Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 8

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 8, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 8 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 8 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 8 Aklım yerinde miydi? Sanırım tehlikeli olan şeyi anlamıştım. Çiftlik evinin çevresinden ayrılmak ve karanlığa dalmak. Sanırım cehennem gördüğüm şeyin yanında sadece bir kelimeydi. Haydi. Haydi. Neredeymiş o? Hayır. Hayır. “Çocuklarımızı bile gömemedik. “Düşündüğüm tek şey “Tanrıya şükürler olsun ki; en azından ızdırabı sönmüştü .” Beijerinck’ler harap olmuş çiftlik evlerinden ayrıldılar. Dağlık bölgelere kaçan yerliden, ‘den fazlası ölmüştü. Külün ve süngertaşının korkunç yanıklarından acı çektiler. Başka bir yere,tsunaminin vurduğu yere. Jacob? Çocuk? Kocam öldü. Oğlum da öldü. Onları bulamadım. Çok üzgünüm. Kaptan Lindemann Hollandalı makamlar tarafından, Loudon’da yolculuk yapanları kurtarırken göstermiş olduğu cesaret için altın haçla ödüllendirildi. Onun seyir defteri Krakatoa’daki patlamanın içyüzünü kavramak için paha biçilmez bir olanak sağladı. İki yıl sonraki ölümüne kadar Loudon’a kaptanlık yaptı. Patlama sahil köyünü yoketti ve ‘den fazla insanı öldürdü. Bir yıl sonra Afrika sahillerinde cesetler ve sündertaşları rapor edildi. Hollandalı makamlar . galon (yaklaşık . litre) sipariş ettiler.Cesetleri yakarken kullanmak için. Anne? Willem Beijerinck sonraki yıl Hollanda hükümeti için çalışmaya devam etti, emekli olup Hollanda’ya gidene kadar. Johanna Beijerinck’in yazdıkları tüm Dünya’da yankı buldu. Kocası Willem’la birlikte kaldı ve kısa süre sonra tekrar hamile kaldı. Ona Sumatra tepelerinde kaybettiği en küçük çocuğunun ismini verdi. Teşekkür ederim. Gitmelisin, Tokaya. Aileni bulmalısın. Evet, Nyonya. Tokaya ya da ailesine ne olduğunu bilen hiç kimse yok. Hiç kayıt yok. Rogier Verbeek Krakatoa üzerinde çalışmaya devam etti, modern volkan bilimi vakfını kurmak için. Bilim insanlarına,bir patlamanın tüm döngüsünü görgü tanığı olarak detaylı bir çalışma sundu. Patlama uzaklara etki etmişti. Yirmi milyon sülfür atmosfere salınmıştı,gezegen çapında olağanüstü güneş batmalarına sebep oldu ve .yüzyıla kadar düşük küresel sıcaklıklara sebep oldu. Bugünün nasıl geçtiği hakkında bir fikrin varmı? Nasıl dayandın? Oldukça iyi. Ya sen? Mahkemedeki polisler strese neden olmuştur. Evet, öyle bir şey. Bu doğru. Onu yakalamanı görelim. Iki eliyle top. Doğru. Elim! Benim iyi topum. -Merhaba dostum. -Merhaba. Benim kadar yorgun görünüyorsun. Kenara çekil ve bana küçük bir yer ver. Etraf fazla kalabalık değil mi? Değil. Düşünüyorum, ben buraya uğramayalı uzun zaman oldu. Biliyorsun, uzun zamandır Talgorno`nun tutuklanması için çok yoğun çalışıyorum, ve ben sonunda başarılı olacağımıza düşünüyorum. Baba, çocuklar onun bir gangster söylüyorlar. Seni öldüreceğini söylüyorlar. Logan, kimse kimseyi öldürmeyecek. Korkuyorum, baba. Neden onu yakalayacak kişi sen olmalısın? Eh iyi, çünkü ben başsavcıyım ve bu benim işim. -Baba ? -Ne? Bazen birşeyler hissediyorum kötü birşey olacak Ve öyledir. Şimdi çok güçlü hissediyorum. Hepimiz daha iyi hisleri görmezden geliyoruz. Sana yaptığımın tehlikeli olmadığını söylemiyecem, ama bunu mahkeme salonunda yapıyorum. Bunu evde yapmıyorum.Burası bizim evimiz. Burada güvendeyiz. Bundan hoşlanmadım.Başka bir davaya atanmanı istiyor. Bak, sana bir şey hatırlayacağın birşey söylüyecem. Hayatında doğru olanı yapmak zorunda olduğun için bir zaman gelir, hatta bu çok tehlikeli olabilir. Tamam. Anladın mı?O adamın kendini tanımlar. Evet efendim. Şimdi uyumanı ve endişelenmeyi bırakmanı istiyorum. Tamam.Yarın o adamaları yakala baba. Ve onları hapse tık……. ve anahtarı at. Bende bundan bahsediyorum Seni seviyorum baba. Seni seviyorum. Şimdi uyu. Baba, baba! Uyan Logan, her şey yolunda mı? Hiç birşey doğru değil. Logan, herşey tamam. Bütün evin çevresinde polis var. Bir sorun var, bunu hissediyorum. Belki kontrol etmelisin. Tamam.Doğru. Polisi arayacağım. Logan, annenle birlikte burada kal. Logan, burada kal! Merhaba? Polis? Logan, ben ne dedim? Annenle yatak odasına geri dönün! Acele! Çocuk gitmiş. Oda boş. Burada bir yerde olmalı. Oğlan nerede? Unutun.Buradan gitmeliyiz. Şimdi gidelim. Sorun ne, Jake? Bilmiyorum, Ben. Ben kardeşimi aramaya çalıştım. Korkarım bir şey oldu. Chicago’ya gitmek zorundayım. Vücudunda yaralanma yok, Ama psikolojik bir travma yaşadı. Onunla konuşabilir miyim? Tabi. Merhaba, Logan. Ajan Downing. Benim adım John. FBI için çalışıyorum. Logan, o adamlardan birini gördün mü? Hayır. Tamam. Bu iyi. Eğer birşey hatırlarsan. Tamam mı? Tamam.Teşekkürler Doktor. Merhaba, Logan. Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Evet, sen benim Jake amcamsın. Sanırım burda. Logan, Neden bu evi bulman gerekiyor? Çünkü bulmalıyım. Burada dur. Kimin evi? Albert Talgorno. Kim o? Onu öldüreceğim adam. Gidebilirmiyiz. Merhaba Ben. Tekrar hoşgeldiniz. Ben, bu Logan. -Merhaba. -Merhaba Logan. Geldiğine sevindim. Bu kamyon. Giderken sohbete ihtiyacımız var. Logan, bavulun içinde kemik yok, değil mi? Hayır efendim. Tamam. Hey, çiftliği görmek ister misin? Amcanın dönüm arazisi var.. dönüm ?, tam olarak. O ve atlar. Atları sever misin? Evet.Babam beni… Bu senin odan, Logan. Çantanı boşalt ve dakika içinde yemeğe gel. Tamam. Pes ettim.Bu nedir? GüneyAmerika yemeği Logan. Mavi mısır yavaş yavaş pişirilir, artı birkaç havuç ve encilada. Ben bunu hiç duymadım. Korkunç görünüyor. Neden denemiyorsun evlat, belki seversin. Ben sizin oğlunuz değilim ve denemek istemiyorum! Annem hiç böyle yemek yapmazdı! Zavallı çocuk çok acı çekiyor. Çok fazla, Ben. Amcan Afrika’dan getirdi. Jake Afrika’da mıydı? Bir süre. Ve Japonya. Ve Tibet. Ve Endonezya. Amcan bir maceracıydı, dünya çapında seyahat etti. O bir askerdi. Sadece bir asker değildi, bir kahramandı Ve bir dövüşçü. Açıkça öyleydi. Jake ordu boks ve kickboks şampiyonuydu. Bu Sara, Jake`in karısı. Ondan sonra sessizleşti. O nerede? Birkaç yıl önce öldü. Tanıyor muydun? Sara kızımdı, Logan. Üzgünüm. Önemli değil. Hadi Jake amcayı bulalım. Ne yapıyor? Atla konuşuyor. Ne demek istiyorsun? Bir atı ehlileştirmek için birçok yol vardır. Amcan comfort denileni yapıyor. Bu incelik gerektirir. Ben, iki at hazırladım. Logan`a çiftliği göstermek için. Ben Şikago’dayken, Sen öldüreceğini söyledin Onun adı ne? Albert Talgorno. Neden böyle diyorsun? Çünkü öyle. Onu öldüreceğim, Ve ailemi öldürenleri. İntikam iyi bir şey değil. Hayatı etrafında kurmak için. Ben Afrika’da bulunduğunu söyledi. Ve Tibet de. O bir kahraman olduğunu söyledi. Ben madalya gördüm. Ben yapmak için sadece doğru olanı yaptım. Bir dövüşçü, bir şampiyon olduğunu bana anlattı. Görünüyor ki Ben herşeyi anlatmış. Bana dövüşmeyi öğretirmisin? Göreceğiz. Dikkat et Ben! Logan bunu ne zamandır yapabilirsun? Neyi? Tehlikeyi hissetmeyi. Kendimi bildim bileli. O gece hissettim… Ne hissettin? Ben ışıkları kapalı sanıyordum. Renkleri hissedin. Genellikle yeşil ama bazen mavi… Ve bazen kırmızı. Evet, nereden bildin? Logan gel. Hazır mısın Logan? Sanırım. Dikkatli ol. Logan, odaklan. Hadi Ben Amca Jake, bu nasıl yapabiliriyorum? Buna approximation duygusu denir. Bu nedir? Gerçekleşmeden önce Sen tehlikeyi hissediyorsun. Bunu ne yapabilirim? Bu Tanrının bir hediyesi Logan. Neden? Bilmiyorum. Logan, en önemli şey dengeni kaybetmemek. Dengeni kaybetmeden hareket edebilmek. Sol ayak ileri. Eller derece. Gard yukarı. Buna kırıcı el, ve bu yıkıcı el denir. Diz çek ve bas. Buraya vurmalısın. Şimdi yapabilirsin…. Aferim… Yorum yok. Efendim, hiçbir şey söylemedi mi? Yorum yok. Bay Talgorno? Dava süreci hakkında bir şeyler söylemek istermisiniz? Süreç hakkında? Evet, söyleyecek bir şey var. Amerika büyük bir ülke, ama sistem yürümüyor. bu asılsız iddialarla, sistem. Ama umuyoruz gerçek suçlular cezalandırılacaktır. Organize suçlularla bağınız hakkında ne söyleceksiniz efendim? Ben hiçbir suçluyla bağım yok. İş adamıyım. Ve şimdi iş geri dönmeliyim. Logan hazır mısın?Başla. Güzel. İşte böyle Logan. Benim yeter için. Her zaman beni şaşırtmaya. Biliryormusun Jake, Ben orduya katılmadan düşünüyorum. Ben bir Komando olmak istiyorum. Neden? Yapmak zorunda hissediyorum. Sen nasıl Ranger oldun? Yapmam gereken bir şey oldu. Biliyormusun Logan Rangerlar Dünyanın en iyi yetiştirlmiş askerlerinden. Onlardan biri olmak, En iyilerden olmaktır. Beni hazırlarmısın? Ne istediğinden emin misiniz? Evet. Krakatoa’da, neredeyse hiçbir şey kalmadı. saat sürede mil kare masif kaya kayboldu. Volkan tam anlamıyla kendini parçalıyordu. Ama ‘de, Sunda Boğazı’nın metre altında tekrar patladı. Verbeek yazılarında yeni bir volkanın şekillendiğini ve her yıl metre büyüdüğünü tahmin etmişti. Endonezyalılar bu volkana Anak Krakatoa dediler. Krakatoa’nın oğlu. Bugün,milyonlarca insan onun yanı başında yaşıyor ve o hala büyüyor.

