Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam

aslanSerengeti Aslanları Vahşi Yaşam, Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam Belgeseli, Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam izle

Belgeselde Afrika vahşi doğasında büyük göçler ve aslanların yaşamı konu alınmaktadır.

Serengeti Aslanları Vahşi Yaşam Efendisi şeytandan başka bir şeyden bahsetmiyor. Onu kurtarabileceğimizi düşünmüştüm. Köyden de kötü haberler geliyor. Her gün birileri kayboluyor. Canavarın bir bacağının aksayarak topallarken görüldüğünü söylüyorlar. Margaret! Margaret? Margaret! Ne oldu? Margaret’i gördün mü? Kaçmış. Margaret! Margaret. Margaret! Margaret? Margaret! Margaret! Margaret! Beni tanıyacaklar. Beni Tanrısız grubuna ihbar edecek. Beni cezalandıracaklar. Korkmayın efendim. Margaret! O da kim? Bizim için geliyorlar. Yargıç. Merhaba! Nasıl gidiyor? Yardım getirdim. Efendim, korkunç çaresiz durumdayız. Tahmin bile edemezsiniz. Tüm köy delirdi. Hoş geldiniz efendim. Size gösterdiğim kitaptaki gibi şeytan bizim için geliyor. O kitap için sana bir teşekkür borçluyum doktor. Dostlar, kısaca anlatın. Bu kilise hastalıklı. Belirtileri neler? Efendim, çocuklarım, ikisi de gitti. Ve sayısızca diğerleri belki. Bedenlerini şeytana veriyorlar. Zavallı Ellen. Bir kız şeytanın derisi ile doğdu. Doktor kesip aldı. Girelim. Bana bundan bahsedin. Bu kız nerede, bu şeytana tapan? Kaçtı efendim. Ralph, gene hikaye anlatıyorsun. Hiç kanıtın yok mu? Mesela Peter’ın bahsettiği şu kız nerede? Şu Angel Blake? Efendim, burada bir şey var. O ne? Margaret’ten aldığım deri. Yeterli olacaktır. Evet. Sizin şu şeytanınızı toprağa gömeceğim eğer varsa tabi. Bu köpekler şeytanın topuklarını bile kemirirler. Ama efendim, çok etkilenen var. Masum insanlar da zarar görebilir. Bırak da kimin masum olduğuna ben karar vereyim. Angel! Angel, burada mısın? Benim, Margaret. Sana döndüm Angel! Angel’ı kim çağırıyor? Margaret. Bu gece mi? Yetiştim mi? Bu gece. Kurtar beni Angel. Köpekler peşimde. Sen ne yaptın Margaret? Hiçbir şey. Korkuyorum. Bırak seninle geleyim. Tabi Margaret. Bana gel. Gammaz fahişe, üstüme köpek saldın. Ben yapmadım. Çıkart şunları. Ne köpeği? Kimin köpeği? Bilmiyorum, peşimden hiç ayrılmıyorlar. Çiftliğin köpekleri olabilir. Çiftlik mi? Edmonton’ın. Bir haftadır oradaydım. Onlara ne söyledin Margaret? Hiçbir şey. Hiçbir şey. Yemin ederim. Kurtar beni. Seni orada öylesine mi tuttular? Evet. Kurtar beni. Derini vermeye hazır mısın? Hazır mısın? Göreyim. Onlar yaptı. Yapabileceğim hiçbir şey yoktu. Benden aldılar. Kurtar beni Angel. Konuşmaya bile değmezsin Margaret. Seni köpekler yesin. Hoşça kal. Angel! Burada! Adın ne kadın? Çıkar şunu! Sana kim tuzak kurdu? Domuz! Neden köpekleri üzerime saldınız? Getir onu. Şu tarafa. Bağlayın. Bizi yalnız bırak Ralph. Ralph! Sana zarar vermek istemiyorum. Ama gerçeği öğreneceğim. Duyuyor musun? Ne demek istediğinizi anlamıyorum. Buraya tek bir iş için geldim. İnançlarınızı yıkmaya. Hiçbir güç beni engelleyemez. Konuş. Asla. Bundan iyisini yapacaksın. Ben kimseyi öldürmedim. Sen darağacında sallanırken bilen birisi çıkar mı? Söyle bana, Angel Blake nerede? Onunla ormanda görüşmüştün. Seni tuzağa düşüren de oydu. Fahişe. Angel döndüğünde müritleriyle nerede buluşacak? Hiçbir yerde. Buluşma yeriniz neresi? Hiçbir yer. Gizli olan bir hiçbir yer. Bu gece Hayır, yarın gece. Geçti. Bu gece! Nerede? Her zamanki gibi harap kilisede Sahibim bedenini kazanacak ve sonuncu bir organını verecek Sonra Sonra Tüm bilmek istediğim buydu. Yetişemeyeceksin. Sahibim tamamlanacak. Sana göre çok güçlü olacak! Hiç şansın yok. Ralph. Beni böyle korkutmamalısın. Bacağına ne oldu? Hiçbir şey. Dokunma. Yalnız mısın? Evet. Başka kimse yok mu? Hayır. Neden soruyorsun? Bay Peter nerede? Diğerleriyle köyde. Duymadın mı? Yargıç büyük bir tasfiyeye hazırlanıyor. Kaçıracaksın. Benim için de gelebilirler. Sorun ne Ralph? Köye gitsek daha iyi olur. Cathy’yi sevdiysen, kimseye tek kelime etme. Hayır. Hayır. Yedek odada kimse yok değil mi? Yok. Ralph? Oraya çıkma! İsyan çıkacak. Geldik. Vardık. Hadi. Çıkın. Üç tüfek. Başka yok mu? Hayır efendim. Silahlar şeytana karşı bir işe yaramaz. Müritlerinden misin? Ben mi? Kesinlikle hayır. Kızım orada efendim. Onu vurmayın. Onun kızı aşağılık bir cadı. Hepsini, teker teker asalım. Neyi bekliyoruz? Durun! Bu, yargıç. Neyi bekliyoruz? Neyi bekliyoruz? Hazırız. Dostlarım, en kötü şeylerden birini yapmak üzereyiz. Hesap günü geldiğinde bizi sadece kati inancımız kurtarabilir. Kendini buna hazır hissetmeyenler gelmeyebilir. Gidelim. Ellen, o ışıklar da ne? Yaşa kutsal birlik.için, sana yalvarıyorum, bitir bu işi. Bitirildi. Geçti artık. Aktarıcı’nın gösterdiği hiçbir şey kafamın içinde dur diye bağıran sese hazırlamamıştı beni. Fioana’nın yardım ettiği, Asher’ın ise gitmeme izin verdiği için cezalandırıldıklarını biliyordum. Onlara yardım etmenin, hayatta kalmalarını sağlamanın tek yolu sınırı aşmaktı. Tabii öyle bir şey varsa. Gabe’i anılarla yeterince güçlendirmiş, eğlenceyi öğretmiştim. Benim yolumdan ayırmayan ise Fioana’nın anısıydı. Fiona? Her şeyi ayarladım. Salıverilme işlemlerini hallettik. Güzel bir tören yapılacak. Şimdi, iyice dinlen. Bir şeyler hissetmiştim. Ne? Dahası olduğunu biliyorum. Fiona Hayatlarımızda bir şeyler eksik. Hayır, eksik değil aslında. Onlar, senden ve benden çalınan şeyler. Tam olarak ne olduğunu bilmiyorum ama Jonas biliyor. Bir şeyler hissetmiştim, ve sıcaktılar. İyidiler. Güzeldiler. Bir şeyler hissetmiştim. Bir şeyler hissetmiştim. Bir şeyler hissetmiştim. Kule nerede, Gabe? Burada olması gerekiyordu. Bunu engelleyebilirsin. Neyi engelleyebilirim? İzlemek istemiyorsan, Yaşlılar’ın yanına otur ve gözlerini kapat. Sınırın Ötesine Salıverilme Töreni. Merhaba, Fiona. Keyfin yerinde mi? Keyfim yerinde değil. Korkuyorum. Korkmak zorunda değilsin. Beni tanıyorsun. Çok nazik davranacağım. Söz veriyorum. Tamam mı? Adı Rosemary’di. O benim kızımdı. Onu seviyordum. Dilimizi düzgün konuş. Bundan daha düzgün konuşamazdım. Bunun nasıl bir şey olduğunu biliyor musun? Birini sevmeyi yani? Ben biliyorum. Ağlayıp, acımı çekmiştim. Şarkı söyleyip, dans etmiştim. Gerçek sevincin tadına varmıştım. Öyleyse herkesten daha iyi anlamalısın. Çocukların açlıktan öldüğünü görmüştün. Evet. Sadece dış görünüş için insanların birbirlerine nasıl baktığını görmüştün. İnsanların birbirini öldürmesinin nasıl olduğunu bilirsin. Evet. Hem de eften püften sebepler yüzünden. Biliyorum, biliyorum. Ama Buna rağmen Buna rağmen, Jonas ile o yola tekrar girmek istiyorsunuz. Onca şeyi geri getirmek istiyorsun. Eğer sevginin getirdiği olasılıkları bir görseydin Niye? Sevginin sadece. Bu iş Sevgi beraberinde inancı, umudu Sevgi, bazı şeyleri tetikleyecek bir hırs sadece. Hor görmeyi, cinayeti tetikleyebilir. Daha iyisini yapabiliriz. Daha iyiyi seçebiliriz. İnsanlar zayıfdır. İnsanlar bencildir. İnsanlara seçme özgürlüğü verildiğinde, yanlışı seçiyorlar. Hem de her seferinde. Bu bir kızak. Kayıp ve acı. Müzik, sevinç. Saf sevgiyi hissetmenin imkansız güzelliği. Oğlun, bunu hissetmişti. Burada duran kız O da hissetmişti. Yeter bu kadar. Gölgelerin altında bir hayat sürüyoruz. Yankıların, kaderin. Bizi biz yapan fısıltıların uzağında. Bana bir saniye izin ver, Fiona. Ben Devam etmek zorundayız. Keşke anıları geri geldiğinde ben de orada olsaydım. Gerçekleri öğrenmişlerdi. Yaşlılar’ın ve kurallarının yalan olduğu ortaya çıkmıştı. O yüzden özür dilemiyorum. Fiona’nın güvende olduğu biliyordum. Tekrar göreceğimi biliyordum. Geleceği kollarımda tuttuğumu biliyordum. Buraya gelmemizde bize Aktarıcı öncülük etmişti. Bu eve gelmemize Gerçekti. Arkamda bıraktığım, terk edip geldiğim yerden müzik sesi geldiğini sanmıştım. Muhtemelen sadece bir yankıydı. Ama bu da yeterdi. Evin yolunu bulmamızı sağlayacaktır.

