Kategori arşivi: Aslanlar

Aslanlar, Aslan Belgeseli, Aslan Belgeseli izle, Aslanlar sırtlanlara karşı, aslan ve sırtlan dövüşü, aslan ve timsah dövüşü, aslanlar nasıl avlanır

Hayat Belgeseli Bölüm 7 Av Ve Avcı

hayat

Hayat Belgeseli Bölüm 7 Av Ve Avcı, Hayat Belgeseli Bölüm 7 Av Ve Avcı Belgeseli, Hayat Belgeseli Bölüm 7 Av Ve Avcı izle

Hayat Belgeseli Bölüm 7 Av Ve Avcı Danny ile Debbie’ye kadeh kaldırıyorum. Onlar olmasaydı, bu bayramı içki alemi ve tuhaf seksle geçirecektik. Devam edin millet. Hala şansınız dönebilir. Bazılarımız standart sahibi. Anlamadım. Ne dedin Joan? Bazılarımız standart sahibi. Ne tuhaf. Bazılarımız da yeterince içince o standartların aniden düştüğünün canlı kanıtı. Orası kesin. Seninle yattım. Ne yaptın? Ona yatmak mı denir? Ben yatmak demem. Bana sıradan kız muamelesi yapma! Kendine hakim ol. Sen hakim ol. Sen hakim ol. Kes şunu. Sen hakim ol. Yapma. Pardon, adın ne? Ben Aynen. Kimsenin umurunda değil. Çünkü trajik bir da konuk oyuncusun. Joan. Sen ve ben. Aramızda bir bağ vardı. Bir şeyler hissediyordun Bernie. Benimle sevişirken ağlıyordun. Şu odada seninle sevişirken ağlamayacak adam tanımıyorum Joan. Kes şunu. Tamam mı? Bu saçmalığa vaktim yok. Şükran Günün kutlu olsun. Kusura bakma bebeğim. Gel buraya. sizin de sonunuz böyle olacak. Joan, hayır, gitme. Joan, hayır! Gidiyorum! Ben gidiyorum! Hayır, ben gidiyorum! Dur! Biriyle geldin Bernie! Defol git! Beni rahat bırak. Joan, gitme. Tracy, dramatik bir çıkış yapmaya çalışıyorum, görmüyor musun? Gelsene! Pardösünü al. Joan, ben gidiyorum! Ben gitmeden gidemezsin ulan! Hayır, hayır, hayır! Evet, evet, evet! Gidiyorum! Çekil kapıdan! Kapıdan çekil Senin kapın değil! Kendim açarım! Kapı açmayı bile bilmiyorsun ulan! Suratıma kapatma! Gidemezsin Bırak Sen geber Asıl sen geber! İyi! çıkar mısın? Kapa çeneni! Sen kapa çeneni! Kapa çeneni! . Çok güzel bir geceydi. Sağ ol. Tamam mı? Bana bir tabak ayırın! Bu hayra alamet değil. Krema isteyen? DAİRELERİ Günaydın. Ne oldu? Bir kabus gördüm. Şükran Günü’nde arkadaşlarımızı çağırmışız. Evet. Gerçekten kabustu. Ama rüya değildi. Nereye gidiyorsun? Çıkmam lazım. Aman Tanrım! Merhaba köpekçik! Danny, onu almışsın! Evet. Merhaba! Anneye sarıl! Sarıl bana. Bebeğim. Sıcak bir yuvaya ihtiyacı var. Artık bunu ona verebiliriz. Evet, verebiliriz. Evet. Senin sayende. Merhaba! Küçücük bir bebek gibi. Evet. Çok tatlı. Şu köpeği kucağına alsana Olmaz. Yürümeyi öğrenmesi lazım. Bari oturmasını söyle de imajı kurtar. Aptal gibi görünüyorsun. Zaman ayırdığınız için sağ olun. Özgeçmişim sizde. Aferin sana. Gel bakayım. Bol şans. Sağ olun. Nasıl? Aman Tanrım. Bu ne sürpriz. Merhaba güzelim. Buraya gel. Çok sevimli. Adı ne? Adı . Hey, bana mı diyorsun? Bana mı diyorsun? O De repliği. De konuşuyor. Anlasana. Doğru. Evet., bir iyilik isteyeceğim. Ne istersen. Selam. İlk barmenlik günün nasıldı? Fena değildi. Uyumuşsundur diye düşündüm. Uçağım ‘de. Sabahlayıp uçakta uyurum dedim. Seni görmek istedim. Peki. İki günlüğüne gidiyorsun. İki gün görüşmeden de idare edebiliriz herhalde. Evet ama bu ilk gecendi. bu, daha iyisini bulana kadar geçici bir iş, tamam mı? Fazla abartmana gerek yok. Tamam. Şimdi niye kavga ediyoruz? Bilmem. Başlatan sensin, sen söyle. Hayır, hayır, hayır! Yaramaz köpek! ! En güzel ayakkabılarım. Onları neden götürüyorsun? Steven’a güzel görünmek için mi? Kendini iyi hissetmek için bunu yüzüme vurmana gerek yok. Tek istediğim eve gelip izlemek ve bir bira içip yatmaktı. Şimdi de çıkıp gidiyor musun? Joan’a gidiyorum! Döndüğümde görüşürüz. Neden çıkıp giden sen oluyorsun? Çünkü burası senin evin geri zekalı. Annecik bana geri zekalı mı dedi? Ne yapacağımı bilmiyorum. Arasam mı? Kızgın ayrılmak istemiyorum ama kızgınım. Aramız düzelsin diye kızgın değilmiş gibi yaparsam her şey başa dönecek. Seni sıkıyor muyum? Saat sabahın .’u. Bu saatte sadece çalışanları ve bebekler ayakta. Yorgunluktan ölüyorum ve evet, beni çok sıkıyorsun. Bu ilişkinin yürümesini istiyorum ama o pes ediyormuş gibime geliyor! Bu yüzden daha çok çabalıyorum, bu sefer de dırdırcı oluyorum. Bu saatte kim mesaj attı? Boş ver, öğrenmesen daha iyi. ilgili ne yapayım? Neden birden bana akıl danışıyorsun? Taşınma dememe rağmen onun yanına taşındın. Çıkmak istersen de seni desteklerim. Evde biri mi var? Yeni ev arkadaşım. Erkek mi? Sayılır. Sayılır mı? Sen terk edince birini bulmam gerekti. Merhaba. Karı son soya sütümü de aldı. İnşallah klozet kapağını kaldırmayı unutmamıştır. Lütfen geri dön . Lütfen. İster L.A.’de olun, ister komünikasyonla telefonunuzdaki müziği kulaklığınıza hafifçe değdirerek aktarabilirsiniz. Ve aynı şekilde telefonunuzdan hoparlörünüze aktarılır. Buzlu Three Olives votkası. Merhaba. Paris’ten yeni döndüm. Seninle karşılaşmayı umuyordum. Ama barın arkasında değil. Ne oldu? Umarım benimle ilgisi yoktur. Tabii, her şeyin sebebi sensin. Biliyorum. Ama arkadaş olabiliriz, değil mi? Şu anda bir arkadaşa ve içkiye ihtiyacım var. Paranı cebine koy. Harika görünüyorsun. E, neler yapıyorsun? Hayalimi yaşıyorum. Mesafeli tavrından anladığım kadarıyla biriyle birliktesin. Evet. Evet. Çok tatlı. Tam liseli ismi. Düzenli görüşüyor musunuz? Başka müşterilerim var. Ben buradayım. İçki için sağ ol. Süitin bu katta mı? Hayır. Yapma. Öğrenmez. Ama ben bileceğim. Parmağına alyans takmış gibisin. Alyansa gerek yok. Bana bak. Fark görmüyor musun? Ona deli gibi aşığım. Onunla yaşıyorum. Birlikte bir hayatımız var. Seni seviyor mu? Sevmiyorsa aptaldır. Hey. Bana mı diyorsun? Ne kadar nazik olduğunu unutmuşum. Evet, o huyumdan nefret ediyorum. İyi geceler. Sana da. Nerede oturduğunu bilmiyorum. Söylemiyor. Bir taksiye mi bindirsem? Bu halde bindiremezsin. Doğru. Peki ne yapayım? Trene bindir. Şaka. Onu bu halde bırakamayız. Tamam. Evet. Tamam, tuttum seni. Benimle böyle ilgilenmene bayılıyorum. Her zamanki gibi. Eski günleri hatırlatıyor. Öyle mi? Evet. Pekala. Bana bir iyilik yap. Buraya otur. Tamam, oturuyorum. Bu pozisyonda mı istiyorsun? Başlama. Sandalyede mi istiyorsun? Oturarak mı yapalım? Tamam. Evet. Evet. . Tamam, pekala. Evet. Biraz izin ver, tamam mı? Tamam. Harika, öyle kal. Peki. Hemen dönerim. Orada kal. Buradayım. Köpeğin mi var? Merhaba köpekçik. Çok tatlısın. Kusura bakma. Su getirdim. Su mu? İç. Los Angeles musluk suyu. Pacino, buraya gel. Aferin oğluma. Hemen dönerim. Bekleyeceğim. Merak etme ufaklık. Onu göndereceğim. Taksi çağıracağım. Tamam mı? Sonra da annecik yokken yaptığım gibi otuz bir çekeceğim. Bazen anne varken de yaptığım gibi. Merhaba. Merhaba. Yer değiştirmişsin. Evet. Biraz daha rahat etmek istedim. Peki. Güzel kanepe. Şu denen kız seni bayağı değiştirmiş. Adı . Ve beni değiştirmedi. Değişmek istememi sağlıyor, tamam mı? Beni teşvik ediyor. İyi bir şey. Teşvik edilmeyi seviyorsun, değil mi? Onunla ilişkimiz farklı. Tamam. Yeter. Tanrım. Hayır, bu hiç iyi değil. . Eyvah. Bak ne diyeceğim. En iyisi git. Böylesi daha iyi. Biri nazlanıyor demek. Emekliyorsun. Peki. Hadi. İzin ver, geçmişi telafi edeyim. Ben de öyle yapmaya çalışıyorum. İnan. Emin misin? Evet. Öyle mi? Evet, eminim. Ama biri bambaşka şeyler söylüyor. Sen onu dinleme, başımı hep derde sokuyor. Kürkünü ve çantanı al. Bu da taksi paran. Kendini iki çocukla bahçeli bir evde bulunca çok pişman olacaksın ama yine de mutluluklar. zaman beni ara. Beni rahatsız eden Alison’ın evime gelmesi ya da beni her zamankinden daha çok istemesi değildi. İnanılmazdı oğlum. En kötüsü, bardak altlığını umursayan bir adam haline geldiğimi görmekti. Üstüne bir de Debbie’nin dırdırını çekeceğim. Bardak altlığı yüzünden bir kadından azar işiteceğime Pacino’nun kıçını yalarım daha iyi. Köpeğimin kıçını yalayacaksan önce sevmen lazım. Bum! Al sana StankbudNYC! Gözünün ortasından vurdum seni dingil. Ne? Ne dedin? Hayır, çok komik. Komik bir şey daha var. Hayatında hiç gerçek bir vajina görmemiş olman. Evet, gördüm. yaşında olmak berbat, değil mi? Neyse. Skora bak dingil. Baksana, ne yapayım? Oyunda sana verilen görevi yap! Tamam, anladık! Bağırıp durma. Sığınağa gir Danny! Tamam! Girdim! Sakin ol. Ne yapacakmış! Aşk her şeyi çözmüyor mu? Aşk ve prova bebeğiniz. Köpek için bir arada kalan gey bir çift gibisiniz. Durdur. Telefona bir şey geldi. Durdur. Kime mesaj çekiyorsun? Az değilsin sen. Hiç. Bir şey göndereceğim. Göster bakayım.