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 7

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 7, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 7 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 7 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 7 WILHELMINA: Hile bu. PIETER: Hayır,değil. Yedek hesapta ne kadar para kaldı? Hiç kalmadı, tuan. Ve hala sonuncusundan guilders faiz borcumuz var Willem? Bu hamallardan komisyon alamazsak Atlar kontrol dışına çıktı. Bununla ilgileneceğim. Sorun değil,bununla ilgileneceğim. Willem, bunun hakkında ne düşünüyorsun? Ne hakkında? Lütfen. Johanna, üzgünüm fakat Katimbang’tan ayrılamam. Hasat hazırlanıyor,pazar Pazar günü açılacak , ayrılmam imkansız. Belki bir kaç hafta içinde Peki titremeler? Daha da kötüleşiyor. Senin hayal gücünde. Aylardır uzakta gürlüyor. Lütfen, Johanna, sen kendi hastalığın için endişelen. Üzgünüm, elimde değil. Nereye gideceğiz? Herhangi bir yere. Batavia, tepe çiftliğine ya da Bilmiyorum, üzgünüm. Atlara bakacağım. VERBEEK: The Beijerincks. Willem Katimbang’in Hollanda ileri karakolunun denetleyicisiydi. Düşük maaşıyla zorluklara karşı mücadele ediyordu. Eşi Johanna yaşındaydı ve üç çocuğu vardı. O yaz bir çok karşılaşmıştık, hiç göz göze gelmedik. Onu dinlemem gerekirdi. Mayıs ‘te,Schuit ailesini ziyaret etmiştim. Artan volkanik aktivite haberleri duyuyordum, Bunu kendim için görmek istemiştim. Schuit’ler, Hollandalı bir aileydi, . Denizfenerinde yaşıyorlar ve çalışıyorlardı. Krakatoa Adasının mil doğusunda. Bravo! Mükemmel değil miydi? Tehlikeli mi? Elbette tehlikeli,eğer onun üzerinde oturuyorsanız, ama biz burada tamamen güvendeyiz, aramızda mil var. Bunlar evdeki en güzel koltuklar. Manzaranın tadını çıkarın. Burası üç tepeli Krakatoa Adası. JOSEF: Siz nerede karaya çıktınız? Burada bir yerde. Korkmadınız mı? Korkmak mı?Hayır. Örnekleri toplamakla meşguldum ve ormandaki parçalara çizik atıyordum. Onu ne patlatır? Püskürmeyi, kastetmiştim. Bana gösterdiğin süngertaşından hala var mı? Evet. Burada yaşamak zorundayız. Sadece Rogier, lütfen. Hayır,bu o değil, bu sadece VERBEEK: Soruna cevap kabarcıklarda yatıyor. Endişeliyim. Bunu görüyor musun? Burada ki bira gibi, tamamen kabarcıklarla dolu. Birayı sallarsın, içeriyi basınçla doldurursun, kabarcıklar çıkmak zorundadır ama yapamazlar! Ta ki Josef, uyku vaktin geçti. Bay Verbeek’e iyi geceler de. İyi geceler, Josef, Sohbetimizden fazlasıyla keyif aldım. Bunu saklayabilirsiniz. Teşekkür ederim. İki bilim insanı bilgilerini paylaşıyor. CATHARINA: Haydi, Josef. Bir dakika. Bunu nerede bulmuştun? Kumsalda buldum. Neden? VERBEEK:Josef’in bana verdiği süngertaşı Krakatoa’nın sırlarını taşıyor. Volkanın diplerinde neler olduğunun bir işareti. Ama o zaman,ne anlam ifade ettiği hakkında bir fikrim yoktu. mayıs’ta, Krakatoa büyük miktarlarda duman çıkarmaya ilk kez başlamıştı. Bu bizim için bir uyarı olmalıydı, ama bazılarımız için para kazanma şansıydı. Kaptan? Kaptan? Komuta memurunuza selam söyleyin. VERBEEK: J H Lindemann, Vali Loudon Gemisi’nin kaptanıydı. İki yıl önce eşi ve tek çocuğunu kaybettiğinden beri, Yerel bölge civarında taşıdığı yolcu sayısını azaltmıştı. Bunu dinle. “Ömür boyu görebileceğiniz geziye katılın. “Krakatoa,Fırın tanrılarına giden bota binin, “ve canlı bir volkanın üzerinde yürüyün, Dünya’nın en büyük doğal harikalarından birinde.” Benim otel misafirlerim, senin gemin. Loudon gezi gemisi değildir. “Fırın Tanrısı” saçmalık. Haydi, Lindemann. Büyük vurgun yapacağız. Aynı eski günlerdeki gibi . Ama öyle görünüyor ki,zamanımı boşa harcadım. Sigaranın tadını çıkar. Gerrit, sabah gelgiti altıda. Misafirlerine zamanında hazır olmalarını söyle. Baba! Baba! Şunlara bak,ne kadar da akıllanmışlar. Yoksa size Tuan mı demeliyim?(Akıllı) VERBEEK: Tokaya, Willem Beijerinck’in katipi, Hollandalılar tarafından kolonileştirilen binlerce acemi asker Cavalı içinden bir tanesi. Ama onun Hollanda İmparatorluğuna olan sadakati onu yalnız bıraktı. Çocukların üniformaları henüz geldi. Sana göstermek için koşuşturmalarını durdurmalıydım. Beyaz adam. Çocukları eve götür. Bu neydi? Hiçbir şey.Biraz sonra gelirim. Bizim kadınlarımızı çalıyorlar. Kuzeyde,halkımız tekrar savaşmaya başladı. Size Hollandalıların suçlarını anlatıyorum. VERBEEK: Mayıs ‘te Loudon vapuru Krakatoa’ya giden günlük gezide yolcu aldı. Şunlara bak. Aptallar. Onlar ödeme yapan aptallar, Lindemann. Adam başı guilder. Sağlığına kaptan. Onu rüzgaraltında tut, Bay Jansen. Başüstüne efendim. O dumanının görünüşünü sevmedim. Hangi duman? Lindemann, Ben de duman atıyorum, bu beni tehlikeli yapmaz. Sen sadece paranı say, gemiyle ilgili işleri bana bırak. Tanrım. Buitenzorg’a uzaklık ne kadar? Üç mil,efendim. Gidebildiğiniz kadar hızlı olun. VERBEEK: O zaman volkanın bana anlattığı şeyi anlamamıştım. Bu patlamalar bir işaretti. Dünya’nın altında,magma yeryüzüne giden bir yol açıyordu. Patlamadan önce sadece bir zaman meselesiydi. LINDEMANN: Kornayı çal, Mr Jansen. Ayrılıyoruz. Peki ya misafirler? Umarım,ön ödeme yapmışlardır. Ama onları öylece bırakamazsın. Bırakamaz mıyız? Onların yarım saat süresi varidaha fazla olmaz. Sırt çantasına dikkat edin. Schuurman? Schuurman! Schuurman! Schuurman. Cennet aşkına, Rogier, ne oluyor? Manzaralı bir oda . Özür dilerim. Ne manzarası , lanet olsun? Bunun. Krakatoa mil uzakta, aşağı yukarı, , adım ve ikiye bölünmüş, ,. Neredeyse mil yükselecek. Cehennem gibi. Kesinlikle. Buralarda bir yerde. Buldum. o nedir? Bir ipucu, sanırım. Görüyor musun? Bu süngertaşı Tambora’dakiyle aynı. Ama Tambora katastrofik bir olaydı, biblical. Kraterin mil karşısında, onu kendim gördüm. Krakatoa sadece bir çift hava deliği. Yani sen Krakatoa ,Tambora boyutunda mı olacağını kastediyorsun? Ne olacağını bilmiyorum. Bilmiyorum. Mayıs ve Haziran boyunca, Krakatoa’nın üç krateri buhar yaymaya devam etti. Gazlar Güneş’in önünde tuhaf mavi ve yeşil renklendirme oluşturdu. Ada sakinleri tarafından zararsız olarak değerlendirildiler, volkan sahilden yaklaşık mil uzakta başlıyordu. Hayat normal seyrindeydi. Düşes. Johanna Beijerinck daha sonra Hollanda otoritesi tarafından terfi ettirildi . JOHANNA: Sarsıntılar her geçen gün daha kötüye gidiyordu, ama kocam bunu umursamıyordu. İşiyle ilgili artan bir şekilde saplantılı hale geliyordu. Neden çocuklarla birlikte değilsin? Ufaklıkların kahvaltılarına yumurta almak istemiştim ama Tavuklar yumurtlamıyor Neden?Yanlış olan ne? Bir yanlış yok. Kafaları karışık,dengeleri bozuldu. Hayvanlar biliyor,kaçıyorlar. Bölgenin yöneticisi olarak Willem Beijerinck insanların güvenliğinden ve sağlığından sorumluydu. Krakatoa’daki gelişmeler hakkında haberdar edilirdi, hiçbir şey kaçmazdı. Diğer meseleler tarafından saplantılı hale getirilmiş gibi görünüyordu. Lisansımla ilgili bir sorun var, tuan. Sanırım sözleşmeler Sözleşmeler usülüne uygun, tuan, sadece Adamım biber hasatı için hamalları alamamış, hepsi bu. Para? Biraz daha zamana ihtiyacım var. Söz vermiştin, Hollandalı sözü. Sadece üç hafta ver hasat bitene kadar. Ben bir iş adamıyım, Bay Beijerinck. Lisansım ve yükümlülüklerim var. Belki de Batavia’daki meslektaşın bana ne kadar borcun bilmek isteyebilir. Bu ne cüret. Ağustos Patlamadan önceki gece. Ve küçük çocuk sordu, “Hazır mısın? “Dağın ruhuna uyandırmalı mıyım?” Ve bir rüzgar esti. Ve deniz yükseldi. Ve ruh ortaya çıktı. “Ömürler boyu dağın altında uyuyordum. “Şimdi,uyandım ve onlar dağın ruhunun “gazabını kazanmanın ne demek “olduğunu öğrenmeliler.” Onun patlayıp patlamayacağına gelince. Hayır. Bir kaç gün için başlayacak ve daha sonra uykuya geri gidecek. Yanıldığınızı düşünüyorum. Neden? Hayvanları farketmediniz mi? Hayvanlar mı? Onlar çok tuhaf davranıyor. Maymunlar ve kuşlar ağaçlar yuva yapmıyor ,tavuklar yumurtlamıyor. Sizce bu etkilememiş midir? Hayır. Ben öyle olduğunu düşünüyorum. Yerliler uzun zamandır dağın tehlikeli olduğuna inanıyorlar. Yerlilerin batıl inançları Belki batıl inanç değildir. Belki de dağı sizden daha iyi anlıyorlardır. Üzgünüm ama bana öyle geliyor ki görmezden geliyorsunuz Yazık sana, bir bilimci. VERBEEK: Onu dinlemem gerektiğini farkettiğimde çok geç olmuştu. Anne. Çok güzel. Bu son grup efendim. Güneş batmadan onları toplayacağız, Gelgitle ayrılıyoruz. Başüstüne efendim. VERBEEK: O Pazar saat sabah birde, Kaptan Lindemann biz onları çağırırken, Çinli işçileri ve hamalları almak için Anjer’de demir atmıştı. Onların varış yeri kuzeyde Telok Betong’tu. Bu onların asla tamamlayamayacağı bir yolculuktu. Pekala, aşağıya ilerleyin

