Kategori arşivi: Bilim

Hayat Belgeseli Bölüm 3 Memeliler

hayat

Hayat Belgeseli Bölüm 3 Memeliler, Hayat Belgeseli Bölüm 3 Memeliler Belgeseli, Hayat Belgeseli Bölüm 3 Memeliler izle

Hayat Belgeseli Bölüm 3 Memeliler Bir dakika beklerseniz başvuru formlarını alıp geleyim. Dağınıklığa bak, Pablito! Ben tam temizlemeye başlamıştım ki, birden tansiyonum düştü. Saç boyasından olmalı, değil mi? Belki de aseton falan solumuşsundur. Ah, süreyi geçirdim! Gidip saçımı yıkamam gerek ve ne giyeceğime de hâlâ karar veremedim. Sorun değil, bulaşıkları yıkar hepsini yerlerine yerleştiririm. Bilmiyorum. Elinde telefon, kanepenin üzerinde uyuyakalmış. Hiç arkadaşı var mı? Birileriyle çıkıyor mu? Bilmiyorum. Keşke Zira bu aralar pek geçinemiyoruz. Aslında senin taşınman lazım. Tamam, masraflarımı çekecek bir koca bulur bulmaz taşınırım. Öyle birini, o aradığın yerlerde bulamazsın! Neruda’nın kitabı sende ne arıyor? Bilmem, belki okumam için biri vermiştir. Okuduğum ilk şiir Neruda’nındı. , yaşlarımdayken halamla birlikte okumuştuk. Eğlenceli olmuş olmalı! Ver bakayım. Dinle “Mutluluk, Kendi hâlinde, sessiz bir genç adamdım, Gözüme saçların değdi, Cesaretim geldi.” Ne var? Ben beğeniyorum! Seversin sen böyle şeyleri. O zamanlar halamla, şu fincanla ruh çağırma oyununu oynardık. Cidden mi? Fincanı ben hareket ettirirdim, elbette! Kendim şiirler yazardım ve Neruda’nın ruhu söylüyormuş gibi okurdum. Sana inanıyor muydu? Evet! Hatta birkaç kez hile yaptığımı söyledim ama bana inanmayı reddetti. Zaten görsen, şiirlerin Neruda’ya ait olmadığını hemen anlardın. Tahmin edebiliyorum. Nasıl şiirlerdi? Hatırlamıyorum. Aptalca şeylerdi işte. Ama yazmaya başlamam o şekilde oldu. Halam sağ olsun. Neruda sağ olsun! Hadi dansa gidelim, ben ısmarlıyorum! Ben sinemaya gitmeyi düşünmüştüm. Bildiğimiz sinemaya mı, yoksa? Hayır, diğer türlüsüne. Yok, ben almayayım. Seni dansa davet ediyorum. Hadi, gidelim işte! Haziran. Berbat porno hastalığıyla yaşamaya devam ediyorum. Kasıklarımda, Propolis, Aloe Vera ve ereksiyon olmama yol açan …Bolivya’ya özgü yeşil bir kremle tedavi etmeye çalıştığım …kalp şeklinde bir mantar enfeksiyonum var. Bu karşımın iyi geldiğine inanıyorum. Şu anki ilgi alanım Luis. Onunla, Nicolas’la diskoya gittiğimiz gün tanıştım. Beni evine götürdü. Hatta geceyi evinde geçirmem için ısrar etti. Ama ben istemedim. Ya yine öksürmeye başlayıp onu uyandırsaydım? Hayır, o filmi beğenmedim! Hayır, o film olmaz. Kötü bir enerjisi var. Ama araşacağımız konusunda sözleşmiştik. Sözde bu öğleden sonra buluşmamız gerekiyordu. Telesekreterine iki mesaj bıraktım ama bana geri dönmedi. Evet mi, hayır mı? Ah, onun kötü olduğunu söylüyorlar. Sen ne düşünüyorsun? Telefon bekliyorum. Ya ona hastalık bulaştırdıysam? Evet. Mantar enfeksiyonu gibi bir şey bulaştırmış olmalıyım ki, beni aramıyor. Tamam canım, dediğin gibi olsum. Tamam, tamam. Belki de aramaması daha iyi. Hayır, bak, temizlemen gerek. Hayır, yıkamayacaksın. Enerjisini düzelteceksin. Evet, içinde su ve tuzun olduğu bir kabın içerisinde, terasta bir yerde …üç gün dışarıda bırakacaksın. Evet, bir kap. Derin bir tabak. Hayır, olmaz, çünkü o plastik ve plastik çok kirli bir maddedir. Evet. Hayır, bugün gidemem. Salı günü, sinemaya salı gideriz. Tamam, anlatıyorum. Herkesten uzak bir yere koy. Kimse dokunmamalı, tamam mı? Aksi takdirde, taşıdığı enerji bozulur. İşe yaramaz bir tılsım olur. Ben kendiminkini boynuma asıyorum. İstersen sütyenine de koyabilirsin… Kapat. Kapat şunu. Bir saniye Duymuyor musun beni? Kapat diyorum! Birinden telefon bekliyorum. Kapat! Telefon faturasını ben ödüyorum. Babam ödüyor faturayı! Asıl benim babam ödüyor! Nankör. Senin için yaptığım onca şeye rağmen! İbne! …bu bölgedeki olayların %’ı Palermo’nun …zengin ailelerinin çocukları tarafından gerçekleştiriliyor. Buraya gelip bizi taşlıyorlar, bize bağırıp, aşağılıyorlar. Bizden neden rahatsız oluyorlar ki? Bu bizim yaşam şeklimiz. Ne istiyorlar? Gidip hırsızlık mı yapalım? JUAN A. FERNANDEZ HASTANESİ Pablo Perez! Tarih : İsim : Pablo Pérez Muayenehane : HÜCRE SAYISI : CD : /mm Öksürün. Çok iyi. Tekrar. CD hücrelerinizin sayısını artırmanız gerek. AZT kullanmaya başlayacaksınız. Ah, hayır… Ben iyi besleniyorum. Vitamin hapları kullanıyorum, bitki çayları içiyorum. Beslenme tek başına yeterli gelmez. ‘ün sınır bir değer olduğunu biliyoruz. AZT kullanmayacağım. Bir süre sonra testleri tekrar edelim. Vücut direnciniz çok zayıf ve ayrıca akciğerleriniz de iyi değil. Kaybedecek vaktiniz yok. En kısa zamanda tedaviye başlamanız gerekmekte. Bakın, bütün doktorlar sizinle aynı fikirde değiller. Birçok hasta kendisine AZT kullandırılarak öldürüldü. Ne? Siz yeterli dozu öğrenebilesiniz diye sizin deney fareniz olmayacağım. Dayanabilmek için AZT kullan! Peki