisi durumundasın. Beyefendi, hata yapıyorsunuz. Onu çiftliğe götürelim. İnsanlık dışı suçlarının mahalline gidince hafızası yerine gelecektir. Cathy. Cathy! Cathy! Cathy! Selam Behemoth, karanlığın ruhu kanımı, etimi, derimi sana vereyim ve yürü. Yüce Behemoth, yaşamın babası, konuş, gel ormanlardan, tarlalardan, topraklardan yüksel ve yaşa. Selam Behemoth, karanlığın ruhu kanımı, etimi, derimi sana vereyim ve yürü. Yüce Behemoth, yaşamın babası, konuş, gel ormanlardan, tarlalardan, topraklardan yüksel ve yaşa. Selam Behemoth, karanlığın ruhu kanımı, etimi, derimi sana vereyim ve yürü. Yüce Behemoth, yaşamın babası, konuş, gel ormanlardan, tarlalardan, topraklardan yüksel ve yaşa. Selam Behemoth, karanlığın ruhu kanımı, etimi, derimi sana vereyim ve yürü. Yüce Behemoth, yaşamın babası, konuş, gel ormanlardan, tarlalardan, topraklardan yüksel ve ya Derim. Hayır. Ned! Ned. Ned, Cathy Vespers’ı gördün mü? Kalabalık gençleri gördüm, şu yana gittiler Başlarında Angel Blake vardı. Ya Cathy? Çığlıklarını duydum. Onu hiç görmedim. Ama genellikle buralarda dolaşırlar, şarkı söyleyip, oyun oynarlar. Hayır! Olamaz! Cathy? Cathy! Cathy? Cathy! Tüm yöre şeytani işlerinden bahsediyor. Tanrı aşkına artık bizi utandıramayacaksın. İşte geldik. İçeri sokun. İşte. İtiraf et. Efendim, ben o çocuğu severdim. Nasıl öldüğünü bilmiyorum. Biliyorsun ve bu yüzden asılacaksın. Gel, kullandığın silah hangisiydi? Bu balta. Sessizliği kendisini ele veriyor. Beyim. Ulu Tanrım. Onu harap kilisede buldum. Angel Blake yapmış. Ned Carter onu ve çocukları birlikte görmüş. Bırakın onu. Demir sıcakken damgayı vuralım. Seni unutmuş değilim. Köyün hep aklımdaydı. Hiç de hatırladığınız gibi değil efendim. Korkunç şeyler sıradan oldu ve en berbatlarını da çocuklar yapıyor. Çocuklar mı? Ne korkuncu? Birbirlerini öldürüyorlar. Büyücülüğün döndüğünden korkuyoruz. Büyücülükten fazlası var. Artık dönmeye hazırım. Ama anlamalısınız ki aklınızın almayacağı yollara başvurabilirim. Koşun! İşte orada! Orada! Yakalayın! Bu tarafta! Hadi! Konuşturmalıyız! Hayır. Bir atalım bakalım, cadımıymış anlayalım. Hayır! Ne yaptınız? O bir cadı. Siz de boğdunuz öyle mi? Yüzüp yüzemeyeceğine bakacağız. Cadı olduğunu nasıl anlayacaksınız? Batmazsa cadıdır. Batarsa cinayet işlediniz demektir. Bu da kim? Bilmiyorum. Cadı gibi yüzeye çıkıp çıkmayacağına bakmak için takip edip göle attılar. Tanrım, peki öylemiymiş? Hayır, doğrudan battı. Ama kimse çıkarmaya girmedi. Bir an Cathy’mi bana getirdiğini zannetmiştim. Ellen. Tanrı’ya şükür. Ralph onu ateşe yaklaştır da ısıtalım. Çabuk. Ralph, battaniye getir. Ralph, Cathy’nin yatağını getir. Zavallı kızın ihtiyacı var. Ralph bak. Şuna bak. Nedir? Tanrım, bir daha görmemek için dua ediyordum. Şeytanın derisi dedikleri şey bu. Bırakalım ölsün derim. Hayır efendim, o bir cadı değil. Öyleyse beyim hapse atsın. Hiç değilse orada kimseye zarar veremez. Bunu kesip alamaz mıyız? Bu şeytanın işareti. Köylülerin ondan neden korktukları anlaşıldı. Onu burada tutmak delilik olur. Doktor, deriyi bacağından kesemez misin? Hangi amaçla? Yeniden büyüyecektir. Ayrıca zor bir ameliyat. Yeterli ekipmanım yok. Araziyi ilk süren ben değildim. Onu kurtarmak istiyoruz, Cathy aşkına. Ama tecrübemiz yok. Umarım Tanrı bu acılara değdiğini görür. Uyanırsa sıkı tut. İşte. Fena olmadı. Tanrı hakkını verecektir. İşte yavrum, işte. Yağmur kadar temiz oldun. Bu deriyi yakmalıyız. Evet. Doğru şekilde yok et. Tabii, tabii. Hiç kan gelmedi. Çok garip. Evet çok garip. Yaşayacak mıyım? Kesinlikle çocuğum. Adın ne? Margaret. Ben şeytanın çocuğuyum. Sus. Artık benim çocuğumsun. Hayır, efendime dönmeliyim. Neden bacaklarım bu kadar ağrıyor. Şanslı kız, Ellen seninle ilgileniyor. Sana çiçek getirdim. Yakında benim kadar sağlıklı olacak ve yürüyeceksin. Sonra kaçacağım. Angel beni istiyor. Dinle beni Margaret. Angel buralardan gitti. Artık ona hizmet etmek zorunda değilsin. Sizler efendimin derisini çaldınız. Bunu canınızla ödeyeceksiniz. Artık tehditleri bırak yoksa Tanrı seni cezalandırır. Benim Tanrım daha kuvvetlidir. Yakında