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 6

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 6, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 6 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 6 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 6Kaçmaya çalışmayacağım. Biraz. Ne tuhaf bir yer. Daha önce böyle bir yer görmemiştim. Tatillerdeki tüm vaktimizi otellerde geçirirdik. Seyahatin bir anlamı yok. Delhi’de bir otele yerleştiğimizde de. Oteller her yerde aynı. Neden bu kadar çok konuşuyorum? Çok sahte geliyor. Sanki film izliyormuş gibiyim. Kontrol edemiyorum. Kelimeler istemsizce dökülüyor. Aslında, neredeyse iki gündür tek kelime etmedim. Belki de bu yüzden. Hey! Pardon. Al. Her neyse, dışarıda oturmak iyi geldi. Teşekkür ederim. Sen, buraya gel. İçerideyken kusacakmış gibi hissediyordum. Bu yüzden söyledim ya Dışarıda olmak güzel. Temiz hava Pek çok Hala konuşuyorum! Ne oluyor? Şu an gergin olmalıyım. Gerginim. Konuşmak yok. Çay güzel mi? Farklı. Güzel. İçinde şeker falan mı var? Hey! Çayı sen yaptın. Şeker ekledim, belki biraz da tuz kaçmıştır içine. Her yerde tuz var. Yüzümde de. Doğru. Sadece bende var sanıyordum. Herkeste tuz var. Koluma bak. Orada da. Niye öyle kaçmaya çalıştın? Bir şeyler ayarlayacağımı söylemiştim. Şimdi dikkatli dinle. Tuz gitti mi? Hayır Bana güvensen iyi olur. Yoksa nasıl olacak? Planım şu. Panik yapmanın bir yardımı olmaz. Plan Bak. Hayır! Ne düşündüğünü biliyorum, Mahabir. Belki, her şeyi yanlış anladın. Muhtemel, değil mi? Ne olduğunu anlatayım. Sen Yanlış anladın. Dinle! O bir kız değil, teslimat. Tartışmıyorum Yeter! Konu kapandı. Tamam. Sen! Düzgün giyinemez misin? Dur. Ne yapıyorsun? Gidelim. Gidiyor muyuz? Evet. Nereye? Fikrim yok. Goru herkese söylerse? Kapat ağzını! Ellerini bağla. Kamyona koy onu! Evraklar ne olacak? Ya sınır polisi? Plaka kaydına ihtiyacımız var. Bu evrakları göster. Eski hurda kamyona aitler. Al. Aferin! Peki plan ne? Ajmer’de Tonk ile konuşuruz. Telefonumu açayım mı? SIM kartı at. Sabit bir hattan ararız. Dur! Öbür tarafa bak! Ne cehennemdeydin? Sen neredeydin? Aklını mı kaçırdın? Nasıl sormaya cesaret edersin? Gidip işeyebiliyorsun. Ben yapamıyorum, öyle mi? Düşün bir. Hadi. Ne oldu? Ulaşabildin mi? Evet. Tonk telefonundan ailesini arayacak. Bizimle iki gün içinde buluşacaklar. Gidelim. Önde oturacağım. Saçmalamaya devam edersen kemiklerini kırarım. Tamam. Kemiklerimi kır. Tatmin et kendini. Ama ben önde oturacağım. Sorun yok. Ben onun yanında otururum. Ortamızda oturur. Tamam mı? Özür dilerim. Çok kaba davrandım. Çok tuhaf! Kimseye kaba davranmazdım. Hiç! Genelde terbiyeliyimdir. Yani, görgülüyüm. Ama senle Özür dilerim. Kusuyormuş gibi.. Kes sesini! Özür diliyorum. Ben özür diliyor muyum? Nasıl görgülü olduğumuzu göstermek için mi buradayız? Git babanın evinde göster bunları. Acele et! Merhaba, Veera! Nasılsın? Nasılım? Düşüneceğim ve söyleyeceğim. Yukarı kaldır! Ne oldu, efendim? Arkada ne var? Hiçbir şey, efendim. Hiçbir şey? Boş bir kamyon mu sürüyorsunuz? Birkaç ev eşyası. Ya da Rajasthan’dan çalınmış mallar? Annem üzerine yemin ederim, efendim. İn! İn aşağıya. Arkayı aç. Efendim Sizinle konuşabilir miyim, efendim? Ne var? Acelemiz var. Eee? Halledemez miyiz? Polise rüşvet ha? Seni küçük pislik! Aracınız var mı? Hayır, efendim. Aç! Hadi. Aç şunu! Aç şunu. Aç. Hemen! Sopa istiyor musun? Çabuk! Öbürünü de. Kenara çekil! Sahtekara benziyordun. Bizi şaşırttın. Hadi yürü! Gücendin mi? El koyayım mı? Hayır, efendim. Gitsinler. Ne Ne oldu? Saklanıyor muydun? Saklandın mı? Evet. Neden? Şansın vardı. Neden saklandın? Bilmiyorum. Ne demek yani? Öyle işte! Bilmiyorum! Belki de aklımı kaçırdım. Çok kolay kaçabilirdim. Neyim var benim? Ne oluyor? Yiyeceksen çabuk ye. Uzun bir süre durmayacağız. Dokuz yaşındaydım. Evde Bana ithal çikolatalar getirirdi. Amcam. Beni kucağına oturttu ve sevdi. Sonra yalnızken Banyoda Beni tekrar kucağına oturttu ve sevdi. Çığlık atardım. Ama ağzımı kapatırdı Böyle. Ağzımı kapatırdı ki çığlıklarım dışarı çıkmasın. Öyle acırdı ki. Hepsi bitti. İşimiz bitti. Bebeğim. Sen dünyadaki en iyi kızsın. En güzeli Tekrar eve geldi. Defalarca. İçeride ciğerlerim patlayana kadar bağırıyordum. Kimseye söyleme. Tamam mı? Bir gün anneme söyledim. Anlattım ona. Annem dedi ki Kimseye söyleme. Tamam mı? Kimseye söylemedim. Sonra bir gün, hepsi birden durdu. Ama hala ziyarete geldi. Çikolatalarla. Şimdi bile eve gelir. Kucağına otururum. Beni sever. Gülümserim. Bebeğim. En güzeli Canavarlar! Görgü. Kültür. Onları selamla Ayaklarına saygıyla dokun. Hep etrafındalar. Onların arasında yaşaman onlarla gülmen arkadaşlık etmen sevmen gerek. Beni getirdiğin yer var ya Oraya geri dönmek istemiyorum. Gittiğimiz yerse Oraya da gitmek istemiyorum. Ama bu yol Çok güzel. Bu yolun hiç bitmemesini istiyorum. Merhaba. ACP Chaudhary ile temasa geç. Acilen ofisime rapor vermesini söyle. Dosya Dera Mandi Polis istasyonunda açılmıştı. Efendim. Tüm detaylar dosyada. Teşekkürler, Vikram. Her şey için teşekkürler. Halk bunu duymamalı. Özel bir bölüm dosyayla ilgileniyor. Bilgiler tedbirli bir şekilde paylaşılacak. Adı Mahabir Bhaati. Kaçıyor. Adam kaçırmada profesyonel değiller. Sadece önemsiz suçlular. Çocuklar, koşun! Arazi gasp etme, silahlı soygun, vesaire. Kızın telefonundan ara. Sonra bataryayı yok et. Veera’nın telefonundan arama var. Al. Önce güvenmeye değer misiniz onu anlayalım. Sonra arayacağım. Noida’dan bir arama. Delhi sınırı yakınları. Ehliyet. Evrakları göster. Kendi isteğimle anlatmaya geldim. Niye yalan söyleyeyim? Mahabir kızı nereye götürdü hiçbir bilgim yok. Sırf her şeyi anlatabilmek için çok uzaklardan geldim. Size her şeyi anlatacağım. Bilgi gizlemek söz konusu bile değil. Sadece sorun! Burayı bir hafta önce terk etmişler. Her yerde olabilirler. Fİdyeyi ne zaman teslim edeceğinizi bildireceğim. Rahat olun. Ve bekleyin. Haber vereceğim. Calcutta’dan aradı. Kız dans edip beni tuzağa düşürdü Barikatı kaldır. Bırak geçsinler. Evrakları kontrol et. Dur Geri gel. Zaten kontrol ettin Orada birini yakaladılar. Shyambazaar’da İlerle buradan. Çık. Arabayı kontrol et. Nereden geliyorsun? Yan eyalet. Bir kaç tane geçsin. Evrakları göster. Kim bilir nerede. Ona ne yapıyorlar. Betel ağacından tatlı bir ısırık. Lahori kumaşı pamuğu. Ateş böcekleri neşeyle uçar Tanrı senin bahçıvanın, ah yeşil orman. Kötü sözleri boşver, her adımını izliyor. Dünyanın ne düşündüğünü boşver. Allah’ın adını al. Ali’nin adını al Allah’ın adını al. Ali’nin adını al Onun patikasına götürüldü. Onun patikasına götürüldü. Ali Seyahat ediyor Ali Yolunda yürüyor. Ali Yolunda yürüyor. Ateş böceği, özgür ruh, fişekler. Kendinden geçene kadar uçuyorlar Her yerde. Özgür ruh, fişekler. Kendinden geçene kadar uçuyorlar her yerde. Tanrı senin bahçıvanın, ah yeşil orman. Kötü sözleri boşver, her adımını izliyor. Dünyanın ne düşündüğünü boşver. Allah’ın adını al. Ali’nin adını al Allah’ın adını al. Ali’nin adını al Tedbiri rüzgara bırak, Senin ellerindeyim. Tedbiri rüzgara bırak, Senin ellerindeyim. Tedbiri rüzgara bırak, Senin ellerindeyim. Tedbiri rüzgara bırak, Senin ellerindeyim. Seçilmiş kişi, En sevgilisi Allah ona verdiği acıyı allıp götürecek. Adını al ve dans et Ali Adını al ve dans et Ali Allah’ın adını al. Ali’nin adını al Allah’ın adını al. Ali’nin adını al Herkesin taptığı incir ağacı gibi yabani büyür. Kimse onu dikmez. Kimse onu kafese koyamaz. Bu sonsuz yolculukta, yağmur damlalarının düşmesi gibi Yere dokunursa kirlenir. Sadece efendinin adını söyle.