ne zamana kadar? Kesin tedavi için bir hap çıkana kadar mı? Hayatta kalmak için hap al. Amoxidal kullanmaya ve bitkisel takviyemi artırmaya karar verdim. Dergi yayınlandığında, ilanım için arayanlarla birkaç telefon görüşmesi yaptım. Sana şöyle açıklayayım. Ben çok, ama çok tutkulu bir adamım. Sonunda biriyle buluştum. Nefret ettiğim tek şey, bir yabancının evinde uyanmaktır. Seksi severim, ama benim evimde ve benim yatağımda olması şartıyla. Yakışıklı değildi, ama çirkin de sayılmazdı. Benimle aynı fikirde misin? Aynı bir uzaylıya benziyordu. Gidelim mi? “İtaatkar Adam” rumuzlu okuyucu numaralı ilanıma cevap verdi Hadi gidelim. Senden kısayım. Ne? Kısayım. Ne olur ki? Hadi gidelim işte! O ana kadar, bana ne istese yaptırabilirdi. Ben de ona itaat ederdim. Merhaba, Pablito. Merhaba, hala. Pablo, ben baban. Neler oluyor? Size bir türlü ulaşamıyorum! Telefon ya meşgul ya da telesekreter çıkıyor. [ Fransızca dersi veriyor. ] [ Fransızca konuşmalar filmin orijinalinde de çevirisiz bırakılmıştır. ] Bu ne demek? À la folie’mi? Evet. “Delilik” demek. Her şey! Hiçbir şey. Hiçbir şey için. Röntgenlerinizde bazı lekeler görünüyor. Bazı testleri yaptırman gerek. Ne çeşit testler? Olasılıkların dışında bırakabilmemiz için tüberküloz testi yaptırıp …ayrıca bilgisayarlı tomografi çektirmeniz gerek. Ve bir de solunum yollarınızın durumunu görmek için biyopsi yapılması lazım. En çok öksürük problemimi halletmek isterdim çünkü Bunun için edişelenmeyin. Solunum yollarıyla ilgili hastalıklar bu hastanenin uzmanlık alanıdır. Birkaç gün hastanede yatmanız gerekecek. Hastanede yatmadan yapmanın bir yolu yok mu? Belki başka bir hastanede? Mümkün ama pratik olmaz. Muayeneye gidiş gelişlerde çok zaman kaybedebiliriz. Birlikte olduğunuz birisi var mı? Hayır, yurt dışındayken vardı. Virüs ona da bulaştı. Birkaç ay önce öldü. Pekâlâ… Gelecek hafta diyelim mi? Temmuz. MARIA FERRER HASTANESİ Hervé öldüğünde artık birlikte değildik. Çektiği ızdıraba şahit olmasam da bugün, onun ölümünü yâd ediyorum. Ölmesine ben mi izin verdim? Gidişim mi onu hasta etti? Eşyalarımı ne yaptı? Hepsini çöpe mi attı? Beni affetti mi? Benden nefret mi etti? Beni hiç sevdi mi? Bendeki defterlerini karıştırdım. Öğrenmem gerekiyordu. Sadece acayip bir adresin yanına yazılı olan ismimi buldum. Onu acı çekerken görmedim. Ama sürekli gözümde canlandırmaktan kendimi alamıyorum. Acı çekme fikrine dayanamıyorum. Şu birkaç işi bitireyim sonra birlikte bir şeyler içeriz. Söyleseydin gelmezdim. Neden? Seni göremek istedim. Birazdan bitirmiş olurum. Otursana. Yarın mı gidiyorsun? Evet, ama Rio yerine Neuquen’e gönderiyorlar beni. Neyse, zaten bir haftalığına. Pazar günü mü döneceksin? Evet… Ah hayır hayır! Pazartesi, pazartesi akşamı. Nasılsın? Her şey yolunda mı? Ne getirdin? Şiirlerini mi? Hayır, günlüğümden birkaç sayfa. Okuman için bırakıyorum. Tamam, harika. Daha sonra okurum. Bir sorun mu var? Hayır, hayır. İyi misin? Evet, evet, evet Sadece testlerin bazılarında sorun çıktı. Otursana. İstediğin gibi bir doktor bulabildin mi? Evet, Ferrer Hastanesi’nde. Bazı testler yapabilmek amacıyla hastaneye yatmamı istiyor. Nasıl testler? Bilmiyorum. Biyopsi, tomografi ve birkaç bir şey daha. Ne zaman yatacaksın? Yatacak mıyım emin değilim. Yatmayı hiç istemiyorum. Bunu yapman gerek Pablo. Ben de seninle gelirim. Pazartesi günü ama. Yani? Bir şey yok. Şehir dışında olacaksın ve planlarını değiştirmek istemiyorum. Sorun ne ki? Daha erken dönerim. Sadece birkaç test. Endişe edecek bir şey yok ki. Tamam, öyle yapalım o zaman. GİŞE Dilinizi dışarı çıkarın “Aaa” deyin. Uzanın. Nasılsın? Hayır kalkma, yat. Sana kafanı dağıtacak bir şeyler getirdim. KIŞLIK OĞLANLAR numaralı ilan : Cinselliğini gizlemeyen, açık sözlü, dürüst. İdealist. Maksimum yaşına kadar, kaslı erkeklerle arkadaşlığın ve seksin… …hazlarını paylaşmak istiyor. Ben ise yaşında, . boy, kilo. Kısa saç traşlı. HIV Pozitif. Başka bir ilan verdim. “Güvenli seksin”, “korunmalı seks” demek olduğunu …”sikişmek garanti” anlamına gelmediğini açıklamak istedim. İkinci ilan ilki kadar başarılı olmadı. Ah, şuna bak. “HIV Pozitif” yazdığımdan dolayı olduğunu tahmin edebiliyorum. Bilmem, santim kadardırlar. İlanıma sadece bir kişi cevap verdi. Bir kuaför. Hayır, makineyle. Küçükken, kız kardeşimin saçlarını örmeyi çok severdim. Zaman kaybetmemek için, diğerlerinin ilanlarını cevaplamaya başladım. DERİ SEVER, SADO MAZO ÇİFT, ÜÇÜNCÜYÜ ARIYORLAR. Kim o? Pablo. Aşağı geliyorum. Tamam. Zili şimdi çaldım. Sanırım aşağı geliyor. Pablo’sun, değil mi? Evet. Ben Juan. Nasılsın? Teşekkürler, sen nasılsın? İyiyim. İşte Şerif de geldi. Baez’e aramızda “Şerif” deriz. Merhaba, nasılsın? Merhaba, iyiyim. Aynı anda mı geldiniz? Evet, biz de şimdi tanışıyorduk. Pekâlâ… Yukarı çıkalım mı