kuvvetlenecektir. Gel ve ona hizmet et. Onu ilk özgür bırakan olacağın için seni ödüllendirecektir. Angel’la yatacaksın. Benimle yatacaksın. Senin kurtarılabileceğini neden düşündüm ki? Tarrant’ın tarlasını sürdüğüm güne lanet olsun. İyi günler Ralph. Kız nasıl? Hâlâ iyileşemedi mi? Umutsuz vaka. Efendisi şeytandan başka bir şeyden bahsetmiyor. Onu kurtarabileceğimizi düşünmüştüm. Köyden de kötü haberler geliyor. Her gün birileri kayboluyor. Canavarın bir bacağının aksayarak topallarken görüldüğünü söylüyorlar. Margaret! Margaret? Margaret! Ne oldu? Margaret’i gördün mü? Kaçmış. Margaret! Margaret. Margaret! Margaret? Margaret! Margaret! Margaret! Beni tanıyacaklar. Beni Tanrısız grubuna ihbar edecek. Beni cezalandıracaklar. Korkmayın efendim. Margaret! O da kim? Bizim için geliyorlar. Yargıç. Merhaba! Nasıl gidiyor? Yardım getirdim. Efendim, korkunç çaresiz durumdayız. Tahmin bile edemezsiniz. Tüm köy delirdi. Hoş geldiniz efendim. Size gösterdiğim kitaptaki gibi şeytan bizim için geliyor. O kitap için sana bir teşekkür borçluyum doktor. Dostlar, kısaca anlatın. Bu kilise hastalıklı. Belirtileri neler? Efendim, çocuklarım, ikisi de gitti. Ve sayısızca diğerleri belki. Bedenlerini şeytana veriyorlar. Zavallı Ellen. Bir kız şeytanın derisi ile doğdu. Doktor kesip aldı. Girelim. Bana bundan bahsedin. Bu kız nerede, bu şeytana tapan? Kaçtı efendim. Ralph, gene hikaye anlatıyorsun. Hiç kanıtın yok mu? Mesela Peter’ın bahsettiği şu kız nerede? Şu Angel Blake? Efendim, burada bir şey var. O ne? Margaret’ten aldığım deri. Yeterli olacaktır. Evet.Dünyada İçimizdeki yabani dürtüleri uyandıran yerler var. Buralar doğanın bozulmadan kaldığı son yerler bura da kuralları güçlü olanlar koyuyor. Burası vahşi kedilerin Jaguarın dünyası…

Mükemmel Avcılar Büyük Kediler

aslanMükemmel Avcılar Büyük Kediler, Mükemmel Avcılar Büyük Kediler Belgeseli, Mükemmel Avcılar Büyük Kediler izle

Mükemmel Avcılar Büyük KedilerAradığımın o olmadığını anlamak çok sürmedi ve ayrıldım. Lütfen inanın, Sayın Başkan. Doğru. Ama tek bir kötü hatadan suçluyum. Konuşmaması için Herbert Gelman’a bir iş verdim. Gelman’ı duruşma salonunda görünce Cooley’in beni cadı avcılarının tuzağına düşürdüğünü anladım. Yalan söylediğim için üzgün olduğumu söylemek isterdim. Sadece yalan söylemek zorunda kaldığım için üzgünüm. Yalan söylediğini başka bilen var mı? Bir kişi. Hardiman Fletcher. Hazine Bakanlığından Fletcher mı? Evet. Konuşur mu? Hayır. Fletcher, Chicago’daki üçüncü kişiydi. James Morton, oydu. Merhaba, senatör. Bay Fletcher bu küçük randevumuza geldiğiniz için gerçekten müteşekkirim. Kimden ve niçin saklanıyoruz, senatör? Bu eski ve hoş anıtın yanında buluşmamızın konuşmamıza yararlı etkisinin olacağını düşündüm. Yalan söyleyemeyen George Washington’du değil mi, Bay Fletcher. Bazen ilkokul tarih bilgimi unutuyorum. Biraz yürüyelim mi? Aklıma bir fikir geldi, Bay Fletcher. Bir anda değil tabi. Daha çok nehirden esen tatlı bir rüzgar gibi yavaşyavaş. “Niçin Robert A. Leffingwell, Herbert Gelman’ın, iş için Hazine Bakanlığına başvurmasını ister?” diye düşündüm. Niçin onu, iş bulma kurumuna göndermedi? Bana bir şey mi soruyorsunuz? Henüz değil, Bay Fletcher. Bu öğleden sonra Hazine Bakanlığına kadar gidip Herbert Gelman’ın özlük dosyasına göz attım. Ve Herbert’ın başvurusunu, sizin onayladığınızı keşfettim. Şahsen onaylamışsınız. Sadede gelin, senatör. Doğrusu şu ki, size bir fırsat sunacaktım. Ama, güneye özgü cömertliğimi geri çevirmeyi uygun buluyor gibisiniz. Senatör Cooley, ülkesine sadık bir vatandaşım. Olmadığınızı söylemedim. Ama sadık olduğunuzu ispatlamak için bir soruşturma başlatmak zorunda kalabilirim Bay Fletcher. Bay James Morton. Bana sunacağınız şu fırsat neydi? Basit. Brigham Anderson’u arayıp, bununla bir alakam olduğundan söz etmeden kendi vicdanınızın kararıyla, ona küçük bir itirafta bulunun. Sonra ne olacak? Başkanı ve partimizi korumak için doğal seyir takip edilecek. Gizliliğiniz açığa çıkmayacak, Bay Fletcher. Ve onurlu bir görevi yerine getirmiş olacaksınız. Evet, efendim, onurlu. Senatör