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 5

Cosmos Bir Uzay Serüveni

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 5, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 5 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 5 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 5 Sadece tekrar teşekkür etmek istedim. Tamam, o kadar da önemli değil. Abhi! Her şey yolunda, değil mi? Yani, aramız iyi mi? Hayır, Shanaya. Her şey yolunda değil. Seninle benim aram yani. Abhi Ben Rohan’ı seviyorum. Bunu biliyorum Shanaya. Bana mı söylüyorsun, kendini mi ikna ediyorsun? St. T’ye geleceğimi kurtarmak için geldim. Yılın Öğrencisi Kupası’nı kazanmak istiyorum. Bir süredir dikkatim dağınıktı, ama şimdi kendime geldim. Artık kimse beni yolumdan alıkoyamaz. Kimse! Günaydın, beyler bayanlar. Yılın Öğrencisi Yarışması başlıyor. Yılın Öğrencisi Yarışması üç bölüme ayrıldı. İlki hazine avcı. Sonra dans yarışması en sonda triatlon olacak. Üç bölümde test edileceksiniz. Akademik sanat ve atletizm. Her bölümden sonra dört yarışmacı elenecek. Ama eleme turlarından önce zeka testinize bakılacak. Yani beyler bayanlar, hazır olun. Şov zamanı. Test için çalışıyorsun musun? Hayır. Sen? Ben mi? Hayır, çok uykum var. İyi geceler. İyi geceler. Aklınız düdüklü tencere değil ki, size fısıldasın. Çok çalış, çok çalış. Bilgi duvarını, tekrar tekrar sen yıktın. Çok çalış, çok çalış. Sıkıntı yaşıyorsan, kurtulmak için kahve iç. Sürterek beynimizi kesinleştirelim, dostum. Çok çalış. Çok çalış. Çok çalış Çok çalış. Everest’i unut, yüzlerce kitaptan oluşan dağlara tırman. Yüksek sesle konuşarak çalış. Beyninin daha hızlı çalışmasını sağla. Kırbaçla vur, vur. Yüksek sesle konuşarak çalış. Korkutarak ne elde edeceksin, bunları kazanacaksın. Zaferinin tadını çıkaracaksın, dostum. Çok çalış Çok çalış Çok çalış Çok çalış. Herkes ders kitaplarına gömülüyor. Ama ben sadece dua ediyorum! Yardım et bana, Anne! Hemen dönerim. Aşk bu. Günün sonunda performansının gücüyle ayakta kalacaksın. Bu sanki bir nehir. Unutma, boğmak için hayatta kalacaksın. Kim gelirse gelsin, kazanmak için tek şansın var. Düşün, buradaki her bakışın tek bir hedefi var. Şans verirsen, kaybetmeyeceksin. Bu şans bir daha gelmez. Yılın Öğrencisi Yarışması. İlk aşama. Zeka testi. Kolay! Çantada keklik! Ash .. göster Yüce Anne, A Yüce Anne, B Efendim, bitti! Ve büyük gün! Yürek burkan bir gün! En iyi duyurusu . olan kişi Tanya Israni. Tanrım, benim! . kişi Rooti Kapooja. . olan Rohan Nanda. Shanaya Singhania. Shruti Pathak. . olan kişi Abhimanyu Singh. . olan Kaizaad Sodabottleopenerwala. Birinci kim? Ve . olan . olan Jeet Khurana. Jeet? Dur Sen ne yapıyorsun? Seni buldozer Yeter. Yeter. Öldüreceksin. Tamam, git. Seni şişko. Otur. Otur da anlat bana. Popom. Nasıl birinci oldun? Nasıl? Söyledim sana Anne’nin adını andım ve cevapları işaretledim. Hepsini doğru işaretlemişim. Yüce Ana! Yüksek sesle söyleyin Yüce Ana! Senin Tanrıçan özel mi? Sadece seni mi dinliyor? Pseudo, sen azınlıksın. Senden çok az kaldı. Tanrıça seni mi dinlesin, yoksa çoğunluğu mu? Şimdi Tanrıların da yeni sistemi mi var? Evet. Duydun mu? Evet! Drama kraliçesi, neden ağlıyorsun? Hepimiz en iyi içindeyiz. Kimin kazanıp kimin kaybettiği önemli mi? Tabii ki önemli. Hedeflerimiz büyük. Senin baban Seni en iyi üniversiteye gönderebilir. Yine başlıyoruz. Babamın peşinde Dinle beni sen babamı al, bana da hedeflerimi ver. Benim hedeflerimi istersen, mutluluğu sana veririm. Tüm okul senin ne kadar cömert olduğunu biliyor, Tanya. Ama konudan sapmayalım. Burada yarışma hakkında konuşuyoruz. Bence arkadaşlar arasında rekabet olmamalı. Değil mi, Shruti? Haklısın, bu yüzden mi gizlice ders çalıyordun? Hadi ama, kabul edin! Hepimiz aynı yer için çalıyorsak, aramızda rekabet olur. Bir dakika, Shruti! Yani bu kazanmak için en iyi arkadaşını bile eleyeceğin anlamına mı geliyor. Evet, belki. Şakacı. Sonraki adım, hazine avcılığı. Tamam, herkes dikkatle dinlesin. En iyi , dört takıma bölünecek. A, B, C ve D takımı. Her takım birbiri ardına dört farklı ipucu alacak. Ama kazanmanızı sağlayacak son ipucu her takım için aynı olacak. Son ipucunu ilk çözen bu bölümün kazananı olacak. Şimdi takımlar. A takımı A ve B takımlarının dağılımı garipti. Rohan ve Abhi farklı takımlardaydı. Rohan ve Shanaya farklı takımlardaydı. Rohan ve ben de farklı takımlardaydık. Shanaya ve ben farklı takımlardaydık. Ben Rohan’ın takımındaydım. Mutluydum. İşte dört takım için ilk ipucular. Gelin, alın. Hadi, hadi, herkese iyi şanslar! Koşun, koşun, koşun! Yukarıda gökyüzü mavisi, aşağıda gökyüzü mavisi. Cevabı bulmak için derinlere dalın. Tarihi gülümseme Ajit’in sevgilisiydi. Gülümsemesiyle bu gizemli bayan sizi takip ediyor. Bu nasıl bir ipucu? Ajit kim? Fakülteden mi? Hayır. Bildiğim bir tane Ajit var. Mona sevgilim, altın nerede? Neredeyse orada! İşte bu! İşte bu! Ajit, Mona, gülümseme, tarihi Yani; Mona Lisa. Bu taraftan. İlk ipucunda hayallerimiz suya düştü. Suya düştü Su. Jeet, sen bir dahisin! Gerçekten mi? Hayır! Birisi bana da anlatabilir mi, neler oluyor? Yukarıda gökyüzü mavisi, aşağıda gökyüzü mavisi. Cevabı bulmak için derinlere dalın. Yüzme havuzu. Melekler hayatın şarkısını söylüyor. Sevgilileri gökten gelecek. . olduğunda birleşecekler. Cevap gün ışığının altında yatıyor. Melek. Melekler Onları nereden getireceğiz? Kantinden. Gerçekten mi? Gerçekten. Kilise. .’a beş dakika var. Tamam, dinleyin. Bir ağacım ve henüz değilim. Konuşursan, seni de duyarım. O kadar güzelim ki, öğretmeniniz de beni sever. Kilise bu tarafta, hadi! Beni takip edin! Hadi ama! Hadi! Durun! Durun! Bu çok saçma! Ağaç dediğini için ormana geldik ama ben burada öğretmen göremiyorum. Biz neyi arıyoruz? Öğretmeni mi ağacı mı? İpucunu arıyoruz. Size söylüyorum, bu işe yaramayacak. Daha iyi bir fikrin varsa, bize de söyle Shanaya. Niye bu kadar kabasın? Evet yengeni rahat bırak. O senin yengen, benim değil. Kavga etmeyi bırakın. Düşünün. Öğretmen kim? Tanrı ve Öğretmen! Kapa çeneni. Okulda Gurudwara* yok. (Sikh’lerin tapınağı) Bence bir tane olmalı. Neden Yogi’ye bunu önermiyorsun? Tamam, öneririm. Yogi! İşte bu! Öğretmenimiz. Güzel ağaç, öğretmenimiz onu çok seviyor. O her gün bonsai(ağaç türü) ile konuşuyor. Hadi gidelim! Bir saniye Annesinin adı Bonsai mi? Of aptal! Acele et, hadi! Cevap gün ışığının altında yatıyor. Gün ışığının altı Meleklerin şarkısı Kutsal kitap. Hadi! Son aşama Son gizem Kimyanız ne kadar iyi? Kimya Laboratuarı. Buldum, buldum! Bu ağaç değil, çalı! Kapa çeneni! Kapa çeneni! Bağımsız Hindistan’ın ilk sesi. Cevap sessiz odada yatıyor. Hadi arkadaşlar! Kütüphane, sessiz oda. Hadi Pseudo, daha hızlı, koş, Pseudo hızlı! Pseudo, bu boş! Benim yüzümden hazine avını kaybedeceğiz, özür dilerim. Beyler, lütfen. İpucunu düşünün. Başka bir açıdan bakmalıyız. Tamam mı? Kimyanız ne kadar iyi? Yeter. Bu oyunu daha fazla oynamak istemiyorum. Sessiz bir odada cevapları kim bulacak? Kitaplar mı? Kapa çeneni. Bağımsız Hindistan’ın ilk sesi ne? Kolay! Çok yaşa anavatan! Ses diyor, slogan değil! Bence Mahatma Gandhi olmalı. Ya, çok zekisin! Bence haklı. O ülkemiz için perhize girdi. Oruç tuttu! (Fast=oruç/hızlı) Bundan daha hızlı söyleyemem. İkiniz de kesin! Mahatma Gandhi değil, Jawaharlal Nehru. Hindistan’ın ilk konuşmasını Jawaharlal Nehru yaptı. İlk ses o. Evet, evet, konuşmanın adı neydi? Tryst with Destiny! Kaderle Buluşma. Shruti haklı. İpucu saklıymış. Amonyakla boya çıkıyor. Şimdi okunuyor. Kaderle Buluşma. Bir saniye. Ben bakayım. Görebiliyor musun? Bekle bir saniye.

