Kategori arşivi: Aslanlar

Aslanlar, Aslan Belgeseli, Aslan Belgeseli izle, Aslanlar sırtlanlara karşı, aslan ve sırtlan dövüşü, aslan ve timsah dövüşü, aslanlar nasıl avlanır

İnanılmaz Afrika Tr Alt Yazılı

inanılmaz aftikaİnanılmaz Afrika Tr Alt Yazılı, İnanılmaz Afrika Tr Alt Yazılı Belgeseli, İnanılmaz Afrika Tr Alt Yazılı izle

 

İnanılmaz Afrika Tr Alt Yazılı Neden bu kadar kötü? Hepsinin benim hatam olduğuna karar vermiş. Çünkü Signe bebekken ona iyi bir şekilde bakmadım. Dolayısıyla terk edilme korkusu ve düşük bir moral eşiği var. Bunu nasıl öğrenmiş? Dosyalarda yazıyor. İlk defa yıl önce hastanedeyken anlatmış. Ancak bu doğru. Signe’yi sık sık hizmetçimiz Vera ile bırakırdım. Anne demeyi öğrenmeden Vera demeyi öğrendi. Seninle de konuşmak istiyor. Elbette. Benim Johannes. Merhaba benim Müfettiş Wall. Alo. Soruşturmamızı tamamladık. Bu durumda karınız ile görüşebilirsiniz. Teşekkür ederim. Ancak onunla yalnız görüşemezsiniz. Hastaneye bu konuda bilgi verildi. Hepsi bu kadar, hoşça kalın. Hoşça kalın. Adım Johannes Lidenius. Signe Lidenius’u görmeye geldim. İçeri girin. Bu taraftan. Teşekkürler. Signe’nin yanında devamlı olarak kalan bir gözetmen var, orada kalmak zorunda. Evet, haberim var. Şimdi sınavım var, değil mi? Signe, bak Johannes gelmiş. Merhaba Signe. Sandalye alın. Teşekkürler. Merhaba. Bugün okuluna gidip müdürle konuştum. Öğrencilerinden bazıları Lene ve Majken sana selam söylememi istediler. Annem ve babam da selam söyledi. Ayrıca Saren Nuer ve Flemming Gregersen ziyarete geldi. Ailelerin hepsi çocuklarının öğretmeni olarak geri dönmeni istiyor. Artık öğretmen olmak istemiyorum. Hayır mı? Maria’nın ölmesi kötü oldu. Özür dilerim gerçekten üzgünüm. Hepimizin yerine ağlayabilmeniz çok iyi. Biraz hava alabilirsin, ben kalırım. Maria ne zaman gömülecek? Cenaze töreni cumartesi olacak. O zaman yakılacak mı? Evet, yakılacak. Maria’nın eşyalarını ne yaptın? Hiçbir şey yapmadım, hepsi evde duruyor. Bana bir sürü hap veriyorlar. Sende Maria’nın fotoğrafı var mı? Evet. Sen de kalabilir. Uyu küçüğüm tıpkı kuşların yuvalarında güvenle uyuduğu gibi. Fısıldayan yaprakların ortasında saçakların altında çayırlardaki çiçekler gibi uyu. Tanrı’nın melekleri yakınındayken derin gölgelere korkmadan bak. Haç kötülüğün gücünü yıkar. Dürüst olursam Signe için düşündüğüm tek ihtimal psikiyatrik tutuklu kararının çıkması. Neyi gerektirdiğini biliyorsunuz değil mi? Evet. Bu kararla Signe’nin öğretmenlik yapması engellenir. Uygulanırsa bu olur. Ailelerin Signe’nin dönmesi istediklerinden haberiniz var mı? Evet, biliyorum. Ancak halkın ortak düşüncesi gibi çeşitli koşullar bunu engeller. Bir çocuk katilini ay sonra sokaklara bırakamayız. Bu insanların adalet algısına hakaret olur. Kimse aydan bahsetmedi. Evet ama mahkeme bunu önleyemeyebilir. Açık konuşuyorsunuz bu yüzden ben de açık olacağım. Signe’nin annesine, Signe’nin kafa röntgen filmini çekemediğinizi Signe hapishanede olmadığı için mutlu olmasını söylediğinizde bu halkın ortak anlayışı mıydı yoksa psikiyatrın düşüncesi miydi? Kabul etmeliyim ki talihsiz bir cevaptı. Çok pişmanım ve özür dilemek isterim. Fakat deneyimlerime dayanarak söylüyorum. Signe’nin iyileşip yakın bir gelecekte bu trajediyi atlatması söz konusu değil. O zaman psikoz hastasıydı. Kesinlikle obsesif bir davranıştı. Katılıyorum. Signe manikdepresif. Evet babasına çekmiş o da depresyon hastasıydı. Amcası intihar etti. Evet. İlk girişinde yazılan dosyalarda belirtilmiş. Ayrıca sizin sene önce bir barda tanıştığınızı ve sizi tanımıyormuş gibi davrandığını da belirtmişler. Bunu da mı yazmışlar? Evet, Doktor Ebba Larsen’e bahsetmiş. Peki sorunuz nedir? Ekleyebileceğiniz bir şey varsa bilmek isterim. Tamam. Ben de ebeveynlerim gibi bir öğretmenim. Epey yaratıcı, değil mi? Epey. Küçük sınıflara Danca ve müzik ayrıca . sınıflara Fransızca dersi veriyorum. Peki sen ne iş yapıyorsun? Uzun metrajlı filmler. Birkaçını izlemiş olabilir miyim? Belki. Çektiğim filmlerden biri “Karanlıktaki Çocuklar” Onu izledim! Küçük oğlanlar popolarını birbirine vuruyorlar. Aynen. Trencilik oynuyorlar. Evet. Çocuklar iyidir. Yetişkinler o kadar iyi değildir. Yönetmenlerin eleştiriye değil övülmeye ihtiyacı vardır. Yetişkinler de iyi ama çocuklar çok daha iyi. Uzun süredir kız arkadaşım olmamıştı. Çok dışa dönük biri değilimdir. Hediye olarak görmeyi tercih ederim ve Signe bir hediyeydi. Signe gidiyorum. Eve bırakmamı ister misin? Hayır, teşekkürler. Hallederim. Peki ben kaçtım. Hoşça kal. Çok şükür gitti. Güzel bir kızla sevgili olmak önemli miydi? Bilmem. Müşkülpesent olabilirim. Ne demek istiyorsunuz? Estetik normlara yenilmiş olabilirsiniz. Sanırım annem beni daha ağır bir entellektüelle hayal ederdi. Signe aptal değil fakat konuyu anlamakta zorlanır. Shosha’yı hiç duydunuz mu? Hayır, Shosha kim? Bir defasında Signe bir roman getirmek bahanesi ile beni ziyaret etti. Ne hakkında olduğunu sordum. Shosha mı? Kitap genç bir yazar hakkında. Çocukluk aşkı Shosha ile karşılaşan Polonyalı bir yahudi yazar. Yazar, Amerika’ya kaçacağı halde evleniyorlar. Polonya’da kalmayı mı seçiyor? Evet, Shosha yüzünden. Neden? Pek güzel değil. O halde neden kalıyor? Kız özel biri mi yoksa sadece duygusal bir hikaye mi? Çocukluk aşkıydı. Öyleyse Shosha ile karşılaştığında tıpkı yaşındaki gibi miymiş? Zihinsel ve bedensel olarak bir açıklaması yok mu? Adam büyüdü ama kız büyümedi mi? Bu durumda yazar bir çocukla mı evlendi? Kitabı okudun mu? O zaman neden bana soruyorsun? Unutmuşum. Hayır, hayır. Neden bu değil. Beni sınıyorsun. Romanı anlayıp anlamadığımı kontrol etmek istedin. Buna ben de gücenirdim. Değerlendirmeye tabi tutulduğunu düşünmüştür. Evet ama asıl kültür şokunu dairesini görünce yaşadım. Burası büyükannemin dairesi. ay önce ölünce ben taşındım. Duvar kağıtlarını çıkarıp duvarları boyamak ve bu gibi işler için annem yardımcı oldu. Ne dedin? Talaş duvar kağıtları. Evet bence harikalar. Yeni bir kahve masası ve birkaç sandalye aldım. Ve tığ işi bir lamba mı? Annem yaptı. Evdekilerden biriydi. Samimi değil mi? Evet, çok samimi. Sadece biraz şaşırdım. Neden? Ben de çok sofistike bir hava uyandırdın. Şık kıyafetlerin ve her şeyinle ama ebeveynlerimiz gibi yaşıyorsun. Nasıl? Şu üzeri çinili masa gibi. Bunu nesi tuhaf? Hiçbir şeyi. Sadece şaşırdım. Lambayı da mı aldı? Evet. Çirkin mi? O zaman yanlış bir şey söyledim ve bana Dünya Savaşı’nı anımsatıyor dedim. Peki ya ailesi? Onlarla ilk defa ne zaman tanıştın? Bir arkadaşım pilavı tane tane yapmak istiyorsam zeytin yağı ilave etmemi önerdi. İşe yaradığından gerçekten şüpheliyim. Afiyet olsun. Teşekkürler. O ne? Yalancı kablumbağa. Konserve mi? Evet. Yemek pişirmekte iyi değilmdir. Bunu biliyorsun. Şarap koyabilir misin? Leziz görünüyor. Pilav güzel olmadı. Yağ kötü bir fikirdi. Bence sorun başka bir şey. Tatlılık pirinç mi yoksa uzun taneli pirinç mi kullanıyorsunuz? Hepsi aynı değil mi? Tatlı yapmak için tatlılık pirinç kullanılır. Bence tatlılık pirinç kullanmışsınız. Öyle mi? Belki kullanmışımdır. Paketi mavi. O zaman o pirinçten. Sorun değil. Gülüp eğlenmenize devam edin. Neden bu kadar çok tığ işi lambamız var? Çünkü ben yapıyorum. Bu da mı yanlış? Çok belli! Ailemin burjuvazi tarzına annemin berbat yemeklerine, benim talaş duvar kağıtlarıma dudak büküyorsun. Can sıkıcı duvar kağıtlar. Lütfen dinle. Kimseyi kınamıyorum. Belki ben eşyalar konusunda bilgiliyim ama sen de başka şeyler biliyorsun. Baban gibi piyano çalıyorsun. Saçmalık. Hep hor görüyorsun. Fransızca bilmiyorum, sen biliyorsun. Sadece “merhaba” ve “benimle” diyebilirim. Dairemle gurur duyuyordum. Arkadaşlarımın hepsi beğenmişti. Ancak hepsi riyakarmış. Korkunç eşyalarıma gülmüşlerdir. Tüm neşemi mahvettin. Dairemle çok böbürleniyordum! Signe, samimi bir dairen var. Bunu sadece beni rahatlatmak için söylüyorsun. Bir de annemin aptal konserve yemekleri var! Damadının kalbine giden yol midesinden geçseydi bağırarak kaçmam gerekirdi. Annem ve yalancı kablumbağa yemeği için üzgünüm. Merhaba. Merhaba. Evim için duyduğum tüm zevki mahvedince taşındım. Bu durumda bari seninle yaşayayım diye düşündüm. İçeri gel de bu konuyu konuşalım. Bir odam olacak değil mi? Aksi halde uyuyamam. Buna neden katlandın? Bir şeye katlanıyormuş gibi hissetmedim. Onu çok sevimli buldum. Aşık olduğumu söyleyebilirsin. Ayrıca ihtiyacım olan şeydi. Cinsel açıdan mı? O da var elbette ama bana daha önce hissetmediğim bir güven verdi. Durduğu yerde yer yarılırsa cehaletine güleceğini söylüyor. Espri yaparak tepki vermeyi deniyorum. Ayrıca ona ders de veriyorsun. Evet. Buna izin yok mu? Geçmişi hakkında neler anlattı? Gittiği liseyi, ona aşık olan öğretmenleri anlattı. Şu bıçağı bırakabilir misin? Elbette. Tarih öğretmenimdi. Okul balosunda sarı bir elbise giymiştim. Çok çekiciydim! Fotoğrafı yok ama karısı hamileydi ve biz dans ederken kolumu boynuna doladım ve Signe, bunu yapma karım bakıyor dedi. Haklıymış. Peki karısı ne dedi? Bilmem, aynı zamanda başka biri vardı. Adı Saren’di ve her zaman kıskanırdı. Hayır. Bunu göremezsin! Neyi göremem? Hayır. Bakayım. Fransa’dan yeni dönmüştüm. Çocuk bakıcısı olarak kilogram almıştım. Burada zayıfsın. Gitmeden önce çekilmişti. Kısa süre içinde yine kilo verdim. Neden çocuk bakıcısı oldun? Fransızca öğrenmek istedim. Hem Rusça da öğrenmek istiyordum. Ancak daha sonra öğretmen oldum. Ne kadar süre Rusça öğrendin? Bir dönem. “Zjizn trudna no notj prekrasna” Hayat zordur ama gece muhteşemdir. Karanlık tarafları konusunda ne anlattı? Dur! Neden elini arkana saklıyorsun? Bu nasıl oldu? sene önce Rusça öğrendiğim zaman. Saren ile çıkarken Rusça öğretmenim ile bir ilişkim oldu. Tanrım. İlişki hızla ilerliyordu. Her şeyi yapabileceğimi sanıyordum.
Bölüm 1