Hayat Belgeseli Bölüm 3 Memeliler

hayat

Hayat Belgeseli Bölüm 3 Memeliler, Hayat Belgeseli Bölüm 3 Memeliler Belgeseli, Hayat Belgeseli Bölüm 3 Memeliler izle

Hayat Belgeseli Bölüm 3 Memeliler Bir dakika beklerseniz başvuru formlarını alıp geleyim. Dağınıklığa bak, Pablito! Ben tam temizlemeye başlamıştım ki, birden tansiyonum düştü. Saç boyasından olmalı, değil mi? Belki de aseton falan solumuşsundur. Ah, süreyi geçirdim! Gidip saçımı yıkamam gerek ve ne giyeceğime de hâlâ karar veremedim. Sorun değil, bulaşıkları yıkar hepsini yerlerine yerleştiririm. Bilmiyorum. Elinde telefon, kanepenin üzerinde uyuyakalmış. Hiç arkadaşı var mı? Birileriyle çıkıyor mu? Bilmiyorum. Keşke Zira bu aralar pek geçinemiyoruz. Aslında senin taşınman lazım. Tamam, masraflarımı çekecek bir koca bulur bulmaz taşınırım. Öyle birini, o aradığın yerlerde bulamazsın! Neruda’nın kitabı sende ne arıyor? Bilmem, belki okumam için biri vermiştir. Okuduğum ilk şiir Neruda’nındı. , yaşlarımdayken halamla birlikte okumuştuk. Eğlenceli olmuş olmalı! Ver bakayım. Dinle “Mutluluk, Kendi hâlinde, sessiz bir genç adamdım, Gözüme saçların değdi, Cesaretim geldi.” Ne var? Ben beğeniyorum! Seversin sen böyle şeyleri. O zamanlar halamla, şu fincanla ruh çağırma oyununu oynardık. Cidden mi? Fincanı ben hareket ettirirdim, elbette! Kendim şiirler yazardım ve Neruda’nın ruhu söylüyormuş gibi okurdum. Sana inanıyor muydu? Evet! Hatta birkaç kez hile yaptığımı söyledim ama bana inanmayı reddetti. Zaten görsen, şiirlerin Neruda’ya ait olmadığını hemen anlardın. Tahmin edebiliyorum. Nasıl şiirlerdi? Hatırlamıyorum. Aptalca şeylerdi işte. Ama yazmaya başlamam o şekilde oldu. Halam sağ olsun. Neruda sağ olsun! Hadi dansa gidelim, ben ısmarlıyorum! Ben sinemaya gitmeyi düşünmüştüm. Bildiğimiz sinemaya mı, yoksa? Hayır, diğer türlüsüne. Yok, ben almayayım. Seni dansa davet ediyorum. Hadi, gidelim işte! Haziran. Berbat porno hastalığıyla yaşamaya devam ediyorum. Kasıklarımda, Propolis, Aloe Vera ve ereksiyon olmama yol açan …Bolivya’ya özgü yeşil bir kremle tedavi etmeye çalıştığım …kalp şeklinde bir mantar enfeksiyonum var. Bu karşımın iyi geldiğine inanıyorum. Şu anki ilgi alanım Luis. Onunla, Nicolas’la diskoya gittiğimiz gün tanıştım. Beni evine götürdü. Hatta geceyi evinde geçirmem için ısrar etti. Ama ben istemedim. Ya yine öksürmeye başlayıp onu uyandırsaydım? Hayır, o filmi beğenmedim! Hayır, o film olmaz. Kötü bir enerjisi var. Ama araşacağımız konusunda sözleşmiştik. Sözde bu öğleden sonra buluşmamız gerekiyordu. Telesekreterine iki mesaj bıraktım ama bana geri dönmedi. Evet mi, hayır mı? Ah, onun kötü olduğunu söylüyorlar. Sen ne düşünüyorsun? Telefon bekliyorum. Ya ona hastalık bulaştırdıysam? Evet. Mantar enfeksiyonu gibi bir şey bulaştırmış olmalıyım ki, beni aramıyor. Tamam canım, dediğin gibi olsum. Tamam, tamam. Belki de aramaması daha iyi. Hayır, bak, temizlemen gerek. Hayır, yıkamayacaksın. Enerjisini düzelteceksin. Evet, içinde su ve tuzun olduğu bir kabın içerisinde, terasta bir yerde …üç gün dışarıda bırakacaksın. Evet, bir kap. Derin bir tabak. Hayır, olmaz, çünkü o plastik ve plastik çok kirli bir maddedir. Evet. Hayır, bugün gidemem. Salı günü, sinemaya salı gideriz. Tamam, anlatıyorum. Herkesten uzak bir yere koy. Kimse dokunmamalı, tamam mı? Aksi takdirde, taşıdığı enerji bozulur. İşe yaramaz bir tılsım olur. Ben kendiminkini boynuma asıyorum. İstersen sütyenine de koyabilirsin… Kapat. Kapat şunu. Bir saniye Duymuyor musun beni? Kapat diyorum! Birinden telefon bekliyorum. Kapat! Telefon faturasını ben ödüyorum. Babam ödüyor faturayı! Asıl benim babam ödüyor! Nankör. Senin için yaptığım onca şeye rağmen! İbne! …bu bölgedeki olayların %’ı Palermo’nun …zengin ailelerinin çocukları tarafından gerçekleştiriliyor. Buraya gelip bizi taşlıyorlar, bize bağırıp, aşağılıyorlar. Bizden neden rahatsız oluyorlar ki? Bu bizim yaşam şeklimiz. Ne istiyorlar? Gidip hırsızlık mı yapalım? JUAN A. FERNANDEZ HASTANESİ Pablo Perez! Tarih : İsim : Pablo Pérez Muayenehane : HÜCRE SAYISI : CD : /mm Öksürün. Çok iyi. Tekrar. CD hücrelerinizin sayısını artırmanız gerek. AZT kullanmaya başlayacaksınız. Ah, hayır… Ben iyi besleniyorum. Vitamin hapları kullanıyorum, bitki çayları içiyorum. Beslenme tek başına yeterli gelmez. ‘ün sınır bir değer olduğunu biliyoruz. AZT kullanmayacağım. Bir süre sonra testleri tekrar edelim. Vücut direnciniz çok zayıf ve ayrıca akciğerleriniz de iyi değil. Kaybedecek vaktiniz yok. En kısa zamanda tedaviye başlamanız gerekmekte. Bakın, bütün doktorlar sizinle aynı fikirde değiller. Birçok hasta kendisine AZT kullandırılarak öldürüldü. Ne? Siz yeterli dozu öğrenebilesiniz diye sizin deney fareniz olmayacağım. Dayanabilmek için AZT kullan! Peki ne zamana