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 4

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 4, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 4 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 4 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni- Bölüm 4İyi misiniz efendim? Evet, evet, elbette. Hey hey Abhimanyu Singh, değil mi? Evet. Ben Kaizaad Sodabottleopenerwala. Vay. Adın kantin menüsü gibi. Merak etme. Bana Pseudo diyebilirsin. Pseudo mu? Dinle. Hepimiz bilgili öğrencileri büyük bir saygıyla selamlarız. Gelir gelmez ZVY’yi sarstın. ZVY? Evet. Zengin Veletler ve Yandaşları. Baksana sana nasıl da bakıyorlar. Ben kimseden korkmuyorum. Hey hey Nereye gidiyorsun? Orada boş bir yer var. Cebinde de var ayrıca. İnek öğrenciler çetesi ile otur. Banka limitinde yer al. Yeni bir hesap açacağım, katılmak ister misin? Son arzum! Tamam, oturun, oturun. Kontrol, mikrofonu kontrol et! Günaydın, beyler bayanlar. Hepiniz için yeni bir dönem, yeni hayaller ve yeni meydan okumalar. Yılın Öğrencisi Yarışması. Bunu yıl önce başlattım. Kupayı sadece biriniz kazanacak. Sadece en çok çalışan kişi Uluslararası lvy Lig Koleji’ne gidecek. Ve St. Teresa ona sponsor olacak. Şimdi sizleri motive etmek için gelen misafirimize lütfen bir hoşgeldin deyin. Hindistan’ın en başarılı işadamlarından ve okulumuzun yatırımcısı Bay Ashok Nanda! Baban çok havalı görünüyor. Sadece en başarılı iş adamlarından değil En başarılı işadamı! Bilgini düzelt lütfen Dekan. Şaka, şaka. Motivasyon konuşması, ha? Şu anda iki şey yapabilirim. Sizinle kitabi bilgiler paylaşabilirim. Ya da sizin için gerçek hayatı yansıtan bir ayna olabilirim. Çünkü bugüne dek kimse ders kitaplarını okuyarak ya da öğreterek para kazanamadı. Bu mümkün olsaydı, öğretim fakülteniz burada olurdu ve ben de orada onların yerinde olurdum. Haksız mıyım Dekan? Bir şeyi hiç unutmayın. Öğretmenler sadece kuralları öğretir. Ama kazananlar Kazananlar kuralları kendi koyarlar. Abhimanyu Singh? Atletizim bursu? Devlet düzeyinde hem de. Tüm okul futboldaki yeteneğini konuşuyor. Okul takımında oynamak ister misin? Evet efendim. Öyleyse neden söylemedin? Ödünç alınmış şeylerin geri verilmesi gerekir, efendim. Ben onu kazanmak istiyorum. Bu futbol, piyango değil. Kapa çeneni, Dimpy. Pazartesi sabahı .’da sahada ol. Bir bakalım, top sürme becerin dilinin keskinliği kadar iyi mi. Peki efendim, teşekkürler. Bir daha sözümü kesme Tekmele. Tekmele. Tekmele. Tekmele. Abhimanyu’ya yerini göstermelisin. Neden? Odasına yerleşmedi mi? Bugün sahanın kahramanı olmaya çalıştı. Ama patron, çok iyi oynuyor. O kadarını sen de yaparsın. Abartılacak bir şey değil. Bazı oyunlar saha dışında oynanmak zorunda. Git ve duyuru panosunun anahtarlarını al. Neden? Git. Güzel oynadın, üst seviye mi? Hayır, köy seviye. Köy seviye ne? Köydeki çocuklarla oynardım. Gerçekten mi? O yüzden kaba oynuyorsun. Kaba değil, sert oynuyorum. Tarzına odaklandığında formunu kaybedebilirsin. Dinle, köylü Beckham Ukalalığın da bir sınırı olmalı. Bu yer, bu okul benim. Neden? Başkanın oğlu musun? Öyle de düşünebilirsin. Merak etme, babana oy vereceğim. Bu kadar öfke, böyle tavırlar. Bunlar sağlığın için iyi değil! Hiç değil! Annelik mi yapıyorsun? Hayır, babalık. Baban gibi. Yarın sahada görüşürüz. Muayeneden sonra. Muayenei mi? Duyuru panosunda. İngilizce yazıyor. Oku. ÖNEMLİ DUYURU Lütfen, idrar örneğinizi gün bitmeden ofisime getirin. Getirmeyen futbol takımında yer alamaz. Beden öğretmeni, Karan Shah. İdrar örneği? Dimpy, bunu Koç Shah’a ver. Bu ne? Bu benim Senin? Duyuru panosunda yazan şey. Benim Neden nazlı gelin gibi davranıyorsun? Ver şunu. Koç’un evine gideceğim için veririm. Bu seferlik ücretsiz, sonrakinde parasını alırım. Tanrım, geç kaldım. Uyumuş olmalı. Dimpy, dinle. Bırak şunu. Dinle Munni genç değilmiş tanınmışmış. Sheila gençmiş ama tanınmamışmış. Neden, Dimpy? Neden? Nereden bileyim? Ben sadece bir erkeğim, FM radyo değil. Al şunu, biraz TV izle. Aptal zengin çocuklar ve onların kuyrukları. Eğer zili çalarsam, sinirlenir. Buraya bırakayım. Yüce Tanrı Om Jai Jagdish. Yüce Tanrı Om Jai Jagdish. Sana inananların sıkıntılarını giderirsin. Saygılar Koç Efendi Beni futbol takımına seçtiğiniz için size çok teşekkür ederim. Size biraz kutsal su gönderiyorum. Harika. Umarım, beni arındırdığı gibi evinizi ve ailenizi arındırır. Abhimanyu Singh. Tatlı çocuk! Kutsal su göndermiş. Kutsal su mu? Evin içine serpeyim. Aptal, benim evim sensin. Hayatımızın ışığını unutmayalım. Oğlum, çok yaşa. Al, kutsal su. İyi sakla. Ne oldu? Çiş bu. Bu senin eşek şakan mı, yoksa başka birinin de bu işte parmağı var mı? Kendisi yapmış olmalı. Başka birine neden ihtiyaç duysun ki? Söyle. Efendim, ben yaptım. Futbol sahasının etrafında tur koş. Durmak yok. Eğer durursan, baştan başla. Anladın mı? Hey, DK Bose! Koşmayı bırak da beni dinle. Söyle. Pseudo ile dans dersim var. Bana papel verirsen, turu tamamladığını söylerim. Bana papel verirsen, ben de senin beni koşarken izlediğini söylerim. Aptal. Senden iyi politikacı olur. Rüşvet isteyen kim? Git şimdi. . Rohan kabadayı gibi görünmeye çalışıyordu ama yumuşak bir kalbi vardı. Hey Hey Alo Seninle konuşuyorum. Abhimanyu. Evet, Abhimanyu. Dün için teşekkür ederim. Ama bizi korumak zorunda değildin. Biliyorum, zorunda değildim. O zaman neden yaptın? Mükemmel olmaya çalışıyordum. Mükemmel insanların nasıl hissettiğini anlamak istedim. Biliyor musun, senin birkaç tahtan eksik. Benimkiler eksik, ama sende hiç yok. Değil mi? Çok komik. Babamın nasıl saçmaladığını duydun, değil mi? Baban deli değil. Biraz sahtekar! Ve öyle de olmalı. O pozisyona ulaşabilmek için, sahtekar olman gerekir. Vay. Elinde Mahatma Gandhi varken böyle düşünceler Biraz saygılı ol, dostum. O senin cebinde olmalı, ellerinde değil. Tanrı bir hata yapmış babamın oğlu sen olmalıydın. Babanı neden bu kadar çok önemsiyorsun? Önemsemiyorum, hiç kimseyi önemsemiyorum. Çok önemsiyorsun. Onun saygısını kazanmak istiyorsun, ama sana borç bile vermiyor. Vay. Şimdi de aileler konusunda mı oldun? Evet, oldum. Onlar gittikten sonra. Gittiler mi? Tatile mi? Öldüler. Neden şansını denemiyorsun? Seninkiler hayatta. Hadi. Biliyor musun, çok muhteşem muhteşem biris Evet, biliyorum. CHaU ki matra, Toh Ee ki matra, YA aap ki matra. Değil mi? (Chuteya=Aptal) Gel. Benimle kantine gel. Tam zamanı. Ne zamanı? Shanaya. Bu yılki futbol takımı amigosu Tanya lsrani. Gerçekten mi? Tebrikler. Berbat hissediyor olmalısın. Çünkü normalde bu pozisyon okulun en popüler kızına verilir. Üzülme, Tanya. Çünkü elimde pon pon tutmak ve erkekler için çığlık atmak benim tarzım değil. Çünkü onlar benim için çığlık atıyorlar, ıslık çalıyorlar. Ve daha birçok şey! Hadi görelim! Shanaya. Shanaya. Altın rengi lüleleriyle ay gibi parlıyor. İşte başlıyoruz. Bu mavi gözler bir şey saklıyor. Shanaya. Altın rengi lüleleriyle ay gibi parlıyor. Bu mavi gözler bir şey saklıyor. Seni yaratana nasıl şükredeyim? Shanaya. Seni yaratana nasıl şükredeyim? Shanaya. Shanaya Shanaya. Shanaya gibi olmak istiyorum. Shanaya. Seni yaratana nasıl şükredeyim? Shanaya. Shanaya. Shanaya. Shanaya. Shanaya. Bu kadar çok aşk, fazla ilgi. Hasta mısın? Yoksa düzeldin mi? Düzeldim. Ya da hâlâ Shanaya Singhania’nın erkek arkadaşı olduğunu tüm dünyaya duyurmak istiyorsun. Shruti, sen de böyle iyi bir erkek olarak yaratılacakmışsın ama Tanrı uyuya kalmış ve kız doğmuşsun. Bence sen uyuya kalmışsın. Çünkü rakibini göremiyorsun. Abhimanyu, değil mi? Demek okulun yeni çocuğu sensin. Önceden fark etmemiş gibisin.