Okumaya devam et

Serengeti Vahşi Yaşam

belgeselSerengeti Vahşi Yaşam, Serengeti Vahşi Yaşam Belgeseli, Serengeti Vahşi Yaşam izle

Hayır, ben yıkarım. Bu onun işi. Beraber yıkarız. Ne güzeldi. Bu şarkının adı ne? Bilmiyorum. Ne yapıyorsunuz? Bu bir rahibenin işi değil. Onu bana verin. Bütün gün ben bunu yapıyorum. Hep burada mı yatıyorsunuz? Yeterli yer var. Bir lambam, mobilyam var. Gerçek bir ev gibi. Çok güzel. Seyahat etmeyi seviyor musunuz? İşimiz bu. Bizde çok seyahat ediyoruz. İki yılda bir yeni bir manastıra gitmemiz lazım. Bu benim ikincisi. Peki neden? Alışmamamız için. Aynı yerde uzun süre kalırsanız orayı seversiniz ve tanrı da dahil asıl olan şeyleri unutursunuz. Her ikimiz de seyyahız. O kendi tanrısını ben kendi tanrımı izliyorum. Evet, herkes kendi tanrısını izler. Manastırı gezmek ister misiniz? Beni takip edin. Manastır bin yıldan daha yaşlı. Neden beni yanında taşıyorsun? İyi sunum yapamıyorum. Yemek yapmayı bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum. Ne oldu? Git uyu! Kafandan ne komik şeyler geçiyor senin? Yağmur yağıyor. Burası ne güzel. Zampano, ölürsem üzülür müsün? Neden? Ölmek mi istiyorsun? Bir kez ölmek istedim. Onunla kalmaktansa ölmek daha iyidir diye düşünmüştüm. Şimdi ise seninle evlenmeye hazırım. Sürekli beraber oluruz. Bir taş bile hiç yoktan daha iyidir. Arada bir düşünmen lazım. Sen hiç düşünmüyorsun! Düşünecek ne var ki? Ama var. Peki ne düşünmemi istiyorsun ki? Uyu artık. Artık bu saçmalıkları düşünmek istemiyorum. Hadi uyu, yorgunum. Beni seviyor musun? Kes şunu! Orada gümüşler var ama benim ellerim büyük. Hadi sen dene! Hayır, istemiyorum. Nasıl istemezsin! Hayır, bunu yapamazsın. Sessiz ol. Sağolun, rahibe. Sağolun, hoşçakalın. O ağlıyor. Bekleyin biraz. Ne oldu? Burada kalmak ister misin? Başrahibeyle konuşabilirim. Rahibeler! Gel, al şunu! İyiliğiniz ve misafirperverliğiniz için sağolun. Bu alçakgönüllü sanatçı size teşekkür eder. Bin! “Sopa”! Tam da vaktinde geldin. Sana yardım etmek istiyorum. “Sopa”! Bırak şunu elinden. Bu aptal şakaların için. Zampano, Yeter! Beni dövmek mi istiyorsun? Al bu da “Sopa”dan Dur! Yeter! Bir dahaki sefere daha kötü yapacağım. Daha kötü mü? Saatimi kırdı. Zampano, koş! O kötü durumda. İyi değil Ölüyor Saçmalama. Ölüyor Ölüyor Kes sesini! Hey, sen! Sessiz ol! Susacak mısın sen? Şimdi hapı yuttum işte. Hassas ruhlular uzak dursunlar. Çengel ete girdiğinde kan akabilir. Trampet başlasın. Gelsomina, lütfen! Bayan Gelsomina! Trampet lütfen! “Çılgın Adam” kötü hissediyor Zampano, “Çılgın Adam” kötü hissediyor Ne düşünüyorsun? Neyin var? Kimse bizi görmedi. Kimse bizi aramıyor. O kimsenin umurunda değil. Bizimde değil. Acıktım. Sen dur. Ben yaparım. Nereye gidiyorsun? Nereye gidiyorsun? Nereye gidiyorsun? Söyle. Eve mi dönmek istiyorsun? Gel buraya! Birşeyler ye! Dana gibi ağlamayı kes! Yeter artık! Artık seni dinlemek istemiyorum. Şimdi biraz dinleneceğim. Hayır. Girme! Peki, dışarıda uyurum. Burası güzel. Soğuk. Otursana. Güneşlen. Biraz yemek yiyelim. Birşey eksik. Önemli değil. Ben hallederim. İyi. On gündür hiç hareket etmedin. Onu öldürmek istemedim. Yalnızca iki kez vurdum. İyiydi. Sadece burnu kanıyordu. Sonra bıraktım onu. Ne yani, bir kavga yüzünden hapisanede mi çürüyeyim? Sadece işimi yapmak istiyorum. Yaşamaya hakkım yok mu? Beraber gezmeye devam edebiliriz. Buradan iki kilometre ileride büyük bir panayır var. Orada para kazanabiliriz. Ne? Ne oldu sana yine? “Çılgın Adam” kötü hissediyor. Seni eve götüreyim. Annene mi dönmek istiyorsun? Annenin evine dönmek istemiyor musun? Seninle kalmadıktan sonra ne farkeder ki? Ama bu böyle devam edemez. Hayatımı kazanmaya devam etmem lazım. Hastasın sen! Hem de buradan. Uyumak istiyorsan içeri gir. Burası çok soğuk. Onu öldürdün. Dışarısı çok güzel. Seni terk etmek istiyordum. Ama o bana kalacağımı söylemişti. Biraz daha odun lazım. Ateş daha iyi yanar. Bugün ünlü Medini Sirki’nde gala gösterisi. Uluslararası şovlar. Doğulu sanatçılar. Sizi gülmekten öldürecek skeçler. İsmimiz kalite demektir. Hadi çocuklar eve Anne babanızla gelin. Çocuklara yarım ücret. Nereye gidiyorsun? Uzağa değil. Seninle gelmemi ister misin? Hayır, hemen döneceğim. liretlik verir misin? Biraz da limon. Hey, siz oradaki! Bu şarkıyı nereden öğrendiniz? Hangi şarkıyı? Biraz önce söylediğiniz şarkıyı. Ha, şunu Daha önce aramızda yaşamış bir kızdan öğrenmiştim. Ne zaman? Çok oldu. Dört ya da beş yıl. Sürekli olarak bunu trompeti ile çalıyordu. Onun için hiç unutmadım. Nerede şimdi o? Öldü o. Siz sirkte mi çalışıyorsunuz? O da öyleydiyersiz yurtsuzdu. Belki de onu tanıyorsunuzdur. Burada kimse tanımıyordu. Hiç konuşmazdı. Bir parça deliydi. Babam onu bir akşam plajda bulmuştu. Hastaydı. Ateşi vardı. Onu eve getirdik. Hiç konuşmuyordu. Sadece ağlıyordu. Hiçbir şey yemiyordu. Kendini iyi hissettiğinde dışarıda trompet çalardı. Ve bir sabah uyanmadı. Belediye başkanımız ona aile bulmaya çalıştı. Belediye başkanını görmek ister misiniz? Ve şimdi, Zampano, çelik ciğerli adam. Bunun ardından çok güleceğiniz bir gösteri gelecek. Müzik! Bayanlar, baylar.. Yarım santim kalınlığında bir çengel ve bir zincir saf çelikten. Demirden bile daha dayanıklı. Bir kasılma ile ciğerlerimin ve göğsümün kasları Bu çengeli koparacağım. Bunu kendim için değil sizin için söylüyorum: Çengel etime geçebilir. Hassas ruhlu olanlar başka tarafa baksın. Hadi, yeter artık. Bırak beni. Hadi git. Bırak dedim. Çıkmana yardım edeyim. Müşterileri rahatsız ediyorsun. Garson. Hadi git. Kes artık içmeyi. Makul ol biraz. Çıkmana yardım edeyim. Cehenneme kadar yolun var. Bırak beni. Dokunma bana. Çıkış şurada. Her akşam böyle çok içiyor. Orospu çocukları. Dur lütfen. Pis serseri. Bütün kemiklerini kıracağım Bırak beni! Bırak beni Defol! Gel! Bırak da bu orospu çocuğuna göstereyim. İyi bir ders ver ona. Teke tek gelin. Pis sarhoş. Yetmedi mi hala? Zampano, sakin ol. Bırak beni! Bir işe yaramaz. Dokunma bana! Arkadaşın olmasaydım polis çağırırdım. Arkadaş falan istemiyorum ben. Şimdi neden çıkmıyorsunuz? Hadi çıksanıza. Göstereceğim size. İşinizi bitireceğim. Benim kimseye ihtiyacım yok. Yalnız kalmak istiyorum. Yalnız!