Hayat Belgeseli Bölüm 1 Yaşam savaşı

hyathyathayatHayat Belgeseli Bölüm 1 Yaşam savaşı, Hayat Belgeseli Bölüm 1 Yaşam savaşı Belgeseli, Hayat Belgeseli Bölüm 1 Yaşam savaşı izle

Sen bir erkeğe göre gayet hızlısın. Yani Cüneyt, bak hiç konuşmayalım. Sen en güzeli Cüneyt yaz, boşluk bırak bana mesaj gönder, ben akşam boşluğunu doldururum. Tamam mı canım? Ya ağzından çıkanı kulağın duymuyor. Baba ama beni hiç dinlemiyorsunuz ki. Puh sana! Git Sidar Ana’ya de ki Cano ağam darlandı, kalksın gelsin. Telefon zili sesi Telefonum çalıyor. Heh, Nublu arıyor. Alo, Cüneyt konuşuyor. Gülme efekti Oğlum senin telefonunda başka kim konuşur ki? Ya baba onların grameri böyle he. Gramer nedir? Sen dil bilgici mi oldun başımıza? Sen yumuşak ünlü müsün, sert sessiz misin? Nesin oğlum sen? Ulama harfi misin? Ya baba bir saniye, kızı duyamıyorum, oooo! Yemin ediyorum bu belirtisiz nesnedir, belirtisiz nesne. Hee. Tanımlanamıyor. Gülme efekti Bak şimdi, tıpkı bana benzemeli. Yani bakımlı, kendini seven, kıyafetlerine özen gösteren vesaire, vesaire. Tabii ki Fırat’ıma da benzemeli. Neyse parası veririz! Zenginim ben, babam dolayısıyla. Sen şimdi paket yap, ben hemen gelip alıyorum. Çav! Şimdi ne yapacaksın bakalım Ece Hanım? Vallahi ne yapacağımı şaşırdım ağalar. Allah’tan Ece anlayışlı davranıyor, yoksa annem çekilecek gibi değil. Ne olur bana bir yardımcı olun. Bu saatten sonra ne yardımı Fırro? Sen kızı alırken bize söyledin mi? Ya ben ne bileyim Baran Ağa, yani bir yolunu bulur anlaşırlar sandım. Ulan Fırro, sen ananı tanımıyor musun? Gidilecek bin tane yol olsa, Sidar Ana istemedikten sonra seni bir çıkmaza sokar. Suç sende Fırro, başta düşünecektin bunları. Ya ben karımı seviyorum, benim suçum ne ki? Ne diyeyim Fırro, vallahi Sidar Ana bu gidişle damınıza damınıza kar yağdırır, ben söyleyeyim. Şarkı gibi oldu ha. De hadi o zaman. Anan der bu kız olmaz Ece’dir, anan olmaz Bana sitem etmeyin lo Aşığa sitem olmaz Bana sitem etmeyin lo Aşığa sitem olmaz Damınıza damınıza kar yağdı Fırat’ım öksüz kaldı Tam bir güzel bulmuştu Ona da Sidar taktı Tam bir güzel bulmuştu Ona da Sidar taktı Damınıza damınıza kar yağdı Fırat’ım öksüz kaldı Tam bir güzel bulmuştu Ona da Sidar taktı Tam bir güzel bulmuştu lo Ona da Sidar taktı Batsın bu dünya. Müzik – Ut Bitsin bu rüya. Nublu’mu da kovana yazıklar olsun. Ulan ben ne yaptım kader sana? Mahkum ettin beni Nublu’suzluğa. Oy Nublu! Cüneyt, kurban ne oldu sana? Niye ağlıyorsun? Ne oluyor sana? Nublu gitti ağam, Nublu gitti ya! Oğlum kurbane, nereye gitmiş, memleketine, St. Petersburg’a mı? Ya basbayağı işten çıkarmışlar işte ağam ya. Ben Nublu’suz yaşayamam. Oğlum senin Nublu’yla ne işin var ki onsuz yaşayamıyorsun? Şey, Nublu bizim çamaşırlarımızı yıkıyordu, ütülerimizi yapıyordu, öyle değil mi ama? Hee hee. Ben onsuz ne yaparım ya? Hee, aklıma bir fikir geldi ağam. Allah korusun. Hani sen buraya bir tane yardımcı arıyordun ya, Nublu gelsin çalışsın. Hadi Nublu gelsin hemen çalışsın, hadi hadi. Tamam bakarız ya. Hadi Nublu gelsin çalışsın. Oğlum bırak ya, müşteri var. Oğlum sonra konuşuruz. Hadi Nublu gelsin çalışsın. Nublu benim olsun, vururum kırbacı, vururum kırbacı. Oğlum demin ütü diyorsun, çamaşır diyordun, kırbaç nereden çıktı? Ne olur alalım. Kırbacı? Nublu’yu! Gülme efekti Müzik Rocky Theme Yerleri silmeye doğru yerden başladı. Bak sen, sildiği yerlere de basmıyor. Oy! O kilimleri de toplamış kaldırmış kenara. Demek tozları kilimin altına süpürmüyor. Gülme efekti Bu kız gaza gelmiş, vallahi benim de tozumu alır bu. Demokrasilerde çare tükenmez. Tükenirse ben geri üretirim. Gülme efekti Pafi. Köpek sesi Eheheh! Oy Pafi, ver bakayım patiyi. Aferin benim oğluma. Hadi Bismillahirrahmanirrahim. Dur bakayım, dur dur dur. Ver öbür patiyi. Vallahi bana öyle yargılar yargılar bakma. Sen de kaynana olduğun zaman anlarsın beni. Tamam mı? Tamam, işte böyle mis gibi oldu. Eheheh! Heh! Müzik Hee! Ya Pafi ne yaptın ya? Ben daha bal döküp yalayacaktım ama. Aman üff! He heyt! Ev kadınlığı kolaydı sanki. Uğraş bakalım. Ağam! Lal yenge. Kolay gelsin. Sağ olun. Kapı biraz bozuk. Hoş geldiniz. Hoş bulduk. Ya seni de buralara kadar yorduk, buyur böyle geç istersen. Nublu’yu işten çıkarttılar! Ya Cüneyt, bir müsaade et. Buyurun Lal Hanım. Ne olur yardım edin ya, sizin evinizde işe girsin. Ya memleketine dönerse? O zaman kim yıkar bizim gömleğimizi, donumuzu Şşşş! Hoşt hö höö Allah Allah! Ulan Cüneyt Beyefendi, donunuzu da alıp gider misiniz? Lal Hanım, böyle geçer misiniz? Ne olur yardım edin, Allah aşkına yardım edin ya! Ay evet üzüldüm ya, çok da alışmıştık kıza. Yan ev bile olsa her gördüğümde yüzü gülücükler saçan taptatlı bir kız. Hah böyle. Estağfurullah, o sizin taptatlılığınız. Heh! Ne olur yardım edin ya, ne olur sizin yanınızda işe girsin. Vallahi her sabah giderim, gazetenizi alır gelirim sonra ekmekleri alır gelirim size hatta arada Kadim amcayı gezmeye çıkartırım. Gülme efekti Cüneyt, babamı Pafi’yle karıştırdın herhalde? Herhalde. Gülme efekti Ya ne olur sizin yanınızda işe girsin Lal Hanım. Ay bilemedim ki. Aslında annemin iyi bir yardımcıya ihtiyacı var. Heh! Nublu’yu da çok seviyor. Heh! Bir konuşayım bakayım ya. Allah! Çok sevinçliyim ya, çok sevinçliyim! Size bir sarılabilir miyim? Şişt! Cüneyt, kıh de çocuğum kıh kıh! Gülme efekti Efendim kıh, deve dilinde çök anlamına geliyor. Kendisi kıhtı. Siz de buyurun oturun. Buyurun. Müzik Yalnız Gözde Hanım, biraz acele edersek. Ay ne acelesi canım? Ömürlük bir karar veriyoruz burada, yuva kuracağız herhalde. Ömürlük mü? Akşam getiririm dediniz bebeği? Bakın Gözde Hanım, bir problem çıkarsa hapislerde çürürüm. Ay bir sus, şimdi ben cimcirip her yerini çürüteceğim senin. Allah Allah! Bir şey olmaz, hallederim ben, babam dolayısıyla. Gülme efekti Ya bir şey söyleyeceğim, hangisini alsam acaba? Hafif bir şey istiyorum. Yani bunlar standarttır. En fazla üç dört kilo arasında oynar abla. Abla derken? Bana kısaca Gözde Hanım dersen sevinirim tatlım. Gözde Hanım, yalnız bebeği yarın getirirsiniz değil mi? Bakın beni mahvederler, sürerler, öldürürler Allah korusun. Beni dinlemezsen sonun yine aynı olur, babam dolayısıyla. Ayrıca iyi bir teklifte bulundum sana, dolar üzerinden ödeme dolayısıyla. Gülme efekti Doğru ya. Peki tamam, hangisini istiyoruz? Hah işte böyle! Var ya ben çok iyi bir bebek severim. Ayrıca da Sokak Bebeklerini Koruma Derneği kurucusuyum. Her evin önüne bir kap su, bir kap yemek kampanyasını da ben başlattım. Gülme efekti Yalnız o hayvanlar içindi. Bebekler için olanı da var. Neyse Ayy şu minnoş olan var ya ya şu. Bu mu? Ay o değil, o çok kara, beni kapatır. Onun yanındaki. Bu? Ayy o da çok yaşlı kadın işi, hayır. Aaa şu! Heh, işte o! Getir. Yalnız erkek değil mi? Kaynana erkek sever çünkü. Erkek erkek. Heh, süper. Oy kuzum! Ayy çok tatlı! Nasıl tutacağız peki şimdi bunu? Şöyle. Böyle mi şey yapacağım şimdi elimi? Evet. Hee, altına Ay yerim ben seni, oooo! Ayyy var ya bu bebeği şöyle taşlı bir biberonla renklendireceksin, hareketlendireceksin var ya yıkılırım cemiyetlerde. Ay çok hoş! Ben şimdi gidiyorum, bu erkek ya buna maviş maviş bir şeyler alıyorum. Hadi çüss! Müzik Ben bu kızın haline çok acıyorum Vildancığım ya. Sen o kadar oku, çalış yani işten aldılar, sonra da eve kapatmışlar. Ay hiç sorma Kadimciğim, içim yanıyor, içim. Ya Kadim Bey, kimsenin beni eve kapattığı falan yok. Ben kendim istediğim için şey yapıyorum, temizlik yapıyorum.