Aslanların Gecesi

aslan

Aslanlar Gece süper avcılara dönüşüyor.  Yeni kullanılan bir gece çekim tekniğiyle belgesele alınmıştır.

Aslanların Gecesi Onun ötesine geçmemize izin yok. Çok fazla sır var. Senin sırrın ne peki? Hiçbir şey. Nasıl yani, hiçbir şey? Anı Toplayıcısısın sen. Gösterebilirim belki. Birer tane tepsi alın. Ne? Güneş panellerinin üzerine indirin. Hadisenize. Size biraz komik gelebilir ama bana güvenmek zorundasınız. Tepsilerin üzerine oturun. Dikkatli ol. Buradan aşağı gitmeye Ne oldu, korktun mu? Ben hiçbir şeyden korkmam. Bu Bu kurallara aykırı, Jonas. Ne zamandır kuralları takar oldun? Aslına bakarsanız benim yardımcı eğitimim var. Sonra görüşürüz. Bakın kim büyümüş. Şanslısın ki ben daha büyümedim. Pekâlâ, git hadi. Topuklarını yere koy. Yavaşla. Galiba senin eğitimin benimkinden birazcık daha fazla eğlenceli. Bir topluluk duyurusu için beklemede kalın. Yurttaşlara hatırlatılır: Aile biriminizin dışındaki topluluk üyelerine dokunmanız kaba bir davranıştır. Teşekkür ederiz. Dakik birisi. Meraklı birisi. Nasıl meraklı birisi? Görevi ile yakından ilgileniyor. Ne diye kuralları çiğniyor peki? Eski sınıf arkadaşına, eğitimde öğrendiklerini paylaşırken görüntülendi. Bu her seferinde oluyor. Gel gör ki bu yapılan imkansız bir deney. Ben bile eğitimim sırasında anıları paylaşmaya çalışmıştım. Hatırlıyorsan tabii. Unut gitsin söylediklerimi. Ben sana görevindeyken neler yapacağını söylemiyorum, sen de bana söyleme. Özür dilerim ama şu anda yaptığınız bu değil mi? Özrün kabul edildi ama dikkatsiz davranıyorsun. Çok hızlı gidiyorsun, ikimizde yıl önce kızın başına gelenleri biliyoruz. Kızın bir adı vardı. Adını hatırlamadığımı mı sanıyorsun? Kaybın acısını yaşadığını biliyorum. Çocuk acının içinde eğitimine devam etmeli. Bizi yine başarısızlığa uğratma. Hepsini okumamı mı istiyorsun? Bu neymiş? “Bir gün adının Jonas olduğunu söyleyen bir çocukla tanışacaksın. Şimdiye kadar görülmüş en güçlü Toplayıcı olacak.” Bir dakika, orada benden mi Bu kadar saf olma. AYNILIK PLANI Aynılık Planı. Bu da başka numaralarından birisi mi? Aslına bakarsan değil. Bir tür haritaymış. Üçgen Kayalar. Bu gerçekmiş. Arkadaşım Asher görmüş onları. Şu kulerlere bakın. Ne için yapılmış bunlar? Arkadaşın üçgen kayaları nasıl görmüş? Kendisi bir pilot. Gördüğünü söylemişti. Ötesindekiler ne? Ötesindeki “Dış Kenar” nedir? “Anı Sınırı” nedir? Bir gizem. Anı Sınırı. Anılar sadece ikimizde kalsın diye yaptıkları bir şey mi? İşimize bakalım. Anıları içeride tutan bu sınır demek. Yani bir toplayıcı o sınırı aşarsa anılar serbest mi kalır yani? Muhtemelen. İkimizden biri o sınırı geçseydi, muhtemelen herkes o anıları tekrar hissederdi. Bugün ne göreceğim peki? Hiçbir şey. Bugün hiçbir şey görmeyeceksin. Bir şeyleri görme meselesini geçtik artık. Bir de bir şeylerin ötesini duyma var. Masa mı o? Bütün yiyecekler kayar bunun üzerinden. Hemen kızma bana, iyi bir öğretmenim olmasına rağmen bunu çalmada pek iyi değilim. Müzik. Tuşlara bastığım zaman müzik sesi çıkıyor. Tıpkı müzik gibi gözünün göremeyeceği şeyler var. İçinde hayat bulan şeyler. Sabah iğnelerinin senden aldığı şeyler gibi. İğnelerin sağlığımız için olduğunu sanıyordum. Hayır, onlar senden bazı şeyleri almak için var. Ne mesela? Duyguları. Hisleri mi yani. Hislere sadece dış görünüşte gerek duyulur. Ama duygular ise daha derindelerdir. İlkellerdir, geçmişten gelirler. Jonas şu anda nerede olduğunu veya neler döndüğünü anlamayabilirsin ama gördüğün şeyleri düşünme dinle. İçeriden sana seslenenleri dinle. Antonio! Çok güzel bir düğün! Bir insan neden bunlardan kurtulmak ister ki? Güzel soru. Ne yapıyorsun? Tut ellerimi. Hazır mısın? Hızlı kısım için hazır mısın? Şimdi de dön! Dön! Lily’le ne yapıyorsunuz? Jonas, buna dans dendiğini söyledi. Konuşma yapılırken lütfen yerlerinizde kalınız. İzinsiz girişim için özür dilerim. Özrünüzü kabul ediyoruz. Merhaba demek istemiştim sadece. Merhaba. Ben Lily. Evet, biliyorum. Şu anda dokuz yaşındasın, değil mi? Lily, okula gitme zamanın geldi sanırım. Yola çıksak iyi olur. Merhaba, Jonas. Merhaba. Eğitimin nasıl gidiyor? İğne yapıldı. İyi. Toplayıcı hakkında endişelerim var. Yıllar önce bir kaza olmuştu. Ne tür bir kaza? Yalnız başına, kenarda bir evde yaşamak insanı dış dünyadan soyutlayabiliyor. Toplayıcının pervasız birine dönüştüğünden endişeliyim. Gerektiği şekilde eğitiliyor musun? Evet. Dikkatin yerinde mi? Galiba çocukluk arkadaşlarınla çok fazla zaman geçiriyorsun. Dikkatim yerinde. Jonas, Toplayıcı ile birlikte gerçekte neler yapıyorsunuz? Kurallara göre söylemem yasak. Kendileri Baş Yaşlı olur. Jonas, tek istediği yardım etmek. Haklısın. Ama Toplayıcı’ya anlattığımı söylemeyin. Söz veriyorum. Sandalyeye oturup bütün gün konuşmadan duruyoruz. Vakit dolduğunda ise çıkıp evime geliyorum. Sabah olunca aynı şeyleri tekrar tekrar yapıyorum. Özür dilerim ama geç kaldım. Özrün kabul edilmiştir. Hoşça kal, anne. İğne yapıldı. Genelde böyle değildir. Oğlun hakkında fazla endişelenmediğine şaşırdım. O benim sorumluluğumda olsaydı, endişelenirdim. Bize Baş Yaşlı’nın her şeyi bildiği söylenmişti. Kimsenin bilmediği şeyleri. Ama ben bir şeyleri bilmekle hissetmenin aynı şey olmadığını öğrenmiştim. En iyisi olabilirsin. Dağın tepesinde kalan son kişi olabilir havayı içine çekebilir, hayatta kalıp yalnız olabilirsin. Hep meraklı ol. Kendimi kaybetmiştim. İyi anlamda kaybetmiştim. Tarif edemeyeceğim sesler duyup, manzaralar görmüştüm. Etinin rengi farklı olan insanlarla karşılaşmıştım. Çok canlı hissetmiştim. Bunlar yasak mıydı? Ne düşüneceğimi, neye inanacağımı bilmiyordum. İnancın olsun demişti, Aktarıcı. Asıl bir şeylerin ötesini görmenin, “inanç” olduğunu söylemişti. Bu şeyi hissedilen ama görülmeyen rüzgara benzetmişti. Sırf saygı duyduğun birinin ağzından çıkıyor diye gerçeği kabullenme. Kendimi tamamen aptal hissediyorum. Tuhaf bir his var. Ah, bu tuhaf işte. Parmaklarım karıncalanıyor. Evet. Anılar sadece geçmişi şekillendirmez. Aynı zamanda geleceğimizi de belirler. Bir şeyleri değiştirebilirsin. Onları daha iyi hale getirebilirsin Hayat buydu işte. Biraz daha kapsamlı görünüyordu sadece. Ne kadar çok tecrübe ettikçe o kadar çok istiyordum. Bir zamanlar yaşayan başka şeyler vardı. Bizim aksimize onlar annelerinin ve babalarının kim olduğunu biliyordu. Neşeyi de tatmışlar acıyı da. Şimdi yapacaklarıma seni hazırlamamın hiçbir yolu Her seferinde beni uyarmak zorunda değilsin. Hayır, Jonas, anlamıyorsun. İnanılmaz derecede büyük acımasızlıklar da vardı. Aktarıcı, artık çocuk değilim ben. Göster hadi. Bunda , dolarlık fildişi var. Hadi, hadi. Vurdum. Bir daha sık. Hayır, dur! Dur! Dur. Gabe. Geldim işte, Gabe. Gabe, sana bir sır versem kimseye söylemeyeceğine dair söz verir misin? Bunu evet olarak kabul ediyorum. Bu teselli nesnesi bir su aygırı değil. Bir fil. Bir zamanlar gerçekmiş. Ve çok güzelmiş. Yurttaşlara hatırlatılır: Uyku zamanı dakika içinde başlayacaktır. Teşekkürler. Tıpkı bir anı gibiydi ama Fiona’da oradaydı. Rüya görmüşsün. Ne görmüşüm? Rüya. Gerçekliğin bir kombinasyonu, bir düş, duygu ve yemekte yediğin şeyler. İğnelerini almayı kestin, değil mi? Duygular çok güçlüydü. Ve bir de o düğün var. Herkes bir arada gülüp dans ediyordu. Gencinden yaşlısına, gelin damat hep heraberdi. Aralarında bir şey vardı. Ama şimdi bizde olanlardan farklıydı. Evet. Bizde artık o şey yok. “O şey” derken neyi kast ediyorsun? Başka birine karşı hissettiklerimizden bahsediyorum. Aklın açıklayamayacağı, öylece kurtulamayacağın şeylerden. Nedir o? Sevgi. Buna sevgi deniyor. Sevgi. Merhaba. Merhaba. Ne var ne yok? Sen de ne var ne yok? Şimdiye kadar ne oldu ki? Neden tuhaf davranıyorsun? Davranmıyorum. Ben Ben sadece Herkes su aygırı oyununa! Sıkı tutunun! Baba, beni seviyor musun? Jonas, dilimizi düzgün kullan lütfen. Sevgi ne demek oluyor? Ben alırım, Lily. Jonas, artık herhangi bir uygulanışı olmayan eski bir kelime kullandı. Eğer sorduğun benden keyif alıyor musun ise cevabım kesinlikle evettir. Veya annenle yeteneklerinden gurur duyduğumuzu soruyorsan elbette gurur duyuyoruz. Anlıyor musun? Evet, sonunda anlıyorum galiba. Merhaba, Gabe. Seni seviyorum, Gabriel. Aktarıcı, sen haklıydın. Dün aileme sevgiyi sordum. Robbie, uyan! Aktarıcı! Ağaçtalar. Ağaçtalar, Robbie! Yere yat! Yere yat! Robbie, yere yat! Robbie, yere yat! Yerde kal! Onları göremiyorum, dostum! Ağaçların üstündeler. Yerde kal! Anlamıyorum. Şehit mi oldu? Doktor! Her yerdeler! Ateş ediyorlar! Kadın saat yönünde! Ağaçların üzerindeler! Robbie! Robbie! Uyan! Üzerimize mermi yağdırıyorlar! Ağacın üzerinde! Yerde kalın! Jonas. Ne oldu? Özür dilerim, Jonas. İnsanlar bunu nasıl yapabilirler! Bunu görmeni istememiştim. En azından şimdilik. Bu şeyin aklını çelmesine izin verme. Yeterince güçlü değilim. Elbette, daha değilsin. Ama Jonas, akıl hocalığı yapmak için bunları bilmek zorundayız. Yapamam. Özür dilerim. Yapamam! Jonas. Jonas! Jonas, geri dön! Lütfen, geri dön! İzin ver açıklayayım. Böyle bir şeyi görmenin hiçbir açıklaması olamaz. Rosemary, yarın geri geleceğine söz ver. Rosemary. Söz ver bana. Merhaba, Jonas. Gel hadi, tam zamanında geldin. Bir daha geri dönmek istememiştim. Bilgeliği istememiştim. Acıyı istememiştim. Çocukluğumu geri istemiştim. Top oyununda dizlerimi yaralamak istemiştim. Jonas? Savaş oyunu oynadığımız zamanları. Ama savaş gerçekmiş meğer. Yaşlılar bunu anlamış. Bizim dünyamızdan bunu silmişler. Belki de haklılarmış.