Mükemmel Avcılar Büyük Kediler

aslanMükemmel Avcılar Büyük Kediler, Mükemmel Avcılar Büyük Kediler Belgeseli, Mükemmel Avcılar Büyük Kediler izle

Mükemmel Avcılar Büyük KedilerAradığımın o olmadığını anlamak çok sürmedi ve ayrıldım. Lütfen inanın, Sayın Başkan. Doğru. Ama tek bir kötü hatadan suçluyum. Konuşmaması için Herbert Gelman’a bir iş verdim. Gelman’ı duruşma salonunda görünce Cooley’in beni cadı avcılarının tuzağına düşürdüğünü anladım. Yalan söylediğim için üzgün olduğumu söylemek isterdim. Sadece yalan söylemek zorunda kaldığım için üzgünüm. Yalan söylediğini başka bilen var mı? Bir kişi. Hardiman Fletcher. Hazine Bakanlığından Fletcher mı? Evet. Konuşur mu? Hayır. Fletcher, Chicago’daki üçüncü kişiydi. James Morton, oydu. Merhaba, senatör. Bay Fletcher bu küçük randevumuza geldiğiniz için gerçekten müteşekkirim. Kimden ve niçin saklanıyoruz, senatör? Bu eski ve hoş anıtın yanında buluşmamızın konuşmamıza yararlı etkisinin olacağını düşündüm. Yalan söyleyemeyen George Washington’du değil mi, Bay Fletcher. Bazen ilkokul tarih bilgimi unutuyorum. Biraz yürüyelim mi? Aklıma bir fikir geldi, Bay Fletcher. Bir anda değil tabi. Daha çok nehirden esen tatlı bir rüzgar gibi yavaşyavaş. “Niçin Robert A. Leffingwell, Herbert Gelman’ın, iş için Hazine Bakanlığına başvurmasını ister?” diye düşündüm. Niçin onu, iş bulma kurumuna göndermedi? Bana bir şey mi soruyorsunuz? Henüz değil, Bay Fletcher. Bu öğleden sonra Hazine Bakanlığına kadar gidip Herbert Gelman’ın özlük dosyasına göz attım. Ve Herbert’ın başvurusunu, sizin onayladığınızı keşfettim. Şahsen onaylamışsınız. Sadede gelin, senatör. Doğrusu şu ki, size bir fırsat sunacaktım. Ama, güneye özgü cömertliğimi geri çevirmeyi uygun buluyor gibisiniz. Senatör Cooley, ülkesine sadık bir vatandaşım. Olmadığınızı söylemedim. Ama sadık olduğunuzu ispatlamak için bir soruşturma başlatmak zorunda kalabilirim Bay Fletcher. Bay James Morton. Bana sunacağınız şu fırsat neydi? Basit. Brigham Anderson’u arayıp, bununla bir alakam olduğundan söz etmeden kendi vicdanınızın kararıyla, ona küçük bir itirafta bulunun. Sonra ne olacak? Başkanı ve partimizi korumak için doğal seyir takip edilecek. Gizliliğiniz açığa çıkmayacak, Bay Fletcher. Ve onurlu bir görevi yerine getirmiş olacaksınız. Evet, efendim, onurlu. Senatör Knox? Teşekkür ederim. Beyler, görünüşe göre bugün oylama olmayacak. Brig’den geliyor. Oylamayı ertelemiş. Hangi sebeple? Belirtmemiş. Seni arayanın Fletcher olduğuna emin misin? Teyit ettim. Evini aradım. Bunu senden başkasına söylemiş mi? Söylemediğini belirtti. Bu konuyu ne diye ortaya attı ki şimdi? Doğru olanı yapması gerektiğini hissetmiş. Zırva. Kendini koruyor. Bess, Camp David’teki başkana ulaş. Sekreterine onunla konuşacak ilk kişi olmak istediğimi söyle. Önümde, İngiltere Kraliçesi bile olsa umurumda değil. Alt komisyonun, büyük bir adamın lekelenmesine izin vermesi yetmezmiş gibi şimdi de bu komisyonun başkanı kasten oylamayı engelliyor. Senato tarihindeki en adaletsiz soruşturmaya eklenecek bir şey daha. Efendim, senatör soru için söz hakkı verebilir mi? Soru için söz hakkı verir misiniz? Kansas Senatörüne söz hakkı veriyorum. Sayın Başkan, Bay Leffingwell taraftarı olmadığımı kabul ediyorum ancak oturumu TV’de izledim, ve bana son derece adil geldi. Sayın Başkan, Kansas senatörü, açıkça ortada olanı kavrayacak kadar anlayış sahibi olmadığı için üzgünüm. Senatoya, tam olarak ne yaşandıysa onu anlatıyorum. Her ne kadar, senatörün şahsi görüşünü duymaktan zevk alsam da onun kendi ifadesinden daha somut delillere ihtiyaç duyduğumu söylemeliyim. Efendim, senatör bana yalancı mı diyor? Sözlerim olduğu gibi tutanaklara geçmeli, Sayın Başkan. Bunu nasıl yorumladığı, senatörün kendi sorunu, benim değil. Sayın Başkan, Kansas Senatörü cinsiyetinin avantajını kullanıyor. Hadi ama, yapma, Fred. Sizce bu komik mi? Sizce dünya, bunun komik olduğunu mu düşünüyor? Sizce dünya, barışa inanan bir adamı lekelemeye çalışmamızı komik mi buluyor? Sizce bu ülkenin insanları, bunu komik mi buluyor? Utah senatörü bunu komik mi buluyor? Utah senatörü, oylamayı niçin engellediğini bize söyleyecek mi? Ben söyleyeyim. Robert Leffingwell’in kişiliğine ve saygınlığına saldırıyor! Senatör, bana bir soru sordu sonra da kendi cevap verdi. Kendi adıma cevap vermek istiyorum Sayın Başkan. Alt komisyon başkanı olarak, sadece görevimi yapmayı amaçlıyorum. Ve bunu, Wyoming senatörü kendini kaybetmiş halde bağırıp çağırsa da yapacağım. Senatör, ziyaretçi salonundaki çocuklardan başkasını korkutmuyor. Utah senatörünün, korkutulamayacağından emin değilim. Herkesin bir korkusu vardır, Utah senatörünün bile. Herkesin bir zayıf noktası vardır Herkesin bildiği gibi, hoşgörülüyümdür. Ancak bu salonda tehdide göz yumamam. Harley’e ne oldu böyle? Bilmiyorum. Özür diliyorum. Büyük bir ülkü uğruna duyduğum kaygıyla kendimi kaptırdım. Başkanlığa bir önerge verebilir miyim? Verebilirsiniz. Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun dışişleri bakanlığı adaylık değerlendirmesi görevinin sona erdirilip Senato’nun Robert Leffingwell için hemen oylama yapmasını öneriyorum. Bunu seninle görüştü mü? Görüşmedi. Bob, bunun geçmesine izin veremem. Açıklamak zorunda kalacağım. Önüne geçmeye çalışacağım. Van Ackerman’ın önergeyi çekmesini sağla. Yeterli oyumuzun olmadığını söyle. Sayın Başkan. Michigan kıdemli senatörü. Sayın Başkan Senato’nun olağan işleyiş sürecini atlayarak adayı oylayıp, bu makama oturtmak onu, normal olmayan bir şekilde onaylamak sayılır Önergemi çekmiyorum. Kendi önergesini vermeli. Anayasayla yaratılan, devlet içindeki güç dengesi, özgürlüklerin korunması için hür insanlar tarafından düşünülmüş, çok dahice bir araçtır Bunun için hazır değiliz, Fred. Anlamıyor musun? Ben hazırım. Hiç birinin mutlak üstünlüğe sahip olamaması devlet kurumunu çağların mucizesi haline getirmiştir. Bu dengeyi her zaman korumalıyız ki Amerika’yı oluşturan, disiplin içindeki bu büyük özgürlük rüyası ölmesin. Yeteri kadar oyumuz yok diyorum. Onu daha komiteden geçiremeden mağlup ettireceksin. Bu işleyiş ülkenin vatandaşlarını neredeyse iki asırdır koruyor. Senatör Van Ackerman’ın önergesi bu işleyişi çiğnemeyi amaçlıyor. Sonunda, adayın onaylanmasını ümit etsem de bu önergenin reddedilmesini istiyorum. Bugün, gün batımına kadar, hatta yarın gün batımına kadar senatoca onaylanmaması, Bay Leffingwell’i yaralamayacaktır.
Belgeselde Büyük kediler çok güçlü donanıma sahipler, üstün avcılar, gece görüşü, hançer gibi dişler ve pençeler yüksek hız ve güç üreten kaslar ve bilinmesi gereken bir çok özellik inceleniyor.