Uzayın Kenarı Evren Türkçe

evren uzayın kenarı

Uzayın Kenarı Evren Türkçe Rahimde bazı düzensizlikler saptadım. Bundan haberdarım. Dr. Bot, merhaba. Hoş geldin, Misty. Sizinle tedaviye başladığımızdan beri çok daha iyi hissettiğimi söylemeliyim. Sadece rüyalarımda daha iyi hissetmiştim. Yani daha önce hiç böyle şeyler hissetmemiştim. Şu anda bile öyle hissediyorum. Hisler bazen insanı şimdiki zamandan alıp geleceğe koyabilir. Şu anı yaşa sonrayı değil. Sonrada değil, şimdide olmak istiyorum. Şimdiden konuşmak da bazen insanı geleceğe koyabilir. Sonrada değil, şimdide olmak istiyorum. Zamanda ilerlemek istiyorum. Orada dur yoksa şu andan çıkacaksın. İleri gitmek istemiyorum. Şu anda kal. Şu anda kalmak istiyorum. Ve şu anda şu andayım. Buradaki elli kademeli kol geminin itiş kolu. Tabi ki hızı elliye kadar dayamıyoruz. Yaklaşan bir tehlike durumunda bu kırmızı ışık söner ve seyrüsefer sistemi alarm çalarak bizi uyarmaya başlar. Daha önce F serisiyle çalıştın mı? Bütün F serileriyle çalıştım, efendim. F? Evet efendim. F’le sefer idare ettin yani? Evet. Neden boşuna konuşturdun beni? Özür dilerim, sözünüzü kesmek istemedim. Demek F. Küçük hanım, gerçekten etkilendim. Ben Jessica. Efendim? Benim adım Jessica, efendim. İsminizi biliyorum, Binbaşı Marlowe. Teşekkür ederim. Kaptan Glenn Terry, Harvey Wallbanger’ınızı getirdim. Ben istemedim. Ama efendim Görevdeyken asla içmem. Siz tam olarak Ted istemişti. Kayıtlarım siparişi sizin Ted’e götür. O halde, sanırım nasıl yapılırı bırakıp seni direk işinin başına koyayım. Bunun için buradayım efendim. Mürettebatın dikkatine! Bu geceki luau partisi, :’de eğlence salonunda başlayacak. Bunu bu gece yapmasan olur mu? Tabi ki. Bakım teknisyeni Ted, Harvey Wallbanger’ınız efendim. Ben istemedim ki. Ben içerim. Günün nasıldı? Bugün bazı sorunlar çıktı. Tatlım o hapları alkolle almasan Her neyse, benim sorunum Sorunun, evet. Sorunum, gelirimiz önümüzdeki yıl Sunshine’ın eğitimine ancak yetiyor. Onu evde eğitirim, dert etme. Güzel. Tamam, sana bu konuda yardımcı olmamı ister misin? Tam yatağa girmek üzereyken böyle stresli şeylerden konuşmamalıyız. Tamam, oldu. Negatif enerjin beni stres etti. Pekiyi. Kadın kaptan mı? Binbaşı. Kadın kaptan diye bir şey yok. Yani bildiğimiz kaptan anlamında yok. Değil mi? Doğru. Tek söyleyebileceğim, sutyen giyse iyi olur. Her neyse, bu yaygaranın nedenini bilmiyorum. Bu gemiyi benim sürdüğümü düşünebiliyor musun? Çöpü boşaltmayı bile beceremezdim. Gider direk güneşe çarpardım. İyi ki gemiyi sen sürmüyorsun. Ben de öyle dedim zaten. Sorun değil. Gitmem lazım. Bebekten sonra durumunuz nasıldı? Harika. Öyle mi? Yani, demek istediğim siz? O hala? Misty istemiyor mu? Evet. Evet dostum, bu ara hep öyle. Çok zaman oldu, anlarsın ya. Hamilelik süresince idare ettik. Hayatta kalmanın yollarını aradık. Yeni kızı gördün mü? Hayır. Güzel kalçaları var. Ben bacak hastasıyımdır. Güzel bacaklar, göğüsler, kalçalar. Ne isterdim biliyor musun? Yapar mıydın? Neyi? Aldatmayı? Hayır tabi ki. Düzüşmeyi evet. Hoş geldin! Ben Donna. Selam. Burada olmana çok sevindik. Gerçekten çok teşekkürler. Bu, bu? Sana küçük bir şey getirdim. Bana mı? Teşekkürler. Paket el yapımı mı? Sen mi yaptın? Sanat ve el işlerine çok düşkünümdür. Beni yakından tanıyacaksın. Takılarımı da kendim yaparım. Çok naziksin. Teşekkür ederim. Bu gemide hayatta kalmanı sağlayacak ufak tefek şeyler. Değerli şeyler değil. Bu, başlangıç için küçük bir paket deterjan ve geminin planı. Harika. Teşekkür ederim. Önemli değil. Çok düşüncelisin. Önemli değil. Sağ üst köşede numaram yazılı. Dinle, ben bu gemi hakkındaki her şeyi bilirim. Bir şeye ihtiyacın olursa beni ara. Harika, teşekkürler. Ararım. Teşekkürler. Tamam. Ben gidip bir şeylerle uğraşayım. Anlıyorum. Tamam, o halde Sana iyi günler. Teşekkürler. Tamam, Carol. Dinle, sana anlatmam gereken şeyler var. Topunuz embesilsiniz! Tamam, eğer biz Biz yok, sen varsın. Sen! Kendi işini yap! Yaptım ve yapıyorum ama.. Hayır, hayır! Ama demek yok! Senin amaların beni ırgalamaz! Af dersiniz, burada duşunuz var mı? Evet, alt katta sağda. Bedava kahvaltıyla beraber. Yeniden temiz hissetmek iyi gelecek. Gemide daha fazla östrojen görmek ne güzel. Tanıştığımıza sevindim. Daha fazla kadın enerjisi olması harika. Gerçekten ortamı dengeliyor. Nasılsın? Benim Sunshine’ım. Gerçekten çok güzel bir kız. Öyle. Kaç yaşında? Sence kaç yaşında? Tahmin mi edeyim? Bence gibi duruyor. Yaşından daha olgun bir ruhu olduğunu düşünüyorum. Evet, olabilir. Pekiyi gerçek yaşı nedir? Onu yaşıyla etiketlemeyi sevmiyorum.. Ben yaş kavramına pek inanmıyorum da Evet, çocuklar gerçekten harikalar. Bizler gibi gündelik dertleri yok. Evet, doğru. Nasılsın? Neler yapıyorsun? Biliyor musun ben ben diyordum ki eğer bir bakıcıya ihtiyacın olursa Senden harika bir annelik enerjisi alıyorum. Evet, çocuklar harikalar. Tanrım, bu gerçekten harika. Neden çocuğun yok? Ben, bilirsin İş, zaman Mutlaka çocuk yapmalısın. Gerçekten yapmalısın. Bu harika, ona bir bak. Evet, evet. O çok güzel. Çok isterim ama hazır değilim. Tamam ama bekleme. Bekleme, tamam mı? Asla doğru zaman yoktur. Asla bankada yeterli paran olmaz. Enerjiyi hissedip kararını uygulamalısın. Parayla alakası yok. Bence tamamen enerji meselesi. Yapacağım, yapacağım. Şu anda bildiğin gibi kariyerim ve Hayır, artık zaman değişti. Hem bebek, hem kariyer yapabilirsin. Yap gitsin! Sadece yapacaksın o kadar. Biliyor musun? Çocuğum olmuyor, o yüzden anne olamayacağım sanırım. Olabilirsin, herkes olabilir. Neden bahsediyorsun sen? Şu anda tıbbi bir durum söz konusu. Yani fiziksel olarak çocuk sahibi olmam mümkün görünmüyor. Neden bahsettiğimi anlıyor musun? Aman Aman tanrım! Aman tanrım, çok üzgünüm. Bu bilemezdin ki. Öyle değil, ben senin için üzgünüm. O kadar da felaket değil. Çok utandım. Burada her şeye sahip biri olarak oturmuş ve bana bahşedilen nimetlerden bahsediyorum. Yani benim çocuğum oluyor ve senin olmadığının anca farkına varıyorum. Hepimiz bir şeylere sahibiz, bir kariyerim ve bir hayatım var. Çocuk sahibi olmanın tek bir yolu yok. Evlat da edinebilirim. Edinirim, hiç sorun değil. Dur, dur! Savunmaya geçme hemen! Kimseye söylemezsen çok sevinirim. Elbette söylemem. Teşekkür ederim. Çok şanslısın. Çok şanslıyım. Annen işe gidiyor. Ders kasetlerini dinle.

Zeki Hayvanlar Bölüm 2 Türkçe

zekihayvanlartürkçeZeki Hayvanlar Bölüm 2 Türkçe, Zeki Hayvanlar Bölüm 2 Türkçe Belgeseli, Zeki Hayvanlar Bölüm 2 Türkçe izle