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 13 Beni sattın mı? Sana zarar vermelerine izin vermezdim haberno. Konuş Simon. Mutt’ı sen mi vurdun? Ben köpek vurmam haberno. Hadi! Git buradan! Hadi, git buradan. Defol! Karımla çocuğumu da mı sattın? Bunu konuşalım haberno. Evet, hadi konuşalım. Hadi konuşalım. Hadi konuşalım. Seni şuracıkta öldürmemem için bir sebep söyle. Söyle. Konuş benimle Simon. Bana iyilik yapmış olursun haber. Fakirin önüne bir tomar para koyarsan ne yapar haberno? Açgözlülük eder. Tıpkı zenginler gibi. Al bakalım. İki gün önce Koca Colette’le Bonanza’da kocasından saklanıyorduk. Bütün mallarımı buraya taşırsa olacağı buydu. Adi herif. Şansıma tüküreyim, o kuş beyinli tavuk’la karşılaştım. Hala mahkum tavırları içindeydi ve beni gördüğüne çok şaşırdı. O zula eline geçer geçmez beni de göreceğiyle ilgili bir şeyler zırvaladı, onu gömüldüğü yerden çıkardıktan sonra birinin aşırdığına yemin etti ve bunu senin yaptığından emin gibiydi haberno. O parayı düşününce mideme bir taş oturuyor sanki. Seni yıldır tanırım. Böyle biri değilsin. O gece Ira ve Molly’nin evde olmaması gerekiyordu. İtfaiyeci balosuna mı ne gideceklerdi. Raburn’deki Pink Lily’de Obadiah’la karşılaştım. Ira onu kovalı üç, dört yıl olmuştu ve onca zamandır Ira’nın kasasının şifresini aklında tuttuğunu, altı üstü oraya girip kasayı açacağımızı söyledi. Kasa varsa bile, içinde ancak Ira’nın vermediği iki haftalık gündeliğim vardır diye düşündüm. Yemin ederim haberno, sarhoş oldukça en mantıksız şeyler bile mantıklı gelmeye başlıyor. Elimizi kolumuzu sallayarak ön kapıdan girdik, ama Tavuk, yazdığı rakamlarla kasayı açamayınca Salla dedi. Yukarı çıkıp Molly’nin mücevherlerini alacak ve gelmemiz bir işe yarayacaktı. Ortalığı yağmalaması pek hoşuma gitmedi, ben de aşağıda kalıp buzdolabını açtım, bir bira aldım ve oturup televizyon izledim. On beş dakika geçmeden Obadiah kanlar içinde aşağı indi ve Ira’nın onu iş üstünde yakaladığını söyledi, yukarı koştum, Molly neyse ki ölmüştü Ama Ira hala nefes alıyor, oluk oluk kan kaybediyordu ve mezara kadar unutmayacağım bir ifadeyle yüzüme bakıyordu. Yaralı bir geyik gibi işini bitirdim. Ira sana iyi davranmıştı. Molly de öyle. İhtiyar Ira boş yere yıllarca zenginim dememiş, ama bunu zaten biliyorsun, değil mi haberno? Tavuk ayrılmamızı söyledi, o parayı Koruma Bölgesi’ne götürecek, ben de geçitten arabamın olduğu yere gidecektim. Sanırım hapisten çıkana kadar çaldığımız her şeyi saklamayı önceden planlamıştı. Ve şimdi çıktı. O bamya Cornish’i hafife alma haberno. Sadece havlamakla kalmaz. Artık öldü. Gırtlağı kesildi. Bunu yapmamalıydın haberno. Hak etmiş olsa bile. Ben yapmadım, arkadaşın yaptı. Benim arkadaşım yok haberno. Senden başka yok. Bunu tuhaf bir şekilde gösteriyorsun. Sana zarar vermesine izin vermezdim haberno. Sana zarar vermesine izin vermezdim. Sadece parayı istiyorlar. O parayı neden aldın haberno? O parayı neden aldın haberno? O parayı niçin aldın haberno? Seni gerzek piç. O parayı neden aldın? Sakin ol. Hayır. Beynini uçuracağım haberno. Bırak. Hoşça kal Simon. Selam. haber Moon. Burada ne arıyorsun güzelim? Sana ev yapımı ekmek getirdim. Ve birkaç öğünlük malzeme. İlkini ben hazırlayacağım. Ne kadar şanslıyım. Ne getirdin? İtalyan usulü salatalı sandviç. Spesiyalim olur. Spesiyalin demek. Annem de, ben de endişeleniyoruz haber. Tek başına eriyip gidiyorsun. Beni tanırsın, iyiyim. İyi görünmüyorsun. Ayrıca iyi de kokmuyorsun. Tepede odun kesiyordum da ondan. Kamyonete temiz tapa almak için geldim. Git bir duş yap haber Moon, ben de o arada sana yemek yapayım. Hadi. Belki bir tane. Sonra eve gideceksin, duydun mu? Hey Abbie. Güzelim? Ben yaparım. Ben yaparım. Çok dolu olduğu için yer bulmak zor, o kadar. Ben yaparım. haber, iyi misin? Evet. Sadece Yorgunum. Çok yorgunum. Rüzgar panjurlara çarpıyor haber. Evet. Evet, biliyorum. Yiyecek miyiz? Gel, karnını doyuralım. Bu sabah haberlerde dün Oaks’ta bir cinayet işlendiğini söylediler. Polis kim olduğunu söylemiyormuş, sadece sabıkası kabarıkmış ve buradanmış. Şüphelendikleri kimse var mıymış? Ölen adamın iki oda ötesinde kalan bir kadın ve hizmetli kadının ceset bulunmadan kısa süre önce onunla gördüğü bir adam. Derdin ne Diablo? Herhalde kıskandı. Umarım seni bu kadar geç saate kadar tutan kadınla olurken korunmuşsundur. Tek başımdaydım, kimse beni tutmadı. Yakışıklı, nazik ama güçlü ve mizah duygusu iyi bir adam. Bir kadın için dört dörtlük olman için tek gereken güvenceli bir iş haber Moon. İçeride radyoyu açık mı bıraktın? Evet, herhalde öyle oldu. Gidip kapatayım. Sen de evine git. Ne? Neden? Annenle baban merak eder. Evde kimse yok. Ayrıca yemeğim bitmedi. Sözümü dinle, evine git. Hiçbir yere gitmiyorum haber Moon. Lütfen ona zarar verme. Sana Sana parayı veririm. Silahını bu tarafa doğru at. Hemen! At dedim! Bıçağını çıkar. Pekala, şimdi şu ipi alıp kızı bağla. İpi al dedim! Hadi! Ellerini bağla. Bağla şunun kahrolası ellerini! Bağla dedim. Sıkı bağla. Kazaydı. Kızı geyik sandım. Evet, tabii. Geri çekil. Şimdi de ayaklarını bağla. Nerede o? Onu ormana gömdüm. İstersen seni hemen götüreyim. Olmaz. Cesetler tüylerimi ürpertir. Yaptığımı geri alabilseydim, alırdım. Onu becerdin mi? Üstünde bir mektup buldum. Seni sevdiği yazıyordu. Onu Hawaii’ye götürecekmişsin. Ingrid’imin mektubunu mu okudun? Tanrım. Sen beni aptal mı sandın? Pekala. Param nerede? Tepede, yukarıda. İstersen seni hemen götürürüm. Kızı bırak, ikimiz gidip Hayır, öyle yapmayacağız. Sen gidip paramı getireceksin, ben de burada kalıp Adı ne? Abbie. Evet, o arada da Abbie’yle ben yakınlaşacağız, senin Ingrid’imle yaptığın gibi. Onu bırak, ikimiz oraya gidelim. Kamyonetin nerede? İkimiz gidelim Kamyonetin nerede? Yukarıda. Biraz ileride, yolda İçinde silah var mı? Silahım yok. Hepsini aldın Yok mu? Yemin eder misin? Yemin ederim. Hayatın üzerine yemin eder misin? Hayatım üzerine yemin ederim. Sana güvenmek isterdim haber, ama sevgilimi öldürdün ve paramı aldın. Biraz zorlanıyorum. Anlıyor musun? Bana güvence lazım. Evet. Elini masaya koy. Güven bana. Hemen elini masaya koy. Tamam. Öbür tarafını dön uyanık herif. Silah tutan elini. Beni aptal mı sandın? Buna gerek yok. Konuşalım Ağzını aç. Ağzını aç! Hemen şu kahrolası elini masaya koy! Sesini duymaktan sıkıldım. Şimdi sıkıca ısır. İşte şimdi sana güveniyorum haber. Git paramı getir. Tanrım Tamam, içeri gidip bir yara bandı falan tak. Hadi. Erkek arkadaşın korkağın teki. Bir şey olmayacak. Sen ne güzel şeysin öyle. Çabuk dön de sen de tadına bak. Lanet olsun. Ses ver haber! Neredesin? Yerini söyle! Kamyonetteyim! Parayı aldın mı? Önce kazıp çıkarmam lazım. Birkaç dakika sürer. Elimden geldiğince hızlı döneceğim! Sakın ölüp kalayım deme! Acele et haber! Abbie! Abbie! Abbie! Sakin ol güzelim. Sakin ol güzelim. Artık sana zarar veremez. Söz veriyorum. Bir şeyin yok. Bitti. Sana bir şey olmayacak. Hadi. Bana yardımcı ol. Hadi. Eve gidiyoruz. Git, şerife haber ver. haber, hastaneye gitmelisin. Gerek yok. Git hadi. haber, parmağına baktırmalısın. Bir şeyim yok. İyileşeceğim. Önce bir şey yapmam lazım. Hadi git. Her şey yoluna girecek. Her şey yoluna girecek. Ben iyiyim. Ben iyiyim. Adi herif seni Hawaii’ye götürmeyecekmiş bile. Kimin uğruna öldüğünü gör. Derin bir çukur açalım ki bir daha kimse seni çıkaramasın. Koca oğlumuz haber yaşında babasının yaptığı ata binecek! Baban göndermiş. Öyle mi?