Isırıgın Gücü Belgeseli

ısırıgıngücüIsırıgın Gücü Belgeseli, Isırıgın Gücü Belgeseli, Isırıgın Gücü Belgeseli izle

Bu adaylık, senatörleri susturup senatodan hızlıca geçirmek için yapılan sinsice bir girişimdir. Sayın Başkan, senatör, bir soru için söz hakkı verebilir mi? Çoğunluk partisi liderine ya da denetçisine söz hakkı verme niyetim yok. Leffingwell’e karşı eleştirileri engellemekten başka bir amaçları yok. Güzel dostum ve meslektaşım, seçkin ve kıdemli Illinois senatörü söz hakkını bana devredebilir mi? Bu şartlar altında ve bu konuda tamamen aynı görüşte olduğumuz için sözü, muktedir ve saygıdeğer Güney Carolina senatörüne bırakmayı bir şeref sayıyorum. Teşekkür ederim efendim. Sayın Başkan, Illinois’li seçkin meslektaşımı savunmak durumundayım. Öyle görünüyor ki dört bir tarafı öfkeyle hırlayan düşmanlarca sarılmış. Oysa ki amacı, sadece koridorun her iki tarafındaki çoğumuzun hissettiği masum bir sitemi dile getirmekti. Başkanın bize dayattığı bu adaylık karşısında içten bir tepki. Sayın Başkan, senatör, söz hakkı verebilir mi? Vermeyeceğim, ama yine de söyleyecek olduğunuz şeyi yerinize söyleyeyim: Şu an, kişisel suçlamalarda bulunma zamanı değil. Bu, senatörü tatmin eder mi? Bu, Robert A. Leffingwell adlı adamdan başkası yok muydu? Akil adam hazinemizin içi o kadar mı boş ki, ulusumuzun ve dünyanın kaderini etkileyebilecek olan bu makam için Robert A. Leffingwell’den başkası yok? Bunu, inanması güç, hatta imkansız buluyorum. Seçkin senatör söz hakkı verebilir mi? Genç, yakışıklı ve güç dolu meslektaşıma memnuniyetle söz hakkı veririm. Öyle görünüyor ki Seab, Lafe Smith’i öğle yemeği için kızartacak. Güney Carolina’lı kıdemli senatör, bu tehlikeli dönemde dışişleri bakanlığı makamı için, neye ya da kime ihtiyaç duyulduğunu başkandan daha iyi bildiğini mi düşünüyor? Evet, senatör. Rhode Island’ın kıdemsiz senatörü gibi genç ve tecrübesiz biri bile başka birini seçerdi. Bunun doğru olduğunu söylemez miydiniz? Senatör, dar görüşlülüğün ve kemikleşmiş bir önyargının göstergesi olan, hata kabul etmez bir bilgiçlik tavrı içinde. Kim, kimi yedi? Sayın Başkan işte size, Leffingwell denen adamın yaratabileceği kargaşanın bir örneği. Annelerinin dizi dibinde nezaketi öğrenen yetenekli, duyarlı genç senatörler Robert A. Leffingwell adlı bu huzur bozucu adama tutkuları yüzünden büyüklerine saldırıp onları parçalamakta. Kendimizi içine düşürdüğümüz bu gülünç durumu düşünmeleri için senatörlere yalvarıyorum. Niye? Partimizin içinde bu acı fikir ayrılığına sebep olan kim? Leffingwell. Yasamayla ilgili kurduğumuz sıcak münasebeti bozan kim? Leffingwell. Kim, bu Senato’yu, öfkeli duyguların mücadele alanına çeviriyor. Leffingwell. Bu Leffingwell denen kişiden tiksiniyorum. Bir bela. Siyasi tavizler veren bir yol izleyecek! Büyük ulusumuzun ahlaki yapısını zayıflatacak. Geleneklerimizi helak edecek. Ve sizlere yalvarıyorum sayın senatörler, onu reddedin. Reddedin! Barney, bu gece harika görünüyorsun. Teşekkür ederim Bayan Harrison. Betty, senatörle tanışıyor musunuz? Evet, tanışmıştık. Şöyle bir tur atalım mı? Selam, Lafe. Eğleniyor musunuz? Çok güzel vakit geçiriyoruz. Sağ olun. Bir içki ister misiniz? Hayır, sağ olun. Ülkemin, Bay Leffingwell konusundaki görüşünü açıkça ifade edeceğim. Bazı açılardan mükemmel biri. Ama başka açılardan o kadar mükemmel değil. Ona karşı durma eğiliminde olabileceğimiz kişilik özelliklerine rastlamadığımız sürece genel olarak, onu desteklediğimizi söyleyebilirim. Bütün olarak, ülkemin duruşu budur. Evet, aynen. Esrarengiz Doğu’nun esrarengiz davranmasına daima güvenebilirsiniz. Dans güzel mi? Senatör çok güzel dans ediyor. Bu konuda kimse Lafe’in eline su dökemez. Powell, senatör, yarın öğle yemeğine bize gelecek. Onur duyarız. Elçilikteki ilk misafirimiz olacaksınız. Çok naziksiniz. Bob, bir dakika görüşebilir miyiz? İzninizle? Seni yemekte göremedim, Fred. Yeni geldim. Öğleden sonra New York’tan aradığımda niye benimle görüşmedin? Görüşmek istemedim. Bu yeterince dürüst bir cevap oldu mu? En başından beri Brig Anderson’ı düşünüyordun, değil mi? Hayır. Ama seni de düşünmüyorduk. Takımda, değil mi? Ne takımı? Yapma bunu bana. Çalışma grubu, cemiyet, takım. Bak, Fred, beni, seni gücendirmeye mecbur ettin. Üzgünüm. Pekala. Olayı unutmaya hazırım. Leffingwell lehine çalışacağım. Peki, Fred, ama durumu daha fazla kurcalamayalım. Robert Leffingwell, savaş ile barış arasındaki fark. Onun için mücadele etmeye kararlıyım. Yalnız mı takılıyorsun, Harley? Biraz kaçıp kafa dinleyeyim dedim. Kadınlardan mı kaçtın? Sana, bir başkan yardımcısının sormaması gereken bir soru, sorabilir miyim? “Başkanın sağlığı nasıl?” gibi mi? Onu altı haftadır görmüyorum. Hiç arayıp çağırmıyor. Niyetinin seni hiçe saymak olduğunu sanmıyorum. Muhtemelen hiçe sayıyor. Ama sorma sebebim o değil. Bak, biliyorum, ben sadece Yakışıklı Harley’im, kadınların gözdesi. Sırf, iki partinin ortak başkan yardımcısı adayıyım diye burada olduğumu biliyorum. Asla başkan olmayı beklemedim ve Tanrıdan dileğim hiç olmamam, gerçekten. Ancak, ortalık, onun sağlığı ile ilgili dedikodularla çalkalanıyor. Doğruluk payları varsa, en azından bana söylenmeli. Pekala. Ama bu sadece benim kendi fikrim. Geçen yılki ameliyatın işe yaradığını düşünmüyorum. Bir zamanlar, şirket kuruluşlarından gelen gelirleri sayıp du Pont ailesiyle çay içen, mutlu Delaware valisiydim. Şimdiyse Daha bir şey olmadı. Belki de olmayacak. Başkan olmak için gereken yapıya sahip olduğumdan emin değilim Bob. Öyle biri var mı ki? Çoğu başkan, işi, işbaşında öğrenir. Ben öğrenene kadar, ülke dibi görebilir. Alçak gönüllülük, bu işe giden yolda sahip olabileceğin en kötü özellik değildir. Gerginliği ifade etmek için güzel bir kelime, “alçak gönüllülük.” Her halukarda, sen tek başkan yardımcımızsın, Anayasa öyle diyor. Leffingwell, barış için taviz vermekle kalmıyor, aynı zamanda müsrif. Hükümetin kepçeyle koyduğundan fazlasını bir çay kaşığı ile devletin hazinesinden boşaltır. Öyle tavizler verecek ki Münih onların yanında çocuk oyuncağı gibi kalacak. Dünyanın nasıl olduğunu sanıyorsunuz? Kendini bile doyuramayan, beş para etmez bir ülke yüzünden bombalanıp yok edilmemizi mi istiyorsunuz? Tamamen kendimizi düşünmeliyiz. Senatör, sözü bana bırakabilir mi acaba? Bu, bana göre gülünecek bir konu değil, Bayan Harrison.

Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam

aslanSerengeti Aslanları Vahşi Yaşam, Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam Belgeseli, Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam izle

Belgeselde Afrika vahşi doğasında büyük göçler ve aslanların yaşamı konu alınmaktadır.

Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam Efendisi şeytandan başka bir şeyden bahsetmiyor. Onu kurtarabileceğimizi düşünmüştüm. Köyden de kötü haberler geliyor. Her gün birileri kayboluyor. Canavarın bir bacağının aksayarak topallarken görüldüğünü söylüyorlar. Margaret! Margaret? Margaret! Ne oldu? Margaret’i gördün mü? Kaçmış. Margaret! Margaret. Margaret! Margaret? Margaret! Margaret! Margaret! Beni tanıyacaklar. Beni Tanrısız grubuna ihbar edecek. Beni cezalandıracaklar. Korkmayın efendim. Margaret! O da kim? Bizim için geliyorlar. Yargıç. Merhaba! Nasıl gidiyor? Yardım getirdim. Efendim, korkunç çaresiz durumdayız. Tahmin bile edemezsiniz. Tüm köy delirdi. Hoş geldiniz efendim. Size gösterdiğim kitaptaki gibi şeytan bizim için geliyor. O kitap için sana bir teşekkür borçluyum doktor. Dostlar, kısaca anlatın. Bu kilise hastalıklı. Belirtileri neler? Efendim, çocuklarım, ikisi de gitti. Ve sayısızca diğerleri belki. Bedenlerini şeytana veriyorlar. Zavallı Ellen. Bir kız şeytanın derisi ile doğdu. Doktor kesip aldı. Girelim. Bana bundan bahsedin. Bu kız nerede, bu şeytana tapan? Kaçtı efendim. Ralph, gene hikaye anlatıyorsun. Hiç kanıtın yok mu? Mesela Peter’ın bahsettiği şu kız nerede? Şu Angel Blake? Efendim, burada bir şey var. O ne? Margaret’ten aldığım deri. Yeterli olacaktır. Evet. Sizin şu şeytanınızı toprağa gömeceğim eğer varsa tabi. Bu köpekler şeytanın topuklarını bile kemirirler. Ama efendim, çok etkilenen var. Masum insanlar da zarar görebilir. Bırak da kimin masum olduğuna ben karar vereyim. Angel! Angel, burada mısın? Benim, Margaret. Sana döndüm Angel! Angel’ı kim çağırıyor? Margaret. Bu gece mi? Yetiştim mi? Bu gece. Kurtar beni Angel. Köpekler peşimde. Sen ne yaptın Margaret? Hiçbir şey. Korkuyorum. Bırak seninle geleyim. Tabi Margaret. Bana gel. Gammaz fahişe, üstüme köpek saldın. Ben yapmadım. Çıkart şunları. Ne köpeği? Kimin köpeği? Bilmiyorum, peşimden hiç ayrılmıyorlar. Çiftliğin köpekleri olabilir. Çiftlik mi? Edmonton’ın. Bir haftadır oradaydım. Onlara ne söyledin Margaret? Hiçbir şey. Hiçbir şey. Yemin ederim. Kurtar beni. Seni orada öylesine mi tuttular? Evet. Kurtar beni. Derini vermeye hazır mısın? Hazır mısın? Göreyim. Onlar yaptı. Yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Benden aldılar. Kurtar beni Angel. Konuşmaya bile değmezsin Margaret. Seni köpekler yesin. Hoşça kal. Angel! Burada! Adın ne kadın? Çıkar şunu! Sana kim tuzak kurdu? Domuz! Neden köpekleri üzerime saldınız? Getir onu. Şu tarafa. Bağlayın. Bizi yalnız bırak Ralph. Ralph! Sana zarar vermek istemiyorum. Ama gerçeği öğreneceğim. Duyuyor musun? Ne demek istediğinizi anlamıyorum. Buraya tek bir iş için geldim. İnançlarınızı yıkmaya. Hiçbir güç beni engelleyemez. Konuş. Asla. Bundan iyisini yapacaksın. Ben kimseyi öldürmedim. Sen darağacında sallanırken bilen birisi çıkar mı? Söyle bana, Angel Blake nerede? Onunla ormanda görüşmüştün. Seni tuzağa düşüren de oydu. Fahişe. Angel döndüğünde müritleriyle nerede buluşacak? Hiçbir yerde. Buluşma yeriniz neresi? Hiçbir yer. Gizli olan bir hiçbir yer. Bu gece Hayır, yarın gece. Geçti. Bu gece! Nerede? Her zamanki gibi harap kilisede Sahibim bedenini kazanacak ve sonuncu bir organını verecek Sonra Sonra Tüm bilmek istediğim buydu. Yetişemeyeceksin. Sahibim tamamlanacak. Sana göre çok güçlü olacak! Hiç şansın yok. Ralph. Beni böyle korkutmamalısın. Bacağına ne oldu? Hiçbir şey. Dokunma. Yalnız mısın? Evet. Başka kimse yok mu? Hayır. Neden soruyorsun? Bay Peter nerede? Diğerleriyle köyde. Duymadın mı? Yargıç büyük bir tasfiyeye hazırlanıyor. Kaçıracaksın. Benim için de gelebilirler. Sorun ne Ralph? Köye gitsek daha iyi olur. Cathy’yi sevdiysen, kimseye tek kelime etme. Hayır. Hayır. Yedek odada kimse yok değil mi? Yok. Ralph? Oraya çıkma! İsyan çıkacak. Geldik. Vardık. Hadi. Çıkın. Üç tüfek. Başka yok mu? Hayır efendim. Silahlar şeytana karşı bir işe yaramaz. Müritlerinden misin? Ben mi? Kesinlikle hayır. Kızım orada efendim. Onu vurmayın. Onun kızı aşağılık bir cadı. Hepsini, teker teker asalım. Neyi bekliyoruz? Durun! Bu, yargıç. Neyi bekliyoruz? Neyi bekliyoruz? Hazırız. Dostlarım, en kötü şeylerden birini yapmak üzereyiz. Hesap günü geldiğinde bizi sadece kati inancımız kurtarabilir. Kendini buna hazır hissetmeyenler gelmeyebilir. Gidelim. Ellen, o ışıklar da ne? Yaşa kutsal birlik.için, sana yalvarıyorum, bitir bu işi. Bitirildi. Geçti artık. Aktarıcı’nın gösterdiği hiçbir şey kafamın içinde dur diye bağıran sese hazırlamamıştı beni. Fioana’nın yardım ettiği, Asher’ın ise gitmeme izin verdiği için cezalandırıldıklarını biliyordum. Onlara yardım etmenin, hayatta kalmalarını sağlamanın tek yolu sınırı aşmaktı. Tabii öyle bir şey varsa. Gabe’i anılarla yeterince güçlendirmiş, eğlenceyi öğretmiştim. Benim yolumdan ayırmayan ise Fioana’nın anısıydı. Fiona? Her şeyi ayarladım. Salıverilme işlemlerini hallettik. Güzel bir tören yapılacak. Şimdi, iyice dinlen. Bir şeyler hissetmiştim. Ne? Dahası olduğunu biliyorum. Fiona Hayatlarımızda bir şeyler eksik. Hayır, eksik değil aslında. Onlar, senden ve benden çalınan şeyler. Tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama Jonas biliyor. Bir şeyler hissetmiştim, ve sıcaktılar. İyidiler. Güzeldiler. Bir şeyler hissetmiştim. Bir şeyler hissetmiştim. Bir şeyler hissetmiştim. Kule nerede, Gabe? Burada olması gerekiyordu. Bunu engelleyebilirsin. Neyi engelleyebilirim? İzlemek istemiyorsan, Yaşlılar’ın yanına otur ve gözlerini kapat. Sınırın Ötesine Salıverilme Töreni. Merhaba, Fiona. Keyfin yerinde mi? Keyfim yerinde değil. Korkuyorum. Korkmak zorunda değilsin. Beni tanıyorsun. Çok nazik davranacağım. Söz veriyorum. Tamam mı? Adı Rosemary’di. O benim kızımdı. Onu seviyordum. Dilimizi düzgün konuş. Bundan daha düzgün konuşamazdım. Bunun nasıl bir şey olduğunu biliyor musun? Birini sevmeyi yani? Ben biliyorum. Ağlayıp, acımı çekmiştim. Şarkı söyleyip, dans etmiştim. Gerçek sevincin tadına varmıştım. Öyleyse herkesten daha iyi anlamalısın. Çocukların açlıktan öldüğünü görmüştün. Evet. Sadece dış görünüş için insanların birbirlerine nasıl baktığını görmüştün. İnsanların birbirini öldürmesinin nasıl olduğunu bilirsin. Evet. Hem de eften püften sebepler yüzünden. Biliyorum, biliyorum. Ama Buna rağmen Buna rağmen, Jonas ile o yola tekrar girmek istiyorsunuz. Onca şeyi geri getirmek istiyorsun. Eğer sevginin getirdiği olasılıkları bir görseydin Niye? Sevginin sadece. Bu iş Sevgi beraberinde inancı, umudu Sevgi, bazı şeyleri tetikleyecek bir hırs sadece. Hor görmeyi, cinayeti tetikleyebilir. Daha iyisini yapabiliriz. Daha iyiyi seçebiliriz. İnsanlar zayıfdır. İnsanlar bencildir. İnsanlara seçme özgürlüğü verildiğinde, yanlışı seçiyorlar. Hem de her seferinde. Bu bir kızak. Kayıp ve acı. Müzik, sevinç. Saf sevgiyi hissetmenin imkansız güzelliği. Oğlun, bunu hissetmişti. Burada duran kız O da hissetmişti. Yeter bu kadar. Gölgelerin altında bir hayat sürüyoruz. Yankıların, kaderin. Bizi biz yapan fısıltıların uzağında. Bana bir saniye izin ver, Fiona. Ben Devam etmek zorundayız. Keşke anıları geri geldiğinde ben de orada olsaydım. Gerçekleri öğrenmişlerdi. Yaşlılar’ın ve kurallarının yalan olduğu ortaya çıkmıştı. O yüzden özür dilemiyorum. Fiona’nın güvende olduğu biliyordum. Tekrar göreceğimi biliyordum. Geleceği kollarımda tuttuğumu biliyordum. Buraya gelmemizde bize Aktarıcı öncülük etmişti. Bu eve gelmemize Gerçekti. Arkamda bıraktığım, terk edip geldiğim yerden müzik sesi geldiğini sanmıştım. Muhtemelen sadece bir yankıydı. Ama bu da yeterdi. Evin yolunu bulmamızı sağlayacaktır.