kadar? Kesin tedavi için bir hap çıkana kadar mı? Hayatta kalmak için hap al. Amoxidal kullanmaya ve bitkisel takviyemi artırmaya karar verdim. Dergi yayınlandığında, ilanım için arayanlarla birkaç telefon görüşmesi yaptım. Sana şöyle açıklayayım. Ben çok, ama çok tutkulu bir adamım. Sonunda biriyle buluştum. Nefret ettiğim tek şey, bir yabancının evinde uyanmaktır. Seksi severim, ama benim evimde ve benim yatağımda olması şartıyla. Yakışıklı değildi, ama çirkin de sayılmazdı. Benimle aynı fikirde misin? Aynı bir uzaylıya benziyordu. Gidelim mi? “İtaatkar Adam” rumuzlu okuyucu numaralı ilanıma cevap verdi Hadi gidelim. Senden kısayım. Ne? Kısayım. Ne olur ki? Hadi gidelim işte! O ana kadar, bana ne istese yaptırabilirdi. Ben de ona itaat ederdim. Merhaba, Pablito. Merhaba, hala. Pablo, ben baban. Neler oluyor? Size bir türlü ulaşamıyorum! Telefon ya meşgul ya da telesekreter çıkıyor. [ Fransızca dersi veriyor. ] [ Fransızca konuşmalar filmin orijinalinde de çevirisiz bırakılmıştır. ] Bu ne demek? À la folie’mi? Evet. “Delilik” demek. Her şey! Hiçbir şey. Hiçbir şey için. Röntgenlerinizde bazı lekeler görünüyor. Bazı testleri yaptırman gerek. Ne çeşit testler? Olasılıkların dışında bırakabilmemiz için tüberküloz testi yaptırıp …ayrıca bilgisayarlı tomografi çektirmeniz gerek. Ve bir de solunum yollarınızın durumunu görmek için biyopsi yapılması lazım. En çok öksürük problemimi halletmek isterdim çünkü Bunun için edişelenmeyin. Solunum yollarıyla ilgili hastalıklar bu hastanenin uzmanlık alanıdır. Birkaç gün hastanede yatmanız gerekecek. Hastanede yatmadan yapmanın bir yolu yok mu? Belki başka bir hastanede? Mümkün ama pratik olmaz. Muayeneye gidiş gelişlerde çok zaman kaybedebiliriz. Birlikte olduğunuz birisi var mı? Hayır, yurt dışındayken vardı. Virüs ona da bulaştı. Birkaç ay önce öldü. Pekâlâ… Gelecek hafta diyelim mi? Temmuz. MARIA FERRER HASTANESİ Hervé öldüğünde artık birlikte değildik. Çektiği ızdıraba şahit olmasam da bugün, onun ölümünü yâd ediyorum. Ölmesine ben mi izin verdim? Gidişim mi onu hasta etti? Eşyalarımı ne yaptı? Hepsini çöpe mi attı? Beni affetti mi? Benden nefret mi etti? Beni hiç sevdi mi? Bendeki defterlerini karıştırdım. Öğrenmem gerekiyordu. Sadece acayip bir adresin yanına yazılı olan ismimi buldum. Onu acı çekerken görmedim. Ama sürekli gözümde canlandırmaktan kendimi alamıyorum. Acı çekme fikrine dayanamıyorum. Şu birkaç işi bitireyim sonra birlikte bir şeyler içeriz. Söyleseydin gelmezdim. Neden? Seni göremek istedim. Birazdan bitirmiş olurum. Otursana. Yarın mı gidiyorsun? Evet, ama Rio yerine Neuquen’e gönderiyorlar beni. Neyse, zaten bir haftalığına. Pazar günü mü döneceksin? Evet… Ah hayır hayır! Pazartesi, pazartesi akşamı. Nasılsın? Her şey yolunda mı? Ne getirdin? Şiirlerini mi? Hayır, günlüğümden birkaç sayfa. Okuman için bırakıyorum. Tamam, harika. Daha sonra okurum. Bir sorun mu var? Hayır, hayır. İyi misin? Evet, evet, evet Sadece testlerin bazılarında sorun çıktı. Otursana. İstediğin gibi bir doktor bulabildin mi? Evet, Ferrer Hastanesi’nde. Bazı testler yapabilmek amacıyla hastaneye yatmamı istiyor. Nasıl testler? Bilmiyorum. Biyopsi, tomografi ve birkaç bir şey daha. Ne zaman yatacaksın? Yatacak mıyım emin değilim. Yatmayı hiç istemiyorum. Bunu yapman gerek Pablo. Ben de seninle gelirim. Pazartesi günü ama. Yani? Bir şey yok. Şehir dışında olacaksın ve planlarını değiştirmek istemiyorum. Sorun ne ki? Daha erken dönerim. Sadece birkaç test. Endişe edecek bir şey yok ki. Tamam, öyle yapalım o zaman. GİŞE Dilinizi dışarı çıkarın “Aaa” deyin. Uzanın. Nasılsın? Hayır kalkma, yat. Sana kafanı dağıtacak bir şeyler getirdim. KIŞLIK OĞLANLAR numaralı ilan : Cinselliğini gizlemeyen, açık sözlü, dürüst. İdealist. Maksimum yaşına kadar, kaslı erkeklerle arkadaşlığın ve seksin… …hazlarını paylaşmak istiyor. Ben ise yaşında, . boy, kilo. Kısa saç traşlı. HIV Pozitif. Başka bir ilan verdim. “Güvenli seksin”, “korunmalı seks” demek olduğunu …”sikişmek garanti” anlamına gelmediğini açıklamak istedim. İkinci ilan ilki kadar başarılı olmadı. Ah, şuna bak. “HIV Pozitif” yazdığımdan dolayı olduğunu tahmin edebiliyorum. Bilmem, santim kadardırlar. İlanıma sadece bir kişi cevap verdi. Bir kuaför. Hayır, makineyle. Küçükken, kız kardeşimin saçlarını örmeyi çok severdim. Zaman kaybetmemek için, diğerlerinin ilanlarını cevaplamaya başladım. DERİ SEVER, SADO MAZO ÇİFT, ÜÇÜNCÜYÜ ARIYORLAR. Kim o? Pablo. Aşağı geliyorum. Tamam. Zili şimdi çaldım. Sanırım aşağı geliyor. Pablo’sun, değil mi? Evet. Ben Juan. Nasılsın? Teşekkürler, sen nasılsın? İyiyim. İşte Şerif de geldi. Baez’e aramızda “Şerif” deriz. Merhaba, nasılsın? Merhaba, iyiyim. Aynı anda mı geldiniz? Evet, biz de şimdi tanışıyorduk. Pekâlâ… Yukarı çıkalım mı