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 12

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 12, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 12 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 12 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 12 Burası nereye açılıyor? Merwyn’in odasına çıkıyor. Baba! Buraya gelmemeniz gerekirdi. Peki ya, o çığlık ve gürültü? Merwyn. Öldü. Korkunçtu. Lütfen odalarınıza geri dönün. Şu anda yardım etmek için kimsenin yapabileceği bir şey yok. Bekleyin bir dakika. Bütün bunlar da nedir? Nasıl öldü? Uzun süredir hastaydı. Cesedi nerede? Bu gerçekten seni ilgilendirmez. Sanırım, tüm bunlar beni de ilgilendirir. Hayır, Steve Bekle bir saniye, Susan. Burada neler olup bittiğinin farkında değilsin. Burası benim evim. İşleri kendi yöntemimle yoluna koymak için izninizi istiyorum. Burası sizin eviniz olabilir, ama bir adam öldü! Steve! Üzerini giyin. Hemen şimdi gidiyoruz. Şimdi ayrılamam, Steve. Lütfen işi yokuşa sürme. İyi geceler. İyi geceler. Evet? Doktor içeride mi? Randevunuz var mıydı? Hayır, ama onunla konuşmam gerek. Acil bir durum mu? Doktorla konuşmam çok önemli. İçeri gelin. Bu taraftan. Benimle konuşmak mı istiyordunuz? Doktor Henderson? Adım Steve Reinhart. Sizinle konuşmak zorundaydım. Köyde hiç kimsenin beni tavsiye etmediğinden eminim. Sizi telefon rehberinden buldum. Bir süredir yeteneklerim epey köreldi. Buraya mesleki yeteneğinizi görmek için gelmedim. Tuhaf şeyler oluyor. Yanında kaldığım ailenin de bununla ilgisi olabilir. Neden bana geldiniz? İçki ister miydiniz? Hayır, teşekkürler. Henüz biraz erken. Objektif birinin bana yardım edip biraz bilgi verebileceğini düşündüm. Ne hakkında? Bu kasaba ve yanında kaldığım aile hakkında. Nereye gittiğimi söylediğim zaman, konuştuğum herkes neden bu kadar korktu? Korktu mu? Öyleyse Witley’lerden bahsediyorsunuz. Sadece “Witley” adı bu çeşit bir tepkiye neden olabilir. Neden olduğunu bana söyleyebilir misiniz? Üzgünüm, size hiçbir şey söyleyemem. Dün gece orada yaşlı bir adam öldü. Ölmek! Ne orada ne de bu kasabada neler olup bittiği umurumda bile değil. Nedir bu? Siz de mi korkuyorsunuz yoksa? Doktor değil misiniz siz? Sizde hiç gurur yok mu? Başı dertte olan insanlar görüyorum. Bir cinayet görmüş olabilirim. Cinayet mi? Doğru. Üzgünüm, yardım edemem. Artık gidin buradan. Siz de mi? Burada neler oldu? Neden “Witley” isminden söz edilince birdenbire herkes bu kadar korkuyor? Bayan Bailey. Bay Reinhart’a kapıyı gösterir misiniz? Doktora Witley’ler hakkında sorular soruyordunuz. Bana bu konuda bir şeyler söyleyebilir misiniz? Witley’ler hakkında herhangi bir şey anlatabilir misiniz? Sadece şunu söyleyebilirim: Doktor Henderson iyi bir doktor ve harika bir insandı. Corbin Witley, Doktor Henderson’ın kollarında öldü. Doktor Henderson, oradan geri döndükten sonra bir daha asla eskisi gibi olmadı. Corbin Witley neden öldü? Bundan hiç bahsedilmedi. Ölüm belgesinde beyin kanaması olduğu yazıyordu, ama aslında hiç otopsi yapılmadı. Çünkü ortada bir cenaze yoktu ve size sebebini de söyleyeyim. Çünkü Doktor Henderson hariç, kasabada hiç kimse cesedini görmedi. Yeterince anlattım. Söylemem gerekenden fazlasını söyledim. Anne? Anne, içeri girmeme izin ver lütfen. Susan, hayatım. Dolaştığını duydum. Anne, lütfen şu kapıyı aç. Tamam, Susan. Onunla ben konuşurum. Ben de denedim Biliyorum, hayatım. Şimdi git, haydi. Ben onunla konuşurum. Letitia, seninle konuşmam gerek. Çok önemli. Letitia! Ama Steve, hiç kimse geceleyin seraya gitmez. İçeride hiç kimse yoksa, neden ışık yanıyordu? Işık mı? Evet. Seranın içinde. Aklıma gelen tek kelime “parlama”. Daha önce böyle bir parıltıyı bir radyasyon laboratuvarında görmüştüm. Anlamıyorum, Steve. Dün gece dışarıda ne yapıyordun? Babanı izliyordum. Babamı mı? Ne yapıyordu? Merwyn’i gömüyordu. Başka bir şey daha oldu. Ne? Kırlarda saldırıya uğradım. Helga olduğuna eminim. Steve. Neler oluyor? Neden sera kilitli? Öyle mi? Daha önce hiç olmamıştı. Ama şimdi öyle. Öyle olmaması gerek. Son zamanlarda hiç içine girdin mi? Hayır, üniversiteden döndüğümden beri girmedim. Haydi. Letitia, şimdi beni dinle. Bu çok önemli. Bunu daha önce yapmam gerektiğini biliyorum. Seni köye, doktoru görmeye götüreceğim. Letitia. Bu pencereler ne zamandan beri böyle badanalı? Her zaman badanalıydı. İşte. Bu kilidi daha önce hiç görmemiştim. İçeri girmenin başka bir yolu var mı? Steve, yapmak zorunda olduğumuzu sanmıyorum. İçeride neler olduğuna dair bir cevap olabilir. Girmemiz gerek. Bir yol biliyorum. Çocukken annem onu, beni bulması için gönderdiğinde Merywn’den saklanırdım. Buralarda bir yerden içeri girerdim. İşte. Gözlerime inanamıyorum. Bitkiler nasıl böylesine büyümüş olabilir? Bu inanılmaz! Evet. Bu nasıl olabilir? Neydi o? Bilmiyorum. Dün gece yemekte duyduğumuz çığlığı hatırlıyor musun? Bu sabah da tıpkı bunun gibi bir ses duydum. İçeride ne var? Saksı kulübesi olarak kullanılıyordu. Haydi, Steve. İçerisi karanlık. Bir tür parıltı dışında. Steve! Lütfen uzaklaş oradan! Yapamayız. Susan, belki de burada bütün aileni etkileyen bir şeyler var. Bunu yapmamalıyız. Eğer babam öğrenirse çok kızar. Bırak, kızsın. Cevapsız sorularla ayrılmıyoruz. Sen burada kal. Hayır. Ben de seninle geliyorum Tamam. Haydi. Nedir bu? Şu titreşen renkler. Bir tür enerji olmalı. Uranyum! Bu oda bir çeşit radyasyona maruz bırakılıyor. Bu korkunç. Cehennemdeki bir hayvanat bahçesi gibi görünüyor. Haydi, Steve! Haydi! Sorun yok, Susan. Her şey yolunda! Korkunç bir canlı hayvan koleksiyonu. Neydi onlar öyle? Genetik mutasyonlar, muhtemelen radyasyondan dolayı. Radyoaktif enerjiye maruz kalan canlıların özelliklerinin değişebileceği bilimsel bir gerçek. Bu bitkilere olan şey, oradaki yaratıklara da olmuş. Buradaki koku. Şekerimsi. Rahatsızlık veriyor. Çürümenin etkisi. Steve, nedir o? Burada bir şey var. Bu taş da, tıpkı saksı kulübesindekiler gibi. Nedir o, Steve? Bilmiyorum. Daha önce böyle bir şey görmedim. Acaba bir element olabilir mi? Isı yayıyor! Daha büyük bir taştan kesilmiş gibi görünüyor. Her bitkinin altında bir tane var. İşte cevap bu. Buna hiç şüphe yok. Taşlar mı? Evet. Buradaki her şeyi onlar mı bu şekilde büyütüyorlar? Evet, ve oradakileri de. Ama Steve! Eğer bitkilere bunu yapıyorsa Kesinlikle, günler boyunca kaldıktan sonra bitkileri bu şekilde etkiliyorsa acaba bir insana neler yapar? Annem ve Helga. Burada çalışıyorlardı. Merwyn bu taşlara ya da bu taşların kesilip alındığı daha büyük taşa temas etmiş olmalı. Acaba daha büyük olan taş nerede olabilir? Bilmiyorum. Belki de mahzendedir. Mahzen mi? Orada, aşağıda bir sürü oda var. Haydi. İyi misin? Evet. Letitia. Letitia. İşte kapı. Sen burada kal. Yolu bulamazsın. Bulurum. Şimdi, yukarı çık. Steve. Dikkatli ol. Merak etme. Reinhart nerede? Onu arıyordum. Ne oldu? Nerelerdeydin? Serada. Kilitlemiştim. Giriş için başka bir yol biliyordum. Buna hakkınız yoktu. Neden bunu bir sır olarak sakladın? Reinhart seninle miydi? Evet. Hâlâ orada mı? Hayır. Nerede? Nerede o? Canımı acıtıyorsun! Nerede olduğunu söyle. Mahzende. Mahzen! Baba! Burada kal! Çık bu odadan. Sana çıkmanı söyledim. Hayır. Söylemem gerekenleri dinleyinceye kadar olmaz. Vaaz dinleyecek durumda değilim! Ölmeyi mi tercih edersin? Beni tehdit etme. Eğer beni dinlemezsen, bu evdeki her şey ölecek. Bundan ve seradaki daha küçük olan taşlardan kurtulmalısın yoksa bu ev tıpkı o yanmış araziye ya da seradaki o hilkat garibelerine dönüşecek. Sen ne söylediğini bilmiyorsun.