Aslanların Gecesi

aslan

Aslanlar Gece süper avcılara dönüşüyor.  Yeni kullanılan bir gece çekim tekniğiyle belgesele alınmıştır.

Aslanların Gecesi Onun ötesine geçmemize izin yok. Çok fazla sır var. Senin sırrın ne peki? Hiçbir şey. Nasıl yani, hiçbir şey? Anı Toplayıcısısın sen. Gösterebilirim belki. Birer tane tepsi alın. Ne? Güneş panellerinin üzerine indirin. Hadisenize. Size biraz komik gelebilir ama bana güvenmek zorundasınız. Tepsilerin üzerine oturun. Dikkatli ol. Buradan aşağı gitmeye Ne oldu, korktun mu? Ben hiçbir şeyden korkmam. Bu Bu kurallara aykırı, Jonas. Ne zamandır kuralları takar oldun? Aslına bakarsanız benim yardımcı eğitimim var. Sonra görüşürüz. Bakın kim büyümüş. Şanslısın ki ben daha büyümedim. Pekâlâ, git hadi. Topuklarını yere koy. Yavaşla. Galiba senin eğitimin benimkinden birazcık daha fazla eğlenceli. Bir topluluk duyurusu için beklemede kalın. Yurttaşlara hatırlatılır: Aile biriminizin dışındaki topluluk üyelerine dokunmanız kaba bir davranıştır. Teşekkür ederiz. Dakik birisi. Meraklı birisi. Nasıl meraklı birisi? Görevi ile yakından ilgileniyor. Ne diye kuralları çiğniyor peki? Eski sınıf arkadaşına, eğitimde öğrendiklerini paylaşırken görüntülendi. Bu her seferinde oluyor. Gel gör ki bu yapılan imkansız bir deney. Ben bile eğitimim sırasında anıları paylaşmaya çalışmıştım. Hatırlıyorsan tabii. Unut gitsin söylediklerimi. Ben sana görevindeyken neler yapacağını söylemiyorum, sen de bana söyleme. Özür dilerim ama şu anda yaptığınız bu değil mi? Özrün kabul edildi ama dikkatsiz davranıyorsun. Çok hızlı gidiyorsun, ikimizde yıl önce kızın başına gelenleri biliyoruz. Kızın bir adı vardı. Adını hatırlamadığımı mı sanıyorsun? Kaybın acısını yaşadığını biliyorum. Çocuk acının içinde eğitimine devam etmeli. Bizi yine başarısızlığa uğratma. Hepsini okumamı mı istiyorsun? Bu neymiş? “Bir gün adının Jonas olduğunu söyleyen bir çocukla tanışacaksın. Şimdiye kadar görülmüş en güçlü Toplayıcı olacak.” Bir dakika, orada benden mi Bu kadar saf olma. AYNILIK PLANI Aynılık Planı. Bu da başka numaralarından birisi mi? Aslına bakarsan değil. Bir tür haritaymış. Üçgen Kayalar. Bu gerçekmiş. Arkadaşım Asher görmüş onları. Şu kulerlere bakın. Ne için yapılmış bunlar? Arkadaşın üçgen kayaları nasıl görmüş? Kendisi bir pilot. Gördüğünü söylemişti. Ötesindekiler ne? Ötesindeki “Dış Kenar” nedir? “Anı Sınırı” nedir? Bir gizem. Anı Sınırı. Anılar sadece ikimizde kalsın diye yaptıkları bir şey mi? İşimize bakalım. Anıları içeride tutan bu sınır demek. Yani bir toplayıcı o sınırı aşarsa anılar serbest mi kalır yani? Muhtemelen. İkimizden biri o sınırı geçseydi, muhtemelen herkes o anıları tekrar hissederdi. Bugün ne göreceğim peki? Hiçbir şey. Bugün hiçbir şey görmeyeceksin. Bir şeyleri görme meselesini geçtik artık. Bir de bir şeylerin ötesini duyma var. Masa mı o? Bütün yiyecekler kayar bunun üzerinden. Hemen kızma bana, iyi bir öğretmenim olmasına rağmen bunu çalmada pek iyi değilim. Müzik. Tuşlara bastığım zaman müzik sesi çıkıyor. Tıpkı müzik gibi gözünün göremeyeceği şeyler var. İçinde hayat bulan şeyler. Sabah iğnelerinin senden aldığı şeyler gibi. İğnelerin sağlığımız için olduğunu sanıyordum. Hayır, onlar senden bazı şeyleri almak için var. Ne mesela? Duyguları. Hisleri mi yani. Hislere sadece dış görünüşte gerek duyulur. Ama duygular ise daha derindelerdir. İlkellerdir, geçmişten gelirler. Jonas şu anda nerede olduğunu veya neler döndüğünü anlamayabilirsin ama gördüğün şeyleri düşünme dinle. İçeriden sana seslenenleri dinle. Antonio! Çok güzel bir düğün! Bir insan neden bunlardan kurtulmak ister ki? Güzel soru. Ne yapıyorsun? Tut ellerimi. Hazır mısın? Hızlı kısım için hazır mısın? Şimdi de dön! Dön! Lily’le ne yapıyorsunuz? Jonas, buna dans dendiğini söyledi. Konuşma yapılırken lütfen yerlerinizde kalınız. İzinsiz girişim için özür dilerim. Özrünüzü kabul ediyoruz. Merhaba demek istemiştim sadece. Merhaba. Ben Lily. Evet, biliyorum. Şu anda dokuz yaşındasın, değil mi? Lily, okula gitme zamanın geldi sanırım. Yola çıksak iyi olur. Merhaba, Jonas. Merhaba. Eğitimin nasıl gidiyor? İğne yapıldı. İyi. Toplayıcı hakkında endişelerim var. Yıllar önce bir kaza olmuştu. Ne tür bir kaza? Yalnız başına, kenarda bir evde yaşamak insanı dış dünyadan soyutlayabiliyor. Toplayıcının pervasız birine dönüştüğünden endişeliyim. Gerektiği şekilde eğitiliyor musun? Evet. Dikkatin yerinde mi? Galiba çocukluk arkadaşlarınla çok fazla zaman geçiriyorsun. Dikkatim yerinde. Jonas, Toplayıcı ile birlikte gerçekte neler yapıyorsunuz? Kurallara göre söylemem yasak. Kendileri Baş Yaşlı olur. Jonas, tek istediği yardım etmek. Haklısın. Ama Toplayıcı’ya anlattığımı söylemeyin. Söz veriyorum. Sandalyeye oturup bütün gün konuşmadan duruyoruz. Vakit dolduğunda ise çıkıp evime geliyorum. Sabah olunca aynı şeyleri tekrar tekrar yapıyorum. Özür dilerim ama geç kaldım. Özrün kabul edilmiştir. Hoşça kal, anne. İğne yapıldı. Genelde böyle değildir. Oğlun hakkında fazla endişelenmediğine şaşırdım. O benim sorumluluğumda olsaydı, endişelenirdim. Bize Baş Yaşlı’nın her şeyi bildiği söylenmişti. Kimsenin bilmediği şeyleri. Ama ben bir şeyleri bilmekle hissetmenin aynı şey olmadığını öğrenmiştim. En iyisi olabilirsin. Dağın tepesinde kalan son kişi olabilir havayı içine çekebilir, hayatta kalıp yalnız olabilirsin. Hep meraklı ol. Kendimi kaybetmiştim. İyi anlamda kaybetmiştim. Tarif edemeyeceğim sesler duyup, manzaralar görmüştüm. Etinin rengi farklı olan insanlarla karşılaşmıştım. Çok canlı hissetmiştim. Bunlar yasak mıydı? Ne düşüneceğimi, neye inanacağımı bilmiyordum. İnancın olsun demişti, Aktarıcı. Asıl bir şeylerin ötesini görmenin, “inanç” olduğunu söylemişti. Bu şeyi hissedilen ama görülmeyen rüzgara benzetmişti. Sırf saygı duyduğun birinin ağzından çıkıyor diye gerçeği kabullenme. Kendimi tamamen aptal hissediyorum. Tuhaf bir his var. Ah, bu tuhaf işte. Parmaklarım karıncalanıyor. Evet. Anılar sadece geçmişi şekillendirmez. Aynı zamanda geleceğimizi de belirler. Bir şeyleri değiştirebilirsin. Onları daha iyi hale getirebilirsin Hayat buydu işte. Biraz daha kapsamlı görünüyordu sadece. Ne kadar çok tecrübe ettikçe o kadar çok istiyordum. Bir zamanlar yaşayan başka şeyler vardı. Bizim aksimize onlar annelerinin ve babalarının kim olduğunu biliyordu. Neşeyi de tatmışlar acıyı da. Şimdi yapacaklarıma seni hazırlamamın hiçbir yolu Her seferinde beni uyarmak zorunda değilsin. Hayır, Jonas, anlamıyorsun. İnanılmaz derecede büyük acımasızlıklar da vardı. Aktarıcı, artık çocuk değilim ben. Göster hadi. Bunda , dolarlık fildişi var. Hadi, hadi. Vurdum. Bir daha sık. Hayır, dur! Dur! Dur. Gabe. Geldim işte, Gabe. Gabe, sana bir sır versem kimseye söylemeyeceğine dair söz verir misin? Bunu evet olarak kabul ediyorum. Bu teselli nesnesi bir su aygırı değil. Bir fil. Bir zamanlar gerçekmiş. Ve çok güzelmiş. Yurttaşlara hatırlatılır: Uyku zamanı dakika içinde başlayacaktır. Teşekkürler. Tıpkı bir anı gibiydi ama Fiona’da oradaydı. Rüya görmüşsün. Ne görmüşüm? Rüya. Gerçekliğin bir kombinasyonu, bir düş, duygu ve yemekte yediğin şeyler. İğnelerini almayı kestin, değil mi? Duygular çok güçlüydü. Ve bir de o düğün var. Herkes bir arada gülüp dans ediyordu. Gencinden yaşlısına, gelin damat hep heraberdi. Aralarında bir şey vardı. Ama şimdi bizde olanlardan farklıydı. Evet. Bizde artık o şey yok. “O şey” derken neyi kast ediyorsun? Başka birine karşı hissettiklerimizden bahsediyorum. Aklın açıklayamayacağı, öylece kurtulamayacağın şeylerden. Nedir o? Sevgi. Buna sevgi deniyor. Sevgi. Merhaba. Merhaba. Ne var ne yok? Sen de ne var ne yok? Şimdiye kadar ne oldu ki? Neden tuhaf davranıyorsun? Davranmıyorum. Ben Ben sadece Herkes su aygırı oyununa! Sıkı tutunun! Baba, beni seviyor musun? Jonas, dilimizi düzgün kullan lütfen. Sevgi ne demek oluyor? Ben alırım, Lily. Jonas, artık herhangi bir uygulanışı olmayan eski bir kelime kullandı. Eğer sorduğun benden keyif alıyor musun ise cevabım kesinlikle evettir. Veya annenle yeteneklerinden gurur duyduğumuzu soruyorsan elbette gurur duyuyoruz. Anlıyor musun? Evet, sonunda anlıyorum galiba. Merhaba, Gabe. Seni seviyorum, Gabriel. Aktarıcı, sen haklıydın. Dün aileme sevgiyi sordum. Robbie, uyan! Aktarıcı! Ağaçtalar. Ağaçtalar, Robbie! Yere yat! Yere yat! Robbie, yere yat! Robbie, yere yat! Yerde kal! Onları göremiyorum, dostum! Ağaçların üstündeler. Yerde kal! Anlamıyorum. Şehit mi oldu? Doktor! Her yerdeler! Ateş ediyorlar! Kadın saat yönünde! Ağaçların üzerindeler! Robbie! Robbie! Uyan! Üzerimize mermi yağdırıyorlar! Ağacın üzerinde! Yerde kalın! Jonas. Ne oldu? Özür dilerim, Jonas. İnsanlar bunu nasıl yapabilirler! Bunu görmeni istememiştim. En azından şimdilik. Bu şeyin aklını çelmesine izin verme. Yeterince güçlü değilim. Elbette, daha değilsin. Ama Jonas, akıl hocalığı yapmak için bunları bilmek zorundayız. Yapamam. Özür dilerim. Yapamam! Jonas. Jonas! Jonas, geri dön! Lütfen, geri dön! İzin ver açıklayayım. Böyle bir şeyi görmenin hiçbir açıklaması olamaz. Rosemary, yarın geri geleceğine söz ver. Rosemary. Söz ver bana. Merhaba, Jonas. Gel hadi, tam zamanında geldin. Bir daha geri dönmek istememiştim. Bilgeliği istememiştim. Acıyı istememiştim. Çocukluğumu geri istemiştim. Top oyununda dizlerimi yaralamak istemiştim. Jonas? Savaş oyunu oynadığımız zamanları. Ama savaş gerçekmiş meğer. Yaşlılar bunu anlamış. Bizim dünyamızdan bunu silmişler. Belki de haklılarmış.