Hayat Belgeseli Bölüm 1 Yaşam savaşı

hyathyathayatHayat Belgeseli Bölüm 1 Yaşam savaşı, Hayat Belgeseli Bölüm 1 Yaşam savaşı Belgeseli, Hayat Belgeseli Bölüm 1 Yaşam savaşı izle

Sen bir erkeğe göre gayet hızlısın. Yani Cüneyt, bak hiç konuşmayalım. Sen en güzeli Cüneyt yaz, boşluk bırak bana mesaj gönder, ben akşam boşluğunu doldururum. Tamam mı canım? Ya ağzından çıkanı kulağın duymuyor. Baba ama beni hiç dinlemiyorsunuz ki. Puh sana! Git Sidar Ana’ya de ki Cano ağam darlandı, kalksın gelsin. Telefon zili sesi Telefonum çalıyor. Heh, Nublu arıyor. Alo, Cüneyt konuşuyor. Gülme efekti Oğlum senin telefonunda başka kim konuşur ki? Ya baba onların grameri böyle he. Gramer nedir? Sen dil bilgici mi oldun başımıza? Sen yumuşak ünlü müsün, sert sessiz misin? Nesin oğlum sen? Ulama harfi misin? Ya baba bir saniye, kızı duyamıyorum, oooo! Yemin ediyorum bu belirtisiz nesnedir, belirtisiz nesne. Hee. Tanımlanamıyor. Gülme efekti Bak şimdi, tıpkı bana benzemeli. Yani bakımlı, kendini seven, kıyafetlerine özen gösteren vesaire, vesaire. Tabii ki Fırat’ıma da benzemeli. Neyse parası veririz! Zenginim ben, babam dolayısıyla. Sen şimdi paket yap, ben hemen gelip alıyorum. Çav! Şimdi ne yapacaksın bakalım Ece Hanım? Vallahi ne yapacağımı şaşırdım ağalar. Allah’tan Ece anlayışlı davranıyor, yoksa annem çekilecek gibi değil. Ne olur bana bir yardımcı olun. Bu saatten sonra ne yardımı Fırro? Sen kızı alırken bize söyledin mi? Ya ben ne bileyim Baran Ağa, yani bir yolunu bulur anlaşırlar sandım. Ulan Fırro, sen ananı tanımıyor musun? Gidilecek bin tane yol olsa, Sidar Ana istemedikten sonra seni bir çıkmaza sokar. Suç sende Fırro, başta düşünecektin bunları. Ya ben karımı seviyorum, benim suçum ne ki? Ne diyeyim Fırro, vallahi Sidar Ana bu gidişle damınıza damınıza kar yağdırır, ben söyleyeyim. Şarkı gibi oldu ha. De hadi o zaman. Anan der bu kız olmaz Ece’dir, anan olmaz Bana sitem etmeyin lo Aşığa sitem olmaz Bana sitem etmeyin lo Aşığa sitem olmaz Damınıza damınıza kar yağdı Fırat’ım öksüz kaldı Tam bir güzel bulmuştu Ona da Sidar taktı Tam bir güzel bulmuştu Ona da Sidar taktı Damınıza damınıza kar yağdı Fırat’ım öksüz kaldı Tam bir güzel bulmuştu Ona da Sidar taktı Tam bir güzel bulmuştu lo Ona da Sidar taktı Batsın bu dünya. Müzik – Ut Bitsin bu rüya. Nublu’mu da kovana yazıklar olsun. Ulan ben ne yaptım kader sana? Mahkum ettin beni Nublu’suzluğa. Oy Nublu! Cüneyt, kurban ne oldu sana? Niye ağlıyorsun? Ne oluyor sana? Nublu gitti ağam, Nublu gitti ya! Oğlum kurbane, nereye gitmiş, memleketine, St. Petersburg’a mı? Ya basbayağı işten çıkarmışlar işte ağam ya. Ben Nublu’suz yaşayamam. Oğlum senin Nublu’yla ne işin var ki onsuz yaşayamıyorsun? Şey, Nublu bizim çamaşırlarımızı yıkıyordu, ütülerimizi yapıyordu, öyle değil mi ama? Hee hee. Ben onsuz ne yaparım ya? Hee, aklıma bir fikir geldi ağam. Allah korusun. Hani sen buraya bir tane yardımcı arıyordun ya, Nublu gelsin çalışsın. Hadi Nublu gelsin hemen çalışsın, hadi hadi. Tamam bakarız ya. Hadi Nublu gelsin çalışsın. Oğlum bırak ya, müşteri var. Oğlum sonra konuşuruz. Hadi Nublu gelsin çalışsın. Nublu benim olsun, vururum kırbacı, vururum kırbacı. Oğlum demin ütü diyorsun, çamaşır diyordun, kırbaç nereden çıktı? Ne olur alalım. Kırbacı? Nublu’yu! Gülme efekti Müzik Rocky Theme Yerleri silmeye doğru yerden başladı. Bak sen, sildiği yerlere de basmıyor. Oy! O kilimleri de toplamış kaldırmış kenara. Demek tozları kilimin altına süpürmüyor. Gülme efekti Bu kız gaza gelmiş, vallahi benim de tozumu alır bu. Demokrasilerde çare tükenmez. Tükenirse ben geri üretirim. Gülme efekti Pafi. Köpek sesi Eheheh! Oy Pafi, ver bakayım patiyi. Aferin benim oğluma. Hadi Bismillahirrahmanirrahim. Dur bakayım, dur dur dur. Ver öbür patiyi. Vallahi bana öyle yargılar yargılar bakma. Sen de kaynana olduğun zaman anlarsın beni. Tamam mı? Tamam, işte böyle mis gibi oldu. Eheheh! Heh! Müzik Hee! Ya Pafi ne yaptın ya? Ben daha bal döküp yalayacaktım ama. Aman üff! He heyt! Ev kadınlığı kolaydı sanki. Uğraş bakalım. Ağam! Lal yenge. Kolay gelsin. Sağ olun. Kapı biraz bozuk. Hoş geldiniz. Hoş bulduk. Ya seni de buralara kadar yorduk, buyur böyle geç istersen. Nublu’yu işten çıkarttılar! Ya Cüneyt, bir müsaade et. Buyurun Lal Hanım. Ne olur yardım edin ya, sizin evinizde işe girsin. Ya memleketine dönerse? O zaman kim yıkar bizim gömleğimizi, donumuzu Şşşş! Hoşt hö höö Allah Allah! Ulan Cüneyt Beyefendi, donunuzu da alıp gider misiniz? Lal Hanım, böyle geçer misiniz? Ne olur yardım edin, Allah aşkına yardım edin ya! Ay evet üzüldüm ya, çok da alışmıştık kıza. Yan ev bile olsa her gördüğümde yüzü gülücükler saçan taptatlı bir kız. Hah böyle. Estağfurullah, o sizin taptatlılığınız. Heh! Ne olur yardım edin ya, ne olur sizin yanınızda işe girsin. Vallahi her sabah giderim, gazetenizi alır gelirim sonra ekmekleri alır gelirim size hatta arada Kadim amcayı gezmeye çıkartırım. Gülme efekti Cüneyt, babamı Pafi’yle karıştırdın herhalde? Herhalde. Gülme efekti Ya ne olur sizin yanınızda işe girsin Lal Hanım. Ay bilemedim ki. Aslında annemin iyi bir yardımcıya ihtiyacı var. Heh! Nublu’yu da çok seviyor. Heh! Bir konuşayım bakayım ya. Allah! Çok sevinçliyim ya, çok sevinçliyim! Size bir sarılabilir miyim? Şişt! Cüneyt, kıh de çocuğum kıh kıh! Gülme efekti Efendim kıh, deve dilinde çök anlamına geliyor. Kendisi kıhtı. Siz de buyurun oturun. Buyurun. Müzik Yalnız Gözde Hanım, biraz acele edersek. Ay ne acelesi canım? Ömürlük bir karar veriyoruz burada, yuva kuracağız herhalde. Ömürlük mü? Akşam getiririm dediniz bebeği? Bakın Gözde Hanım, bir problem çıkarsa hapislerde çürürüm. Ay bir sus, şimdi ben cimcirip her yerini çürüteceğim senin. Allah Allah! Bir şey olmaz, hallederim ben, babam dolayısıyla. Gülme efekti Ya bir şey söyleyeceğim, hangisini alsam acaba? Hafif bir şey istiyorum. Yani bunlar standarttır. En fazla üç dört kilo arasında oynar abla. Abla derken? Bana kısaca Gözde Hanım dersen sevinirim tatlım. Gözde Hanım, yalnız bebeği yarın getirirsiniz değil mi? Bakın beni mahvederler, sürerler, öldürürler Allah korusun. Beni dinlemezsen sonun yine aynı olur, babam dolayısıyla. Ayrıca iyi bir teklifte bulundum sana, dolar üzerinden ödeme dolayısıyla. Gülme efekti Doğru ya. Peki tamam, hangisini istiyoruz? Hah işte böyle! Var ya ben çok iyi bir bebek severim. Ayrıca da Sokak Bebeklerini Koruma Derneği kurucusuyum. Her evin önüne bir kap su, bir kap yemek kampanyasını da ben başlattım. Gülme efekti Yalnız o hayvanlar içindi. Bebekler için olanı da var. Neyse Ayy şu minnoş olan var ya ya şu. Bu mu? Ay o değil, o çok kara, beni kapatır. Onun yanındaki. Bu? Ayy o da çok yaşlı kadın işi, hayır. Aaa şu! Heh, işte o! Getir. Yalnız erkek değil mi? Kaynana erkek sever çünkü. Erkek erkek. Heh, süper. Oy kuzum! Ayy çok tatlı! Nasıl tutacağız peki şimdi bunu? Şöyle. Böyle mi şey yapacağım şimdi elimi? Evet. Hee, altına Ay yerim ben seni, oooo! Ayyy var ya bu bebeği şöyle taşlı bir biberonla renklendireceksin, hareketlendireceksin var ya yıkılırım cemiyetlerde. Ay çok hoş! Ben şimdi gidiyorum, bu erkek ya buna maviş maviş bir şeyler alıyorum. Hadi çüss! Müzik Ben bu kızın haline çok acıyorum Vildancığım ya. Sen o kadar oku, çalış yani işten aldılar, sonra da eve kapatmışlar. Ay hiç sorma Kadimciğim, içim yanıyor, içim. Ya Kadim Bey, kimsenin beni eve kapattığı falan yok. Ben kendim istediğim için şey yapıyorum, temizlik yapıyorum.

İnanılmaz Afrika Tr Alt Yazılı

inanılmaz aftikaİnanılmaz Afrika Tr Alt Yazılı, İnanılmaz Afrika Tr Alt Yazılı Belgeseli, İnanılmaz Afrika Tr Alt Yazılı izle

 