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 11

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 11, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 11 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 11 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 11 Öyle heyecan verici ki! Sen şafağı kanıksamışsın. Ilık, sıcak güneş ışığını. Fakat gece Keyfini çıkarmak için yaratılmış. Evet Evet öyle. Hayatın ve aşkın tadını çıkarmak için yaratılmış. Bak bana. Bak. Beni bağışlamalısın. Niçin? Hayatına burnumu soktuğum için. Kendi isteğimle geldim. Gitsen iyi olur. Hayır, kalmayı yeğlerim. Yakında hava aydınlanacak. Daha saatler var. Seni tekrar göreceğim. Lütfen. Abraham? Jack. Kahvaltı etmek ister misin? Evet lütfen Jackie. Belki biraz sonra, rica etsem. Teşekkür ederim. Profesör, artık içeri girmelisiniz, hava çok soğudu. Mina’yla oturuyordum. Bunlar ne? O minik çiçekler sarımsak bitkisinin çiçekleri. Ne işe yarar ki? Siz bedensel aktarıma inanır mısınız? Hayır. Maddileşmeye? Hayır. Peki ruhlara? Bunların Mina’yla ne ilgisi var? Orta Avrupa’nın kurtadam ve vampir efsanelerini bilirsiniz. Vampir mi? Yaşayanların kanını emen yaratıklar. Demek istediğiniz, Mina’ya saldıranın bir Ölü, aynı zamanda ölü olmayan bir yaratık, öldükten sonra yaşamaya devam eden bir şey içerek Hayır! Kana ihtiyacı var, yoksa acılar içinde ölür. Lütfen, durun. Bayan Lucy? Acaba Bunu Mina’ya verecektim, doğum gününde. Sizde kalmasını ve her zaman takmanızı isterdi. Her zaman. İyi akşamlar hanımefendi. İyi akşamlar. Ben Kont Drakula. Abraham Van Helsing. O zaman buraya gelme sebebim sizin kızınız efendim. Başsağlığına geldim. Boynundaki nedir? Bu mu? Profesör Van Helsing’in hediyesi. Ne kadar ince. Tam içeri girmek üzereydik. Bize eşlik etmek ister misiniz? Hayır, teşekkür ederim. İzninizle efendim. Buyurun. Lütfen oturun profesör. Size çay getireyim. Teşekkür ederim Bayan Lucy. Abraham bu saçmalık! Büyücülük! Bu hayvan bize bir şey anlatamaz. Vampir diye bir şey yok. Burada Tanrı’nın ölülerinden başka bir şey yok. Onu tutamıyorum! Bırak gitsin be adam! Ya bacağı kırılırsa? Kırılmaz. Bak, ne kadar tetikte. Görüyorsun ya, biliyor. Vampirin nerede saklandığını bulacak, aynen sen Jack Seward’ın, dokunarak insandaki kanseri bulduğun gibi. Durdur onu! Tanrı aşkına durdur onu! Şimdi sıra sende sevgilim. Etin benim etim, kanın benim kanım olacak. İsteklerimi yerine getirmek için kıtalar kat edip, denizler aşacaksın. Kanına ihtiyacım var. İhtiyacım Bana bir eğme demiri ver Jack. Haçı yukarıda tut. Mümkün değil. Onu koyarlarken gördüm Mezar soyguncuları! Tünel! Tüm kasabanın altında var, her yerde. Hayır! Hayır, Abraham, lütfen! Yalvarırım. Hayır! Haç. Haç! Mina? Baba. Mina, hayır! Baba. Bay Harker. Bayan Galloway, bu saatte uyandırdığım için üzgünüm, fakat Bayan Lucy Odasında, derin uykuda. Sağduyulu olan herkesin olması gereken yerde. Evet, haklısınız. Ben de yatacağım. Merhaba demek için sabahı beklerim. İyi geceler. Lucy? Benim Jonathan. Lucy? Lucy, neyin var? Lucy! Lucy, ne oldu? Lucy? Haydi Abraham, yapmamız Lucy! Jonathan. Dr. Seward. Çok şükür dönmüşsün. Doktor, çabuk olun. Lucy, çok soğuk. Profesör. Büyük miktarda kan kaybetmiş. Nabzı neredeyse hiç atmıyor. Kan nakline ihtiyacı var. Dua edin ki içimizden birinin kan grubu aynı olsun. Swales! Swales! Bunları al ve bütün kapı ve camların iç yüzeylerine sür. Camın üzerinde ez, böylece kokusu tüm odaya yayılır ve bütün kötülükleri uzak tutar ve oradaki küçük odayı unutma. Profesör, olamaz. Sarımsak. Zaten midem bulanıyor. Güçsüz mü hissediyorsun? Hayır, önemli değil. Senin kanından daha fazlasına ihtiyacı var Jonathan. Ama o bitkinin kokusunu duymaya ihtiyacı yok. Benimle dalga geçme. Yaptığım her şeyin ciddi bir nedeni var. Birazcık daha. Tamamdır. Aksi şeytan! Ben o kadar kötü değilim. Sizi girerken duymadım Kont. Adımlarımın hafif olduğu sıkça söylenir. Aynaya bakıyordum. Bütün odayı yansıtıyor, yine de göremiyorum Bağışlayın doktor. Aynaları sevmem. İnsanlığın kibrinin oyuncaklarıdır. Siz çok olağandışı bir varlıksınız Kont Drakula. Evet Güzel hastanız nasıI? Teşhis koymakta zorlanıyoruz. Ben de öyle düşünmüştüm dostum. Ona hangi ilacı önerdiğimi görmek ister misiniz? Bayan Lucy’ye önerdiğiniz her şey beni çok ilgilendirir. Önerdiğim ilaç son derece sıra dışı. Tek bir ömür bile yaşamamış biri için çok akıllı bir adamsınız profesör. Beni şımartıyorsunuz Kont. Fakat öğrenmiş olduğunuz şey düşünüldüğünde, Hollanda’ya hemen gitmeniz gerektiğini düşünecek kadar akıllı değilsiniz. Kalmayı tercih ediyorum. Geçen yıI içinde profesör, yoluma çıkan herkes öldü bazıları da hiç hoş olmayan şekillerde. Buraya geıı İraden güçlü. O zaman ben sana gitmeliyim. Dine saygısızlık. Dine saygısızlık! Abraham Lucy’nin yüzüne renk geldi. Profesör? Abraham, ne oldu sana? Drakula buradaydı. Neden? Beni öldürmeye geldi. Ne? Vampir olan o. Abraham bu gece çok korkunçtu Beni öldürmeye geldi ve şimdi sizi avlayacak. Neler oluyor? Tanrı aşkına lütfen! Bana biri neler olduğunu anlatır mı? O Canlı mı görünüyor? O şeytanın ölmemiş olanı. Nosferatu. Kont Drakula’nın korkunç bir canavar olduğuna inanmamı beklemiyorsunuz herhalde. Senden gerçeklerden başka bir şeye inanmanı beklemiyorum. Ne yapacaksınız? Ruhunu kurtarmak için kalbini çıkarmalıyım. Hayatta olmaz! Sizin kararınız değil. Benim kızımdı. Şimdi başarısız olursak, sadece hayat memat meselesiyle değil, onun gibi olma tehlikesiyle karşı karşıya kalırız. Bizim ve senin Lucy’nin Hayır, bu mümkün değil! gecenin iğrenç yaratıkları olması söz konusu. Yapılması gereken işler var. Vahşi işler. Ve şimdi, bütün şeytanların güçleri bize karşı. Hayır! Bayan Galloway. Efendim? Rica etsem bana bir fincan çay hazırlar mısınız? Epey üşüdüm. Tevekkeli değil. Doktor yataktan çıkmamanı söyledi. Fakat seni orada nasıI tutabileceğimi düşündüğünü bilmiyorum. Bayan Galloway. Günaydın Bay Harker. Lucy nerede? Sizin ona Odasında. Çok daha iyi görünüyor ve benden çay istedi. Ben arabayı getireyim. Lucy, dur! Tanrı aşkına, Lucy! Dur! Ne yapıyorsun? Nereye gidiyorsun? Yolumdan çekil Jonathan. İşte! Şimdi bana inanmalısın. Lucy, hayır. Onun yanına gidemezsin. O bana bir tehlike oluşturmuyor. O bir canavar! Bir vampir! Hepiniz budalasınız! Hayır! Onu uyarmak istiyor. Jonathan, beni durdurmaya çalışırsan, kendimi öldürürüm. Lucy Steward, ruhuna emrediyorum, hayatını kirleten bu büyük kötülüğün kendisi gerçekten ölmeden, ölmeyecek ya da ölümü düşünmeyeceksin! Kafamı karıştırmaya çalışmanız ne cüret! En hüzünlü, en nazik varlığa işkence ediyorsunuz. Nazik mi? Ruhunu sonsuz ve ateşler içindeki cehenneme yollayabilseydim, yapardım! Sizden nefret ediyorum. Hepinizden. Çekilin yolumdan. Lucy, hayır! Bırakın beni! Bırakın beni! Gitmemelisin. Hayır! Sakin ol. Sakin ol. Onu eve götür Jack. Ona göz kulak ol. Abraham, sen ne yapacaksın? Bayan Lucy’nin hayatı ve ruhu tehlikede. Jonathan ve ben gidip bu canavarı bulmalı ve tamamen yok etmeliyiz. Aman Tanrım, nasıI bir koku! Haçı tut, Jonathan. Haçı tut. Beyler, ziyaretime gelmeniz ne incelik. Gücünüzü hafife almışım Kont Drakula, gündüz ortalıkta dolaşabiliyorsunuz. Her zaman dünyada bazı yerler gündüz vaktidir profesör. Dinlenirken tek ihtiyacım karanlıktır. Sizi aptallar. Haçlarınız ve ayin ekmeklerinizle beni yok edebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Beni! Ne kadar çok insanın karşıma çıktığını bilmiyorsunuz. Ben türümün kralıyım! Hiçbir şey başaramadın Van Helsing. Zaman benim lehime. Bir yüzyıI sonra siz toza dönüştüğünüzde ben dirileceğim ve Lucy’yi mezarından kaldırıp kraliçem ilan edeceğim. Hayır. Evet Zamanında birçok eşim oldu Bay Harker, fakat Lucy’yi hepsinden üstün tutacağım. Lucy’yi alamayacaksın. Aldım bile. Hayır! Tanrım! olsun! Bana yardım edin profesör! Profesör! Hayır! Ama ona yardım ettim. İki sandığın gemiden güvenli bir şekilde nakledilmesini sağladım. Evet, ama kendinizi suçlamamalısınız. Muhtemelen başka yollarla kendine başka tabutlar da getirtti. Biliyorsun bu adam kurnaz. Zavallı Lucy’me acıyın. Şu ana kadar hepsini Whitby’nin her yerine yaymış olmalı. O zaman onları bulur ve teker teker söküp açarız. Orada mı? O kadar da hasta olamaz. Elimden bir şey gelmedi. Kendine geldiğinde çılgın gibiydi. Ona ilaç verdin mi? Afyon? Kendi kızıma mı? Tabii ki hayır. Hayır lütfen. Onunla birkaç dakika yalnız kalabilir miyim? Lütfen, kalmalıyım. Kalmalıyım. Ama unutma Jonathan, o göründüğü gibi değil. Jonathan. Yüzüne ne oldu? Sen de benden korkuyorsun, değil mi? Buna dayanamam. Anlamıyorum. Anlamıyorum. Bana neler oluyor? Kendine gelmişe benziyorsun.