Knox? Teşekkür ederim. Beyler, görünüşe göre bugün oylama olmayacak. Brig’den geliyor. Oylamayı ertelemiş. Hangi sebeple? Belirtmemiş. Seni arayanın Fletcher olduğuna emin misin? Teyit ettim. Evini aradım. Bunu senden başkasına söylemiş mi? Söylemediğini belirtti. Bu konuyu ne diye ortaya attı ki şimdi? Doğru olanı yapması gerektiğini hissetmiş. Zırva. Kendini koruyor. Bess, Camp David’teki başkana ulaş. Sekreterine onunla konuşacak ilk kişi olmak istediğimi söyle. Önümde, İngiltere Kraliçesi bile olsa umurumda değil. Alt komisyonun, büyük bir adamın lekelenmesine izin vermesi yetmezmiş gibi şimdi de bu komisyonun başkanı kasten oylamayı engelliyor. Senato tarihindeki en adaletsiz soruşturmaya eklenecek bir şey daha. Efendim, senatör soru için söz hakkı verebilir mi? Soru için söz hakkı verir misiniz? Kansas Senatörüne söz hakkı veriyorum. Sayın Başkan, Bay Leffingwell taraftarı olmadığımı kabul ediyorum ancak oturumu TV’de izledim, ve bana son derece adil geldi. Sayın Başkan, Kansas senatörü, açıkça ortada olanı kavrayacak kadar anlayış sahibi olmadığı için üzgünüm. Senatoya, tam olarak ne yaşandıysa onu anlatıyorum. Her ne kadar, senatörün şahsi görüşünü duymaktan zevk alsam da onun kendi ifadesinden daha somut delillere ihtiyaç duyduğumu söylemeliyim. Efendim, senatör bana yalancı mı diyor? Sözlerim olduğu gibi tutanaklara geçmeli, Sayın Başkan. Bunu nasıl yorumladığı, senatörün kendi sorunu, benim değil. Sayın Başkan, Kansas Senatörü cinsiyetinin avantajını kullanıyor. Hadi ama, yapma, Fred. Sizce bu komik mi? Sizce dünya, bunun komik olduğunu mu düşünüyor? Sizce dünya, barışa inanan bir adamı lekelemeye çalışmamızı komik mi buluyor? Sizce bu ülkenin insanları, bunu komik mi buluyor? Utah senatörü bunu komik mi buluyor? Utah senatörü, oylamayı niçin engellediğini bize söyleyecek mi? Ben söyleyeyim. Robert Leffingwell’in kişiliğine ve saygınlığına saldırıyor! Senatör, bana bir soru sordu sonra da kendi cevap verdi. Kendi adıma cevap vermek istiyorum Sayın Başkan. Alt komisyon başkanı olarak, sadece görevimi yapmayı amaçlıyorum. Ve bunu, Wyoming senatörü kendini kaybetmiş halde bağırıp çağırsa da yapacağım. Senatör, ziyaretçi salonundaki çocuklardan başkasını korkutmuyor. Utah senatörünün, korkutulamayacağından emin değilim. Herkesin bir korkusu vardır, Utah senatörünün bile. Herkesin bir zayıf noktası vardır Herkesin bildiği gibi, hoşgörülüyümdür. Ancak bu salonda tehdide göz yumamam. Harley’e ne oldu böyle? Bilmiyorum. Özür diliyorum. Büyük bir ülkü uğruna duyduğum kaygıyla kendimi kaptırdım. Başkanlığa bir önerge verebilir miyim? Verebilirsiniz. Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun dışişleri bakanlığı adaylık değerlendirmesi görevinin sona erdirilip Senato’nun Robert Leffingwell için hemen oylama yapmasını öneriyorum. Bunu seninle görüştü mü? Görüşmedi. Bob, bunun geçmesine izin veremem. Açıklamak zorunda kalacağım. Önüne geçmeye çalışacağım. Van Ackerman’ın önergeyi çekmesini sağla. Yeterli oyumuzun olmadığını söyle. Sayın Başkan. Michigan kıdemli senatörü. Sayın Başkan Senato’nun olağan işleyiş sürecini atlayarak adayı oylayıp, bu makama oturtmak onu, normal olmayan bir şekilde onaylamak sayılır Önergemi çekmiyorum. Kendi önergesini vermeli. Anayasayla yaratılan, devlet içindeki güç dengesi, özgürlüklerin korunması için hür insanlar tarafından düşünülmüş, çok dahice bir araçtır Bunun için hazır değiliz, Fred. Anlamıyor musun? Ben hazırım. Hiç birinin mutlak üstünlüğe sahip olamaması devlet kurumunu çağların mucizesi haline getirmiştir. Bu dengeyi her zaman korumalıyız ki Amerika’yı oluşturan, disiplin içindeki bu büyük özgürlük rüyası ölmesin. Yeteri kadar oyumuz yok diyorum. Onu daha komiteden geçiremeden mağlup ettireceksin. Bu işleyiş ülkenin vatandaşlarını neredeyse iki asırdır koruyor. Senatör Van Ackerman’ın önergesi bu işleyişi çiğnemeyi amaçlıyor. Sonunda, adayın onaylanmasını ümit etsem de bu önergenin reddedilmesini istiyorum. Bugün, gün batımına kadar, hatta yarın gün batımına kadar senatoca onaylanmaması, Bay Leffingwell’i yaralamayacaktır.