Zeki Hayvanlar Bölüm 2 Türkçe sade zevklerini paylaşmak” diyerek dalga mı geçiyorsun? Sizinle içeri girebilir miyim? Niçin, tabii. Eşyalarım bu öğleden sonra gelecek. Ne yapayım, süpürge odasına mı gireyim? Sana yardım etmek için burada olan bir adama böyle denmez. Dünya değişmez. Nazik bir gülümseme arkana tekme yemeyi getirir çoğunlukla fakat senin hatırın için ben büyüklük bende kalsın. Hmm. Sana bir ipucu vereyim, Gus: Bunlar yukarı ve geri gider, yanlara değil. Bu şeyin nereye gittiğini hep unutuyorum. Evet. Peki, bu eşyanın kalanını arakaya boşalt, tamam? Evet. Hey! Ne yapıyorsun, kahvaltıdan önce mi kalkıyorsun? her sabah. Sizin ne kadar geç geldiğinizi öğrenince, Mamie’ye sizi uyandırmamasını söyledim. Bir çiftlikteki hayat. Onu yenemiyorsun ha? Jim, beni çok mutlu ettin. İşte bu iyi. Beni mutlu etmeye ne dersin? Elinde tahliye kararı olan ev sahibi gibi görünüyorsun. Bu iyi bir haber. Lila New York’a geri döndü. Ondan bir haber aldım. Onun milyonerine ne olmuş? Burada küçük bir hata var. Onun milyonları yok, onlara borcu var. Zavallı kız. Hep daha yeşil otlaklara dalıyor ve ıspanak buluyor. Evet. Onu parntner olarak geri alma konusuyla ilgilenir misin diye merak ediyor. Bunun iyi bir fikir olacağını düşünüyorum. Tabii, düşünürsün. Linda ve senin burada birlikte olmanızı seviyorum. Evet, senin de seviyoruz. Ne zaman gidiyorsun? Oo. Oo. Niye bir şey söylemedin? Çok sersem görünüyorsun. Jim nerede? İçerde. İyi. Onu tamir ettim. İşte tek tatlı kelimelik bir haber: Hollywood. Sana, Linda benimle gelene kadar gitmeyeceğimi söyledim. Onu Jim’den uzaklaştırman için senin ihtiyaç duyduğun plan bu. İki hollixood adamı bu gece burada olacak. Birisi yönetmen. Eğer senin dansını beğenirlerse Linda ve sen yarın trende olursunuz. Linda ilgileniyor mu öğrenmeliyiz. Eğer yüzünde bir kontrat ifadesi varsa ona bildirelim. Bak Aşıksın biliyorum ama, ondan kurtarana kadar bunu unut. Şimdi dürüst olma zamanı değil. Peki, ne yapmam lazım? Böyle bir şansın önünde durursa bunun bir kalleşlik olacağına Jim’i ikna edelim. Tamam, bu kolay olur. Bir kaplumbağayı soymak gibi. Mamie onların buraya geldiğini söyledi. Evet. Onları buraya bırak. Söylesene, Gus, kolayca bir dolar kazanmaya ne dersin? Ne kadar kolay olduğuna değil emin olmaya bakarım. Tamam, bu kesin. İşte bunun yolu: İstasyona gitmeni, bir grup, Holiday Inn’e hareket etmeni fakat asla oraya gitmemeni istiyorum. Bunu becerebilir misin? Emin olabilirsin. Merhaba? Yolu uzat. Linda Mason’a bunu yapmanı istiyorum. Matmazel Mason? Bizim arkadaşımız mı? Bunu anlamaman gerekiyor, Gus. Bu tür parayla Medicine Hat yoluyla gitmek zorunda kalabilirsin. Merhaba? Evet. Tam bir dakika. Uzun mesafe. New York City Parkway Hotel’e gitmek istiyorum. Matmazel Lila Dixon. Linda prova için burada olacağını söylemedi mi? Ooo, rahatla. Dinleyicilerimiz profesyonel eleştirmenler değil. Gus, yanlış dönüş yaptın. Kestirme. Gus! Kestirmeden. Bunun içinden nasıl çıkabileceğini düşünüyorsun? Bir atla hiç başım derde girmezdi. En iyisi sen beni sahile götür, ben geri caddeye yürürüm. Sanırım, tam burada dışarıda beklersen daha iyi olur. Gus, lütfen dediğim gibi yapar mısın? Tamam. Öteki yöne! Geri dön! Ha? Gus, geri dön! Ha! Oh! Gus! Oh! Oh! Ah, şapkam! Beni ittin! Şapkamı al! Yemin ediyorum şov bir dakika sonra başlayacak. Sen ben saat önce dedin. Evet ama bu defa ciddiyim. Affedersiniz. Şovu kim başlattı? Ben başlattım. Sen varsın. Ted’in partnerine ne oldu? Bu kalabalığı yeteri kadar uzun beklettin. O, o kız olmadan sürdürür. Sen fıttırdın mı? Ben duble bir dans provası yaptım! Ona kestane fişekleri diyelim. Pankartlar yukarıda tutuluyor. Gerçek bir eski moda alalım Gürültülü Dört Temmuz onu, kestane fişekleriyle söyleyelim Güneye aşağı ve kuzeye yukarı Hadi, şanlı dört dediğimiz gibi yapalım, Anavatanımızı selamlayalım Her bir elde Roma mumları Bir yanki bandosu, kestane fişeğinden daha sıcaklaşırken Uzun konuşmalara gerek yok Bizim hurra bağırmalarımız Hiç bir kelime kestane fişeklerinin söylediği kadar söyleyemez Hürriyet İşte Hürriyet adamı geliyor Bu bağımsızlık gününde Bir Amerikan ozonunu dinle A.B.D’den. Ben bir hürriyet şarkısı söylüyorum. Hürriyet için haykıran herkes için Yedi denize yelken açan hürce İstediğimiz gibi ibadet eden Eğer ağaçlardaki kuşlar hür olabilirse Biz niye olmayalım Ben bir hürriyet şarkısı getiriyorum Her nerede olursa olsun bütün insanlara Konuşmak serbest ve dinlemek serbest İstekten uzak ve korkudan uzak Uzak yakın kabul eden herkes Hürriyetin çocukları Benimle şarkı söyle Allahın bütün kulları hür olacak Ben bir hürriyet şarkısı söylüyorum Hür olmak için seslenen bütün insanlar için Yedi denize yelken açmak serbest İstediğimiz gibi ibadet etmek Eğer yukarda ağaçlardaki kuşlar hür olabiliyorsa Biz neden olamayalım Ben bir hürriyet şarkısı söylüyorum Bütün insanlarla her neredeyseler Konuşma hürriyeti dinleme hürriyeti istekten uzak korkudan uzak Kabul eden uzak yakın hürriyetin bütün çocukları Benimle şarkı söyle Allahın bütün kulları hür olacak Allahın bütün kulları hür olacak Beni alır mısın? Tabii. Atla. Siz Ted Hanover’ın önceki dans partneri değil misiniz? Evet, tam olarak “önceki” demek istemedim. Onunla bu gece Inn’de dans edeceğim. Fakat, ben onun yeni bir partneri yok mu? Ha, o bu gece orda olmayacak. Bunu bilmiyordum. Ben, ben Inn’de çalışıyorum. Ha? Bayan garson mu? Evet. Patronunuz, Jim Hardy’yi çok iyi tanıyorum. Çok iyi. Sizin Bay Hannover’e yeniden katılmanızdan o mu sorumlu? Bu arada, eğer ben senin yerinde olsam, bu gece çok güzel görünmeye bakardım. Jim, Hollywood’dan gelecek adamların Ted ve beni film için değerlendireceklerini söylüyor. Bay Hanover’in öteki partneri Hollywood’a gitme şansını kaybedecek. Evet, çok yetenekli olmasına rağmen yoksa Inn’de çalışıyor olmazdı. Ted ve ben yalnızca en iyi yerlerde oynadık. Dinle, sen çoktan şova geç kaldın. Eğer arabayı benim kullanmama izin verirsen kestirme bir yol biliyorum, dakikaya varırız. Buralarda bir yerde bir çiftlik var, bir kaç dakikada bizi dışarıya çektiririz. Çamur aşkına, hadi! Tam burada bekle! Başka ne yapabilirim? Şimdi oradasın. Fakat Linda henüz burada değil. Parçaları kurtarmak zorundasın. Şimdi bu adamların ilgisini