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 10

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 10, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 10 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 10 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 10Sadece karşılık veriyordum. Birazcık kendimi kaybettim. Evet. Yani, seni suçlamıyorum. Biri bana böyle vurduğunda ben de aynı şeyi yapmıştım. Evet. Yani hesabımız temizlendi. Paranın geri kalanını getirdiğin sürece, evet. Bu kadar yolu gelip bana borcunu getirmediğini söyleme. Buydu işte. Şimdi hallediyoruz. Anlaşma buydu. Kafam karışmış olmalı. Neyse. İhtiyacın var mı? Buyur. Yüzünü kurula. Buraya son gelişimde, sana söyleyebilirdim. Seni bunu yapmak zorunda bıraktığım için özür dilerim, Rodney. Senin hatan değil. Beni buraya getirmeni ben istedim. İkimizin de hatası. Bu Ramapo lerinden elimizi eteğimizi çekeceğiz. O çocuğu onunla tekrar iş yapacağımı düşünüyorsa, anca kıçımı öper. Koduğumun keşleri, uyuşturucu bağımlıları. Bu ne lan? Bu ne amına koyayım? Tamam. Tamam. Tamam. Tamam. Tamam. Parti neymiş bakalım. Evet? Bence kıçının sol tarafı düşmüş. Ne? Dedim ki bence kıçının sol tarafı düşmüş. Ne boktan bahsediyorsun? Boktan bahsetmiyorum. Ve hesabımız temizlenmedi, adi herif. Diğerini çıkartın. Hadi. Getirin şunu. Çık dışarı amına koyayım. Hadi. Çık ulan Russ O gün için özür dilerim. Bana dikkat ettiğinin farkındayım. Ama gitmeden önceki halimden farklı olduğumu anlamak zorundasın. Sanırım her zaman da farklı olacağım. Nasıl olduğunu açıklayamıyorum. Kafam çok dolu ve kafamı boşaltamıyorum. Hadi. Daha iyi bir misafir olarak kalmalıydın. Bana bakma. Başka bir yere bak. git. git. Koduğumun korkağıı. Takmıyorum. Önemsemiyorum. Birkaç kürek getirin. Ama bu işi tersine çevireceğim. Son bir dövüş yapacağım ve bir daha yapmayacağım. Sonra asfalt döşeyeceğim ya da kömür çıkaracağım ya da sen ve Roach’la fabrikada çalışacağım. Herhangi birini yapacağım. Her şeyi geri yoluna koyacağım. Söz veriyorum. Seni seviyorum, dostum. Yarın döndüğümde görüşürüz. Günaydın, Russell. Eve döndüğün için mutluyum. Teşekkürler. Lena’yı görmek için durduğumu duymuşsundur. Biliyorum. Ama bunun için burada değilim. Dedim ki bence kıçının sol tarafı düşmüş. Ne boktan bahsediyorsun? Boktan bahsetmiyorum. Ve hesabımız temizlenmedi, adi herif. Kapatın. Diğerini çıkartın. Bir daha duymak zorunda değiliz. New Jersey ve Bergen eyaletleriyle ve “Fish and Game” ile konuştum. Hepsi daha önceden Harlan DeGroat ile anlaşmış. Sorun bu tepelerdeki insanların işbirliği yapmamaları. Bu insanlardan bilgi almak, diş çekmeye benziyor. Perde arkasındaki dünya orada. Nesillerdir bu insanlar dağdan inmemişler bile. Kendilerinin biz polisleri içermeyen bir adalet sistemleri var. Yerel polis birkaç ekip arabası gönderdiyse bile daha herhangi bir kimseyi tutuklayamadılar. Anlayacağınız, burada ellerim bağlı kalmış durumdayım. Bu da ne demek şimdi? Yani Rodney’i aramak adına bir şey yapmayacaklar mı? Öyle bir şey söylemedim, Russell. Önlerinde zor bir süreç olduğunu ve kendi yetki alanım konularından bahsettim. Fakat çözülene kadar bu işin içinde olacağım. Ne diyorsun ya? Dostum. Yani John Petty’nin öldüğünü biliyoruz. Yani, Tanrım Dan’in telefonunda ölürken yakınındaydı. Ama Rodney hala orada olabilir. Senin için bunun zor olduğunu biliyorum ama, yani benim de izlemem gereken bir prosedür var. Orada herhangi bir prosedür varmış gibi görünmüyor. Dostum! Hayır, hayır. Sanırım bir şey yapmayacaklar. Ya oraya gitmekten korkuyorlar ya da umurlarında değil. Yanlış yolda ilerliyorsun. Sana işin içinde olduğumu ve halledeceğimi söyledim. Kişisel algılama. İşime karışmamalısın. İşine karışmalıyım. Boşversene. İşine karışmayalım. Biliyor musun, ben içerideyken daha çok sen benim işime karışmışsın gibi görünüyor. Olan bu işte. Benimle problemin var. Evet, seninle problemim var. İçip araba kullanan ben değilim. Hata yapıp içeri giren, kadınını yalnız bırakan ben değildim. Rodney’ye ne olduğu hakkında bir bilgim yok. Hepsi bu. Sadece işimi yapmaya çalışıyorum. Sana çözülene kadar bu işin içinde olacağıma dair söz veriyorum. Çözülene kadar. Peki. Russell, hadi. Ne oluyor? Seni dışarı çıkarttırmamı mı istiyorsun? Etraflarında olacağım. Dan. Nereye gidiyorsun? Hayır, sıkıntı yok. Hey, Russ, dinle, üzgünüm. Bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum ama her türlü yardım için buradayım. O zaman bana DeGroat’un adresini ver. Adres mi? Adresini nasıl bulacağım? Bana masal okuma, Dan. John Petty’de adresinin olduğunu benim kadar biliyorsun. Bilmem ki Dinle, bulabilir miyim diye bir bakarım. Hayır, hayır, bulabilir misin diye bakma. Bul. Russell, beni dinle. Akıllıysan bu çocukların halletmesine izin verirsin. Bu çocukları tanıyorum. Bu DeGroat iğrenç çocuğunun tekidir. Beni kimin çocuğu olduğuyla ilgili merakta bırakıyorsun. Seni takip edeceğiz. John’un bu adamlara hala borcu var gibi görünüyor. Çok para be. Anlaşma yaptıklarını biliyordum ama bu kadar büyük olduğunu farketmemiştim. Ne anlaşması? Appalachian Dağları’nın aşağısında ve yukarısındaki eldivensiz dövüş olayları hakkında. Çok bir bilgim yok ama tahminimce Rodney oraya dövüşe gitmiş olabilir. Neden Wesley’e bir şey söylemedin? Yani bilmem ki Aslında ne söyleyeceğimi bilmiyordum. John daha iyi bir şekilde davranabilirdi. Bence öyle de yaptı ama Rodney onu zorladı. Borcunu ödemenin tek yolunun bu olduğunu düşünüyordu. DeGroat’un adresini göremiyorum ama Ramapos’un üstünde olduğunu biliyorum. Ve, Russell, lütfen söylediklerime kulak ver onunla anlaşmayı yetkililere bıraksan çok daha iyi olur. İşlerini iyi yapmıyorlar, Dan. Seni anlıyorum ama John onlarla anlaşmaktan nefret ederdi. Henüz buraya paralarını almaya gelmemelerine şaşırdım. Para ve uyuşturucu o çocuğunu buraya getirecek tek şeyler. Hazır mısın? Sanırım. Kenidine dikkat et. Kardeşlerim, söylemeliyim ki çok şekilmiş. mı, mi? Dostum kırmızı bir Bolero’yu çok fazla göremezsin. Tuksedo siyahınız var yer yer altın rengi Evet, bayağı güzelmiş. Üç ‘lık big block motor mu? Evet. Burada gerçek bir SS duruyor dostum. Uzay gemisi. ‘Muncie Four Speed’ ile bundan şüphem yok zaten. Bunu modifiye etmek ne kadar sürdü? Birkaç yıl. Birkaç yıl mı? Buna değmiştir. Nitronuz var mı? Yok, yok. Sadece gaza yükleniyoruz. Evet. Burada kimin şekerinin olduğunu biliyor musunuz? “Şeker” derken? Ne demek istediğimi biliyorsun. Evet. Polis misin? Polise benzer bir tarafım var mı? Polis gibi mi görünüyorum? Arabadaki yaşlı adam kim?