İnanılmaz Afrika Tr Alt Yazılı Neden bu kadar kötü? Hepsinin benim hatam olduğuna karar vermiş. Çünkü Signe bebekken ona iyi bir şekilde bakmadım. Dolayısıyla terk edilme korkusu ve düşük bir moral eşiği var. Bunu nasıl öğrenmiş? Dosyalarda yazıyor. İlk defa yıl önce hastanedeyken anlatmış. Ancak bu doğru. Signe’yi sık sık hizmetçimiz Vera ile bırakırdım. Anne demeyi öğrenmeden Vera demeyi öğrendi. Seninle de konuşmak istiyor. Elbette. Benim Johannes. Merhaba benim Müfettiş Wall. Alo. Soruşturmamızı tamamladık. Bu durumda karınız ile görüşebilirsiniz. Teşekkür ederim. Ancak onunla yalnız görüşemezsiniz. Hastaneye bu konuda bilgi verildi. Hepsi bu kadar, hoşça kalın. Hoşça kalın. Adım Johannes Lidenius. Signe Lidenius’u görmeye geldim. İçeri girin. Bu taraftan. Teşekkürler. Signe’nin yanında devamlı olarak kalan bir gözetmen var, orada kalmak zorunda. Evet, haberim var. Şimdi sınavım var, değil mi? Signe, bak Johannes gelmiş. Merhaba Signe. Sandalye alın. Teşekkürler. Merhaba. Bugün okuluna gidip müdürle konuştum. Öğrencilerinden bazıları Lene ve Majken sana selam söylememi istediler. Annem ve babam da selam söyledi. Ayrıca Saren Nuer ve Flemming Gregersen ziyarete geldi. Ailelerin hepsi çocuklarının öğretmeni olarak geri dönmeni istiyor. Artık öğretmen olmak istemiyorum. Hayır mı? Maria’nın ölmesi kötü oldu. Özür dilerim gerçekten üzgünüm. Hepimizin yerine ağlayabilmeniz çok iyi. Biraz hava alabilirsin, ben kalırım. Maria ne zaman gömülecek? Cenaze töreni cumartesi olacak. O zaman yakılacak mı? Evet, yakılacak. Maria’nın eşyalarını ne yaptın? Hiçbir şey yapmadım, hepsi evde duruyor. Bana bir sürü hap veriyorlar. Sende Maria’nın fotoğrafı var mı? Evet. Sen de kalabilir. Uyu küçüğüm tıpkı kuşların yuvalarında güvenle uyuduğu gibi. Fısıldayan yaprakların ortasında saçakların altında çayırlardaki çiçekler gibi uyu. Tanrı’nın melekleri yakınındayken derin gölgelere korkmadan bak. Haç kötülüğün gücünü yıkar. Dürüst olursam Signe için düşündüğüm tek ihtimal psikiyatrik tutuklu kararının çıkması. Neyi gerektirdiğini biliyorsunuz değil mi? Evet. Bu kararla Signe’nin öğretmenlik yapması engellenir. Uygulanırsa bu olur. Ailelerin Signe’nin dönmesi istediklerinden haberiniz var mı? Evet, biliyorum. Ancak halkın ortak düşüncesi gibi çeşitli koşullar bunu engeller. Bir çocuk katilini ay sonra sokaklara bırakamayız. Bu insanların adalet algısına hakaret olur. Kimse aydan bahsetmedi. Evet ama mahkeme bunu önleyemeyebilir. Açık konuşuyorsunuz bu yüzden ben de açık olacağım. Signe’nin annesine, Signe’nin kafa röntgen filmini çekemediğinizi Signe hapishanede olmadığı için mutlu olmasını söylediğinizde bu halkın ortak anlayışı mıydı yoksa psikiyatrın düşüncesi miydi? Kabul etmeliyim ki talihsiz bir cevaptı. Çok pişmanım ve özür dilemek isterim. Fakat deneyimlerime dayanarak söylüyorum. Signe’nin iyileşip yakın bir gelecekte bu trajediyi atlatması söz konusu değil. O zaman psikoz hastasıydı. Kesinlikle obsesif bir davranıştı. Katılıyorum. Signe manikdepresif. Evet babasına çekmiş o da depresyon hastasıydı. Amcası intihar etti. Evet. İlk girişinde yazılan dosyalarda belirtilmiş. Ayrıca sizin sene önce bir barda tanıştığınızı ve sizi tanımıyormuş gibi davrandığını da belirtmişler. Bunu da mı yazmışlar? Evet, Doktor Ebba Larsen’e bahsetmiş. Peki sorunuz nedir? Ekleyebileceğiniz bir şey varsa bilmek isterim. Tamam. Ben de ebeveynlerim gibi bir öğretmenim. Epey yaratıcı, değil mi? Epey. Küçük sınıflara Danca ve müzik ayrıca . sınıflara Fransızca dersi veriyorum. Peki sen ne iş yapıyorsun? Uzun metrajlı filmler. Birkaçını izlemiş olabilir miyim? Belki. Çektiğim filmlerden biri “Karanlıktaki Çocuklar” Onu izledim! Küçük oğlanlar popolarını birbirine vuruyorlar. Aynen. Trencilik oynuyorlar. Evet. Çocuklar iyidir. Yetişkinler o kadar iyi değildir. Yönetmenlerin eleştiriye değil övülmeye ihtiyacı vardır. Yetişkinler de iyi ama çocuklar çok daha iyi. Uzun süredir kız arkadaşım olmamıştı. Çok dışa dönük biri değilimdir. Hediye olarak görmeyi tercih ederim ve Signe bir hediyeydi. Signe gidiyorum. Eve bırakmamı ister misin? Hayır, teşekkürler. Hallederim. Peki ben kaçtım. Hoşça kal. Çok şükür gitti. Güzel bir kızla sevgili olmak önemli miydi? Bilmem. Müşkülpesent olabilirim. Ne demek istiyorsunuz? Estetik normlara yenilmiş olabilirsiniz. Sanırım annem beni daha ağır bir entellektüelle hayal ederdi. Signe aptal değil fakat konuyu anlamakta zorlanır. Shosha’yı hiç duydunuz mu? Hayır, Shosha kim? Bir defasında Signe bir roman getirmek bahanesi ile beni ziyaret etti. Ne hakkında olduğunu sordum. Shosha mı? Kitap genç bir yazar hakkında. Çocukluk aşkı Shosha ile karşılaşan Polonyalı bir yahudi yazar. Yazar, Amerika’ya kaçacağı halde evleniyorlar. Polonya’da kalmayı mı seçiyor? Evet, Shosha yüzünden. Neden? Pek güzel değil. O halde neden kalıyor? Kız özel biri mi yoksa sadece duygusal bir hikaye mi? Çocukluk aşkıydı. Öyleyse Shosha ile karşılaştığında tıpkı yaşındaki gibi miymiş? Zihinsel ve bedensel olarak bir açıklaması yok mu? Adam büyüdü ama kız büyümedi mi? Bu durumda yazar bir çocukla mı evlendi? Kitabı okudun mu? O zaman neden bana soruyorsun? Unutmuşum. Hayır, hayır. Neden bu değil. Beni sınıyorsun. Romanı anlayıp anlamadığımı kontrol etmek istedin. Buna ben de gücenirdim. Değerlendirmeye tabi tutulduğunu düşünmüştür. Evet ama asıl kültür şokunu dairesini görünce yaşadım. Burası büyükannemin dairesi. ay önce ölünce ben taşındım. Duvar kağıtlarını çıkarıp duvarları boyamak ve bu gibi işler için annem yardımcı oldu. Ne dedin? Talaş duvar kağıtları. Evet bence harikalar. Yeni bir kahve masası ve birkaç sandalye aldım. Ve tığ işi bir lamba mı? Annem yaptı. Evdekilerden biriydi. Samimi değil mi? Evet, çok samimi. Sadece biraz şaşırdım. Neden? Ben de çok sofistike bir hava uyandırdın. Şık kıyafetlerin ve her şeyinle ama ebeveynlerimiz gibi yaşıyorsun. Nasıl? Şu üzeri çinili masa gibi. Bunu nesi tuhaf? Hiçbir şeyi. Sadece şaşırdım. Lambayı da mı aldı? Evet. Çirkin mi? O zaman yanlış bir şey söyledim ve bana Dünya Savaşı’nı anımsatıyor dedim. Peki ya ailesi? Onlarla ilk defa ne zaman tanıştın? Bir arkadaşım pilavı tane tane yapmak istiyorsam zeytin yağı ilave etmemi önerdi. İşe yaradığından gerçekten şüpheliyim. Afiyet olsun. Teşekkürler. O ne? Yalancı kablumbağa. Konserve mi? Evet. Yemek pişirmekte iyi değilmdir. Bunu biliyorsun. Şarap koyabilir misin? Leziz görünüyor. Pilav güzel olmadı. Yağ kötü bir fikirdi. Bence sorun başka bir şey. Tatlılık pirinç mi yoksa uzun taneli pirinç mi kullanıyorsunuz? Hepsi aynı değil mi? Tatlı yapmak için tatlılık pirinç kullanılır. Bence tatlılık pirinç kullanmışsınız. Öyle mi? Belki kullanmışımdır. Paketi mavi. O zaman o pirinçten. Sorun değil. Gülüp eğlenmenize devam edin. Neden bu kadar çok tığ işi lambamız var? Çünkü ben yapıyorum. Bu da mı yanlış? Çok belli! Ailemin burjuvazi tarzına annemin berbat yemeklerine, benim talaş duvar kağıtlarıma dudak büküyorsun. Can sıkıcı duvar kağıtlar. Lütfen dinle. Kimseyi kınamıyorum. Belki ben eşyalar konusunda bilgiliyim ama sen de başka şeyler biliyorsun. Baban gibi piyano çalıyorsun. Saçmalık. Hep hor görüyorsun. Fransızca bilmiyorum, sen biliyorsun. Sadece “merhaba” ve “benimle” diyebilirim. Dairemle gurur duyuyordum. Arkadaşlarımın hepsi beğenmişti. Ancak hepsi riyakarmış. Korkunç eşyalarıma gülmüşlerdir. Tüm neşemi mahvettin. Dairemle çok böbürleniyordum! Signe, samimi bir dairen var. Bunu sadece beni rahatlatmak için söylüyorsun. Bir de annemin aptal konserve yemekleri var! Damadının kalbine giden yol midesinden geçseydi bağırarak kaçmam gerekirdi. Annem ve yalancı kablumbağa yemeği için üzgünüm. Merhaba. Merhaba. Evim için duyduğum tüm zevki mahvedince taşındım. Bu durumda bari seninle yaşayayım diye düşündüm. İçeri gel de bu konuyu konuşalım. Bir odam olacak değil mi? Aksi halde uyuyamam. Buna neden katlandın? Bir şeye katlanıyormuş gibi hissetmedim. Onu çok sevimli buldum. Aşık olduğumu söyleyebilirsin. Ayrıca ihtiyacım olan şeydi. Cinsel açıdan mı? O da var elbette ama bana daha önce hissetmediğim bir güven verdi. Durduğu yerde yer yarılırsa cehaletine güleceğini söylüyor. Espri yaparak tepki vermeyi deniyorum. Ayrıca ona ders de veriyorsun. Evet. Buna izin yok mu? Geçmişi hakkında neler anlattı? Gittiği liseyi, ona aşık olan öğretmenleri anlattı. Şu bıçağı bırakabilir misin? Elbette. Tarih öğretmenimdi. Okul balosunda sarı bir elbise giymiştim. Çok çekiciydim! Fotoğrafı yok ama karısı hamileydi ve biz dans ederken kolumu boynuna doladım ve Signe, bunu yapma karım bakıyor dedi. Haklıymış. Peki karısı ne dedi? Bilmem, aynı zamanda başka biri vardı. Adı Saren’di ve her zaman kıskanırdı. Hayır. Bunu göremezsin! Neyi göremem? Hayır. Bakayım. Fransa’dan yeni dönmüştüm. Çocuk bakıcısı olarak kilogram almıştım. Burada zayıfsın. Gitmeden önce çekilmişti. Kısa süre içinde yine kilo verdim. Neden çocuk bakıcısı oldun? Fransızca öğrenmek istedim. Hem Rusça da öğrenmek istiyordum. Ancak daha sonra öğretmen oldum. Ne kadar süre Rusça öğrendin? Bir dönem. “Zjizn trudna no notj prekrasna” Hayat zordur ama gece muhteşemdir. Karanlık tarafları konusunda ne anlattı? Dur! Neden elini arkana saklıyorsun? Bu nasıl oldu? sene önce Rusça öğrendiğim zaman. Saren ile çıkarken Rusça öğretmenim ile bir ilişkim oldu. Tanrım. İlişki hızla ilerliyordu. Her şeyi yapabileceğimi sanıyordum.
Bölüm 1