Cosmos Bir Uzay Serüveni – Bölüm 3

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos Bir Uzay Serüveni – Bölüm 3, Cosmos Bir Uzay Serüveni – Bölüm 3 Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni – Bölüm 3 izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni – Bölüm 3 Buradayım, baba. Ne, nasıl, nerede Neler oluyor şu an? Lauren beni kendi kuaförüne ürdü. Saçlarıma ek yapıp, makyaj yaptılar. Hatta onlara neyin yapılıp neyin yapılmayacağını kendisi söyledi. İnanılmaz birisiydi. İnanılmaz birisiydi demek! Büfeden biraz suşi ister misin? Sakin ol, şampiyon. Kızın kilo alması gerekiyor. Domuz pirzolası, kuzu pirzolası gibi şeyler yemesi gerekiyor. Sığır eti yiyelim o zaman. Olur mu? Bence aramıza yeni birisi daha katıldı. Adı aşk tanrısı olan küçük, uçan bir bebek. Vurdun beni! Artık birbirimize aşık olduk. Ne oldu? Ne mi oldu? Az önce kızıma baktım ve onu tanıyamadım. Bir an aklım gitti sandım. Kızın yaşında. Şu anda gelişme çağında. Biliyorum ama buna karar verecek kişi benimdir belki. Çünkü o benim kızım. Tuhaf bir andayız. Rahatsız. Ortam gergin. Ben gidiyorum buradan. Kimler benimle? Ben. Ben. Ben. Ben de geliyorum. Bir şey sorabilir miyim? İznimi almadan, kızımı süsleyebileceğini sana kim söyledi? Haklısın, özür dilerim. Üzgünüm. Bunları söyleyen ise oğlumu neredeyse öldürtecek iki yüzlü bir adam. Ödeşiyor muyuz yani? Bu mudur? Hayır, ödeştiğimiz falan yok. Çok güzel bir kız. Evet. Prens Valiant gibi saçlarını kestirip, eşofman giydirmişsin kıza. O saç şekliyle çok güzel görünüyordu. İçindeki kızı öldürüyordun. Onun yaşındayken de annesi erkek gibi görünüyordu, bu benim için hiç sorun olmadı. Karını yaşından beri mi tanıyordun? yaşımdan beri tanıyordum. Vurulmuştum resmen ona. Onun da benden neden hoşlandığını hiç bilmiyordum. % aptal % ezik birisiydim. Ben de % ezik, % acınası haldeydim. Dişlerime tel taktırmasaydım, şu anda gözüne girecek halde olurlardı. Sana bağırdığım için özür dilerim. Çocuğunu aptal bir kuşa bindirdim ve iznini bile istememiştim. Beni dinle, sen haklısın. Biraz çocukları serbest bırakmam gerekiyor. Thathoo adına, siz iki çifte kumruları sonunda kaynaşırken gördüğüm için ne kadar mutlu olduğumu söylemek istiyorum. Hayır, kaynaştığımız falan yok. Konuşuyoruz sadece. Hâlâ birbirimizi öldürmediğimiz için sevinebilirsiniz. Kaynaşın. Kaynaşın. Evet, evet. Kaynaşıyorsunuz. Kaynaşıyorlar Kaynaşıyorlar Evet, evet. İletişim Kuruyorsunuz Birbirimize karşı öyle şeyler hissetmiyoruz. Tıpkı Şarap ve Bobotie Gibi Tamam, gidelim. Kendimize biftek alalım. Tıpkı Malva Pudingi Gibi Orada da kaynaşıyorlar. Oraya gidin, oraya gidin. Orada da kaynaşıyorlar. Kaynaşın Baba, bak! Çok güzeller! Ne var? Kartal uçuyor sandım. Bence bir at geçiyor! Merhaba, hilary. Bizim aracımızla gelmek ister misin? Senin tabutunda olman gerekmiyor mu? Güneş tepede şu an. İkile bakalım. Hey, bekle. Git hadi. Aman tanrım! Bakın çocuklar! Çalı domuzunun anne ve babası öldü. Artık bakımını aslanlar yapıyor. Doğada bile karışık aileler vardır. Çok güzel. Çok tatlı. Burada yanlış anladığım bir şeyler olabilir. Öyle mi dersin? Olmaz! Yapabilirsin, anne! Hadi Lauren! Hadi Lauren! Çok heyecanlı bir şey. Vakit geçtikçe her şey değişiyor. Çok zor bir durum. Olayları akışına bırakmalısın. Sayfayı değiştir, yaşamana bak. Daha dün küçük bir çocuk Aş bunları. Kabullenmeye bak. Hayatın cilvesi. Acı verici gerçi. İncitiyor, değil mi? Benim için bir sorun yok. Bende sadece bir çocuk var. Ama senin işin yaş. Sağ ol. Manzara harika! Ubani omunye ozayo? Sıradaki kim demek oluyor. Ben binebilir miyim anne? Ne? Buna mı? Delirdin mi sen? Olmaz. Mfana yapabiliyorsa ben pekâlâ yapabilirim. Tamamen güvenli bir şey. Bunu yapmana hayatta izin vermem. İlk ben deneyip, yapabileceğine emin olmazsam. Evet! İşte bu! Harika! Anneniz havaya uçacak! Endişelenecek hiçbir şey yok. Çok sıkı bağlandın. Bunlar ‘lik sağlam kumaşlardır. Endişeleneceğin tek şey sıtma olacaktır. Yukarıda hiçbir şey yutmamaya çalış. Peki fikrimi değiştirirsem nasıl işaret vereceğim? İşte bu! Harika görünüyorsun! Aman tanrım! Fikrimi değiştirdim! Fikrimi değiştirdim! Harika bir şey bu! Aman tanrım! Çok güzel! Uç bakalım uç! Zürafalar! Jim, orada zürafalar var! Görebiliyorum! Benden selam söyle! Bu çok manyak bir şey! Filler! Filler! Aferin kızıma! Neden çığlık atıyor? Çığlık atmıyor, uluyor. Eğleniyor. Çok güzel görünüyorsun, bebek! Uçun, Bayan Thorpopolis! Rüzgar gibi uçun! Tyler! Sen de denemelisin! Neden yavaşlıyorsun? Benzinimiz bitti! Benzin mi bitti? Nasıl yani? Arabada benzin kullanıyoruz. Şimdi ise bitti. Aman tanrım! Neler oluyor? Jim? Benzinimiz bitti? Ne? Tanrım! Olamaz! Bütün bunlar senin suçun! Merak etmeyin! Babam bir şeyler bulacaktır! Ne bulacağım! Benzin istasyonu bul! Berbat birisin. Neden buna bindim ki? Beni dinle! Yere yaklaştığın zaman hızlı bir şekilde koşmaya başla. Bacaklarım küçücüktür. Şu anda bunun bir önemi yok. Oynat o küçük bacakları! Kimse çocuklarının, bu şekilde ölüşüni izlemesine izin vermez. Hadi! Hadi! Hadi! Hadi! Çalıştır bacaklarını! Aman tanrım! Gergadan! Bacaklarını ayır! Aman tanrım! Bacaklarını ayır! Gitti Lauren’in yarısı! İşte bu! Koşun, koşun, koşun! Baba! Masaj yaptıran tiplerden olduğunu sanmıyordum. Bu hayatımda yaptıracağım ilk masaj. Yapmak zorundayım. Baksınlar bakayım midem ağzıma gelmiş mi. Rica ederim bu arada. Ne için? Ne için mi? Hayatını kurtardığım için. Beni sen kurtarmadın. Sadece koşmamı söyledin. Söyledim değil mi? Neden beni tutmadın? Tutmam mı gerekiyordu? Neyim ben, Batman mi? Saatte km hızla üzerime geliyordun. Nereden baksan kilo varsındır. Çarpıştığımızda kollarım kopabilirdi. Aynen, kilo varımdır. Ortadan ikiye bölebilirdim seni. Kadınlar genelde kaç kilo olur bilmiyorum. Bir şey bildiğin yok zaten. İyi masajlar. Görüşürüz. Pekâlâ. Şimdi birbirinizin gözlerinin içine bakaraktan aynı hareketi partnerlerinize yapın. Nedir bu? Doors filminden bir sahne bence. Bilemiyorum. Bayan? Masaj randevusu almıştım. Evet, Çiftlerin Masajı Sanatı’na randevu almışsınız. Arka bahçeme çığ düşmüş Az önce bebek bakıcısı aradı da acil bir durum söz konusu. acil bir durum söz konusu. Hadi ama! Bu tam da size lazım olan bir şey. Biz masaj kabilesindeniz. Ben Oturanboğayım. Hiç hoş değil. Şaka yapıyorum. Bize katılın. Ben iyiyim aslında. Ben de iyiyim. Bence de öylesindir. Bu taraftan. İşte oldu. Aman tanrım! Pekâlâ! Sevgilinizin boynunu okşayaraktan gevşemeye başlayalım. Hadi, utangaç olmayın. Kendinizi sevgilinizin dokunuşlarının verdiği zevklere teslim edin. İşte oldu. Merhaba. Nasılsın? Yumuşak bir şekilde dokunmayı unutmayalım. Karşınızdakinin cildine hafifçe dokunun. Tanrım! Neler oluyor? Üzerimde böcek mi var? Hayır. Böcek falan yok. Sadece söylediği gibi dokunmaya çalışıyorum. Boğazımı ağrıttı. Bir daha yapmam. Özür dilerim. Nasıl yapılıyor bilmiyorum. İşte oldu! Çok iyimiş aslında. Güzel. Tanrım! Rahatladığımı hissediyorum. Harika bir şey. Bakar mısınız? Banada aynısından yapılacak mı yoksa Afrika’da bütün masajı erkekler mi yapıyor? Çok komik, Bay Moptopolis. Ama beyefendi haklı. Masaj yapma sırası sizde artık, hanımlar. Partnerleriniz omuzlarınıza masaj yaparken siz de onun kulaklarını ovuşturun. İşaret ve baş parmağınızla, sanki bir çiçek yaprağının üzerindeki çiğ tanesine dokunuyormuş gibi kulak memelerini okşayın. Bunlar senin çiçek yaprağın mı? Evet, şimdi çiğ tanesini okşa. Dokun bakayım. Şu aptal şeyleri çekip koparsam sana iyilik yapmış olurum. Kapa çeneni, hantal omuzlu. Evet, hantallar. Hayır, değiller. İyiler iyiler.