Aslan ve Kaplanın dövüşü

Aslan ve kaplanın dövüşüAslan ve kaplanın dövüşü, Aslan ve kaplanın dövüşü Belgeseli, Aslan ve kaplanın dövüşü izle

 

Aslan ve kaplanın dövüşü Kızkardeş gibi duruyorsunuz. Ben Bayan Clemens. David ‘Dokunmayın’ Clemens! Ciddi misiniz? Siz buraya gelen annelerin en tatlısısınız. David’in nasıl bu kadar çekici bir annesi olabilir, aklım almıyor? Neden gidip biraz da başkalarıyla konuşmuyorsun? Buradaki kadınlara bir baksana! Korselerinin içinde sıkışıp kalmış bu kart karılarla ne konuşulur ki! Beni yalnız bırakır mısın? Böyle söyleme, lütfen. Yapayalnızım. Kimse beni ziyarete gelmiyor? Oh? Annemi görseniz, o kadar çok çalışıyor ki. Geceleri bile. Oh! Hali kalmayana kadar çalışıyor. Annen ne iş yapıyor? . Bilirsiniz işte, sokak kadını. Sokaklarda turlar ve bir erkek görür görmez hemen Yeter, dinlemek istemiyorum. Tatlım, hiç gelmeyeceksin sandım! Merhaba, anne. Neden bu kadar uzun sürdü gelmen? Gel şöyle oturalım. Solgun görünüyorsun, beslenmene dikkat etmiyor musun yoksa? Hiç mektup yazmadın. Babam nerede? Chicago’da iş toplantısı var. Gönderdiğim pijamaları aldın mı? Evet, teşekkürler. Teşekkür etmene gerek yok, sadece alıp almadığını merak ettim. Alışkanlık işte! Gördüğüm kişi, aynı benim gibi. Kendimi görüyorum, Lisa. Muriel mısın? Muriel. Zavallıcık, nesi var? Şizofren. Anlarsın ya, deli. Çevrende böyle tiplerin olması seni rahatsız ediyor mu? Neden etsin ki, ben de onlar gibiyim. Böyle söyleme, senin bazı sorunların var sadece Keçileri kaçırmamış olsaydım, burada ne işim olurdu? Dr. Swinford ile anlaşabiliyor musunuz? Alan’la bir sorun yok. Alan diye mi sesleniyorsun, pek şık bir ifade değil. Saçma sapan saygı kurallarına takmış bir tip değil. David, konuşmalarına dikkat et! Şu çocuğun bu okulda ne işi var? O da deli. Kastettiğim şey okul ücreti. kızı hamile bırakınca sosyal yardım kuruluşu onu buraya yerleştirmiş. Kendi dediğine göre. Fikrimi sorarsan, tam bir megaloman. Birazda okuldan bahsetsene. Pek bahsedecek bir şey yok. Notların iyi mi? Burada not vermediklerini sana söylemiştim. Başarılı olduğunu nasıl anlıyorsun peki? Bir önemi yok ki. Elbette önemli. Neden? Şu geçen adi herifin adı John. David! David, hiç arkadaşın var mı? Eminim, tatlı çocuklar vardır aralarında. ‘Tatlı’ ile kastettiğin nedir? Terbiyeli muhallebi çocukları mı? David, benimle hiç bu tarz konuşmazdın? Bugüne kadar seninle gerçekten konuşmuş olabileceğim fikrine nereden kapıldın? Konuşmak demek, gerçekte ne hissettiğini anlatmak demektir. Senin tek yaptığınsa kelimeleri arka arkaya sıralamak. Bu öğleden sonra bir planın var mı? Yok. İki saatlik yoldan buraya gelmemin nedeni seni alıp bir yerlere götürmek. Pek sevinmiş gibi görünmüyorsun? Hadi, canın ne isterse onu yaparız. Ne kadar iki yüzlüsün! Kahretsin, sen de gayet iyi biliyorsun ki sadece senin istediklerin olur. Tıpkı her zaman olduğu gibi! Bunları nereden buldunuz? Aldım. Kendinize mi? Mmmhmm. Aniden bir kalabalığa rastladım sarı nergislerden bir güruh. İngilizce dersinden hatırlıyorum. Evet, benimle ne hakkında konuşmak istemiştiniz? Ailen seni okuldan almaya karar verdi. Demek istediğiniz, onlar Sorun annem, değil mi? Babanla da konuştum, o da aynı fikirde. Babam çok yufka yüreklidir. Dilinizden düşmeyen şu yürek lafı var ya! Annenin ziyareti esnasında farklı bir şey oldu mu? Hayır, olmadı. Tatlı küçük oğlunu dinleyip ne düşündüğünü hiç sormaz ki. Sanırım beni leylekler getirmiş. Onu hiç anlayamıyorum. Zaten berbat bir gün geçirdik. Gelecek sefer yine durumu kurtarmaya çalışacağım. Bütün hayatım boyunca yaptığım gibi. Bu şekilde sorun çözülür mü? Çözülmez. Aileler çocuklarını hastalanınca sevmiyorlar. Biraz toparlamaya başlasan Hatta iyileşsen bile yine de sevmiyorlar. Ailelerin değişikliklere alışması zaman alır. Neredeyse dönemin sonuna geldik. En azından o zamana kadar kalmam gerekir. Bana sorarsan, ihtiyacın olan makul bir süre daha burada kalman. Baban seni bugün almaya gelecek. Bugün mü? Beni götürmelerine izin vermeyeceksiniz değil mi? Sana daha önce söylemeliydim ancak fikirlerini değiştirmeyi umuyordum. Beni götürmelerine izin vermeyeceğinizi söyleyin. Onlar senin ailen. Onlara engel olacak yasal bir dayanağım yok. Eminim öyledir. Geldim gidiyorum işte. Bunun çok da umrunuzda olduğunu düşünmüyorum Yanılıyorsun. Benim yerime yeni bir kıt beyinli bulunur nasılsa. Böylece tek kuruş kaybınız olmaz. Sence, okul ücretini ödemiş olmandan dolayı mı ilgileniyorum seninle. Neyse ki sonunda kurtuluyorum bu tımarhaneden. Buradan ne kadar çok nefret ettiğimi tanrı biliyor. Ailen tüm uyarılarıma rağmen geri adım atmadı. Siz kendi hatanızı göremeseniz de aileme yaptıkları yanlıştan döndükleri için şükran borçluyum. Hatam nedir? Alan Swinford, psikiyatrist. İnanın bana, çamaşırhane işletmek size daha çok uyar. İnsanların hayatlarına burnunuzu sokmak yerine daha faydalı bir iş yapmış olurdunuz. Nasıl burnumu sokuyorum? Sürekli sorup durduğunuz şu ahmakça sorularınız var ya! Neden bu soruları sormakta ısrarlısınız? Neden artık vazgeçmiyorsunuz, neden? Saati boşver, bir şekilde hallolur. Şu anlayışlı adam tavırlarını da bir bırakın artık! Daha başka neler yapmalıyım? Siz durdurana kadar bütün ofisi kırıp dökmem mi gerekiyor? Durdurmaktan kastın ailene karşı çıkmam mı? Denedim. İnan bana denedim. Belki iyice düşünüp fikirlerini değiştirirler diye. Umarım öyle olur ve geri dönersin.