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 9

Cosmos Bir Uzay Serüveni
Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 9, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 9Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 9 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 9 Saatte Nacar, kadında Macar. Ha siktir. Çavuş Morales, o telsizle birlikte koşar adım buraya gelin! Hadi, hadi! Yılan Göz, Bravo’dan November’a. Köprü temiz mi? Tamam. Tekrar ediyorum. VIP kargo taşıyan bir trenimiz var. Kıyıya gidiyoruz. Köprü temiz mi? Tamam. Yılan Göz, yardıma ihtiyacım var. Yol temiz mi? Şu anda sarı çizgideyiz. dakika sonra kırmızı çizgiye geçmiş olacağız. Güvenli mi değil mi? Tamam. Köprü sağlam mı? Öğrenmenin tek yolu var. Yukarıyı almak ister misin? Olur. Sen de aşağıyı kontrol et. Çavuş Morales, benimle gel. Kahretsin! Tanrım! Jonas, iyi misin? Evet, iyiyim! Köprü sağlam. Bulldog, burası Kartal. Bölge temiz, tamam. Anlaşıldı Kartal. Hadi gidelim millet! Tekrar edin. Görsel temas kuramıyoruz. Pozisyonunuz nedir? Tamam. Anlaşılmadı. Tekrar et, tamam! Yere yat! Kapatmama yardım et dostum. Kaç! Hadi koş! Ford! Yeraltına iniyor. Çarpışma alarmı! Çerçeve . Görsel teması kaybediyoruz Amiral. Dalış yapıyor. Yönünü değiştiriyor ve hızlı hareket ediyor. km ve hızını artırıyor. Bizden uzaklaşıyor efendim. Hey! Bekleyin! Doktor! Sivilleri sığınak olarak tasarlanmış BART istasyonlarına götürmekte ısrar ediyorlar. BATI KIYISI TAHLİYE EDİLİYOR Durun. Durun. Bu hastalar benim sorumluluğumda. Nereye götürüyorsunuz onları? Köprünün diğer tarafına. Kritik hastalar ve çocuklar sadece. Sığınaklar çabucak doluyor. Güven bana, şehrin dışında daha güvende olurlar. Sam’i alabilirim. Yok, sağ ol. Ford almaya gidiyor. Fikrini değiştirirsen otobüsler dakikaya kadar kalkıyor. Neredesin Ford? Devam edin! Hadi, hadi, hadi. Bombaları nereye götürüyorlar? mil açıktaki Burgess Point’e. Orada yem yapacağız bunları. Bir taşla üç kuş. Bekle! Hadi Sammy. Laura, çok şükür. Sammy, Laura’yı hatırlarsın. Annenin iş arkadaşı. Bir süreliğine seninle ilgilenecek. Baban yakında burada olacak. Sonra da gelip seni alacağım. Söz veriyorum. Tamam. Tamam mı? Hadi tatlım, benimle geliyorsun. Annen burada kalıp insanlara yardım edecek. Elle, ben ona bakarım tamam mı? Anneye güle güle de. Güle güle anne. OAKLAND, CALIFORNIA HAREKAT MERKEZİ Tuttum onu! Buraya otur! Otur, otur! Bilinç kaybı yaşadın mı? Ben iyiyim. Gerçekten iyiyim. Durum raporu lütfen? Hedeflerin yerleri? Erkek MUTO, Farallon Adası’nın mil açığında. Batı tarafında, Livermore yakınlarında sismik aktiviteler görüyoruz. Dişi olan yaklaşıyor olabilir. Godzilla nerede? En son saat önce görüldü. derece konumunda devam ediyor ve km aşağısındaki derinlikte yüzüyor. Bir saate kadar burada olur. LİMAN BÖLGESİ TAHLİYESİ Köprüde halen otobüsler var. Hadi şu otobüsleri geçirelim! Otobüsü burada durduramayız. Ne? Seni duyamıyorum. Çocuklar. Lütfen sessiz olun. Net görüş açısı bulup yerleriniz alın! O da neydi öyle? İskele tarafı, metrede! Baskın! Ateşi kesin. Ateşi kesin. Ha siktir! Sıkı tutunun! Dikkat edin! Vurun onu! Hadi, hadi, hadi! Yerlerinize oturun! Oturun yerinize! Çekilin yoldan! Çekilin yoldan! Hadi, hadi, hadi! Vurucu Tim, köprüde halen siviller var. Ateşi kesin! Ateş açın! Çekilin! Çekilin! Silahı hazırlayın! Ateşleme anahtarları! Üç, iki, bir! O da neydi öyle? Elektro Manyetik Darbe! Motorlar durdu! Güç kaybediyoruz! İyi misin? Evet. Sam Brody bir saat önce Oakland Spor Salonu sığınağına kayıt yaptırmış, güvende. Ama Elle Brody hakkında bir kayıt yok. Şehirden çıkamamış olabilir. Tekrar kontrol et! Lütfen! Beni beklemesini söylemiştim ama gidemedim. Üzgünüm ama herkesi metrolardaki sığınaklara yerleştirmeye çalışıyorlar. Eşinin iyi olduğuna eminim. Teğmen Brody! Teğmen Brody’yi arıyorum! Brody sen misin? Evet. Pekala dinleyin! Erkek olan savaş başlığını şehrin merkezine götürdü. Patlamanın menzilinde yüzbinlerce sivil var. Ve bombayı uzaktan durduramayız. Üzerine analog bir zamanlayıcı kuruldu ve MUTO’lar km çapındaki elektronik devreleri yakıyorlar. Yani karadan saldırı seçeneğimiz yok. Bu yüzden operasyonda HALO taktiğini uyguluyoruz. Yaklaşık km yükseklikten atlıyoruz. Tepeden iniş yapıyoruz. Buraya ve buraya. İniş sırasında bir gökdelene çarpmazsanız C noktasında görüşürüz. Burası, tamam mı? Doktor, nereye bakacağız? Yeraltına. Eğer MUTO’lar yumurtlama işine geçtiyse bir yuva yapacaklardır. Yüzbaşı, savaş başlığını bulduğunuzda etkisiz hale getirmeniz ne kadar sürer? Analog modeli görmeden tahmin bile yürütemem. Ulaşabilirsem saniyemi alır. O cihazın yenileme işini ben yaptım. Teğmen Brody, tren saldırısından hayatta kalan tek EOD teknisyeni. Seni kullanabiliriz öyleyse. Saygısızlık etmek istemem ama bu plan işe yaramazsa B planı nedir? Rıhtım bölgesi oradan bir km aşağıda. Bombayı iskeleye getirip bir tekneye koyarız patlamadan önce şehirden olabildiğince uzaklaştırırız. Başka sorusu olan? Dağılabilirsiniz. Haydi, harekete geçiyoruz! Teğmen? Konu hakkında bilgilendirildik. Tahliye planımız yok. Oradan çıkmazsan geri dönemezsin. Ne gerekiyorsa yaparım. Sizin şu alfa yırtıcı için soruyorum doktor. Sizce gerçekten bir şansı var mı? İnsanlığın küstahlığı, doğayı kendi kontrolünde sanmalarıdır. Başka türlüsünü düşünemez. Bırakalım kozlarını paylaşsınlar. Yüce Tanrım. Büyük ulusumuzu savunmamız için yoldaşlarımızla bir araya gelme fırsatını sunduğun için sana şükrediyoruz. Birlikte geçirdiğimiz zamana ve hizmet etmemizi sağladığın için şükrediyoruz. Şimdi bir hizmet için daha yola koyulduk bize güç ver. Yerlerinizi alın! Yerlerinizi alın! Tim Bir’in doğuya gittiğini gördüm. Bizimkilerden ikisi başaramadı. Telsizden bir şeyler duydum. Keskin nişancılar çatılarda yerlerini alıyorlarmış. Pekala, başlıyoruz. Bombadan sinyal alıyorum. Ne tarafta? Bir km tepede. Pekala, başlığı bulduk. Gidelim! Tepeye çıkıyoruz! Bu taraftan! Hadi gidiyoruz! Buraya bak. İzle! Gidelim! Gidelim! Beni izleyin! Çavuş, şuraya bakın. Harekete geçmeliyiz. Sinyal alamadın mı hala? Aldım. Aşağıda. Hadi! Gidelim! Hazırız. Geliyoruz. Dur, yapma, kafalara dikkat! Ne kadar vaktimiz kaldı? dakikamız var! Bu şeyi indirmeliyiz. Dikkat! Dikkat! Sayıyorum, üç, iki, bir! Şu kapağı açalım. Hadi Teğmen, sıra sende. Açılmıyor. Kapak kilitli! Kapağı açmak için zaman lazım. Hiç zamanımız yok! Hadi buradan çıkalım! Bombayı tekneye götürelim! Herkes bombayı taşısın! Gidiyoruz! Yürüyün beyler! Teğmen, gidiyoruz! Teğmen? Çabuk! Gidiyoruz! Gidiyoruz! O neydi öyle? Ha siktir! Gördünüz mü? Bu taraftan! Daha hızlı! Daha hızlı! Motoru çalıştıralım hemen! Ateşleyici nerede komutanım? Çantanın içinde. Al bakalım. Hadi. Hadi. Çabuk ol! Çabuk ol! Gidelim! Gidelim! Bombaya geliyor! Bombayı koruyun! BİNLERCE KİŞİ HALEN KAYIP Sessiz olun! Sessiz olun! İnsan sesi duyuyorum! Hadi! Bunun durumu kötü. Hadi tut elimi. Tuttuk seni. Yukarı çekin! Yukarı çekin! Yeni gelenlerin dikkatine: Lütfen kayıt masalarına başvurunuz. Yol açın biraz!