Belgeselde Büyük kediler çok güçlü donanıma sahipler, üstün avcılar, gece görüşü, hançer gibi dişler ve pençeler yüksek hız ve güç üreten kaslar ve bilinmesi gereken bir çok özellik inceleniyor.

Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam

aslanSerengeti Aslanları Vahşi Yaşam, Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam Belgeseli, Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam izle

Belgeselde Afrika vahşi doğasında büyük göçler ve aslanların yaşamı konu alınmaktadır.

Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam Efendisi şeytandan başka bir şeyden bahsetmiyor. Onu kurtarabileceğimizi düşünmüştüm. Köyden de kötü haberler geliyor. Her gün birileri kayboluyor. Canavarın bir bacağının aksayarak topallarken görüldüğünü söylüyorlar. Margaret! Margaret? Margaret! Ne oldu? Margaret’i gördün mü? Kaçmış. Margaret! Margaret. Margaret! Margaret? Margaret! Margaret! Margaret! Beni tanıyacaklar. Beni Tanrısız grubuna ihbar edecek. Beni cezalandıracaklar. Korkmayın efendim. Margaret! O da kim? Bizim için geliyorlar. Yargıç. Merhaba! Nasıl gidiyor? Yardım getirdim. Efendim, korkunç çaresiz durumdayız. Tahmin bile edemezsiniz. Tüm köy delirdi. Hoş geldiniz efendim. Size gösterdiğim kitaptaki gibi şeytan bizim için geliyor. O kitap için sana bir teşekkür borçluyum doktor. Dostlar, kısaca anlatın. Bu kilise hastalıklı. Belirtileri neler? Efendim, çocuklarım, ikisi de gitti. Ve sayısızca diğerleri belki. Bedenlerini şeytana veriyorlar. Zavallı Ellen. Bir kız şeytanın derisi ile doğdu. Doktor kesip aldı. Girelim. Bana bundan bahsedin. Bu kız nerede, bu şeytana tapan? Kaçtı efendim. Ralph, gene hikaye anlatıyorsun. Hiç kanıtın yok mu? Mesela Peter’ın bahsettiği şu kız nerede? Şu Angel Blake? Efendim, burada bir şey var. O ne? Margaret’ten aldığım deri. Yeterli olacaktır. Evet. Sizin şu şeytanınızı toprağa gömeceğim eğer varsa tabi. Bu köpekler şeytanın topuklarını bile kemirirler. Ama efendim, çok etkilenen var. Masum insanlar da zarar görebilir. Bırak da kimin masum olduğuna ben karar vereyim. Angel! Angel, burada mısın? Benim, Margaret. Sana döndüm Angel! Angel’ı kim çağırıyor? Margaret. Bu gece mi? Yetiştim mi? Bu gece. Kurtar beni Angel. Köpekler peşimde. Sen ne yaptın Margaret? Hiçbir şey. Korkuyorum. Bırak seninle geleyim. Tabi Margaret. Bana gel. Gammaz fahişe, üstüme köpek saldın. Ben yapmadım. Çıkart şunları. Ne köpeği? Kimin köpeği? Bilmiyorum, peşimden hiç ayrılmıyorlar. Çiftliğin köpekleri olabilir. Çiftlik mi? Edmonton’ın. Bir haftadır oradaydım. Onlara ne söyledin Margaret? Hiçbir şey. Hiçbir şey. Yemin ederim. Kurtar beni. Seni orada öylesine mi tuttular? Evet. Kurtar beni. Derini vermeye hazır mısın? Hazır mısın? Göreyim. Onlar yaptı. Yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Benden aldılar. Kurtar beni Angel. Konuşmaya bile değmezsin Margaret. Seni köpekler yesin. Hoşça kal. Angel! Burada! Adın ne kadın? Çıkar şunu! Sana kim tuzak kurdu? Domuz! Neden köpekleri üzerime saldınız? Getir onu. Şu tarafa. Bağlayın. Bizi yalnız bırak Ralph. Ralph! Sana zarar vermek istemiyorum. Ama gerçeği öğreneceğim. Duyuyor musun? Ne demek istediğinizi anlamıyorum. Buraya tek bir iş için geldim. İnançlarınızı yıkmaya. Hiçbir güç beni engelleyemez. Konuş. Asla. Bundan iyisini yapacaksın. Ben kimseyi öldürmedim. Sen darağacında sallanırken bilen birisi çıkar mı? Söyle bana, Angel Blake nerede? Onunla ormanda görüşmüştün. Seni tuzağa düşüren de oydu. Fahişe. Angel döndüğünde müritleriyle