Zeki Hayvanlar Bölüm 1 Türkçe

zekihayvanlartürkçeZeki Hayvanlar Bölüm 1 Türkçe, Zeki Hayvanlar Bölüm 1 Türkçe Belgeseli, Zeki Hayvanlar Bölüm 1 Türkçe izle Zeki Hayvanlar Türkçe Senin için Noel hediyesinden fazla bir şey değil, değilmi? Yani, ikimiz de senin üstünde yürüyoruz. Beni merak etme çocuk. Şimdi onu düzeltirim. Ne aptal. Neyin üstünde yürüdüğümüzü göremiyor musun? Eziyet, bir yıl gün. En son ne zaman bir tatil günün oldu? Bilmiyorum. Belki geçen yıl. Hiç şükran günü, işçi günü veya Temmuz’u duydun mu? Belli belirsiz. Onların ne olduğunu biliyorsun değil mi? Bunlar bayramlar, dinlenme günleri. Bunlardan çok var. Bunlar takvimde kırmızı olarak işaretlenir sen bunları kaçırmayasın diye. Bir bayrama denk geldiğinde şov işinde ne olur? Ekstra performans verirsin. Benim için değil kardeş. Lila ve ben Connecticut’daki çiftliğime gidiyoruz. Takvimle yaşayacağız. Baksana, Jim. Hmm? Ha, bilmen gereken Bir şey var. Ha, Biliyorum, Ted. Senin hakkında ayrı şekilde düşünüyorum. Biliyor musun, bizim iniş çıkışlarımız oldu. Kadınlar üzerine biraz kavgamız oldu, fakat Biliyorum, fakat Kusura bakma, Jimmy oğlum, fakat bu hayat işte. Ben işte en iyi yönetici olmasam, bir tekniker gömleği giyerim. Park Club’da Onbeş hafta, görülmeyen görüntü, sen ve Lila için. Haftada iki yüz dolar senin içine atıldığın çiftlikte kazandığından daha fazla. Mesele nedir? Ona daha söylemedim. Ona söylemedin mi? Ona söylemedin mi? Bana, ne söylemediniz? Haber ne? Hayal kırıklığına uğrama, Jim canım. Bu seni sevmiyorum demek değil. Seviyorum. Herkesi seviyorum. Fakat Ted bana, beni ne kadar sevdiğini açıkladığı zaman ve Birden bire bir daha ikimiz de birbirimize ait olduğumuzu anladık. Biz ikimiz, hayatlarımızı ayaklarımızla insanları mutlu etmeye adadık. Siz ikiniz ha? Hayatlarınızı ayaklarınızla insanları mutlu etmeye adıyorsunuz. Bu çok güzel. Tabii, sanırım ilk tekmeyi iyi bir başlangıç olarak ben yedim ha? Üzgünüm, Jimmy oğlum, fakat hayat bu. Şimdi öğrenmen en iyisi. Lila’yı mutsuz etmek istemezsin. Ha, hayır, hayır, Lila’yı mutsuz etmek istemem. Şimdi değil, onu gerçekten tanıdığım şu an. O ne kadar dar bir gıcırtı. Onunla de demek istiyorsun? Hayır, hiçbir şey değil tatlım. Ben mutluyum, sen mutlusun. Bu söz Konfedere parasının gıcırtısı gibi geliyor. Peki, çocuklar, ben hala insan soyuna tekrar katılacağım. Umarım çok iş yaparsın, bayramlar dahil. Kendinizi güzel sinir kırılmalarına dans ettirin. Ne zaman aramak isterseniz, beni nerde bulacağınızı biliyorsunuz. Midville, Connecticut, büyük gölgeli bir ağacın altında tembellik yaparken. Tembel Tembel olmak istiyorum Dışarıda güneşin altında olmayı özledim Yapılacak hiç bir iş olmadan o tentenin altında Ona gökyüzü diyorlar Gerilerek ve esneyerek Ve bırak dünya akıntıya kapılıp gitsin Derinlere bakmak istiyorum Vahşi koruluklarda, koyunları sayarak Bir çocuk gibi uyuyana kadar Büyük, bir valiz dolusu okunacak kitapla sakin bir yerde Ben vakit öldürürken Temellik yaparak Whoa! Whoa! O kadar boş arazi, bir tuzak ve hile, ha? Aman, kardeş! Dünyadaki en zor iş var. Belki şehirde daha mutlu olurdun Jim. Eğer yine ziraat işine girersen, çoban iğnesi yetiştirebilirsin. Yo, hayır. Haber alana kadar bekle. Şu ana kadar en büyük fikri hayal ettiğimi sanıyorum. Heyheylerin üstünde. Fakat, bunu kaçıramazsın. Çiftliği bir otele dönüştürüyorum! Ama ne otel! Burada, oku, kardeşim. “Holiday Inn. Midville, Connecticut. Ana yoldan ayrıl ve bir çiftlikte dinlen. Dans, eğlence, ev yemekleri. Yalnızca bayramlarda açık. ” Yalnızca bayramlarda açık? Bunlardan kaç tane var? Yaklaşık tane var. Bu bana üstünde düşünecek gün veriyor. Bunu düşüneceksin. O sanatoryumdan taburcu evraklarını aldın mı? Merak etmiyor musun? Bu iş yapar. Her gün dinleme yapıyorum. Eğer bir yeteneğe rastlarsan, onları çıkartacak mısın? Elbette, geri döner dönmez. Bugün Miami Beach’e uçuyorum Ted ve Lila için bir nişan ayarlamak için. Çiçekleri unuttun. Heyecanlanma. Hava alanında bir çiçekçi dükkanı var. Onun ilk numarasından önce orkideleri almayı garanti ediyorum. Oğlum, daha iyisi. Bu çocuk Babalar gününde de hediye bekler. Peki, iyi şanslar, Jim. Görüşmek üzere, Ted. Sana iyi yolculuklar. Evet, ciddiyim, yapacağım, teşekkürler. Bu bana ona yılbaşı hediyesi vermeyi, unuttuğumu hatırlattı Yanımda küçük bir yılbaşı hediyesi getirdim. Her birinize birer tane aldım. Baksana, bu şişmiş. Ne o? Ev yapımı şeftali konserveleri. Sanatoryuma gitmeden önce kendim yaptım. Oğlum, bunlar için mi gidiyorum! Niye, bunlar şahane hatta sade. Şişmanlatmazlar da. Evet, bu uzun bir yolculuk. Sanırım katlanacağım. Benim için Lila’ya merhaba der misin? Etkinliği yakalamak zorundasın. Birkaç yeni rutinimiz var. Ve o zaman şovdan sonra Onların bu gece kulübü havasını sevdiklerini sanmıyorum. Dur. Lila’nınkini beklesen iyi edersin. Sanırım en yüksek Danny’ninkinden geldi. O farklı bir tondu. Şafak devriyesi, ha? Merhaba. Çok mu geç kaldım? Bir dakika sonra geç kalabilirdin. Danny Reed. Dinleyin, bu adama servis yapmak zorundayım. Fakat Sana beş gece bedava çalışırım. Herhangi bir şekilde. Sadece beni yalnız bırak ve karışma. Ne istiyordunuz? Orkide. Elinizdekilerin en iyisi. Bir tane mi? Hayır, hayır bir düzine. Gevşek, aldırmıyor gibi görünüyorlar. Tamam. İşte. “Lila sevgiler, Ted.” Onları Clup Pierre’de Miss Lila Dixon saat :’den önce ulaştırın. Ah, üzgünüm, biz teslim aracımız son son seferine çıktı ve ‘den önce de dönmez. Bir kurye çocuğa ne dersiniz? Bu kadar geç bir vakitte, Noel akşamında teslimatı garanti etmek mümkün değil. Fakat sana yardım etmek için, onları ben götüreyim. İşte buyurun. Bir düzine orkide lütfen. Hanımefendi, siz bir cankurtaransınız. Buyurun. İşte $ dolar. Erkek arkadaşınızı dışarı çıkartın ve ona iyi bir vakit geçirtin. Bunu kişisel bir iyilik olarak düşünelim. İyi de, ben bir yabancıya borçlu olarak bu şehri terk edemem. Kulüpte çiçek şovunu görmek ister misiniz? Çok isterdim, ama Bu kartı Fransuva’ya verin. O sizi eğlendiriciler masasına oturtur. Niçin, Siz bay Reed’siniz! O. Ooo. Ben Linda Mason. Bu yarı zamanlı bir iş. Aslında, ben şarkı söyler ve dans ederim. Mr. Reed, ben istiyorum ki Biliyorum, biliyorum, çocukluktan beri dans çalışıyorsun. Broadxay’deki her ajansta uzun yorucu saatler çalıştınız. Fakat, şimdi Miami’yi bir uçak bulabildim. Bir zamanlar bana hiç iyi olmadığımı söylemiştiniz. Ucuz bir bodrumda böyle bir iş bulabildim. Şimdi, bak, dürüstçe, ben gider gitmez Ha, tabii, kesin. Çok sıkı çalıştın. Bir şans istiyorsun. Ee sonra? Öyleyse, onu sana veriyorum. Bir iş mi? A ha. Benim bir arkadaşım Connecticut’ta bir yer açıyor: Holiday Inn. Bu kartı ona götür, ona seni benim gönderdiğimi söyle ve alınacaksın. Bay Reed, Sana nasıl teşekkür edebilirim? Etme. Yalnızca bu orkideleri teslim et ve ben uçağıma yetişeyim. Bu masa orkestra için ayrıldı. Affedersiniz! Huysuz, değil mi? Sanırım bir fincan kahve alırım, ha? Ve hanımefendi? Kahve. Burada sent turunda gibi görünüyoruz. Utandırıcı. Ben Jim Hardy. Linda Mason. Şovda bir arkadaşınız mı var? Ben Bay Reed’in davetlisi olarak buradayım. Ha, Danny. Öyleyse Ted Hanover’u tanıyorsun? Niye, evet, tabii ki. Ha, o adam gibi bir adam hanımlarla, şu Ted. Evet, en azından, Çok çekici bir adam. Onu tanıyor musun? Ha, evet. Aslında, Ted’i ve onun partnerini yeni kulübüm için düşünüyorum. Oo, Bir yeriniz var? Ha, evet, evet. Tanımamama rağmen. Onun sahnesi benimki

Isırıgın Gücü Belgeseli

ısırıgıngücüIsırıgın Gücü Belgeseli, Isırıgın Gücü Belgeseli, Isırıgın Gücü Belgeseli izle