Okumaya devam et

Serengeti Vahşi Yaşam

belgeselSerengeti Vahşi Yaşam, Serengeti Vahşi Yaşam Belgeseli, Serengeti Vahşi Yaşam izle

Hayır, ben yıkarım. Bu onun işi. Beraber yıkarız. Ne güzeldi. Bu şarkının adı ne? Bilmiyorum. Ne yapıyorsunuz? Bu bir rahibenin işi değil. Onu bana verin. Bütün gün ben bunu yapıyorum. Hep burada mı yatıyorsunuz? Yeterli yer var. Bir lambam, mobilyam var. Gerçek bir ev gibi. Çok güzel. Seyahat etmeyi seviyor musunuz? İşimiz bu. Bizde çok seyahat ediyoruz. İki yılda bir yeni bir manastıra gitmemiz lazım. Bu benim ikincisi. Peki neden? Alışmamamız için. Aynı yerde uzun süre kalırsanız orayı seversiniz ve tanrı da dahil asıl olan şeyleri unutursunuz. Her ikimiz de seyyahız. O kendi tanrısını ben kendi tanrımı izliyorum. Evet, herkes kendi tanrısını izler. Manastırı gezmek ister misiniz? Beni takip edin. Manastır bin yıldan daha yaşlı. Neden beni yanında taşıyorsun? İyi sunum yapamıyorum. Yemek yapmayı bilmiyorum. Hiçbir şey bilmiyorum. Ne oldu? Git uyu! Kafandan ne komik şeyler geçiyor senin? Yağmur yağıyor. Burası ne güzel. Zampano, ölürsem üzülür müsün? Neden? Ölmek mi istiyorsun? Bir kez ölmek istedim. Onunla kalmaktansa ölmek daha iyidir diye düşünmüştüm. Şimdi ise seninle evlenmeye hazırım. Sürekli beraber oluruz. Bir taş bile hiç yoktan daha iyidir. Arada bir düşünmen lazım. Sen hiç düşünmüyorsun! Düşünecek ne var ki? Ama var. Peki ne düşünmemi istiyorsun ki? Uyu artık. Artık bu saçmalıkları düşünmek istemiyorum. Hadi uyu, yorgunum. Beni seviyor musun? Kes şunu! Orada gümüşler var ama benim ellerim büyük. Hadi sen dene! Hayır, istemiyorum. Nasıl istemezsin! Hayır, bunu yapamazsın. Sessiz ol. Sağolun, rahibe. Sağolun, hoşçakalın. O ağlıyor. Bekleyin biraz. Ne oldu? Burada kalmak ister misin? Başrahibeyle konuşabilirim. Rahibeler! Gel, al şunu! İyiliğiniz ve misafirperverliğiniz için sağolun. Bu alçakgönüllü sanatçı size teşekkür eder. Bin! “Sopa”! Tam da vaktinde geldin. Sana yardım etmek istiyorum. “Sopa”! Bırak şunu elinden. Bu aptal şakaların için. Zampano, Yeter! Beni dövmek mi istiyorsun? Al bu da “Sopa”dan Dur! Yeter! Bir dahaki sefere daha kötü yapacağım. Daha kötü mü? Saatimi kırdı. Zampano, koş! O kötü durumda. İyi değil Ölüyor Saçmalama. Ölüyor Ölüyor Kes sesini! Hey, sen! Sessiz ol! Susacak mısın sen? Şimdi hapı yuttum işte. Hassas ruhlular uzak dursunlar. Çengel ete girdiğinde kan akabilir. Trampet başlasın. Gelsomina, lütfen! Bayan Gelsomina! Trampet lütfen! “Çılgın Adam” kötü hissediyor Zampano, “Çılgın Adam” kötü hissediyor Ne düşünüyorsun? Neyin var? Kimse bizi görmedi. Kimse bizi aramıyor. O kimsenin umurunda değil. Bizimde değil. Acıktım. Sen dur. Ben yaparım. Nereye gidiyorsun? Nereye gidiyorsun? Nereye gidiyorsun? Söyle. Eve mi dönmek istiyorsun? Gel buraya! Birşeyler ye! Dana gibi ağlamayı kes! Yeter artık! Artık seni dinlemek istemiyorum. Şimdi biraz dinleneceğim. Hayır. Girme! Peki, dışarıda uyurum. Burası güzel. Soğuk. Otursana. Güneşlen. Biraz yemek yiyelim. Birşey eksik. Önemli değil. Ben hallederim. İyi. On gündür hiç hareket etmedin. Onu öldürmek istemedim. Yalnızca iki kez vurdum. İyiydi. Sadece burnu kanıyordu. Sonra bıraktım onu. Ne yani, bir kavga yüzünden hapisanede mi çürüyeyim? Sadece işimi yapmak istiyorum. Yaşamaya hakkım yok mu? Beraber gezmeye devam edebiliriz. Buradan iki kilometre ileride büyük bir panayır var. Orada para kazanabiliriz. Ne? Ne oldu sana yine? “Çılgın Adam” kötü hissediyor. Seni eve götüreyim. Annene mi dönmek istiyorsun? Annenin evine dönmek istemiyor musun? Seninle kalmadıktan sonra ne farkeder ki? Ama bu böyle devam edemez. Hayatımı kazanmaya devam etmem lazım. Hastasın sen! Hem de buradan. Uyumak istiyorsan içeri gir. Burası çok soğuk. Onu öldürdün. Dışarısı çok güzel. Seni terk etmek istiyordum. Ama o bana kalacağımı söylemişti. Biraz daha odun lazım. Ateş daha iyi yanar. Bugün ünlü Medini Sirki’nde gala gösterisi. Uluslararası şovlar. Doğulu sanatçılar. Sizi gülmekten öldürecek skeçler. İsmimiz kalite demektir. Hadi çocuklar eve Anne babanızla gelin. Çocuklara yarım ücret. Nereye gidiyorsun? Uzağa değil. Seninle gelmemi ister misin? Hayır, hemen döneceğim. liretlik verir misin? Biraz da limon. Hey, siz oradaki! Bu şarkıyı nereden öğrendiniz? Hangi şarkıyı? Biraz önce söylediğiniz şarkıyı. Ha, şunu Daha önce aramızda yaşamış bir kızdan öğrenmiştim. Ne zaman? Çok oldu. Dört ya da beş yıl. Sürekli olarak bunu trompeti ile çalıyordu. Onun için hiç unutmadım. Nerede şimdi o? Öldü o. Siz sirkte mi çalışıyorsunuz? O da öyleydiyersiz yurtsuzdu. Belki de onu tanıyorsunuzdur. Burada kimse tanımıyordu. Hiç konuşmazdı. Bir parça deliydi. Babam onu bir akşam plajda bulmuştu. Hastaydı. Ateşi vardı. Onu eve getirdik. Hiç konuşmuyordu. Sadece ağlıyordu. Hiçbir şey yemiyordu. Kendini iyi hissettiğinde dışarıda trompet çalardı. Ve bir sabah uyanmadı. Belediye başkanımız ona aile bulmaya çalıştı. Belediye başkanını görmek ister misiniz? Ve şimdi, Zampano, çelik ciğerli adam. Bunun ardından çok güleceğiniz bir gösteri gelecek. Müzik! Bayanlar, baylar.. Yarım santim kalınlığında bir çengel ve bir zincir saf çelikten. Demirden bile daha dayanıklı. Bir kasılma ile ciğerlerimin ve göğsümün kasları Bu çengeli koparacağım. Bunu kendim için değil sizin için söylüyorum: Çengel etime geçebilir. Hassas ruhlu olanlar başka tarafa baksın. Hadi, yeter artık. Bırak beni. Hadi git. Bırak dedim. Çıkmana yardım edeyim. Müşterileri rahatsız ediyorsun. Garson. Hadi git. Kes artık içmeyi. Makul ol biraz. Çıkmana yardım edeyim. Cehenneme kadar yolun var. Bırak beni. Dokunma bana. Çıkış şurada. Her akşam böyle çok içiyor. Orospu çocukları. Dur lütfen. Pis serseri. Bütün kemiklerini kıracağım Bırak beni! Bırak beni Defol! Gel! Bırak da bu orospu çocuğuna göstereyim. İyi bir ders ver ona. Teke tek gelin. Pis sarhoş. Yetmedi mi hala? Zampano, sakin ol. Bırak beni! Bir işe yaramaz. Dokunma bana! Arkadaşın olmasaydım polis çağırırdım. Arkadaş falan istemiyorum ben. Şimdi neden çıkmıyorsunuz? Hadi çıksanıza. Göstereceğim size. İşinizi bitireceğim. Benim kimseye ihtiyacım yok. Yalnız kalmak istiyorum. Yalnız!