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 8

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 8, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 8 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 8 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 8 Aklım yerinde miydi? Sanırım tehlikeli olan şeyi anlamıştım. Çiftlik evinin çevresinden ayrılmak ve karanlığa dalmak. Sanırım cehennem gördüğüm şeyin yanında sadece bir kelimeydi. Haydi. Haydi. Neredeymiş o? Hayır. Hayır. “Çocuklarımızı bile gömemedik. “Düşündüğüm tek şey “Tanrıya şükürler olsun ki; en azından ızdırabı sönmüştü .” Beijerinck’ler harap olmuş çiftlik evlerinden ayrıldılar. Dağlık bölgelere kaçan yerliden, ‘den fazlası ölmüştü. Külün ve süngertaşının korkunç yanıklarından acı çektiler. Başka bir yere,tsunaminin vurduğu yere. Jacob? Çocuk? Kocam öldü. Oğlum da öldü. Onları bulamadım. Çok üzgünüm. Kaptan Lindemann Hollandalı makamlar tarafından, Loudon’da yolculuk yapanları kurtarırken göstermiş olduğu cesaret için altın haçla ödüllendirildi. Onun seyir defteri Krakatoa’daki patlamanın içyüzünü kavramak için paha biçilmez bir olanak sağladı. İki yıl sonraki ölümüne kadar Loudon’a kaptanlık yaptı. Patlama sahil köyünü yoketti ve ‘den fazla insanı öldürdü. Bir yıl sonra Afrika sahillerinde cesetler ve sündertaşları rapor edildi. Hollandalı makamlar . galon (yaklaşık . litre) sipariş ettiler.Cesetleri yakarken kullanmak için. Anne? Willem Beijerinck sonraki yıl Hollanda hükümeti için çalışmaya devam etti, emekli olup Hollanda’ya gidene kadar. Johanna Beijerinck’in yazdıkları tüm Dünya’da yankı buldu. Kocası Willem’la birlikte kaldı ve kısa süre sonra tekrar hamile kaldı. Ona Sumatra tepelerinde kaybettiği en küçük çocuğunun ismini verdi. Teşekkür ederim. Gitmelisin, Tokaya. Aileni bulmalısın. Evet, Nyonya. Tokaya ya da ailesine ne olduğunu bilen hiç kimse yok. Hiç kayıt yok. Rogier Verbeek Krakatoa üzerinde çalışmaya devam etti, modern volkan bilimi vakfını kurmak için. Bilim insanlarına,bir patlamanın tüm döngüsünü görgü tanığı olarak detaylı bir çalışma sundu. Patlama uzaklara etki etmişti. Yirmi milyon sülfür atmosfere salınmıştı,gezegen çapında olağanüstü güneş batmalarına sebep oldu ve .yüzyıla kadar düşük küresel sıcaklıklara sebep oldu. Bugünün nasıl geçtiği hakkında bir fikrin varmı? Nasıl dayandın? Oldukça iyi. Ya sen? Mahkemedeki polisler strese neden olmuştur. Evet, öyle bir şey. Bu doğru. Onu yakalamanı görelim. Iki eliyle top. Doğru. Elim! Benim iyi topum. -Merhaba dostum. -Merhaba. Benim kadar yorgun görünüyorsun. Kenara çekil ve bana küçük bir yer ver. Etraf fazla kalabalık değil mi? Değil. Düşünüyorum, ben buraya uğramayalı uzun zaman oldu. Biliyorsun, uzun zamandır Talgorno`nun tutuklanması için çok yoğun çalışıyorum, ve ben sonunda başarılı olacağımıza düşünüyorum. Baba, çocuklar onun bir gangster söylüyorlar. Seni öldüreceğini söylüyorlar. Logan, kimse kimseyi öldürmeyecek. Korkuyorum, baba. Neden onu yakalayacak kişi sen olmalısın? Eh iyi, çünkü ben başsavcıyım ve bu benim işim. -Baba ? -Ne? Bazen birşeyler hissediyorum kötü birşey olacak Ve öyledir. Şimdi çok güçlü hissediyorum. Hepimiz daha iyi hisleri görmezden geliyoruz. Sana yaptığımın tehlikeli olmadığını söylemiyecem, ama bunu mahkeme salonunda yapıyorum. Bunu evde yapmıyorum.Burası bizim evimiz. Burada güvendeyiz. Bundan hoşlanmadım.Başka bir davaya atanmanı istiyor. Bak, sana bir şey hatırlayacağın birşey söylüyecem. Hayatında doğru olanı yapmak zorunda olduğun için bir zaman gelir, hatta bu çok tehlikeli olabilir. Tamam. Anladın mı?O adamın kendini tanımlar. Evet efendim. Şimdi uyumanı ve endişelenmeyi bırakmanı istiyorum. Tamam.Yarın o adamaları yakala baba. Ve onları hapse tık……. ve anahtarı at. Bende bundan bahsediyorum Seni seviyorum baba. Seni seviyorum. Şimdi uyu. Baba, baba! Uyan Logan, her şey yolunda mı? Hiç birşey doğru değil. Logan, herşey tamam. Bütün evin çevresinde polis var. Bir sorun var, bunu hissediyorum. Belki kontrol etmelisin. Tamam.Doğru. Polisi arayacağım. Logan, annenle birlikte burada kal. Logan, burada kal! Merhaba? Polis? Logan, ben ne dedim? Annenle yatak odasına geri dönün! Acele! Çocuk gitmiş. Oda boş. Burada bir yerde olmalı. Oğlan nerede? Unutun.Buradan gitmeliyiz. Şimdi gidelim. Sorun ne, Jake? Bilmiyorum, Ben. Ben kardeşimi aramaya çalıştım. Korkarım bir şey oldu. Chicago’ya gitmek zorundayım. Vücudunda yaralanma yok, Ama psikolojik bir travma yaşadı. Onunla konuşabilir miyim? Tabi. Merhaba, Logan. Ajan Downing. Benim adım John. FBI için çalışıyorum. Logan, o adamlardan birini gördün mü? Hayır. Tamam. Bu iyi. Eğer birşey hatırlarsan. Tamam mı? Tamam.Teşekkürler Doktor. Merhaba, Logan. Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Evet, sen benim Jake amcamsın. Sanırım burda. Logan, Neden bu evi bulman gerekiyor? Çünkü bulmalıyım. Burada dur. Kimin evi? Albert Talgorno. Kim o? Onu öldüreceğim adam. Gidebilirmiyiz. Merhaba Ben. Tekrar hoşgeldiniz. Ben, bu Logan. -Merhaba. -Merhaba Logan. Geldiğine sevindim. Bu kamyon. Giderken sohbete ihtiyacımız var. Logan, bavulun içinde kemik yok, değil mi? Hayır efendim. Tamam. Hey, çiftliği görmek ister misin? Amcanın dönüm arazisi var.. dönüm ?, tam olarak. O ve atlar. Atları sever misin? Evet.Babam beni… Bu senin odan, Logan. Çantanı boşalt ve dakika içinde yemeğe gel. Tamam. Pes ettim.Bu nedir? GüneyAmerika yemeği Logan. Mavi mısır yavaş yavaş pişirilir, artı birkaç havuç ve encilada. Ben bunu hiç duymadım. Korkunç görünüyor. Neden denemiyorsun evlat, belki seversin. Ben sizin oğlunuz değilim ve denemek istemiyorum! Annem hiç böyle yemek yapmazdı! Zavallı çocuk çok acı çekiyor. Çok fazla, Ben. Amcan Afrika’dan getirdi. Jake Afrika’da mıydı? Bir süre. Ve Japonya. Ve Tibet. Ve Endonezya. Amcan bir maceracıydı, dünya çapında seyahat etti. O bir askerdi. Sadece bir asker değildi, bir kahramandı Ve bir dövüşçü. Açıkça öyleydi. Jake ordu boks ve kickboks şampiyonuydu. Bu Sara, Jake`in karısı. Ondan sonra sessizleşti. O nerede? Birkaç yıl önce öldü. Tanıyor muydun? Sara kızımdı, Logan. Üzgünüm. Önemli değil. Hadi Jake amcayı bulalım. Ne yapıyor? Atla konuşuyor. Ne demek istiyorsun? Bir atı ehlileştirmek için birçok yol vardır. Amcan comfort denileni yapıyor. Bu incelik gerektirir. Ben, iki at hazırladım. Logan`a çiftliği göstermek için. Ben Şikago’dayken, Sen öldüreceğini söyledin Onun adı ne? Albert Talgorno. Neden böyle diyorsun? Çünkü öyle. Onu öldüreceğim, Ve ailemi öldürenleri. İntikam iyi bir şey değil. Hayatı etrafında kurmak için. Ben Afrika’da bulunduğunu söyledi. Ve Tibet de. O bir kahraman olduğunu söyledi. Ben madalya gördüm. Ben yapmak için sadece doğru olanı yaptım. Bir dövüşçü, bir şampiyon olduğunu bana anlattı. Görünüyor ki Ben herşeyi anlatmış. Bana dövüşmeyi öğretirmisin? Göreceğiz. Dikkat et Ben! Logan bunu ne zamandır yapabilirsun? Neyi? Tehlikeyi hissetmeyi. Kendimi bildim bileli. O gece hissettim… Ne hissettin? Ben ışıkları kapalı sanıyordum. Renkleri hissedin. Genellikle yeşil ama bazen mavi… Ve bazen kırmızı. Evet, nereden bildin? Logan gel. Hazır mısın Logan? Sanırım. Dikkatli ol. Logan, odaklan. Hadi Ben Amca Jake, bu nasıl yapabiliriyorum? Buna approximation duygusu denir. Bu nedir? Gerçekleşmeden önce Sen tehlikeyi hissediyorsun. Bunu ne yapabilirim? Bu Tanrının bir hediyesi Logan. Neden? Bilmiyorum. Logan, en önemli şey dengeni kaybetmemek. Dengeni kaybetmeden hareket edebilmek. Sol ayak ileri. Eller derece. Gard yukarı. Buna kırıcı el, ve bu yıkıcı el denir. Diz çek ve bas. Buraya vurmalısın. Şimdi yapabilirsin…. Aferim… Yorum yok. Efendim, hiçbir şey söylemedi mi? Yorum yok. Bay Talgorno? Dava süreci hakkında bir şeyler söylemek istermisiniz? Süreç hakkında? Evet, söyleyecek bir şey var. Amerika büyük bir ülke, ama sistem yürümüyor. bu asılsız iddialarla, sistem. Ama umuyoruz gerçek suçlular cezalandırılacaktır. Organize suçlularla bağınız hakkında ne söyleceksiniz efendim? Ben hiçbir suçluyla bağım yok. İş adamıyım. Ve şimdi iş geri dönmeliyim. Logan hazır mısın?Başla. Güzel. İşte böyle Logan. Benim yeter için. Her zaman beni şaşırtmaya. Biliryormusun Jake, Ben orduya katılmadan düşünüyorum. Ben bir Komando olmak istiyorum. Neden? Yapmak zorunda hissediyorum. Sen nasıl Ranger oldun? Yapmam gereken bir şey oldu. Biliyormusun Logan Rangerlar Dünyanın en iyi yetiştirlmiş askerlerinden. Onlardan biri olmak, En iyilerden olmaktır. Beni hazırlarmısın? Ne istediğinden emin misiniz? Evet. Krakatoa’da, neredeyse hiçbir şey kalmadı. saat sürede mil kare masif kaya kayboldu. Volkan tam anlamıyla kendini parçalıyordu. Ama ‘de, Sunda Boğazı’nın metre altında tekrar patladı. Verbeek yazılarında yeni bir volkanın şekillendiğini ve her yıl metre büyüdüğünü tahmin etmişti. Endonezyalılar bu volkana Anak Krakatoa dediler. Krakatoa’nın oğlu. Bugün,milyonlarca insan onun yanı başında yaşıyor ve o hala büyüyor.