Cosmos Bir Uzay Serüveni – Cosmos A SpaceTime Odyssey

Cosmos Bir Uzay Serüveni – Cosmos A SpaceTime Odyssey, Cosmos Bir Uzay Serüveni – Cosmos A SpaceTime Odyssey Belgeseli, Cosmos Bir Uzay Serüveni – Cosmos A SpaceTime Odyssey izle

Cosmos Bir Uzay Serüveni – Cosmos A SpaceTime Odyssey Bu yıl yine arka bahçede kamp mı yapacağız? Ne oldu? Senin için çok mu sıradan artık? Hayır. Sınıfımdaki bazı çocuklar Florida’ya, Colorado’ya veya hiç yoktan olmasa İsviçreye gidiyor da. Tamam, demek ki sınıfında bir çok zengin çocuk varmış. Ne yapmamı istiyorsun? O kadar paramız yok bizim. Biliyorum. En azından bir yerlere gitmek iyi olurdu. Onu götürebileceğin en ucuz yer neresi biliyor musun? Dansözlük kursuma. Kapat şunu lütfen. Ciddiyim! Affedersiniz bayım? Buraya basketbol formamı almaya gelmiştim. Sen az önce bana bayım mı dedin? Evet. Ben bir kızım. Acayip derecede kezban bir kızmış. Dostum, o bu adamın kızı. Tatlım, matematik ödevin ne durumda? Özel hocanın verdiği tüyolar işe yaradı mı? Biriyle mi buluştun? Buluşmak mı? Sana biriyle buluştuğumu kim söyledi? Mail şifreni gerçekten değiştirmelisin. da nedir? Bu doğum tarihini şifre olarak son kullanışım olacak. Maillerimi okuduğuna inanamıyorum. Brendan, seni seviyorum ama bu çatı altında birbirimizin özel hayatına saygı göstermeyi öğrenmek zorundayız. Jim kim? Kimse değil, tatlım. Bir şaklaban sadece. İnan bana, hiçbir anlamı yoktu. Söz mü? Söz. Evde tekerlekli aletler kullanmak yasak! Daha önce söyledim bunu! Zincire vur şunu, anne! Yakala onu! Baban sana eve gelirken dondurma aldı mı? Vur kafasına! Naneli ve çikolata parçacıklı olanından! Yere yatır! Dünyanın en iyisi benim! Aptal! Aptal! Bittin oğlum sen! Bir daha meme sıkmaca yok, çocuklar! Hayatınız boyunca sadece iki tane memeniz olacak. Onları sevmeyi ve saygı göstermeyi öğrenmek zorundayız. Ben hep sevip, saygı gösterdim. Sana kaç kere söyledim onu eve bırakmadan önce şekerli şeyler yedirme diye? Hadi ama. Babasıyla dışarıda bir külah dondurma yemek bir çocuğun unutacağı en son şeydir. Tamam. Eğer babaları onlarla biraz daha vakit harcasa unutmayacağı daha çok şey olur. Yine bozdun beni. Seninle vakit harcamak çok eğlenceli, Lauren. Onun yeri orası değil. Ne yapacağız? Amanın. Orada patlayacak. , Tanrıya şükür. Patlamaya ramak kalmıştı. Bir dakika içinde ölecektik neredeyse. Merhaba. Nasılsın? İyi. Cumartesi, Tyler’ın maçına geliyor musun? Evet, tabii ki de. Harika, seni de yazıyorum. En iyi yaptığın şey de bu. Tahtaya, Mark. Tahtaya! Lauren, çocukların tahtaya ihtiyacı yok. Bir listeye ihtiyaçları yok. Her zaman yanlarında olacağımı biliyorlar. Bu yeter onlara. Baba, bana ödevimde yardım edebilir misin? Edemem, dostum. Affedersin. Yapacak başka işlerim var. Annene sor. Bu tutumuma bir örnek sayılmasın. Gittin mi? Larry, basket oynamak ister misin? Baba! Affedersin! Kes şunu! Çık dışarı! Neden kapıyı çalmıyorsun? Özür dilerim, tatlım. Hiçbir şey görmedim. Çok sağ ol ya! Hayır, hayır, hayır! Bakılacak başka bir sürü şey vardı! Yani, herhangi jelimsi bir şey görmedim. Yumruk çakmaya ne dersin? İstemiyorum. Larry, ikimizinde yumruk çakması gerekiyor. İyiyiz, değil mi? Ne istiyorsun? Sadece merhaba demek istemiştim. Dedin işte, çık hadi artık. Ne yapıyorsun burada? Annemle konuşuyorum. Harika. Ne konuşuyorsunuz? Kızsal meseleler. Bil diye söylüyorum, kızsal meselelerde ben de iyiyimdir. Bir saniye izninle. Teşekkür ederim, babacığım. Ama ben annemle konuşmak istiyorum. Tabi tabi. Benden de selam söyle. Bütün çıkartmalarım bitti. Hepsini yüzüne yapıştırmışsın. Ne oldu sana böyle? Artık ESPN ile oynayabilir miyim? ESPN şu anda kafasını dinlemek istiyor. Göyünmez annemle mi? Evet, görünmez annenle. Onu sadece ESPN’nin görmesi adil değil. Biliyorum. Keşke onu ben de görebilsem. Keşke ben de. Dur bakalım. Peynirli makarna ister misin? Peynirli makarna istiyorum. Etrafına bakıp duruyor. Gözleri seni arıyor. Bugün olduğunu biliyordun. Takvime adını yazmıştım. Lauren, toplantı beklediğimden de uzun çıktı. Benden ne istiyorsun? Sadece babalık yapmanı istiyorum. Şuradaki büfeye gidip baksana, sakinleştirici satıyorlar mı? Sakinleştirici mi? Sen pılını pırtını toplayıp ‘lara geri dönsene? Merhaba, biraz çekilir misiniz? Beyzbol oyununa mı geldin? Dick ile gizemli yolculuğa çıkıyorum. Bu harika bir haber! Nereye gideceğimiz hakkında en ufak bir fikrim yok. Çok eğlenceli birisi. Acayip heyecanlıyım. Evet, şimdiki vuruşta, numarayla Tyler Reynolds var! Pekâlâ, bastır, Tyler! Bastır, Tyler! Bu çocuğa mı vurduracaklar? Lig kuralları. Her çocuğun iki vuruş yapması gerekiyor. Onun gibi çocukların bile. Götüne iki vuruş yaparsam görürsün şimdi. O pis ağzını kapat yoksa onu Burt Reynolds kırması ya! yumruğumla doldururum! Şu ergen kaç yaşındadır sence? Nascar yarışçısı gibi duruyor. Dışarıda! Hadi ama! Önemli değil, oğlum. Unut gitsin onu! Sorun değil. Olamaz. Yine kontrolünü kaybetmeyecek değil mi? Hayır, iki hakkı daha var. Bir şey olmaz. Ben gitsem iyi olur öyleyse. Burada, bir haftalığına izin almam gerekeyor. Neden olmasın. Tatil ne zaman? İki hafta sonra. Dur bir saniye. Bu olamaz çünkü iki hafta sonra bahar tatili var ve çocuklarla ilgilenmem gerekiyor. İkinci dışarıda! Neden ya! Sorun değil, bebeğim. Bu seferkini vuracaksın! İyi bak şimdi çocuk bunu da kaçırınca ne olacak! Böyle bir yorum daha yap da göreyim seni. Seni uyarmıştım uyuz herif! Anladın mı beni? Yap da göreyim seni! Ağzının ortasına çekeceğim şimdi! Yap da göreyim seni! Çocukları raftinge Mark götürecek sanıyordum. Aşağılık herif, iptal etti. İş gezisine çıkacakmış. Bu işin altından nasıl kalkacağımı bulacağım diye kafam patlayacak neredeyse. Kalkamazsın. Vakit kalmadı artık. Neden ikimiz birden evde kalmıyoruz? Sen şimdiye kadarki en iyi iş arkadaşısın. Üçüncü dışarıda! Nefret ediyorum! Nefret ediyorum! Nefret ediyorum! Berbat birisiyim! Yine başladık işte! Biraz da badmintona el atmalısınız bence! Sen de biraz dişlerini fırçalamalısın bence! Biraz da deodorant kullan! Biraz da testosteron kullan. Biraz da iktidar hapı kullan. Varsayımsal olarak söyledim! Ve boynunu tıraş et. Çok kıllı lan! Bu ne böyle! Hayır, hayır, hayır! ÖZEL ALAN olsun! Tişörtünün arkasında küçük düğümü de koparttık mı üçüncü adıma geçmiş olduk. Baba? Efendim? Annemin en çok neyini özlüyorsun? Annenin en çok neyini mi özlüyorum? Her şeyini. Kahkaha atmasını, gülmesemesini, küçük burnunu, ki seninki de ona çekmiş. Çok şükür bana çekmemişsin. Çok tuhaf görünürdün. Ne zaman Oz Büyücüsü oynasa onu özlüyorum. O filme bayılıyorum. Biliyorum. Bize her şarkıyı söylerdi, özellikle de Gökkuşağının Oralarını. En çok neyi özlüyorum biliyor musun? Neyi? Onu ne kadar çok sevdiğimi söylemeyi. Bunu başka birine de söyleyecek misin? Söylemek mi? Annenin ölmeden önce söylediği tek şey başka birini bulmamı istemesiydi. Ama ben de ona bulamayacağımı söylerdim çünkü benim tek aşkım oydu. Annem ne cevap verirdi? Annen, kalbimin iki oda sığacak kadar büyük olduğunu söylerdi. Annenle ilgili en çok özlediğim diğer bir şey de buydu. Gerçekten benim mükemmel biri olduğumu sanıyordu. Bence de mükemmel birisin, babacığım. Teşekkür ederim. Baba? Kişisel bir işim çıktı da, arabayı ödünç almam gerekiyor. Yanında ben olmadan araba süremezsin. Üstelik birinin, kardeşinin yanında kalması gerekiyor. Baba, kişisel bir işim var. Ne demek oluyor bu, ha? Birisini dövmeye mi gideceksin? Aybaşı olmuş, baba. Ne? Adet günüm geldi. Öyle şeylerin olduğunu unutmuşum. İnci Ped. Mikrop Öldürücü. Taze Esintiler. Tatlı Romantik ve İlaçlı. Şimdilik tatlı romantik mikrop öldürücüyü almayalım.

Cosmos Bir Uzay Serüveni

Cosmos: Bir Uzay Serüveni

Cosmos Bir Uzay SerüveniCosmos: Bir Uzay Serüveni, Cosmos: Bir Uzay Serüveni Belgeseli, Cosmos: Bir Uzay Serüveni izle

Belgeselde uzay hakkında bilmediğimiz bir çok şeyi öğreneceğiz.