nerede buluşacak? Hiçbir yerde. Buluşma yeriniz neresi? Hiçbir yer. Gizli olan bir hiçbir yer. Bu gece Hayır, yarın gece. Geçti. Bu gece! Nerede? Her zamanki gibi harap kilisede Sahibim bedenini kazanacak ve sonuncu bir organını verecek Sonra Sonra Tüm bilmek istediğim buydu. Yetişemeyeceksin. Sahibim tamamlanacak. Sana göre çok güçlü olacak! Hiç şansın yok. Ralph. Beni böyle korkutmamalısın. Bacağına ne oldu? Hiçbir şey. Dokunma. Yalnız mısın? Evet. Başka kimse yok mu? Hayır. Neden soruyorsun? Bay Peter nerede? Diğerleriyle köyde. Duymadın mı? Yargıç büyük bir tasfiyeye hazırlanıyor. Kaçıracaksın. Benim için de gelebilirler. Sorun ne Ralph? Köye gitsek daha iyi olur. Cathy’yi sevdiysen, kimseye tek kelime etme. Hayır. Hayır. Yedek odada kimse yok değil mi? Yok. Ralph? Oraya çıkma! İsyan çıkacak. Geldik. Vardık. Hadi. Çıkın. Üç tüfek. Başka yok mu? Hayır efendim. Silahlar şeytana karşı bir işe yaramaz. Müritlerinden misin? Ben mi? Kesinlikle hayır. Kızım orada efendim. Onu vurmayın. Onun kızı aşağılık bir cadı. Hepsini, teker teker asalım. Neyi bekliyoruz? Durun! Bu, yargıç. Neyi bekliyoruz? Neyi bekliyoruz? Hazırız. Dostlarım, en kötü şeylerden birini yapmak üzereyiz. Hesap günü geldiğinde bizi sadece kati inancımız kurtarabilir. Kendini buna hazır hissetmeyenler gelmeyebilir. Gidelim. Ellen, o ışıklar da ne? Yaşa kutsal birlik.için, sana yalvarıyorum, bitir bu işi. Bitirildi. Geçti artık. Aktarıcı’nın gösterdiği hiçbir şey kafamın içinde dur diye bağıran sese hazırlamamıştı beni. Fioana’nın yardım ettiği, Asher’ın ise gitmeme izin verdiği için cezalandırıldıklarını biliyordum. Onlara yardım etmenin, hayatta kalmalarını sağlamanın tek yolu sınırı aşmaktı. Tabii öyle bir şey varsa. Gabe’i anılarla yeterince güçlendirmiş, eğlenceyi öğretmiştim. Benim yolumdan ayırmayan ise Fioana’nın anısıydı. Fiona? Her şeyi ayarladım. Salıverilme işlemlerini hallettik. Güzel bir tören yapılacak. Şimdi, iyice dinlen. Bir şeyler hissetmiştim. Ne? Dahası olduğunu biliyorum. Fiona Hayatlarımızda bir şeyler eksik. Hayır, eksik değil aslında. Onlar, senden ve benden çalınan şeyler. Tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama Jonas biliyor. Bir şeyler hissetmiştim, ve sıcaktılar. İyidiler. Güzeldiler. Bir şeyler hissetmiştim. Bir şeyler hissetmiştim. Bir şeyler hissetmiştim. Kule nerede, Gabe? Burada olması gerekiyordu. Bunu engelleyebilirsin. Neyi engelleyebilirim? İzlemek istemiyorsan, Yaşlılar’ın yanına otur ve gözlerini kapat. Sınırın Ötesine Salıverilme Töreni. Merhaba, Fiona. Keyfin yerinde mi? Keyfim yerinde değil. Korkuyorum. Korkmak zorunda değilsin. Beni tanıyorsun. Çok nazik davranacağım. Söz veriyorum. Tamam mı? Adı Rosemary’di. O benim kızımdı. Onu seviyordum. Dilimizi düzgün konuş. Bundan daha düzgün konuşamazdım. Bunun nasıl bir şey olduğunu biliyor musun? Birini sevmeyi yani? Ben biliyorum. Ağlayıp, acımı çekmiştim. Şarkı söyleyip, dans etmiştim. Gerçek sevincin tadına varmıştım. Öyleyse herkesten daha iyi anlamalısın. Çocukların açlıktan öldüğünü görmüştün. Evet. Sadece dış görünüş için insanların birbirlerine nasıl baktığını görmüştün. İnsanların birbirini öldürmesinin nasıl olduğunu bilirsin. Evet. Hem de eften püften sebepler yüzünden. Biliyorum, biliyorum. Ama Buna rağmen Buna rağmen, Jonas ile o yola tekrar girmek istiyorsunuz. Onca şeyi geri getirmek istiyorsun. Eğer sevginin getirdiği olasılıkları bir görseydin Niye? Sevginin sadece. Bu iş Sevgi beraberinde inancı, umudu Sevgi, bazı şeyleri