Mükemmel Avcılar Büyük Kediler

aslanMükemmel Avcılar Büyük Kediler, Mükemmel Avcılar Büyük Kediler Belgeseli, Mükemmel Avcılar Büyük Kediler izle

Mükemmel Avcılar Büyük KedilerAradığımın o olmadığını anlamak çok sürmedi ve ayrıldım. Lütfen inanın, Sayın Başkan. Doğru. Ama tek bir kötü hatadan suçluyum. Konuşmaması için Herbert Gelman’a bir iş verdim. Gelman’ı duruşma salonunda görünce Cooley’in beni cadı avcılarının tuzağına düşürdüğünü anladım. Yalan söylediğim için üzgün olduğumu söylemek isterdim. Sadece yalan söylemek zorunda kaldığım için üzgünüm. Yalan söylediğini başka bilen var mı? Bir kişi. Hardiman Fletcher. Hazine Bakanlığından Fletcher mı? Evet. Konuşur mu? Hayır. Fletcher, Chicago’daki üçüncü kişiydi. James Morton, oydu. Merhaba, senatör. Bay Fletcher bu küçük randevumuza geldiğiniz için gerçekten müteşekkirim. Kimden ve niçin saklanıyoruz, senatör? Bu eski ve hoş anıtın yanında buluşmamızın konuşmamıza yararlı etkisinin olacağını düşündüm. Yalan söyleyemeyen George Washington’du değil mi, Bay Fletcher. Bazen ilkokul tarih bilgimi unutuyorum. Biraz yürüyelim mi? Aklıma bir fikir geldi, Bay Fletcher. Bir anda değil tabi. Daha çok nehirden esen tatlı bir rüzgar gibi yavaşyavaş. “Niçin Robert A. Leffingwell, Herbert Gelman’ın, iş için Hazine Bakanlığına başvurmasını ister?” diye düşündüm. Niçin onu, iş bulma kurumuna göndermedi? Bana bir şey mi soruyorsunuz? Henüz değil, Bay Fletcher. Bu öğleden sonra Hazine Bakanlığına kadar gidip Herbert Gelman’ın özlük dosyasına göz attım. Ve Herbert’ın başvurusunu, sizin onayladığınızı keşfettim. Şahsen onaylamışsınız. Sadede gelin, senatör. Doğrusu şu ki, size bir fırsat sunacaktım. Ama, güneye özgü cömertliğimi geri çevirmeyi uygun buluyor gibisiniz. Senatör Cooley, ülkesine sadık bir vatandaşım. Olmadığınızı söylemedim. Ama sadık olduğunuzu ispatlamak için bir soruşturma başlatmak zorunda kalabilirim Bay Fletcher. Bay James Morton. Bana sunacağınız şu fırsat neydi? Basit. Brigham Anderson’u arayıp, bununla bir alakam olduğundan söz etmeden kendi vicdanınızın kararıyla, ona küçük bir itirafta bulunun. Sonra ne olacak? Başkanı ve partimizi korumak için doğal seyir takip edilecek. Gizliliğiniz açığa çıkmayacak, Bay Fletcher. Ve onurlu bir görevi yerine getirmiş olacaksınız. Evet, efendim, onurlu. Senatör Knox? Teşekkür ederim. Beyler, görünüşe göre bugün oylama olmayacak. Brig’den geliyor. Oylamayı ertelemiş. Hangi sebeple? Belirtmemiş. Seni arayanın Fletcher olduğuna emin misin? Teyit ettim. Evini aradım. Bunu senden başkasına söylemiş mi? Söylemediğini belirtti. Bu konuyu ne diye ortaya attı ki şimdi? Doğru olanı yapması gerektiğini hissetmiş. Zırva. Kendini koruyor. Bess, Camp David’teki başkana ulaş. Sekreterine onunla konuşacak ilk kişi olmak istediğimi söyle. Önümde, İngiltere Kraliçesi bile olsa umurumda değil. Alt komisyonun, büyük bir adamın lekelenmesine izin vermesi yetmezmiş gibi şimdi de bu komisyonun başkanı kasten oylamayı engelliyor. Senato tarihindeki en adaletsiz soruşturmaya eklenecek bir şey daha. Efendim, senatör soru için söz hakkı verebilir mi? Soru için söz hakkı verir misiniz? Kansas Senatörüne söz hakkı veriyorum. Sayın Başkan, Bay Leffingwell taraftarı olmadığımı kabul ediyorum ancak oturumu TV’de izledim, ve bana son derece adil geldi. Sayın Başkan, Kansas senatörü, açıkça ortada olanı kavrayacak kadar anlayış sahibi olmadığı için üzgünüm. Senatoya, tam olarak ne yaşandıysa onu anlatıyorum. Her ne kadar, senatörün şahsi görüşünü duymaktan zevk alsam da onun kendi ifadesinden daha somut delillere ihtiyaç duyduğumu söylemeliyim. Efendim, senatör bana yalancı mı diyor? Sözlerim olduğu gibi tutanaklara geçmeli, Sayın Başkan. Bunu nasıl yorumladığı, senatörün kendi sorunu, benim değil. Sayın Başkan, Kansas Senatörü cinsiyetinin avantajını kullanıyor. Hadi ama, yapma, Fred. Sizce bu komik mi? Sizce dünya, bunun komik olduğunu mu düşünüyor? Sizce dünya, barışa inanan bir adamı lekelemeye çalışmamızı komik mi buluyor? Sizce bu ülkenin insanları, bunu komik mi buluyor? Utah senatörü bunu komik mi buluyor? Utah senatörü, oylamayı niçin engellediğini bize söyleyecek mi? Ben söyleyeyim. Robert Leffingwell’in kişiliğine ve saygınlığına saldırıyor! Senatör, bana bir soru sordu sonra da kendi cevap verdi. Kendi adıma cevap vermek istiyorum Sayın Başkan. Alt komisyon başkanı olarak, sadece görevimi yapmayı amaçlıyorum. Ve bunu, Wyoming senatörü kendini kaybetmiş halde bağırıp çağırsa da yapacağım. Senatör, ziyaretçi salonundaki çocuklardan başkasını korkutmuyor. Utah senatörünün, korkutulamayacağından emin değilim. Herkesin bir korkusu vardır, Utah senatörünün bile. Herkesin bir zayıf noktası vardır Herkesin bildiği gibi, hoşgörülüyümdür. Ancak bu salonda tehdide göz yumamam. Harley’e ne oldu böyle? Bilmiyorum. Özür diliyorum. Büyük bir ülkü uğruna duyduğum kaygıyla kendimi kaptırdım. Başkanlığa bir önerge verebilir miyim? Verebilirsiniz. Senato Dış İlişkiler Komisyonu’nun dışişleri bakanlığı adaylık değerlendirmesi görevinin sona erdirilip Senato’nun Robert Leffingwell için hemen oylama yapmasını öneriyorum. Bunu seninle görüştü mü? Görüşmedi. Bob, bunun geçmesine izin veremem. Açıklamak zorunda kalacağım. Önüne geçmeye çalışacağım. Van Ackerman’ın önergeyi çekmesini sağla. Yeterli oyumuzun olmadığını söyle. Sayın Başkan. Michigan kıdemli senatörü. Sayın Başkan Senato’nun olağan işleyiş sürecini atlayarak adayı oylayıp, bu makama oturtmak onu, normal olmayan bir şekilde onaylamak sayılır Önergemi çekmiyorum. Kendi önergesini vermeli. Anayasayla yaratılan, devlet içindeki güç dengesi, özgürlüklerin korunması için hür insanlar tarafından düşünülmüş, çok dahice bir araçtır Bunun için hazır değiliz, Fred. Anlamıyor musun? Ben hazırım. Hiç birinin mutlak üstünlüğe sahip olamaması devlet kurumunu çağların mucizesi haline getirmiştir. Bu dengeyi her zaman korumalıyız ki Amerika’yı oluşturan, disiplin içindeki bu büyük özgürlük rüyası ölmesin. Yeteri kadar oyumuz yok diyorum. Onu daha komiteden geçiremeden mağlup ettireceksin. Bu işleyiş ülkenin vatandaşlarını neredeyse iki asırdır koruyor. Senatör Van Ackerman’ın önergesi bu işleyişi çiğnemeyi amaçlıyor. Sonunda, adayın onaylanmasını ümit etsem de bu önergenin reddedilmesini istiyorum. Bugün, gün batımına kadar, hatta yarın gün batımına kadar senatoca onaylanmaması, Bay Leffingwell’i yaralamayacaktır.
Belgeselde Büyük kediler çok güçlü donanıma sahipler, üstün avcılar, gece görüşü, hançer gibi dişler ve pençeler yüksek hız ve güç üreten kaslar ve bilinmesi gereken bir çok özellik inceleniyor.