Aslanların Fil Avı

aslanların fil avıAslanların Fil Avı, Aslanların Fil Avı Belgeseli, Aslanların Fil Avı izle

Aslanların Fil Avı İnsanların hayatlarına burnunuzu sokmak yerine daha faydalı bir iş yapmış olurdunuz. Nasıl burnumu sokuyorum? Sürekli sorup durduğunuz şu ahmakça sorularınız var ya! Neden bu soruları sormakta ısrarlısınız? Neden artık vazgeçmiyorsunuz, neden? Saati boşver, bir şekilde hallolur. Şu anlayışlı adam tavırlarını da bir bırakın artık! Daha başka neler yapmalıyım? Siz durdurana kadar bütün ofisi kırıp dökmem mi gerekiyor? Durdurmaktan kastın ailene karşı çıkmam mı? Denedim. İnan bana denedim. Belki iyice düşünüp fikirlerini değiştirirler diye. Umarım öyle olur ve geri dönersin. Nefesinizi harcamayın. Stuart, David’e biraz daha et keser misin? Henüz tabağındakine bile dokunmamış. David, yemek yemelisin. Aç olmadığımı söylemiştim. Bu akşam sadece senin sevdiğin yemekler yapıldı. Sana kendi ellerimle sevdiğin kurabiyelerden yaptım. Grace, David’in tabağına kurabiye koyar mısın, lütfen? Tatlım, kurabiyelerini soğutmadan ye. West Hill Akademisi’nin müdürüyle görüştüm. Güz döneminde hem küçükler hem de büyükler için sınıf açılacakmış. Hangi seviyede olduğunu belirlemek için seni bazı sınavlara alacaklar. West Hill Akademisi’ne gitmeyeceğim. Tabi ki gideceksin, lık etme. Devlet okuluna mı gitmek istersin yoksa? Devlet okulunda aldığı eğitimle üniversiteye gitmesi mümkün mü? Ben gidebilmiştim. Senin gittiğin üniversiteyi kim tanıyor ki? David’in kuzeydoğudaki saygın okullardan birisine gitmesini istiyorum. (Ivy League) Herkese oğlunun Princeton’da okuyacağını ilan edebilirsin. Oğlumun en iyisine sahip olmaması için hiçbir sebep yok. Benim hiçbir şeyim olmadı. Ne şık kıyafetler ne de herkesi davet edebileceğim güzel bir ev eski püskü mobilyaların olduğu oturma odası dışında. Beni davet etmiştin ama. Oh, sen mi Ailem üst sınıfa mensup olmasa da annen yine de benimle evlenme nezaketini gösterdi. Neyse ki seni o eski mobilyaların arasından çıkarıp buralara getirdim. Babanın seviyesi bu işte. Yokluğun benim için dayanılmazdı. Baban hiç yakınlık göstermedi. Babamı çekiştirmeyi keser misin? David Sus artık! David’in evine döndüğünü söylemiştim sana! Aynen öyle, bir adam alıp götürdü. Almaya gelen adam babasıydı. Buda isminin başka bir şekilde hecelenişi. Kendisinin gösterdiği gibi. Bak bu da soyadı. Clemens. Kendi soyadını yazabilir misin peki? Brandt. BRANDT. Brandt, hadi şimdi dene bakalım. David, bütün gün odanda yemeden kimseyle konuşmadan böyle oturamazsın. Dışarı çıkıp bir şeylerle ilgilenmelisin. Bak, harika bir fikrim var. Tüm aile bu yaz Kaliforniya’ya gidip güzel bir tatil yapalım, nasıl fikir ama! Çok güzel manzarasının olduğunu söylüyorlar. Senin yaşındayken bir yerlere gitmeme babam asla izin vermezdi. Umrunda bile olmazdı. Dünyanın en mükemmel adamı değildi doğrusu. Doğduğunda baba olduğum için kendimle gurur duyuyordum. Hemşire seni havaya kaldırmıştı. Bakışların öylesine masumdu ki hayatı sil baştan yazmak istedim. Gözlerin asla ve asla korkunç ya da üzücü şeyleri görmemeliydi. Seni bu kadar korkutan şey nedir, David? Ne zaman başladı? Eğer benim hatamsa, üzgünüm. Çocukken burada duran oyuncuklarını hatırlıyor musun? Arabaların, kamyonların, tüylü hayvanların. David, sana aldığım itfaiyeci başlığını anımsadın mı? Biliyor musun, küçüklüğünde benim itfaiyeci olduğumu sanırdın. Dinle, gelecek hafta izin alabilirsem birlikte bir yerlere gitmeye ne dersin? Sadece ikimiz. Vermont’a gidebiliriz, kamp nasıl olur? Şu an cevap vermek zorunda değilsin ama seveceğinden eminim. Sadece sen ve ben, unutma. Bu teklifi düşün olur mu, huh? Hey David, merhaba. Girsene. Acilen Alan’ı görmem gerek. Hemen haber vereyim. Merhaba, David. Girsene. Evden ayrıldım. Ailemin henüz haberi yok. Onlara haber vermem gerek, farkındasın değil mi? Eve dönmem. Asla dönmem. Tamam. Gidecek başka bir yerim yoktu, doğruca buraya geldim. Sevindim. Merhaba, kanka. Kanka, merhaba. David, David bak bana. Ne görüyorsun karşında? Gördüğüm kız aynı bir yıldız Yıldız kız. Benim o yıldız kız. Eşyalarımı toplayıp, gece yarısı evden ayrıldım. İstasyona doğru yürüdüm ve orada oturan bir kadın gördüm. Siyah bir kadın. Yanında oğlu da oturuyordu. Öylece oturmuş treni bekliyorlardı. Oğluna sarılmıştı ve uh çok huzurlu görünüyorlardı. Oğluna sarılışından onu çok sevdiği hemen anlaşılıyordu. Kendimi oğlunun yerine koydum. Böyle bir annem olduğunu düşündüm. Çok tuhaf, değil mi? Tuhaf olduğunu hiç düşünmüyorum. Ailenle telefonda uzun uzun konuştuk. Burada kalmanı kabul ettiler. Ailemden nefret ediyorum. İnsanları aynı anda hem sevip hem de onlardan nefret edebiliriz. Bu mümkün mü? Zamanla anlarsın. Kendi aileni daha iyi tanıdıkca onları yetiştiren aileleri de anlamaya başlayacaksın. Zorluklar, baskılar, korkular, başarısızlıklar. Babam varlıklı bir adam aynı zamanda da başarılı. Ama iç dünyasında hiç öyle değil. Evde neler oldu? Anlatsana. Can sıkıntısı ve gülünç şeyler, işte. Her ikisi de yani. Hep birlikte yemek yerken Karşımda duran heykele baktığımda düşüncelerimi zorlayabilmeli, sizce? Bence buna gerek yok. İçinden çıkılmaz bir konu bu. Ne dendiğini umursama. Umursamıyorum. Aslında ben beğendim. Ben de. Lisa, in aşağı. Lisa? Anne! Şu kıza bak! Lisa, hadi aşağı in. Genç bayan! Genç bayan, bir an önce oradan inin. Durun, bana bırakın lütfen.