tetikleyecek bir hırs sadece. Hor görmeyi, cinayeti tetikleyebilir. Daha iyisini yapabiliriz. Daha iyiyi seçebiliriz. İnsanlar zayıfdır. İnsanlar bencildir. İnsanlara seçme özgürlüğü verildiğinde, yanlışı seçiyorlar. Hem de her seferinde. Bu bir kızak. Kayıp ve acı. Müzik, sevinç. Saf sevgiyi hissetmenin imkansız güzelliği. Oğlun, bunu hissetmişti. Burada duran kız O da hissetmişti. Yeter bu kadar. Gölgelerin altında bir hayat sürüyoruz. Yankıların, kaderin. Bizi biz yapan fısıltıların uzağında. Bana bir saniye izin ver, Fiona. Ben Devam etmek zorundayız. Keşke anıları geri geldiğinde ben de orada olsaydım. Gerçekleri öğrenmişlerdi. Yaşlılar’ın ve kurallarının yalan olduğu ortaya çıkmıştı. O yüzden özür dilemiyorum. Fiona’nın güvende olduğu biliyordum. Tekrar göreceğimi biliyordum. Geleceği kollarımda tuttuğumu biliyordum. Buraya gelmemizde bize Aktarıcı öncülük etmişti. Bu eve gelmemize Gerçekti. Arkamda bıraktığım, terk edip geldiğim yerden müzik sesi geldiğini sanmıştım. Muhtemelen sadece bir yankıydı. Ama bu da yeterdi. Evin yolunu bulmamızı sağlayacaktır.

Aslanların Gecesi

aslan

Aslanlar Gece süper avcılara dönüşüyor.  Yeni kullanılan bir gece çekim tekniğiyle belgesele alınmıştır.

Aslanların Gecesi Onun ötesine geçmemize izin yok. Çok fazla sır var. Senin sırrın ne peki? Hiçbir şey. Nasıl yani, hiçbir şey? Anı Toplayıcısısın sen. Gösterebilirim belki. Birer tane tepsi alın. Ne? Güneş panellerinin üzerine indirin. Hadisenize. Size biraz komik gelebilir ama bana güvenmek zorundasınız. Tepsilerin üzerine oturun. Dikkatli ol. Buradan aşağı gitmeye Ne oldu, korktun mu? Ben hiçbir şeyden korkmam. Bu Bu kurallara aykırı, Jonas. Ne zamandır kuralları takar oldun? Aslına bakarsanız benim yardımcı eğitimim var. Sonra görüşürüz. Bakın kim büyümüş. Şanslısın ki ben daha büyümedim. Pekâlâ, git hadi. Topuklarını yere koy. Yavaşla. Galiba senin eğitimin benimkinden birazcık daha fazla eğlenceli. Bir topluluk duyurusu için beklemede kalın. Yurttaşlara hatırlatılır: Aile biriminizin dışındaki topluluk üyelerine dokunmanız kaba bir davranıştır. Teşekkür ederiz. Dakik birisi. Meraklı birisi. Nasıl meraklı birisi? Görevi ile yakından ilgileniyor. Ne diye kuralları çiğniyor peki? Eski sınıf arkadaşına, eğitimde öğrendiklerini paylaşırken görüntülendi. Bu her seferinde oluyor. Gel gör ki bu yapılan imkansız bir deney. Ben bile eğitimim sırasında anıları paylaşmaya çalışmıştım. Hatırlıyorsan tabii. Unut gitsin söylediklerimi. Ben sana görevindeyken neler yapacağını söylemiyorum, sen de bana söyleme. Özür dilerim ama şu anda yaptığınız bu değil mi? Özrün kabul edildi ama dikkatsiz davranıyorsun. Çok hızlı gidiyorsun, ikimizde yıl önce kızın başına gelenleri biliyoruz. Kızın bir adı vardı. Adını hatırlamadığımı mı sanıyorsun? Kaybın acısını yaşadığını biliyorum. Çocuk acının içinde eğitimine devam etmeli. Bizi yine başarısızlığa uğratma. Hepsini okumamı mı istiyorsun? Bu neymiş? “Bir gün adının Jonas olduğunu söyleyen bir çocukla tanışacaksın. Şimdiye kadar görülmüş en güçlü Toplayıcı olacak.” Bir dakika, orada benden mi Bu kadar saf olma. AYNILIK PLANI Aynılık Planı. Bu da başka numaralarından birisi mi? Aslına bakarsan değil. Bir tür haritaymış. Üçgen Kayalar. Bu gerçekmiş. Arkadaşım Asher görmüş onları. Şu kulerlere bakın. Ne için yapılmış bunlar? Arkadaşın üçgen kayaları nasıl görmüş? Kendisi bir pilot. Gördüğünü söylemişti. Ötesindekiler ne? Ötesindeki “Dış Kenar” nedir? “Anı Sınırı” nedir? Bir gizem. Anı Sınırı. Anılar