Isırıgın Gücü Belgeseli

ısırıgıngücüIsırıgın Gücü Belgeseli, Isırıgın Gücü Belgeseli, Isırıgın Gücü Belgeseli izle

Bu adaylık, senatörleri susturup senatodan hızlıca geçirmek için yapılan sinsice bir girişimdir. Sayın Başkan, senatör, bir soru için söz hakkı verebilir mi? Çoğunluk partisi liderine ya da denetçisine söz hakkı verme niyetim yok. Leffingwell’e karşı eleştirileri engellemekten başka bir amaçları yok. Güzel dostum ve meslektaşım, seçkin ve kıdemli Illinois senatörü söz hakkını bana devredebilir mi? Bu şartlar altında ve bu konuda tamamen aynı görüşte olduğumuz için sözü, muktedir ve saygıdeğer Güney Carolina senatörüne bırakmayı bir şeref sayıyorum. Teşekkür ederim efendim. Sayın Başkan, Illinois’li seçkin meslektaşımı savunmak durumundayım. Öyle görünüyor ki dört bir tarafı öfkeyle hırlayan düşmanlarca sarılmış. Oysa ki amacı, sadece koridorun her iki tarafındaki çoğumuzun hissettiği masum bir sitemi dile getirmekti. Başkanın bize dayattığı bu adaylık karşısında içten bir tepki. Sayın Başkan, senatör, söz hakkı verebilir mi? Vermeyeceğim, ama yine de söyleyecek olduğunuz şeyi yerinize söyleyeyim: Şu an, kişisel suçlamalarda bulunma zamanı değil. Bu, senatörü tatmin eder mi? Bu, Robert A. Leffingwell adlı adamdan başkası yok muydu? Akil adam hazinemizin içi o kadar mı boş ki, ulusumuzun ve dünyanın kaderini etkileyebilecek olan bu makam için Robert A. Leffingwell’den başkası yok? Bunu, inanması güç, hatta imkansız buluyorum. Seçkin senatör söz hakkı verebilir mi? Genç, yakışıklı ve güç dolu meslektaşıma memnuniyetle söz hakkı veririm. Öyle görünüyor ki Seab, Lafe Smith’i öğle yemeği için kızartacak. Güney Carolina’lı kıdemli senatör, bu tehlikeli dönemde dışişleri bakanlığı makamı için, neye ya da kime ihtiyaç duyulduğunu başkandan daha iyi bildiğini mi düşünüyor? Evet, senatör. Rhode Island’ın kıdemsiz senatörü gibi genç ve tecrübesiz biri bile başka birini seçerdi. Bunun doğru olduğunu söylemez miydiniz? Senatör, dar görüşlülüğün ve kemikleşmiş bir önyargının göstergesi olan, hata kabul etmez bir bilgiçlik tavrı içinde. Kim, kimi yedi? Sayın Başkan işte size, Leffingwell denen adamın yaratabileceği kargaşanın bir örneği. Annelerinin dizi dibinde nezaketi öğrenen yetenekli, duyarlı genç senatörler Robert A. Leffingwell adlı bu huzur bozucu adama tutkuları yüzünden büyüklerine saldırıp onları parçalamakta. Kendimizi içine düşürdüğümüz bu gülünç durumu düşünmeleri için senatörlere yalvarıyorum. Niye? Partimizin içinde bu acı fikir ayrılığına sebep olan kim? Leffingwell. Yasamayla ilgili kurduğumuz sıcak münasebeti bozan kim? Leffingwell. Kim, bu Senato’yu, öfkeli duyguların mücadele alanına çeviriyor. Leffingwell. Bu Leffingwell denen kişiden tiksiniyorum. Bir bela. Siyasi tavizler veren bir yol izleyecek! Büyük ulusumuzun ahlaki yapısını zayıflatacak. Geleneklerimizi helak edecek. Ve sizlere yalvarıyorum sayın senatörler, onu reddedin. Reddedin! Barney, bu gece harika görünüyorsun. Teşekkür ederim Bayan Harrison. Betty, senatörle tanışıyor musunuz? Evet, tanışmıştık. Şöyle bir tur atalım mı? Selam, Lafe. Eğleniyor musunuz? Çok güzel vakit geçiriyoruz. Sağ olun. Bir içki ister misiniz? Hayır, sağ olun. Ülkemin, Bay Leffingwell konusundaki görüşünü açıkça ifade edeceğim. Bazı açılardan mükemmel biri. Ama başka açılardan o kadar mükemmel değil. Ona karşı durma eğiliminde olabileceğimiz kişilik özelliklerine rastlamadığımız sürece genel olarak, onu desteklediğimizi söyleyebilirim. Bütün olarak, ülkemin duruşu budur. Evet, aynen. Esrarengiz Doğu’nun esrarengiz davranmasına daima güvenebilirsiniz. Dans güzel mi? Senatör çok güzel dans ediyor. Bu konuda kimse Lafe’in eline su dökemez. Powell, senatör, yarın öğle yemeğine bize gelecek. Onur duyarız. Elçilikteki ilk misafirimiz olacaksınız. Çok naziksiniz. Bob, bir dakika görüşebilir miyiz? İzninizle? Seni yemekte göremedim, Fred. Yeni geldim. Öğleden sonra New York’tan aradığımda niye benimle görüşmedin? Görüşmek istemedim. Bu yeterince dürüst bir cevap oldu mu? En başından beri Brig Anderson’ı düşünüyordun, değil mi? Hayır. Ama seni de düşünmüyorduk. Takımda, değil mi? Ne takımı? Yapma bunu bana. Çalışma grubu, cemiyet, takım. Bak, Fred, beni, seni gücendirmeye mecbur ettin. Üzgünüm. Pekala. Olayı unutmaya hazırım. Leffingwell lehine çalışacağım. Peki, Fred, ama durumu daha fazla kurcalamayalım. Robert Leffingwell, savaş ile barış arasındaki fark. Onun için mücadele etmeye kararlıyım. Yalnız mı takılıyorsun, Harley? Biraz kaçıp kafa dinleyeyim dedim. Kadınlardan mı kaçtın? Sana, bir başkan yardımcısının sormaması gereken bir soru, sorabilir miyim? “Başkanın sağlığı nasıl?” gibi mi? Onu altı haftadır görmüyorum. Hiç arayıp çağırmıyor. Niyetinin seni hiçe saymak olduğunu sanmıyorum. Muhtemelen hiçe sayıyor. Ama sorma sebebim o değil. Bak, biliyorum, ben sadece Yakışıklı Harley’im, kadınların gözdesi. Sırf, iki partinin ortak başkan yardımcısı adayıyım diye burada olduğumu biliyorum. Asla başkan olmayı beklemedim ve Tanrıdan dileğim hiç olmamam, gerçekten. Ancak, ortalık, onun sağlığı ile ilgili dedikodularla çalkalanıyor. Doğruluk payları varsa, en azından bana söylenmeli. Pekala. Ama bu sadece benim kendi fikrim. Geçen yılki ameliyatın işe yaradığını düşünmüyorum. Bir zamanlar, şirket kuruluşlarından gelen gelirleri sayıp du Pont ailesiyle çay içen, mutlu Delaware valisiydim. Şimdiyse Daha bir şey olmadı. Belki de olmayacak. Başkan olmak için gereken yapıya sahip olduğumdan emin değilim Bob. Öyle biri var mı ki? Çoğu başkan, işi, işbaşında öğrenir. Ben öğrenene kadar, ülke dibi görebilir. Alçak gönüllülük, bu işe giden yolda sahip olabileceğin en kötü özellik değildir. Gerginliği ifade etmek için güzel bir kelime, “alçak gönüllülük.” Her halukarda, sen tek başkan yardımcımızsın, Anayasa öyle diyor. Leffingwell, barış için taviz vermekle kalmıyor, aynı zamanda müsrif. Hükümetin kepçeyle koyduğundan fazlasını bir çay kaşığı ile devletin hazinesinden boşaltır. Öyle tavizler verecek ki Münih onların yanında çocuk oyuncağı gibi kalacak. Dünyanın nasıl olduğunu sanıyorsunuz? Kendini bile doyuramayan, beş para etmez bir ülke yüzünden bombalanıp yok edilmemizi mi istiyorsunuz? Tamamen kendimizi düşünmeliyiz. Senatör, sözü bana bırakabilir mi acaba? Bu, bana göre gülünecek bir konu değil, Bayan Harrison.