Bu adaylık, senatörleri susturup senatodan hızlıca geçirmek için yapılan sinsice bir girişimdir. Sayın Başkan, senatör, bir soru için söz hakkı verebilir mi? Çoğunluk partisi liderine ya da denetçisine söz hakkı verme niyetim yok. Leffingwell’e karşı eleştirileri engellemekten başka bir amaçları yok. Güzel dostum ve meslektaşım, seçkin ve kıdemli Illinois senatörü söz hakkını bana devredebilir mi? Bu şartlar altında ve bu konuda tamamen aynı görüşte olduğumuz için sözü, muktedir ve saygıdeğer Güney Carolina senatörüne bırakmayı bir şeref sayıyorum. Teşekkür ederim efendim. Sayın Başkan, Illinois’li seçkin meslektaşımı savunmak durumundayım. Öyle görünüyor ki dört bir tarafı öfkeyle hırlayan düşmanlarca sarılmış. Oysa ki amacı, sadece koridorun her iki tarafındaki çoğumuzun hissettiği masum bir sitemi dile getirmekti. Başkanın bize dayattığı bu adaylık karşısında içten bir tepki. Sayın Başkan, senatör, söz hakkı verebilir mi? Vermeyeceğim, ama yine de söyleyecek olduğunuz şeyi yerinize söyleyeyim: Şu an, kişisel suçlamalarda bulunma zamanı değil. Bu, senatörü tatmin eder mi? Bu, Robert A. Leffingwell adlı adamdan başkası yok muydu? Akil adam hazinemizin içi o kadar mı boş ki, ulusumuzun ve dünyanın kaderini etkileyebilecek olan bu makam için Robert A. Leffingwell’den başkası yok? Bunu, inanması güç, hatta imkansız buluyorum. Seçkin senatör söz hakkı verebilir mi? Genç, yakışıklı ve güç dolu meslektaşıma memnuniyetle söz hakkı veririm. Öyle görünüyor ki Seab, Lafe Smith’i öğle yemeği için kızartacak. Güney Carolina’lı kıdemli senatör, bu tehlikeli dönemde dışişleri bakanlığı makamı için, neye ya da kime ihtiyaç duyulduğunu başkandan daha iyi bildiğini mi düşünüyor? Evet, senatör. Rhode Island’ın kıdemsiz senatörü gibi genç ve tecrübesiz biri bile başka birini seçerdi. Bunun doğru olduğunu söylemez miydiniz? Senatör, dar görüşlülüğün ve kemikleşmiş bir önyargının göstergesi olan, hata kabul etmez bir bilgiçlik tavrı içinde. Kim, kimi yedi? Sayın Başkan işte size, Leffingwell denen adamın yaratabileceği kargaşanın bir örneği. Annelerinin dizi dibinde nezaketi öğrenen yetenekli, duyarlı genç senatörler Robert A. Leffingwell adlı bu huzur bozucu adama tutkuları yüzünden büyüklerine saldırıp onları parçalamakta. Kendimizi içine düşürdüğümüz bu gülünç durumu düşünmeleri için senatörlere yalvarıyorum. Niye? Partimizin içinde bu acı fikir ayrılığına sebep olan kim? Leffingwell. Yasamayla ilgili kurduğumuz sıcak münasebeti bozan kim? Leffingwell. Kim, bu Senato’yu, öfkeli duyguların mücadele alanına çeviriyor. Leffingwell. Bu Leffingwell denen kişiden tiksiniyorum. Bir bela. Siyasi tavizler veren bir yol izleyecek! Büyük ulusumuzun ahlaki yapısını zayıflatacak. Geleneklerimizi helak edecek. Ve sizlere yalvarıyorum sayın senatörler, onu reddedin. Reddedin! Barney, bu gece harika görünüyorsun. Teşekkür ederim Bayan Harrison. Betty, senatörle tanışıyor musunuz? Evet, tanışmıştık. Şöyle bir tur atalım mı? Selam, Lafe. Eğleniyor musunuz? Çok güzel vakit geçiriyoruz. Sağ olun. Bir içki ister misiniz? Hayır, sağ olun. Ülkemin, Bay Leffingwell konusundaki görüşünü açıkça ifade edeceğim. Bazı açılardan mükemmel biri. Ama başka açılardan o kadar mükemmel değil. Ona karşı durma eğiliminde olabileceğimiz kişilik özelliklerine rastlamadığımız sürece genel olarak, onu desteklediğimizi söyleyebilirim. Bütün olarak, ülkemin duruşu budur. Evet, aynen. Esrarengiz Doğu’nun esrarengiz davranmasına daima güvenebilirsiniz. Dans güzel mi? Senatör çok güzel dans ediyor. Bu konuda kimse Lafe’in eline su dökemez. Powell, senatör, yarın öğle yemeğine bize gelecek. Onur duyarız. Elçilikteki ilk misafirimiz olacaksınız. Çok naziksiniz. Bob, bir dakika görüşebilir miyiz? İzninizle? Seni yemekte göremedim, Fred. Yeni geldim. Öğleden sonra New York’tan aradığımda niye benimle görüşmedin? Görüşmek istemedim. Bu yeterince dürüst bir cevap oldu mu? En başından beri Brig Anderson’ı düşünüyordun, değil mi? Hayır. Ama seni de düşünmüyorduk. Takımda, değil mi? Ne takımı? Yapma bunu bana. Çalışma grubu, cemiyet, takım. Bak, Fred, beni, seni gücendirmeye mecbur ettin. Üzgünüm. Pekala. Olayı unutmaya hazırım. Leffingwell lehine çalışacağım. Peki, Fred, ama durumu daha fazla kurcalamayalım. Robert Leffingwell, savaş ile barış arasındaki fark. Onun için mücadele etmeye kararlıyım. Yalnız mı takılıyorsun, Harley? Biraz kaçıp kafa dinleyeyim dedim. Kadınlardan mı kaçtın? Sana, bir başkan yardımcısının sormaması gereken bir soru, sorabilir miyim? “Başkanın sağlığı nasıl?” gibi mi? Onu altı haftadır görmüyorum. Hiç arayıp çağırmıyor. Niyetinin seni hiçe saymak olduğunu sanmıyorum. Muhtemelen hiçe sayıyor. Ama sorma sebebim o değil. Bak, biliyorum, ben sadece Yakışıklı Harley’im, kadınların gözdesi. Sırf, iki partinin ortak başkan yardımcısı adayıyım diye burada olduğumu biliyorum. Asla başkan olmayı beklemedim ve Tanrıdan dileğim hiç olmamam, gerçekten. Ancak, ortalık, onun sağlığı ile ilgili dedikodularla çalkalanıyor. Doğruluk payları varsa, en azından bana söylenmeli. Pekala. Ama bu sadece benim kendi fikrim. Geçen yılki ameliyatın işe yaradığını düşünmüyorum. Bir zamanlar, şirket kuruluşlarından gelen gelirleri sayıp du Pont ailesiyle çay içen, mutlu Delaware valisiydim. Şimdiyse Daha bir şey olmadı. Belki de olmayacak. Başkan olmak için gereken yapıya sahip olduğumdan emin değilim Bob. Öyle biri var mı ki? Çoğu başkan, işi, işbaşında öğrenir. Ben öğrenene kadar, ülke dibi görebilir. Alçak gönüllülük, bu işe giden yolda sahip olabileceğin en kötü özellik değildir. Gerginliği ifade etmek için güzel bir kelime, “alçak gönüllülük.” Her halukarda, sen tek başkan yardımcımızsın, Anayasa öyle diyor. Leffingwell, barış için taviz vermekle kalmıyor, aynı zamanda müsrif. Hükümetin kepçeyle koyduğundan fazlasını bir çay kaşığı ile devletin hazinesinden boşaltır. Öyle tavizler verecek ki Münih onların yanında çocuk oyuncağı gibi kalacak. Dünyanın nasıl olduğunu sanıyorsunuz? Kendini bile doyuramayan, beş para etmez bir ülke yüzünden bombalanıp yok edilmemizi mi istiyorsunuz? Tamamen kendimizi düşünmeliyiz. Senatör, sözü bana bırakabilir mi acaba? Bu, bana göre gülünecek bir konu değil, Bayan Harrison.