sadece ikimizde kalsın diye yaptıkları bir şey mi? İşimize bakalım. Anıları içeride tutan bu sınır demek. Yani bir toplayıcı o sınırı aşarsa anılar serbest mi kalır yani? Muhtemelen. İkimizden biri o sınırı geçseydi, muhtemelen herkes o anıları tekrar hissederdi. Bugün ne göreceğim peki? Hiçbir şey. Bugün hiçbir şey görmeyeceksin. Bir şeyleri görme meselesini geçtik artık. Bir de bir şeylerin ötesini duyma var. Masa mı o? Bütün yiyecekler kayar bunun üzerinden. Hemen kızma bana, iyi bir öğretmenim olmasına rağmen bunu çalmada pek iyi değilim. Müzik. Tuşlara bastığım zaman müzik sesi çıkıyor. Tıpkı müzik gibi gözünün göremeyeceği şeyler var. İçinde hayat bulan şeyler. Sabah iğnelerinin senden aldığı şeyler gibi. İğnelerin sağlığımız için olduğunu sanıyordum. Hayır, onlar senden bazı şeyleri almak için var. Ne mesela? Duyguları. Hisleri mi yani. Hislere sadece dış görünüşte gerek duyulur. Ama duygular ise daha derindelerdir. İlkellerdir, geçmişten gelirler. Jonas şu anda nerede olduğunu veya neler döndüğünü anlamayabilirsin ama gördüğün şeyleri düşünme dinle. İçeriden sana seslenenleri dinle. Antonio! Çok güzel bir düğün! Bir insan neden bunlardan kurtulmak ister ki? Güzel soru. Ne yapıyorsun? Tut ellerimi. Hazır mısın? Hızlı kısım için hazır mısın? Şimdi de dön! Dön! Lily’le ne yapıyorsunuz? Jonas, buna dans dendiğini söyledi. Konuşma yapılırken lütfen yerlerinizde kalınız. İzinsiz girişim için özür dilerim. Özrünüzü kabul ediyoruz. Merhaba demek istemiştim sadece. Merhaba. Ben Lily. Evet, biliyorum. Şu anda dokuz yaşındasın, değil mi? Lily, okula gitme zamanın geldi sanırım. Yola çıksak iyi olur. Merhaba, Jonas. Merhaba. Eğitimin nasıl gidiyor? İğne yapıldı. İyi. Toplayıcı hakkında endişelerim var. Yıllar önce bir kaza olmuştu. Ne tür bir kaza? Yalnız başına, kenarda bir evde yaşamak insanı dış dünyadan soyutlayabiliyor. Toplayıcının pervasız birine dönüştüğünden endişeliyim. Gerektiği şekilde eğitiliyor musun? Evet. Dikkatin yerinde mi? Galiba çocukluk arkadaşlarınla çok fazla zaman geçiriyorsun. Dikkatim yerinde. Jonas, Toplayıcı ile birlikte gerçekte neler yapıyorsunuz? Kurallara göre söylemem yasak. Kendileri Baş Yaşlı olur. Jonas, tek istediği yardım etmek. Haklısın. Ama Toplayıcı’ya anlattığımı söylemeyin. Söz veriyorum. Sandalyeye oturup bütün gün konuşmadan duruyoruz. Vakit dolduğunda ise çıkıp evime geliyorum. Sabah olunca aynı şeyleri tekrar tekrar yapıyorum. Özür dilerim ama geç kaldım. Özrün kabul edilmiştir. Hoşça kal, anne. İğne yapıldı. Genelde böyle değildir. Oğlun hakkında fazla endişelenmediğine şaşırdım. O benim sorumluluğumda olsaydı, endişelenirdim. Bize Baş Yaşlı’nın her şeyi bildiği söylenmişti. Kimsenin bilmediği şeyleri. Ama ben bir şeyleri bilmekle hissetmenin aynı şey olmadığını öğrenmiştim. En iyisi olabilirsin. Dağın tepesinde kalan son kişi olabilir havayı içine çekebilir, hayatta kalıp yalnız olabilirsin. Hep meraklı ol. Kendimi kaybetmiştim. İyi anlamda kaybetmiştim. Tarif edemeyeceğim sesler duyup, manzaralar görmüştüm. Etinin rengi farklı olan insanlarla karşılaşmıştım. Çok canlı hissetmiştim. Bunlar yasak mıydı? Ne düşüneceğimi, neye inanacağımı bilmiyordum. İnancın olsun demişti, Aktarıcı. Asıl bir şeylerin ötesini görmenin, “inanç” olduğunu söylemişti. Bu şeyi hissedilen ama görülmeyen rüzgara benzetmişti. Sırf saygı duyduğun birinin ağzından çıkıyor diye gerçeği kabullenme. Kendimi tamamen aptal hissediyorum. Tuhaf bir his var. Ah, bu tuhaf işte. Parmaklarım karıncalanıyor. Evet. Anılar