Cosmos: Bir Uzay Serüveni Evet. Beyefendi biri değilsin. Beyefendiyim. Değilsin. Victor, göster ona. Vur. Döv onu, döv Victor. Victor. Ne kadar cesursun çok şaşırdım! Victor. Carol benim olmalı. Ona ihtiyacım var. Onu seviyorum. O, benim her şeyim. Onu elimden ancak beni öldürerek alabilirler. Ne yapacağıma karar verdim. Paris’teki en iyi psikanalizciye gidiyorum. O bir dahi. Grup analiz toplantılarına katılmamı istedi. Ben de gitmeye başladım ve devam edeceğim. Savaşacak ve kazanacağım. Çünkü, onu seviyorum. Bu çok daha iyi. Hafif bir buhar kadar güzel şey yok. Fiziksel sağlık kadar ruhsal sağlığa da sahip olamlıyım. Buhar beni öyle rahatlatıyor ki. Sen iyi misin, Victor? Dışarı çıkmak istiyorum. Beni dışarı çıkarın. Kapıyı açamıyorum. Doktor, on beş yaşındayken aileme, evlâtlık olduklarını söylemem gerekti. Kavga ettik ve evden taşındım. Demek bağımsızlığı seçtiniz. Bir kadında bu özellik çok hoşuma gider. Ama üzülmeden edemedim. Kendimi suçlu hissettim. Ben, nifomania bir aileden geliyorum. Buna babam ve iki erkek kardeşim de dahil. Niçin hepimiz soyunmuyoruz? Bu modern bir yöntem. Örneğin, doktor Nene var? Bay James beni çok fazla etkiliyor. Ve onun başka birisine aşık olması beni daha da heyecanlandırıyor. Onda olup da, bende olmayan şey nedir? Bilmiyorum. Ama yüzünde bir şey var. Işık yüzüne belli yönden geldiğinde çok yakışıklı oluyor. Hayır, buraya bak. Çok iyisin. Ama ben buraya sorunlarımdan kurtulmak’ için geldim. Onları daha arttırmak için değil. Ayna, ayna söyle bana en yakışıklı kim? Ben. Bu adamdan nefret ediyorum, Grup, İngiltere’de bizim milli bir terapimiz var. Adına kriket diyoruz. Diğer sporların aksine baskı ve endişe içermez. Eğlenceli ve şiirseldir. Söğüt ve derinin şarkısıdır. İçinde var mı? Hayır. Bu beylerin oynadığı bir oyun. Saçma. Saçma. Bayan Lefevre bana kendinizden bahsedin. Gerçekten çok hoş değil mi? Bana yardım edin, doktor. Şu kızları gönderemez misiniz? Kızların ortalıkta dolaşmasından hiç hoşlanmam. Buraya uzan ve şampiyonunu en avantajlı yerden seyret. Gel, omzuma yaslan. Onu daha iyi görürsün. Evet. Onu daha iyi hissedebilirsin. Bütün o harika vuruşlarını hissedebilirsin. Bir ayarlama yapar mısınız, doktor? Ne istiyorsunuz? Sadece üçümüzün olduğu bir seans. Yani biraz bowling, biraz atış ya da öyle bir şeyler mi? Hayır, daha yakın bir oyun. Ne zaman bitirecekler? Sinirlenmeye başlıyorum. Bu oyun ona büyük bir heyecan ve zevk veriyor. Ama oyunun bitmesini ve birlikte başka oyun oynamayı istiyorum. Başka oyun mu? Evet. Bu, çok ilginç. Top yuvarlayıcıyı görüyor musunuz? Ona bayılıyorum. Hayır, vurucuya bakmayın. Top yuvarlayıcı daha ilginç. Hayır, vurucuyu sevdim. Evet, zaten herkes vurucuyu seviyor ama ben şahsen top yuvarlayıcıyı daha çok seviyorum. Michael, hiç gelmeyeceksin sandım. Bu da ne demek oluyor? Hayatım, günlerdir telefon etmeni bekliyorum. Burada ne işin var? Söylediklerini düşündüm ve sanırım sen haklıydın. Ne? İki insan birbirini daha iyi tanımak için, birlikte yaşamalı. Bu yüzden buraya taşınıyorum. Buraya mı taşınıyorsun? Tüm hislerini açığa vuruyorsun. Çok tuhaf bir kadınsın. Birbirimizi sadece birkaç saattir tanıyor olmamıza rağmen, birbirimiz için yaratıldığımızı hissediyorum. Kısmete inanır mısın? Lütfen evine git. Çok açım. Peki, günâhı sever misin? Hayır, hayır. Hiç sırası değil. Otur. Oturayım mı? Otur. Peki. Böyle daha iyi. Şimdi, konuşacak ve her şeyi yoluna koyacağız. Hakimiyet kurduğunda sana bayılıyorum. Sahi mi? Neyse, senin çok çekici bir kadın olduğunu düşünürken, sana aşık değildim. Anlıyor musun? Sana aşık değilim. Son zamanlarda çok üzgün. Özür dilerim. Matmazel. Acilin, İntiharlar Servisi’nde çalışan beyler eşsiz bağlılığınızdan dolayı sizi bu saatle ödüllendirmek istediler. Teşekkür ederim. Michael, hatırlıyor musun, ofisinde beraber olmuştuk? Hatırlıyorum. Hastahane yatağındaki geceyi hatırlıyor musun? Unutulmazdı. Annemin durumu meçhul. Zavallı annecik. Eyfel Kulesi’nin tepesinde. Çok soğuk. Bana sahip olabilirdin, Michael. Michael. Lütfen, sana ihtiyacım var. Niçin telefon etmedin? Kim bilir kaç kez sana telefon açtım? Belki altı kez. Çok çılgınca biliyorum ama, seni istiyorum Michael. MichaelMichaelMichael Merhaba. Affedersin. Merhaba. Michael, seni defalarca aramaya çalıştım. Michael, seninle Seni defalarca aradım MichaelMichael Yeter, tüm kediler kendinize gelin. Ben etkileyici taktikler yapmayı bilmem. Bir aynaya bile kur yapmayı beceremem. Ben kaba bir adamım. Niçin bu kadar zayıf ve yalnız bir durumdayım? Bu kadar şey yapıyorum ve niçin hâlâ taçlandırılmıyorum? Doktor Fassbender! Doktor! Bu, çok önemli. Hemen Doktor Fassbender’i görmeliyim! İmkânsız. Şu an hastası var. Rahatsız edemem. Ama kalbiniz bu çok özel durum için bir ayrıcalık yapamaz mı? Çok önemli. Bu durumda sanırım, mümkün. İşte, burada. Merhaba. Günaydın. Beni çok korkuttu. Kapıyı çalmak yok mu? Çalmak mı? Ama ölüyorum. Ben de. Beni ne sanıyorsun? Sorun neyse, bir sonraki toplantıya getir. Şimdi ilgilenemem. Umarım, az önce burada olanları yanlış anlamazsınız. Hayır, durum çok açık. Bana saldırdınız. Eğer böyle düşünüyorsanız, düdüğünüzü geri alın. Çok şükür, tam zamanında geldiniz. Bana özel tedaviden söz ediyordu ve sonra Sorunlarımı açık açık anlatıyor olmam, kolay elde edildiğim anlamına gelmez, değil mi? Hayır. Aşık olmak için fiziksel heyecandan daha önemli şeyler vardır. Meselâ, saygı. Çok önemli. Benim için bu tür şeyler atmosfer kadar önemlidir. Atmosfer. Atmosfer önemlidir, değil mi? Çok önemlidir. İki insan romantik bir ortamda oturuyorlar. Loş ışıklar, müzik şampanya ve belki tütsü. Tütsü çok güzeldir. Bunlar çok önemli. İşte o zaman kendimi veririm. Ama daha önce, hayır. Kimin aklına asansör gelirdi? Dünyanın en emniyetli yeri. İki insanın birleşik ağırlığı, beş yüz kiloyu aşmayacak şekilde ayarlanmış. Cehennem gibiydi. Ama toparlanırız. Teşekkürler. Yakında, bir şeyimiz kalmaz. Çok teşekkürler. Çok naziksiniz. Teşekkürler. Biz, kesinlikle çok iyiyiz. Hafta sonu benimle gel. Nereye? Chantelle Şatosu. Harika. Balık tutar, avlanır ata biner, yüzeriz. Ve hepsini odamda yaparız. Michael! Carol evde yoktu. Biz de sana uğrayalım dedik. Bay ve Bayan Werner! Carol, geleceğimizi sana söylemedi mi? Evet, evet. Marol söylemek. Yani Carol, söyledi. Bana, anne de! Bayan Lefevre. Daha fazla dayanamayacağım. Çünkü, aşkın için ölürüm. Tuzunuz var mı? Ne dedin? Tuzunuz var mı? Tuz mu? Kayığım var. Gaz yağım, kibritlerim, ateşim, iki kılıcım ve bu bayrak var, ama hiç tuzum yok. Hep, burada mı yersin? Senede bir kez. Doğum günümde. Bu gece, doğum günün mü? Evet, yirmi dokuza giriyorum, Yirmi dokuz. Ne gece seçmişim. Kimsenin bana bakmadığı bir yerde, özel bir şey yapacağım. Sakıncası var mı? İşine bak. Bir iki lokma yiyip gideceğim. Sen burada oturmuş yemek yerken, istediğim şeyi yapamam ki. Sorun değil. Ne yapman gerekiyorsa yap. Çok bencilsin. Sen orada ne yapıyorsun? Bu alev de neyin nesi? Sen, ne yapıyorsun? Neler oluyor? Niçin çeneni kapatmıyorsun? Şurada intihar etmeye çalışıyorum. Bu güzel psikanalizci bedenimi ateşe. verecek ve Vikingler gibi denize açılacağım. Doktor musun? Akıl doktoruyum. Gerçekten mi? Evet. Çok kötü duygusal problemlerim var, yardım edebilir misin? Bunu sormak için en berbat zamanı seçtin. Bir intiharın tam ortasındayım. Pekâlâ. Ama uzanman lâzım. Ayakta yapamam. Nasıl yani? Bu, kiralık bir smokin. Ne olduğu umurumda değil. Uzanman lâzım. Yoksa olmaz. Haydi yat. Nereye? Şunun içinde uzan. Carol geldi. Merhaba. Ah! Bu, Bay Hiper Aktif Bezeli Dinle, içeride Ellerini üzerimden çek. Kendime ait bir hayatım var. Kendi dairende kal ve sen kendi hayatını yaşa, ben de kendi hayatımı yaşayayım. Sus. Sevgilim. Bak kimler, var. Annen ve baban! Anne! Baba! Ne zaman geldiniz? Yollar çok açıktı. Biraz erken geldik ve Michael bizi oyaladı. Evet, o harika bir ev sahibidir. Bence o Şimdi bunları konuşmak gereksiz. Haydi dışarı çıkalım. Daha çok erken. Ayrıca sabah erkenden ayrılmaları gerekiyor. Evet, haydi kutlayalım! Bu şehre bayılıyorum. Muhteşem. Ne zaman evleneceğinizi söylediğinizi hatırlamıyorum. Bir gün söylemedik, anne. Gelecek ay evleneceğinizi yazmıştın gibi. Öyle değil mi Wolf? Ben, herhangi bir tarih hatırlamıyorum. Aslında biz, düşünerek ve kendimizden emin olarak bu adımı atmak istiyoruz.