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13 Beni sattın mı? Sana zarar vermelerine izin vermezdim haberno. Konuş Simon. Mutt’ı sen mi vurdun? Ben köpek vurmam haberno. Hadi! Git buradan! Hadi, git buradan. Defol! Karımla çocuğumu da mı sattın? Bunu konuşalım haberno. Evet, hadi konuşalım. Hadi konuşalım. Hadi konuşalım. Seni şuracıkta öldürmemem için bir sebep söyle. Söyle. Konuş benimle Simon. Bana iyilik yapmış olursun haber. Fakirin önüne bir tomar para koyarsan ne yapar haberno? Açgözlülük eder. Tıpkı zenginler gibi. Al bakalım. İki gün önce Koca Colette’le Bonanza’da kocasından saklanıyorduk. Bütün mallarımı buraya taşırsa olacağı buydu. Adi herif. Şansıma tüküreyim, o kuş beyinli tavuk’la karşılaştım. Hala mahkum tavırları içindeydi ve beni gördüğüne çok şaşırdı. O zula eline geçer geçmez beni de göreceğiyle ilgili bir şeyler zırvaladı, onu gömüldüğü yerden çıkardıktan sonra birinin aşırdığına yemin etti ve bunu senin yaptığından emin gibiydi haberno. O parayı düşününce mideme bir taş oturuyor sanki. Seni yıldır tanırım. Böyle biri değilsin. O gece Ira ve Molly’nin evde olmaması gerekiyordu. İtfaiyeci balosuna mı ne gideceklerdi. Raburn’deki Pink Lily’de Obadiah’la karşılaştım. Ira onu kovalı üç, dört yıl olmuştu ve onca zamandır Ira’nın kasasının şifresini aklında tuttuğunu, altı üstü oraya girip kasayı açacağımızı söyledi. Kasa varsa bile, içinde ancak Ira’nın vermediği iki haftalık gündeliğim vardır diye düşündüm. Yemin ederim haberno, sarhoş oldukça en mantıksız şeyler bile mantıklı gelmeye başlıyor. Elimizi kolumuzu sallayarak ön kapıdan girdik, ama Tavuk, yazdığı rakamlarla kasayı açamayınca Salla dedi. Yukarı çıkıp Molly’nin mücevherlerini alacak ve gelmemiz bir işe yarayacaktı. Ortalığı yağmalaması pek hoşuma gitmedi, ben de aşağıda kalıp buzdolabını açtım, bir bira aldım ve oturup televizyon izledim. On beş dakika geçmeden Obadiah kanlar içinde aşağı indi ve Ira’nın onu iş üstünde yakaladığını söyledi, yukarı koştum, Molly neyse ki ölmüştü Ama Ira hala nefes alıyor, oluk oluk kan kaybediyordu ve mezara kadar unutmayacağım bir ifadeyle yüzüme bakıyordu. Yaralı bir geyik gibi işini bitirdim. Ira sana iyi davranmıştı. Molly de öyle. İhtiyar Ira boş yere yıllarca zenginim dememiş, ama bunu zaten biliyorsun, değil mi haberno? Tavuk ayrılmamızı söyledi, o parayı Koruma Bölgesi’ne götürecek, ben de geçitten arabamın olduğu yere gidecektim. Sanırım hapisten çıkana kadar çaldığımız her şeyi saklamayı önceden planlamıştı. Ve şimdi çıktı. O bamya Cornish’i hafife alma haberno. Sadece havlamakla kalmaz. Artık öldü. Gırtlağı kesildi. Bunu yapmamalıydın haberno. Hak etmiş olsa bile. Ben yapmadım, arkadaşın yaptı. Benim arkadaşım yok haberno. Senden başka yok. Bunu tuhaf bir şekilde gösteriyorsun. Sana zarar vermesine izin vermezdim haberno. Sana zarar vermesine izin vermezdim. Sadece parayı istiyorlar. O parayı neden aldın haberno? O parayı neden aldın haberno? O parayı niçin aldın haberno? Seni gerzek piç. O parayı neden aldın? Sakin ol. Hayır. Beynini uçuracağım haberno. Bırak. Hoşça kal Simon. Selam. haber Moon. Burada ne arıyorsun güzelim? Sana ev yapımı ekmek getirdim. Ve birkaç öğünlük malzeme. İlkini ben hazırlayacağım. Ne kadar şanslıyım. Ne getirdin? İtalyan usulü salatalı sandviç. Spesiyalim olur. Spesiyalin demek. Annem de, ben de endişeleniyoruz haber. Tek başına eriyip gidiyorsun. Beni tanırsın, iyiyim. İyi görünmüyorsun. Ayrıca iyi de kokmuyorsun. Tepede odun kesiyordum da ondan. Kamyonete temiz tapa almak için geldim. Git bir duş yap haber Moon, ben de o arada sana yemek yapayım. Hadi. Belki bir tane. Sonra eve gideceksin, duydun mu? Hey Abbie. Güzelim? Ben yaparım. Ben yaparım. Çok dolu olduğu için yer bulmak zor, o kadar. Ben yaparım. haber, iyi misin? Evet. Sadece Yorgunum. Çok yorgunum. Rüzgar panjurlara çarpıyor haber. Evet. Evet, biliyorum. Yiyecek miyiz? Gel, karnını doyuralım. Bu sabah haberlerde dün Oaks’ta bir cinayet işlendiğini söylediler. Polis kim olduğunu söylemiyormuş, sadece sabıkası kabarıkmış ve buradanmış. Şüphelendikleri kimse var mıymış? Ölen adamın iki oda ötesinde kalan bir kadın ve hizmetli kadının ceset bulunmadan kısa süre önce onunla gördüğü bir adam. Derdin ne Diablo? Herhalde kıskandı. Umarım seni bu kadar geç saate kadar tutan kadınla olurken korunmuşsundur. Tek başımdaydım, kimse beni tutmadı. Yakışıklı, nazik ama güçlü ve mizah duygusu iyi bir adam. Bir kadın için dört dörtlük olman için tek gereken güvenceli bir iş haber Moon. İçeride radyoyu açık mı bıraktın? Evet, herhalde öyle oldu. Gidip kapatayım. Sen de evine git. Ne? Neden? Annenle baban merak eder. Evde kimse yok. Ayrıca yemeğim bitmedi. Sözümü dinle, evine git. Hiçbir yere gitmiyorum haber Moon. Lütfen ona zarar verme. Sana Sana parayı veririm. Silahını bu tarafa doğru at. Hemen! At dedim! Bıçağını çıkar. Pekala, şimdi şu ipi alıp kızı bağla. İpi al dedim! Hadi! Ellerini bağla. Bağla şunun kahrolası ellerini! Bağla dedim. Sıkı bağla. Kazaydı. Kızı geyik sandım. Evet, tabii. Geri çekil. Şimdi de ayaklarını bağla. Nerede o? Onu ormana gömdüm. İstersen seni hemen götüreyim. Olmaz. Cesetler tüylerimi ürpertir. Yaptığımı geri alabilseydim, alırdım. Onu becerdin mi? Üstünde bir mektup buldum. Seni sevdiği yazıyordu. Onu Hawaii’ye götürecekmişsin. Ingrid’imin mektubunu mu okudun? Tanrım. Sen beni aptal mı sandın? Pekala. Param nerede? Tepede, yukarıda. İstersen seni hemen götürürüm. Kızı bırak, ikimiz gidip Hayır, öyle yapmayacağız. Sen gidip paramı getireceksin, ben de burada kalıp Adı ne? Abbie. Evet, o arada da Abbie’yle ben yakınlaşacağız, senin Ingrid’imle yaptığın gibi. Onu bırak, ikimiz oraya gidelim. Kamyonetin nerede? İkimiz gidelim Kamyonetin nerede? Yukarıda. Biraz ileride, yolda İçinde silah var mı? Silahım yok. Hepsini aldın Yok mu? Yemin eder misin? Yemin ederim. Hayatın üzerine yemin eder misin? Hayatım üzerine yemin ederim. Sana güvenmek isterdim haber, ama sevgilimi öldürdün ve paramı aldın. Biraz zorlanıyorum. Anlıyor musun? Bana güvence lazım. Evet. Elini masaya koy. Güven bana. Hemen elini masaya koy. Tamam. Öbür tarafını dön uyanık herif. Silah tutan elini. Beni aptal mı sandın? Buna gerek yok. Konuşalım Ağzını aç. Ağzını aç! Hemen şu kahrolası elini masaya koy! Sesini duymaktan sıkıldım. Şimdi sıkıca ısır. İşte şimdi sana güveniyorum haber. Git paramı getir. Tanrım Tamam, içeri gidip bir yara bandı falan tak. Hadi. Erkek arkadaşın korkağın teki. Bir şey olmayacak. Sen ne güzel şeysin öyle. Çabuk dön de sen de tadına bak. Lanet olsun. Ses ver haber! Neredesin? Yerini söyle! Kamyonetteyim! Parayı aldın mı? Önce kazıp çıkarmam lazım. Birkaç dakika sürer. Elimden geldiğince hızlı döneceğim! Sakın ölüp kalayım deme! Acele et haber! Abbie! Abbie! Abbie! Sakin ol güzelim. Sakin ol güzelim. Artık sana zarar veremez. Söz veriyorum. Bir şeyin yok. Bitti. Sana bir şey olmayacak. Hadi. Bana yardımcı ol. Hadi. Eve gidiyoruz. Git, şerife haber ver. haber, hastaneye gitmelisin. Gerek yok. Git hadi. haber, parmağına baktırmalısın. Bir şeyim yok. İyileşeceğim. Önce bir şey yapmam lazım. Hadi git. Her şey yoluna girecek. Her şey yoluna girecek. Ben iyiyim. Ben iyiyim. Adi herif seni Hawaii’ye götürmeyecekmiş bile. Kimin uğruna öldüğünü gör. Derin bir çukur açalım ki bir daha kimse seni çıkaramasın. Koca oğlumuz haber yaşında babasının yaptığı ata binecek! Baban göndermiş. Öyle mi?