sadece geçmişi şekillendirmez. Aynı zamanda geleceğimizi de belirler. Bir şeyleri değiştirebilirsin. Onları daha iyi hale getirebilirsin Hayat buydu işte. Biraz daha kapsamlı görünüyordu sadece. Ne kadar çok tecrübe ettikçe o kadar çok istiyordum. Bir zamanlar yaşayan başka şeyler vardı. Bizim aksimize onlar annelerinin ve babalarının kim olduğunu biliyordu. Neşeyi de tatmışlar acıyı da. Şimdi yapacaklarıma seni hazırlamamın hiçbir yolu Her seferinde beni uyarmak zorunda değilsin. Hayır, Jonas, anlamıyorsun. İnanılmaz derecede büyük acımasızlıklar da vardı. Aktarıcı, artık çocuk değilim ben. Göster hadi. Bunda , dolarlık fildişi var. Hadi, hadi. Vurdum. Bir daha sık. Hayır, dur! Dur! Dur. Gabe. Geldim işte, Gabe. Gabe, sana bir sır versem kimseye söylemeyeceğine dair söz verir misin? Bunu evet olarak kabul ediyorum. Bu teselli nesnesi bir su aygırı değil. Bir fil. Bir zamanlar gerçekmiş. Ve çok güzelmiş. Yurttaşlara hatırlatılır: Uyku zamanı dakika içinde başlayacaktır. Teşekkürler. Tıpkı bir anı gibiydi ama Fiona’da oradaydı. Rüya görmüşsün. Ne görmüşüm? Rüya. Gerçekliğin bir kombinasyonu, bir düş, duygu ve yemekte yediğin şeyler. İğnelerini almayı kestin, değil mi? Duygular çok güçlüydü. Ve bir de o düğün var. Herkes bir arada gülüp dans ediyordu. Gencinden yaşlısına, gelin damat hep heraberdi. Aralarında bir şey vardı. Ama şimdi bizde olanlardan farklıydı. Evet. Bizde artık o şey yok. “O şey” derken neyi kast ediyorsun? Başka birine karşı hissettiklerimizden bahsediyorum. Aklın açıklayamayacağı, öylece kurtulamayacağın şeylerden. Nedir o? Sevgi. Buna sevgi deniyor. Sevgi. Merhaba. Merhaba. Ne var ne yok? Sen de ne var ne yok? Şimdiye kadar ne oldu ki? Neden tuhaf davranıyorsun? Davranmıyorum. Ben Ben sadece Herkes su aygırı oyununa! Sıkı tutunun! Baba, beni seviyor musun? Jonas, dilimizi düzgün kullan lütfen. Sevgi ne demek oluyor? Ben alırım, Lily. Jonas, artık herhangi bir uygulanışı olmayan eski bir kelime kullandı. Eğer sorduğun benden keyif alıyor musun ise cevabım kesinlikle evettir. Veya annenle yeteneklerinden gurur duyduğumuzu soruyorsan elbette gurur duyuyoruz. Anlıyor musun? Evet, sonunda anlıyorum galiba. Merhaba, Gabe. Seni seviyorum, Gabriel. Aktarıcı, sen haklıydın. Dün aileme sevgiyi sordum. Robbie, uyan! Aktarıcı! Ağaçtalar. Ağaçtalar, Robbie! Yere yat! Yere yat! Robbie, yere yat! Robbie, yere yat! Yerde kal! Onları göremiyorum, dostum! Ağaçların üstündeler. Yerde kal! Anlamıyorum. Şehit mi oldu? Doktor! Her yerdeler! Ateş ediyorlar! Kadın saat yönünde! Ağaçların üzerindeler! Robbie! Robbie! Uyan! Üzerimize mermi yağdırıyorlar! Ağacın üzerinde! Yerde kalın! Jonas. Ne oldu? Özür dilerim, Jonas. İnsanlar bunu nasıl yapabilirler! Bunu görmeni istememiştim. En azından şimdilik. Bu şeyin aklını çelmesine izin verme. Yeterince güçlü değilim. Elbette, daha değilsin. Ama Jonas, akıl hocalığı yapmak için bunları bilmek zorundayız. Yapamam. Özür dilerim. Yapamam! Jonas. Jonas! Jonas, geri dön! Lütfen, geri dön! İzin ver açıklayayım. Böyle bir şeyi görmenin hiçbir açıklaması olamaz. Rosemary, yarın geri geleceğine söz ver. Rosemary. Söz ver bana. Merhaba, Jonas. Gel hadi, tam zamanında geldin. Bir daha geri dönmek istememiştim. Bilgeliği istememiştim. Acıyı istememiştim. Çocukluğumu geri istemiştim. Top oyununda dizlerimi yaralamak istemiştim. Jonas? Savaş oyunu oynadığımız zamanları. Ama savaş gerçekmiş meğer. Yaşlılar bunu anlamış. Bizim dünyamızdan bunu silmişler. Belki de haklılarmış.